Bu haber kez okundu.

Son 50 yılın en büyük yalanları

 

Son 50 yılda Türkiye’de sağlıktan eğitime, futboldan AB sürecine, Kürt meselesinden enerji alanına ne çok yalan söylendi, ne çok tutmayan öngörüler yapıldı ve yerine getirilmeyen vaatlerde bulunuldu. Saymaya kalksak muhtemelen derginin sayfaları yetmeyecektir. Ancak biz yine de ucundan köşesinden konuya girelim dedik ve uzmanlardan Türkiye’de son 50 yılın en büyük yalanlarını topladık. Yalnız siyasiler tarafından ortaya atılan vaatlere girmedik. Tahmin edersiniz ki oradan çıkmamız mümkün olmazdı.

 

TIP

 

YAVUZ DIZDARDr. Yavuz Dizdar (İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi) 

 

Yalan1: “Kanser genetik bir hastalıktır”

 

50 yıldır “Tıp her gün ilerliyor” deniyor. Hayır, bu büyük bir yalan, tıp değil teknoloji ve bilişim ilerliyor. “Kanser genetik bir hastalıktır” deniyor. Oysa bütün hastalıklar gibi, kanser gelişiminde genetiğin payı çok küçüktür. “Damar tıkanıklığının başlıca nedeni kolesteroldür” diye biliniyor. Halbuki damarın tıkanmasına kolesterol neden değil, sonuçtur. Kolesterolün azaltılması damar hastalığını ancak dolaylı olarak önler. “Piliç körpe olduğundan hızlı pişer” deniyor. Ama pilicin hızlı pişmesinin nedeni eksik beslenmiş ve hızla şişirilmiş olmasıdır. “Kanserin tedavisi on yıl içinde bulunacak, aşı çalışmaları sürüyor” vaatleri sürüyor. Gerçek ise şu ki, kanserde kesin tedaviyi sağlayacak aşı ya da ilaç ufukta bile görünmemekte. “Kanserin tedavisi bulundu, açıklanmıyor”, “Sokak sütü mikrop saçar”  ve “Grip aşısı koruyucudur” gibi inançlar da safsatadan ibaret. Bir de “Bağışıklık sistemi vücudu düşmanlara karşı korur” diye anlatılıyor. Aslında vücut için düşman diye bir kavram yoktur, bağışıklık sistemi bir adaptasyon mekanizmasıdır. “Dengeli beslenelim, karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve antioksidan alalım” şeklindeki ifadeler de tamamen yanlış. Tam beslenilmesi durumunda bir dengesizlik ortaya çıkması söz konusu değildir, önemli olan bileşim değil, içeriktir.

 

umit aktas

 

Dr. Ümit Aktaş (Fitoterapi uzmanı)

 

Yalan2: “Antibiyotikler zararlı değildir”

 

Antibiyotiklerin kalp üzerinde yan etkileri olmadığı ifadesi en büyük yalanlardan biridir. Antibiyotikler kalpte ritim bozukluğuna ve kalp krizine yol açabilirler. Ayrıca söylendiği gibi antibiyotikler yalnızca zararlı mikropları öldürmez, bizim için gerekli faydalı bakterileri de öldürür. Kemoterapinin ölüm oranını azalttığı da yalan. Ölüm oranlarını azaltmadığı gibi, artık dünyada yükselttiğinden söz edilmeye başlandı. Besinleri mikroplardan arındırarak hastalıklardan korunabileceğimiz de safsatadır. Tam tersine yiyeceklerdeki bakteriler, bağışıklık sistemimizi destekleyen faydalı bakterileri besliyorlar. Ancak en büyük tıp yalanı bence, kimyasal ilaçların bitkisel ilaçlardan daha etkin olduğu iddiasıdır.

 

GÜVENLİK

 

METE YARARMete Yarar (Güvenlik uzmanı, özel harpçi emekli albay)

 

Yalan3: “Sovyetler Birliği Türkiye’yi işgal edecek”

 

Sovyetler Birliği’nin Türkiye’yi işgal edeceği, boğazları ele geçirerek sıcak denizlere ineceği ve bununla ilgili hazırlık yapılması gerektiği son 50 yılın en büyük güvenlik yalanıdır. SSCB’nin 1980’de Afganistan’ı işgali sırasında bunun gerçekçi olamayacağı görüldü, zira Afganistan’ı bile işgal etme gücünün olmadığı ortaya çıktı. Para kaybederek geri çekildiler. Aynı şeyi ABD de Irak işgaliyle yaşadı. Ekonomik kriz yaşadı. Bu örneklerle dünyada hiçbir ekonominin hiçbir ekonomiyi işgal edecek gücünün olmadığı ortaya çıktı.

 

KÜRT SORUNU

 

OKCUOGLU AHMET ZEKIAhmet Zeki Okçuoğlu (Abdullah Öcalan’ın eski avukatı)

 

Yalan4: “Kürtler TC devletine karşı 29 kez ayaklanmıştır”

 

Türkiye’de zaman aşımına uğramadan bugüne gelmiş, resmi tarihin üzerine inşa edildiği yalanlar var. İlki, Şeyh Said Olayı’nın örgütlü ve planlı bir Kürt milliyetçi ayaklanma olduğudur. Gerçek şu ki, bu ayaklanma, Kürtleri Lozan statükosunu kabul etmeye zorlamak için devlet tarafından bir takım tertipler sonucunda kışkırtılmıştır. Dönemin başbakanı Fethi Okyar olayı zabıta vakıası olarak nitelendirmiş ve aksi kanaatte olan Mustafa Kemal’e, “Elimi Kürt kanına bulamam!” diyerek görevinden istifa etmiştir. Olayda yer alan Binbaşı Kasım’a Söke’de bir çiftlik bağışlanmış olması, devletle bağlantısının ispatıdır. Olayın hilafetin kaldırıldıktan hemen sonra gerçekleştirilmesi ile de, Kürtlerin İslami rejim kurmak istediği  propagandası yapılarak, Batı’nın ve Sovyetler Birliği’nin başını çektiği sosyalist hareketin sessiz kalması sağlanmıştır. Şeyh Said Olayı’nın İngilizler tarafından kışkırtıldığı da yalan. Tam aksine, Lozan’ı izleyen Kuzey ve Güney Kürdistan operasyonları, İngiltere ve TC tarafından eşgüdümlü olarak yürütülmüştür ve İngiltere-TC ortaklığını gizlemek için “Olayda İngiliz parmağı va” iddiası ortaya atılmıştır.

 

Kürtlerin TC devletine karşı 29 defa ayaklandığı da gerçek değildir. Cumhuriyet’in ilanından sonra yaşanan olaylar arasında sadece Ağrı Dağı Ayaklanması milliyetçi bir karaktere sahiptir. PKK’yi bu değerlendirmenin dışında tutuyorum. Ağrı Ayaklanması dışındaki olaylar, İttihatçıların, Ermeni ve Kürtler’e karşı uyguladığı “Dört T” (tenkil, tedip, tehcir, temsil) planının yeniden yürürlüğe konması çerçevesinde yapılan askeri operasyonlardan ibarettir.

 

CITLIOGLU ERCAN

 

Ercan Çitlioğlu (Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı)

 

Yalan5: “Kürt yoktur. Onlar dağ Türkleridir”

 

Son elli yılın mı yoksa daha da gerilere giden bir yalan ve çarpıtma mı bilmiyorum ama bildiğim en büyük yalan “Kürt yoktur, onlar dağ Türkleridir” masalı. Kürtlerin varlıklarını ve Kürt gerçekliğini kabul etmek, dağ Türkü masalından uyanmak için kayıp bir otuz yıl ve kayıp 40 bin insan gerekli miydi? Siz 50 yılın yalanını ararken, 50 yıl sonrasının Türkiye’si bu soruya cevap arayacak.

 

SİNEMA

 

Agah Özgüç (Türk sineması uzmanı, yazar)OZGUC AGAH

 

Yalan6: “Fellini Hülya Avşar için ‘kim bu kız?’ dedi”

 

Orhan Oğuz’un “Manisa Tarzanı” filmi için “Oscar alacak” demesi, Metin Erksan’ın “Kuyu” filmi için “Bütün dünya bu filmden bahsedecek” demesi tutmayan öngörüler olarak ilk aklıma gelenler. Bir de 1990 yılında Hülya Avşar’ın Cannes Film Festivali’nde gösterilen “Benim sinemalarım” filmini seyreden Fellini, Alain Delon ve Godart’ın “Bu kızı nerede buluruz?” diye Hülya Avşar’ı araştırıp soruşturdukları da kuyruklu bir magazin yalanıdır. Türkan Şoray’ın 200’ün üzerinde sinema filminde oynadığı yalan.

 

TOPLUM

 

KILIC MAHMUT EROLProf. Mahmud Erol Kılıç (Marmara Üniversitesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi)

 

Yalan7: “Mutluluk ilerlemektedir”

 

Son 50 yılda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de toplu olarak insanların inandığı, inandırıldığı en büyük yalan “mutluluğun gelecekte olduğu”, insanın ilerlemesinin ve modernleşmesinin insanı daha mutlu edeceği ideası, dayatmasıdır. Pozitivist anlayış maddeye sahip olmakla refahın artacağını iddia etmiştir. Yani İnsan mutluluğunu lineer olarak yatay bir düzlemde, ileride göstermiştir. Oysa dikey ilerleme ile yani tekamül ile, ruhani ilerleme ile bir araya gelmezse yatay ilerleme insanı mutlu etmez. Artık tüm dünya, gayri safi milli hasıla ve bir aileye kaç otomobil düştüğü üzerinden belirlenmeye çalışılan refah seviyesini sorgulamakta. Bunların mutluluk parametresi olamayacağı görülme başlandı.

 

Hakan Bıçakçı (Yazar)HAKAN BICAKCI

 

Yalan8: “Kadın-erkek eşittir”

 

Son 50 yılın en büyük kandırmacası kadın-erkek eşitliği bence. “İnsanları kandırmak, onları kandırılmış olduklarına ikna etmekten daha kolaydır” der Mark Twain. İşte yalanın toplumsal işlevi bu noktada devreye girer. Gerçek olanla yüzleşmekten kaçanlar onun yerine inşa edilen yalan kalelerine sığınırlar. Ve bu sağlıksız hâl zamanla bir çeşit alışkanlığa hatta bir tür reflekse dönüşür. O zaman yalan kavramı da dönüşüme uğrar. Konu kitleler olduğunda, inanmak istenen şey gerçek olanı her zaman alt eder. Bu durumda yalanı söyleyenler kadar, o yalana inanmayı sinsice tercih edenler de suçludur. Yani yalanı kendilerini kandırmak amacıyla kullananlar… İki yüzlülük denen şey, tarih boyunca uydurulmuş böyle kullanışlı yalanlarla beslenmiştir. Türkiye’de de durum böyledir.

 

ENERJİ

 

ali cimen1Ali Çimen (Araştırmacı Gazeteci Yazar)

 

Yalan9: “Batı ‘bor’umuza göz dikti”

 

Benim şahsen en bayıldığım milli palavralarımızdan biri, Batı’nın bizim enerji kaynaklarımıza, özellikle de her şeye muktedir “bor” madenimize göz diktiğidir. Bor her şeye muktedir bir maden değildir. Borun dünya rezervlerinin yüzde 90’ı Türkiye’dedir ancak bahsedilen potansiyele ulaşabilmesi için ya diğer madenlerle bir araya getirilmeli ya da roket yakıtlarında kullanma şeklinde olduğu gibi yüksek teknoloji üreten bir ülke olmanız gerekir. Bunun haricinde bor konusunda kimse Türkiye’nin elini tutmuyor. Birde “Batı bizim petrol kuyularımızı kapadı” söylemi var. İşin aslı şu ki; Batı, Türkiye’nin elindeki rezervleri kullanmasını engellemek için petrol kuyularımızı kapatmış değil. Doğrudur, petrol bulunan kuyular betonlanarak kapatılmıştır ama bu bizim ayağımızı kaydırmak için yapılmamıştır. Basit bir kar-zarar hesabı söz konusudur. Güneydoğu’da petrol bulunan kuyulardaki rezervler, kabul edilebilir sınırların üzerindeki derinliklerde mevcuttur. Yani, o söz konusu kuyulardan petrol çıkarmak, varil başına, söz gelimi, bin 500 dolara mal oluyor. Ama mevcut piyasa şartlarında varil fiyatları 100 dolar civarında. Hiçbir akıllı yatırımcı, bin 500 dolar maliyetli petrolü çıkarmaz!

 

EĞİTİM

 

Abbas Güçlü (Eğitim Uzmanı)

 

Yalan10: “ÖSS kalkacak”

 

Son 50 yılın en büyük eğitim yalanları deyince aklıma ilk gelenler şunlar: “Herkese okuma yazma öğrettik”, “Herkese İngilizce öğreteceğiz”, “ÖSS kalkacak, sınavlar sona erecek”, “Dersaneler kalkacak”, “Eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak”, “Serbest kıyafete geçilecek”, “Tam gün eğitime geçilecek.”

 

EDEBİYAT

 

Jale Parla (Edebiyat Eleştirmeni)

 

Yalan11: “Bu kitabı Nurten Ay yazdı”

 

Akla gelen ilk edebiyat yalanı, Ali Teoman’ın yazdığı ancak Nurten Ay adıyla yayınladığı, hatta 1991’de Haldun Taner Öykü Ödülü de alan “Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı” kitabıdır. Kitabın gerçek yazarının Teoman olduğu 16 yıl sonra 2007’de ortaya çıkmıştı. Teoman olayı “Bu adi dolandırıcılık değil, yazınsal bir oyundur” diye açıklamıştı.

 

FİZİK

 

TASKIN TUNATaşkın Tuna (Fizikçi)

 

Yalan12: “Erke dönergeci çağın buluşu”

 

2006’da kamu oyuna “çağın buluşu” diye duyurulan bir Erke Dönergeci vardı. Erke Araştırmaları ve Mühendislik A.Ş.’nin geliştirdiğini iddia ettiği bir devridaim makinesi.  “Çevreye zarar vermeyen, istenilen güç ve sürati sağlayabilen, doğrudan hareketin elde edilebildiği, yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesi” olarak tanımlandı fakat bilimsel ve teknik bir açıklama yapılmadı. Bu buluşla, istenen yerde istenen miktarda elektrik üretilebileceği söylendi. Basın toplantısına birçok general ve bürokrat da katılmıştı. Söylenene göre 2007’de halkın kullanımına sunulacaktı ancak fiyaskoyla sonuçlandı. Erke Dönergeci’nden bir daha haber çıkmadı.

 

 AB

 

Cengiz Aktar (Gazeteci Yazar)

 

Yalan13: “Buyurun siz de AB’ye gelin”

 

AB’ye üyeliğimiz ile alakalı Ecevit’e atfedilen, Yunanistan 1980’lerde üye olurken güya AB “siz de gelin” demiş, Ecevit de istememiş lakırdısı vardır ki doğru değil. Bunun dışında 90’ların ikinci yarısında politikacılar devamlı üyelik tarihi verirlerdi, tabii hiçbiri tutmadı. Sinikler Türkiye’nin AB üyeliğinin külliyen bir yalan olduğunu söylüyor. Belki en büyük yalan da budur.

 

MÜZİK

 

ATILLA AYDOGDUAtilla Aydoğdu (Müzik Eleştirmeni)

 

Yalan14: “Zeki Müren: 500 kadınla yattım”

 

Türk pop müziğinin başlangıcında geçerli yöntem yabancı bestelere Türkçe sözler yazmaktı. Bu alışkanlık ilerleyen yıllarda da değişmedi ancak zaman zaman kimi sanatçılar yabancı bestecilerden arakladıkları şarkıların altına kendi imzalarına atmakta sakınca görmediler. 70’li yılların başında Erkin Koray’ın, 90’lı yıllarda Mustafa Sandal’ın ve daha sonrasında Teoman’ın bu tarz girişimlerde bulunduğu biliniyor. Seray Sever, Aysu Baceoğlu ve Sinan Akçıl gibi isimlerin teknolojik olanaklardan faydalanarak ses virtüözü gibi şarkı söylemelerini de yorumculuk yalanları olarak görüyorum. 50 küsur yıldır ülkemizin en önde gelen müzisyenlerinden biri olan Orhan Gencebay’ın sanat hayatı boyunca bir kere dahi sahneye çıkıp “canlı” bir şekilde şarkı söylememiş olmasını ise açıklaması mümkün olmayan bir vaka olarak değerlendiriyorum. Denizde jet-ski yaparken kaybolmak (Gökhan Özen), yıllardır varlığını kabul etmediği gayrı meşru oğluyla 23 Nisan’da Çocuk Bayramı’nı kutlamak (Emrah) ve yurt dışından getirilen manken kızlarla eğlence yerlerinde sevgiliymiş gibi dolaşarak pozlar vermek (Serdar Ortaç) gibi olayları promosyon yalanları kategorisine koydum. Bir de cinsel kimlik yalanları var. Zeki Müren’den Tarkan’a uzanan bir yelpazede bugüne kadar cinsel kimliğini toplum önünde kabul eden bir sanatçı henüz müzik dünyasında karşımıza çıkmadı. Cinsel yönelimleri konusunda hemen herkesin hemfikir olduğu Zeki Müren bile, 70’li yılların sonuna doğru Hey dergisine verdiği bir röportajda “O güne kadar 500 kadınla beraber olduğu”nu iddia etmişti.

 

FUTBOL

 

Bülent Timurlenk (Sabah Gazetesi Spor Yazarı)

 

Yalan15: “Sergen: Ben çocukken FB’liydim”

 

Elvir Baliç’in “Kefen giyerim GS forması giymem” demesi, Beşiktaşlı Tümer Metin’in “Burada doğdum burada öleceğim” demesi, Berkant Göktan’ın Beşiktaş’a transfer olunca “Ben çocukken Beşiktaşlıydım” demesi, Sergen Yalçın’ın Beşiktaş altyapısında yetişmesine rağmen Fenerbahçe’ye transfer olunca “Ben çocukken Fenerbahçeliydim” demesi konu çerçevesinde aklıma gelen ilk örnekler.

 

Ve en klişe yalanlar

 

-Çernobil’deki nükleer santral patlamasından sonra, dönemin sanayi bakanı Cahit Aral, radyasyonun Karadeniz bölgesini etkilemediğini, halkın gönül rahatlığıyla çay içebileceğini söyleyerek, kamera önünde bir bardak çay içti.

 

-MHP, 99 yılında seçimleri kazanmak için “Apo’yu asacağız” dedi.

 

-Tansu Çiller, “En geç 1998’de AB üyesi olacağızdır” dedi.

 

-Necmettin Erbakan, seçim mitinglerinde “Taksim’e camii yapacağız” sözünü verdi.

 

Ayrıca, 50 yıl içerisinde çeşitli kişilerce tekrarlanmış şu klişe yalanlar da var:

 

-Soğuk savaş bitince savaşlar son bulacak. Silahlanmaya ayrılan kaynaklar eğitime ve sağlığa aktarılacak.

 

-Mazot 1 lira olacak.

 

-Deniz Gezmiş ve arkadaşları ülkeyi bölmek istemişlerdir.

 

-Cem Uzan başbakan olacak.

 

-Kürt sorunu yoktur PKK vardır.

 

-Abdullah Öcalan’ı CIA yakaladı,

 

-Milletvekili dokunulmazlıkları kalkacak.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber