Bu haber kez okundu.

Ülkemizde Sık Görülen Cinsel Sorunlar

Yapılan araştırmalar gerek ülkemizde gerekse dünyada cinsel sorunlara sık rastlandığını ortaya koyuyor. Her 3 kişiden 1'i cinsel problemle karşı karşıya. Cinsel sorunların en önemli nedeninin eğitimsizlik ve bilgisizlik olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Cem İncesu, ülkemizde en sık yaşanan cinsel problemlerin başında kadınlarda vajinismus ve cinsel isteksizlik, erkeklerde ise erken boşalma ve sertleşme bozuklukları geldiğini söylüyor.

Birçok Nedenden Kaynaklanıyor

Ülkemizde yaygın ve okul çağında başlayan bir cinsel eğitimin olmaması ve cinsel bilgi kaynaklarının yeterli ölçüde kullanılmaması gibi nedenlerle cinsellik alanında ciddi boyutta bilgi eksikliği görüldüğünü, bu bilgi eksikliğinin, sağlıklı bir bedene ve psikolojik yapıya sahip olmasına rağmen çok sayıda bireyin ya da çiftin cinsel yaşamlarında sorun yaşamasına, bu nedenle ilişkilerinin bozulmasına neden olabildiğini belirten Prof. Dr. Cem İncesu, "Başta hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı, kanser, çeşitli kronik bedensel hastalıklar ile başta depresyon olmak üzere psikiyatrik hastalıkların bir çoğu da cinsel işlevleri etkilemekte ve cinsel sorunlara yol açmaktadır.

Ayrıca tedavilerde kullanılan çok sayıda ilaç da cinsel işlevleri olumsuz yönde etkilemektedir. Sonuç olarak cinsel sorunlar çok sayıda farklı etkenin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır " diyor.

Vajinismus Cinsel Terapi İle Düzeliyor

Ülkemizde kadınların en sık yaşadığı cinsel problemlerin başında vajinismus geliyor. Genellikle cinsel birleşmenin kurulamamasına, çocuk sahibi olunamamasına ve boşanmalara neden olan vajinismus dramatik sonuçlara yol açabiliyor.

Vajinismus, vajinaya giriş denendiğinde, vajinanın dışa yakın kısmını çevreleyen kaslarda yineleyici ve sürekli biçimde istemsiz kasılmaların olması olarak tanımlanırken, kasılmalara, girişe ilişkin korkular ve kaygılar eşlik ediyor. Prof. Dr. Cem İncesu "Çoğu zaman cinsel birleşmeyi olanaksız kılan bu kasılmayı kadın kendisi yapmaz. Bunlara, bedenin çeşitli bölgelerinde, hatta tüm bedende kasılmalar, bacakların kapanması, titreme, çarpıntı, terleme, bulantı, kusma, fenalık hissi ve ağlama eşlik edebilir. Vajinadaki kasılma çoğu kadında cinsel birleşmeye izin vermez. Daha az sayıda olguda ise zorlamayla giriş olabilir ancak birleşmeler ağrılı ve acılı olarak sürer gider " diyor.

Vajinismuslu kadınların çoğu, kendi cinsel organlarının çok küçük ve anormal olduğunu, vajinanın ya da kızlık zarının bir duvar oluşturduğunu, erkek cinsel organının çok büyük olduğunu, çok acıtacağını, çok zarar vereceğini düşünürken, Prof. Dr. Cem İncesu, vajinismus olgularının cinsel terapi ile %95 oranında düzeldiğini vurguluyor.


Kadınlarda Cinsel İsteksizlik

Ülkemizde kadınlarda 'cinsel isteksizlik' en sık rastlanan sorunlardan biri. Ancak kadınlar bu nedenle çok sık hekime başvurmuyorlar. Prof. Dr. Cem İncesu "Azalmış cinsel istek bozukluğu kişinin yaşı ve yaşam koşulları dikkate alınarak, sürekli olarak ya da tekrarlayıcı bir biçimde cinsel fantezi ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması ya da hiç olmaması durumudur. Sevişme isteğinin olmaması ile birlikte cinsel hayaller kurmak, cinselliği hatırlatan konularla ilgilenmek, cinsel ortamı hazırlamak ya da cinselliği başlatmak gibi bir istek de ya hiç yoktur ya da çok seyrek olarak oluşur " diyor.

Cinsel isteksizliği olan kadınlarda, sevişme ya da mastürbasyon sırasında cinsel bölgede ıslanma, klitorisin belirginleşerek şişmesi, meme uçlarının dikleşmesi gibi cinsel uyarılma belirtileri de yok denecek kadar azalıyor ya da yok oluyor. Benzer bir şekilde cinsel haz da ya çok zayıf oluyor ya da ortaya çıkmıyor. Bütün bunların sonucunda orgazm da çoğunlukla yaşanmıyor. Prof. Dr. Cem İncesu "Cinsel isteksizliği olan kadınlar genelde cinsel ilişkiyi kendileri başlatmazlar, ancak "kadınlık görevi " olarak algıladıkları cinselliği eşlerini mutlu etmek, evliliğin devamıyla ilgili sorun yaşamamak gibi gerekçelerle haz almasalar da yaşarlar " diyor. Ülkemizde büyük ölçüde psikolojik, kültürel ve sosyal nedenlerden kaynaklanan cinsel isteksizliğin çözümünce cinsel ve bireysel terapiler en etkili yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

Erken Boşalma

Tüm dünyada en sık karşılaşılan erkek cinsel işlev bozukluğunu erken boşalma oluşturuyor. Erken boşalma esas olarak kişinin boşalmasını kontrol edememesi, kişinin ya da partnerinin hedeflediklerinden daha önce boşalması anlamına geliyor. Süre açısından bakıldığında bu durum cinsel birleşmenin ilk 3-4 dakikası içinde boşalan kişi ya da çiftlerde sık görülen bir durum. Ancak, hekime tedavi amaçlı yapılan başvurularda, olguların büyük bölümünü birleşmeden önce ya da ilk 1 dakika içinde boşalanlar oluşturuyor.

Prof. Dr. Cem İncesu " Çeşitli ülkelerde yapılan epidemiyolojik çalışmalarda, erken boşalma oranı %20-35 arasında çıkmaktadır. Diğer bir deyişle her 3-5 erkekten birinde erken boşalma sorunu vardır. Bütün toplumlarda, erkeklerde en sık rastlanan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır " diyor. Hem erkeğin hem de partnerinin cinsel yaşamında doyumsuzluk yaratan bir cinsel işlev bozukluğu olan erken boşalma, uzun yıllar tedavi edilmediğinde, çözüm aranmadığında sık olarak erektil disfonksiyon, cinsel isteksizlik ve cinsellikten kaçınma ile partnerde orgazm bozukluğu ve cinsel isteksizliğe neden olabiliyor.

Bu durum ise çiftin ilişkisini bozuyor, bir çok zaman boşanmalara neden olabiliyor. Geciktirici sprey, krem ya da prezervatif kullanımı, birleşmeden önce alkol ya da antidepresif ilaç alma gibi önlemler kesin bir tedavi sağlamıyor. Prof. Dr. Cem İncesu "Erken boşalmanın tek kesin ve kalıcı tedavisi cinsel terapi ile kişiye boşalma kontrolünün öğretilmesidir. Bu, ortalama 2-4 aylık bir terapi süresinde sağlanabilmekte, kişi bir kez boşalma kontrolünü öğrendiğinde sorun kalıcı bir şekilde ortadan kalkmaktadır " diyor.

Sertleşme Bozukluğu

Sertleşme sorunu her yaşta görülebiliyor ama ileri yaşlarda daha sık meydana geliyor. Yapılan araştırmalar 40 yaşından sonra sertleşme sorununun görülme sıklığının çok arttığını gösteriyor. İleri yaşlarda genelde çeşitli hastalıklar ve bedensel sebepler daha fazla rol oynarken, genç yaşlarda daha çok psikojenik nedenlerle (örneğin, cinsel deneyimi yetersiz kişilerde ilk gece korkusuna bağlı sertleşme sorunu ya da performans kaygısı gibi) sertleşme sorunu görülebiliyor.

'Herhangi bir cinsel etkinliği başlatmak veya sürdürmek için yeterli sertliği sağlamada güçlük' olarak tanımlanabilen sertleşme sorunu, her cinsel etkinlik sırasında olabileceği gibi sadece belli cinsel etkinliklerde de ortaya çıkabiliyor. Örneğin mastürbasyon sırasında sertlik sağlanırken, eşli cinsel etkinliklerde sertleşme sağlanamayabiliyor.

Prof. Dr. Cem İncesu, sertleşme bozukluğu sorununun cinsel terapi ile tedavi edilebildiğini belirtirken "Cinsel terapi bu konuda eğitim almış, deneyimli psikiyatrist ve psikologlar tarafından uygulanır. Cinsel terapiye başvuran kişinin cinsel eşi varsa tedaviye cinsel eşiyle başvurması önerilir. Çünkü bu tedavi başarısını daha da artırmaktadır " diyor.

Öncelikle her iki partnerle ayrı ayrı görüşülerek cinsel öykü ve cinsel sorun öyküsü alınıyor. Sorunun alanları belirlendikten sonra tedavi hedefleri çiftle beraber saptanıyor. Görüşmelerin sıklığı, süresi ve temel ilkeleri belirleniyor. Cinsel bölgelerin anatomisi ve fizyolojisi, cinsel yanıtların işleyişi, yanlış cinsel inanışlar, cinsellik kavramı anlatılıyor. Daha sonra çeşitli ev ödevleri, cinsel yaşama ilişkin öneri ve uygulamalar verilerek cinsel terapi uygulanıyor.

Prof. Dr. Cem İncesu "Yukarıda belirtilen cinsel sorunlar ortalama 2-4 ay ve ortalama 6-10 seanslık bir terapi süreci sonunda genellikle başarıyla çözülür " diyor.

Suistimale dikkat!

Prof. Dr. Cem İncesu, cinsel sorunların istismara ve oyalamaya açık bir alan olduğunu vurgulayarak çok önemli uyarılarda bulunuyor.

İncesu, "İstismara ve oyalamaya açık bir alan olan cinsel sorunların tedavisinde danışan ya da hasta özellikle şu unsurlara dikkat etmelidir. Cinsel tedaviler, psikoterapi oturumları muayenehane veya hastanelerde yapılır. Görüşmelerin sıklığı, süresi ve temel ilkeleri belirlidir. Tedavilerin bilimsel olarak kanıta dayanması gerekir. Tıbbın, psikiyatrinin ve cinsel terapilerin bilimsel standartlarına olduğu kadar etik kurallarına da uygun olmalıdır. Psikolog veya hangi branştan olursa olsun doktorun yanında ya da mekanında cinsel ilişki kurulmaz. Bilimsel olarak böyle bir tedavi yöntemi olmadığı gibi, bu durum tıp ahlakına uygun da değildir " diyor.

 

hastane.com.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber