Bu haber kez okundu.

Sizi yöneten aslında

Nasıl bir hayat sürüyorsunuz? Yaşamakta olduğunuz süreç arzu ettiğiniz gibi mi akıyor? Özel ilişkileriniz, arkadaşlık ilişkileriniz nasıl? Patronunuzla ve iş arkadaşlarınızla uyum içinde misiniz? Sağlığınız yerinde mi? Ya ekonomik durumunuz ? Peki her şeyden önemlisi siz “yaşamınızdan ne istediğinizi biliyor musunuz?” Lütfen birkaç dakika bu soruları kendinize sorun.



Bu soruların yanıtları sizin yaşamınız hakkında ne kadar söz sahibi olduğunuzu ve yaşam sorumluluğunuzun ne kadarını elinizde tuttuğunuzu gösterecektir. 



Muhtemelen en son soru da duracaksınız ve daha çok düşüneceksiniz. Çünkü genel olarak en büyük sorunumuz budur. Bizler yaşamdan ne istediğimizi tam olarak bilemeyiz. Bildiğimiz zaman ise zaten artık ona sahip olmuşuz demektir. 


Bizi yöneten, yaşamımızı yönlendiren nedir? Bunun için zihnimizin yapısına göz atalım. Zihnimiz üç ana bölümden oluşmaktadır. 


1.Bilinç, 

2.Bilinçaltı, 

3.Üstbilinç (Üstbenlik) 


Bilincimizin görevleri; 


Bilinç düzeyinde aklımız, fikrimiz ve irademizi kullanarak yaşantımızda seçimler yaparız. Bu seçimler çevremizde olup biten binlerce olasılıktan biri olarak yaşamımıza girer. Başlangıçta bilinçli zihnimizle yaptığımız bu seçimler ve kararlar doğduğumuz andan itibaren yetiştiğimiz ve geliştiğimiz dünyamızın donelerine göre gerçekleşir. Nedir bu doneler; ailemizden, okulumuzdan ,arkadaş çevremizden ve iş yaşamımızdan bizlere geçen düşüncelerdir, yargılardır. Bu yargıları bizler biraz sonra değineceğimiz bilinçaltımıza kaydetmişizdir ve bilinç düzeyindeki seçimlerimiz buna göre gerçekleşir. Demek ki bilinç günlük yaşam içinde verdiğimiz kararların ve seçimlerin zihnimize giriş kapısıdır.


 

Zihnimizin giriş kapısını bir kameranın objektifi gibi düşünelim. Sadece deneyimlediği ve var kabul ettiği üç boyutlu dünyanın bilgilerine göre davranır. Bu bilgileri de beş duyu organın deneyimlerine göre algılarlar. Halbuki bu kameranın objektifinin kaydettiği üç boyutlu dünyamız dışında milyonlarca bilgi vardır ve bunlar bilinçli zihin tarafından algılanmadan direk bilinçaltına kaydolur. 


Bilinçli zihnimiz, zihnimizin ortalama %10 nunu oluşturur. % 90 lık bilgi bilinçaltında yer almaktadır. 


Bilincimiz egomuz tarafından yönetilen kendimizi korumak için geliştirdiğimiz savunma mekanizmalarının mekanıdır. Egonun çok yükselmesi bizlerin bilinçaltımızla ve üstbilincimizle kuracağı ilişkiyi olumsuz yönde etkiler. 


Bilinçaltımızın görevleri; 


Bilinçaltımız KÜTÜPHANE’dir. Doğduğumuz andan itibaren hatta insanlığın var oluşundan itibaren gelen tüm bilgilerin kayıtlı olduğu çok büyük bir arşivdir. Her şey bilinçaltımızda kayıtlıdır. Hatta sadece üç boyutla algıladıklarımız ve beş duyumuzun algıladıkları dışında. Amacımız bu kütüphaneden yararlanmaktır. Objektiften zihnin yargı duvarını aşarak, bilinçaltına geçen milyonlarca bilgi var ve bu bilgiler yararlanmamız için bizi bekliyor. Zihnimiz 1 sn.de 400 milyar bit bilgiyi içine alıyor ve bilinçaltına kaydediyor. Fakat bizler bilinç düzeyinde sadece 2000 ninden haberdar oluyoruz. Sizce de müthiş değil mi? 


Bilinçaltımız HARD DISK’tir. Zihnimizi bir bilgisayar olarak düşünürsek, bilinçli zihnimiz ön bilgileri alan küçük bir hard disk(flopy) ve aynı zamanda monitördür. Bilinçaltımız ise tüm bilgilerin kaydolduğu ve programların yüklenip çalıştırıldığı Hard Diskimizdir. Burada hangi program yüklüyse biz bilinçli zihnimizde bu programa göre yaşarız. Programlar nasıl yazılır bilinçaltımıza? Yaşadıklarımızdan edindiğimiz kararlar sonucundaki yargılarımızdan yani kayıtlarımızdan. Bilinçaltınızda geçmişten getirdiğiniz bir kayıt olarak “paranın zor kazanılacağına” dair bir yazılımınız varsa, bilinçaltınız bu programa göre çalışır ve siz gerçekten parayı zor kazanırsınız. Ya da karşı ilişkiler üzerine “karşı cinse güven olmaz” gibi bir yazılımınız varsa sonuç zor giden ya da yürümeyen ilişkiler olacaktır. Bunu nerede mi göreceksiniz. Bakın yaşamınıza o sizin monütörünüzdür. Mönütörünüze bakın ilişkileriniz nasıl gidiyor, ekonomik durumunuz nasıl, Başarılı mısınız, sağlıklı mısınız? Yaşamınızda bunlardan biri veya birkaçıyla ilgili sorununuz varsa, işte o zaman hard diskteki programlara, kayıtlara bakmak gerek. Demek ki burada sizi mutsuz kılacak kayıt veya kayıtlar mevcut. 


Bilinçaltımız MIKNATISTIR. Çok güçlü bir çekim gücüne sahiptir. Neleri çeker bu mıknatıs? Yukarıda bahsettiğimiz programları oluşturan kayıtların yaşamımızdaki gerçeklerini. Bu şu demektir, bilinçaltımızda hangi kayıt mevcutsa o kayda uygun yaşam deneyimlerini çekeriz. Kayıtlardan korkular doğar, korkulardan eskileri pekiştiren yeni kayıtlar. Tam bir kısırdöngü. Bir yerden başlamak gerekiyor, hangisini önce tespit edersek ondan. Korkuysa tespit edilen, korku enerjisini sevgi enerjisine dönüştürmeyi, kayıtsa tespit edilen, yaşamımızı olumsuz olarak etkileyen kaydın yerine olumlu kaydı yerleştirmek gerekiyor. Bunu yapamadığımız zaman bizi olumsuz etkileyen program çalışır ve bizler büyük bir çekim gücüyle, bu korku ve kayıtların doğurduğu deneyimler denizinde yüzeriz ve arzu ettiğimiz ufuklara yelken açamayız. Sonra da şunu deriz “ neden hep aynı tarz olaylar yaşıyorum”. Sebep mıknatısınızın çekim alanı. Öyle güçlü bir bilinçaltına sahibiz ki çekeceğimiz deneyimleri seçme şansımız var ve yöntemi aslında çok kolay ama emek isteyen bir çalışma. 

Bilinçaltımız İLK YARDIM ÇANTAMIZDIR. Bir felaket anında ya da bir kaza anında bilinçaltınız yardıma koşar. Yapmanız gerekli olan neyse bilinçli zihninizden bağımsız olarak bir anda sizi kurtaracak bir şekilde çalışır. Çünkü bizler aslında her durumda ne yapılması gerektiğini biliyoruz ama bu bilinç düzeyinde fark edilmiyor. Kardeşimin ayağının tabanı midyelerden oluşan bir kayaya çarpınca yarılmıştı ve annemin ilk yaptığı kardeşimin ayağını havaya kaldırmak ve onu baş aşağı getirmek oldu. Bu doğruydu çünkü kanamanın durmasını bu şekilde sağlayabilirdi. Sonradan ona sorulduğunda neden böyle davrandığını bilemediğini söyledi. Çünkü bilinçaltı ilk yardım mekanizmasını çalıştırmıştı. Burada belirtmeliyim ki bazı ani şok durumlarımda bu mekanizma çalışmıyor ve kişiler donup kalabiliyor. Çünkü var olan korku o denli büyük bir enerjiye sahip oluyor ki bilinçaltına geçen tüm kapılar kapanıyor. 

Bilinçaltımız RADAR’dır. Bilinçli zihin bir karar verir. Diyelim ki ev sahibi olmak istiyorum. Bu karar bilinçaltına yazılır. Bilinçaltı ile üstbilinç arasında bir tabaka vardır. Bu tabakada olumsuz deneyimlerimiz ve bunlardan doğan korku ve kayıtlar vardır. Eğer ev sahibi olmak adına bilinçaltından üstbilinçe geçişi tıkayan olumsuz bir kayıt yoksa o zaman bilinçaltı radar görevini çalıştırır ve üst bilince bu talebi iletir. Üstbilinç yaradana bağlı olan bölgemizdir. Buraya geçen mesajlar alınır ve evrensel olarak size isteğiniz doğrultusunda yardım gelir. Bir yerden bir para, yada bir kredi alma olanağı, uygun fiyatlı bir ev ,arkadaş ve akraba desteği vs. 


Bilinçaltımız “MUCİT”tir. Bir çok sanatçı ve bilim adamı bilinçaltından gelen mesajları ya da bilişleri değerlendirerek evrakalar yaşarlar. Çünkü her bilgi burada yatmaktadır ve ona ulaşmak sadece yoğunlaşarak talep etmeyle gerçekleşir. 


Bilinçaltımız bizimle konuşur. Bunu sezgiler yoluyla yapar. Hani deriz ya bazen içimden gelen ses, işte bu bilinçaltının sesidir. Bizler genelde bu sesi dinlemeyiz ve deriz ki mantığım böyle diyor. Burada mantığı yadsımıyoruz. Sadece mantığımız yargılarımıza göre hareket ettiğini ve yanılma payımız çok yüksek olduğunu belirtiyoruz. Oysaki bilinçaltı yanılmaz bilgilere sahiptir ve dikkat edin her zaman içinizden gelen ses haklı çıkar. 


Üsbilinç (Üstbenlik) 


Üstbilinç yaratıcı güçle bağlı olduğumuz alandır ve bu alanda tüm canlıların üstbilinçleri birbirine bağlıdır. 


Üstbilinç yaşam planını bilen bölgedir. Her canlı bir plan dahilinde bedenlenir. Bu plan dışında yaşadığımız zaman mutsuz, huzursuz suçluluk duyguları hisseden, kıskançlık, öfke ve endişeler içinde boğulan bir yaşam içerisinde olur ve kendimizle barışık olamayız. Amaç plana uygun yaşamaktır. 

Üstbilinç özgür iradeye müdahale etmez. Çok ender olarak yine bilinçaltı vasıtasıyla sezgilerinizi kullanarak yardım gönderir. Ama bizler istersek bu bölgeden yardım alabiliriz. Tabii bunun için yapılması gereken bilinçaltı ve üstbilinç arasında var olan kalın duvar tabakasından geçiş kapıları açmak ve bu engeli kaldırmaya çalışmak. Nedir bu engeller; affetmediğimiz kişiler, olaylar, kötü huylarımız, olumsuz kayıtlarımız ve korkularımız. Her kaldırılan engel bir geçiş kapısı açar üstbilinçe doğru. 


Şimdi yaşamımızı sağlıklı, varlıklı, sevgi dolu ve iç huzurlu olarak yürütmemiz ve arzu ettiğimiz hedeflere ulaşmamız için neler yapmalıyız ona bakalım. 


Ancak ve ancak şart ve kabul etmemiz gereken olumlu kayıt şudur: “Yaşamımızın sorumluluğu sadece ve sadece bize aittir.” Yaşamımız içerisindeki deneyimler bizim sorumluluğumuz altındadır ve bu sorumluluğu başkalarına vermek aslında insan olarak kendimize yaptığımız bir haksızlıktır. 


Yukarıdaki düşünce ile bağlantılı olarak kabul etmemiz geren diğer olumlu kayıt “ yaşamımızda ne varsa hepsi bizim seçimimizdir.” Bu düşünce en çok itiraz gören düşüncedir ama farkındalığınız yükseldikçe (ki bu zaman alsa da) bunun doğru olduğunu göreceksiniz. Yaşam planımız içerisinde elbette sabit değişmez olaylar örgüsü vardır ama her olayı olumlu bir deneyime çevirmek veya çevirmemek bizim elimizdedir yani bizim “ seçimimizdir.” 

Sadece bu iki olumlu kaydı özümseyerek bilinçaltınıza aldıktan sonra, bilinçaltınıza alacağınız her kaydı sorgulayın, filitreden geçirin ve sizin yaşamınıza zarar verecek her kayda “İptal” deyin. 


Bundan sonraki aşama olumsuz kayıtların ve korkuların tespitidir. Bunlar en güzel yollarından biri meditasyondur. Neden meditasyon? Bizler bilinç düzeyinde “Beta” diye adlandırılan bir frekans yayarız. Bu düzey uyanıklık halidir. Bilinçaltı düzeyinde “Tetha” dalga boyutundayızdır. Bu düzey ise uyku halidir. Bize gerekli olan ise bu ikisinin arasında olan bir frekanstır ve bu dalga boyutu da “Alfa” düzeyindedir. Beta düzeyinde yargılarımız ön plandadır kayıtların bilinçaltına girmesine, korkuların ve kayıtların temizlenmesine engel olur. Tetha düzeyinde uyku halindeyizdir bu yüzden olumlu kayıt yazmak, korku ve olumsuz kayıt temizlemek mümkün değildir. Alfa frekansı her ikisi arasında bir kapıdır bir geçiştir. Bilinçli zihin burada yargılarla müdahale etmez, bilinçaltı da bu frekansta korkuları, kayıtları ortaya çıkarır ve olumlamaları kaydeder. Alfa frekansına bizler her sabah yeni uyandığımız anda ve gece uyumadan az önceki anlarda sahip oluruz. Bu dönemlerin değerlendirilmesi çok önemlidir. Alfa frekansına gelme metodunu birçok psikolog hipnozla uyguluyor. Birçok NLP eğitmeni de bir çeşit hipnozla çalışmalarını yürütüyor. Bu frekansa inmeyi herkes yapabilir. Vücudunu rahatlatarak ve nefes alma metotlarını kullanarak alfa dalga boyuna istediğiniz zaman inebilirsiniz. 


Alfa dalga boyuna indikten sonra yapılması gerekenler, kendi içinize dönerek yaşamınızı derinden etkileyen deneyimleri düşünmek olmalıdır. Bu esnada hangi olumsuz kayıtlara sahip olduğunuzu ve korkularınızı tespit edebilirsiniz 


Bulunan korkular çeşitlidir “Ölüm korkusu”, “Hastalık korkusu” , “Değersizlik Korkusu” ,”Güvensizlik korkusu”,”Başarısızlık Korkusu” ve birçok korku daha. Kendinizde bulduğunuz korkuları önce “kabul etmeniz”,”bunu kabul ettiğiniz için kendinizi takdir etmeniz” ve “elinizdekiler için şükretmeniz” gerekmektedir. Kabul edilen korkuların yerine olumlamalarla (ki tüm dünyada bu teknik yaygın olarak uygulanıyor) olumsuz kayıtların yerine olumlu kayıtlar yerleştirmek olmalıdır. Alfa dalga boyunda olan bir kişi bilinçli zihin ve egosu tarafından engellere maruz kalmadan bu yeni kayıtları çok temiz bir biçimde bilinçaltına alır. 

Unutmayın önemli olan çok sık tekrar etmektir. Çünkü bizler her öğretiyi tekrarlarla uygulamaya geçiririz. Araba kullanmayı, piyona çalmayı, e binmeyi en basitinden yürümeyi vs. Aynı şekilde tekrarlarla olumlu kayıtları öğrenir, kabul eder ve yaşamımıza geçiririz. Bunun için çeşitli eğitimlere katılabilir veya kendinize olumlama kasetleri yapabilirsiniz. 


Sırada bilinçaltımızın alfa modundaki gücünü kullanarak imgeleme yöntemiyle yaşamdan arzu ettiklerimizi gerçekleştirmek geliyor. Bu aşamada en önemli durum ne istediğimiz bilmektir. İmgeleme esnasında yaşanılan karasızlıklar arzu ettiğiniz hedefe gitmenize engel olur. Yapılan testlerde görülmüştür ki bilinçaltımız gözümüzle gördüğümüzle, imgelediğimiz arasındaki farkı ayırt edemez. Her ikisinde de beynin aynı alanları aydınlanır. İmgeleneni varmış kabul eder ve gerçekleştirmek için hemen işe koyulur. Radar görevi. Burada unutmamak gerekir ki bilinçaltı bunu radar olarak üstbilince iletmek ister ama arada kalın bir duvar varsa bu duvarın ortadan kalması lazımdır. Duvar nasıl kalkar? 


Duvarın kalkması için yukarıdaki korku ve kayıt temizlemeye ek olarak yapılması gerekli bir diğer önemli husus da yaşamımızı olumsuz olarak etkileyen olayları, kişileri ve kendimizi affetmemizidir. Affetmek kişiye gidip onu affettiğinizi söylemeniz değildir, onun üzüntü çekmesini istemenizden feragat etmenizdir yani onu özgür bırakarak aslında kendi özgürlüğünüze kavuşmanızdır. 


Sonuç olarak bizler “Bilinçaltımızın Gücüyle” yönetiliyoruz. İçimizde var olan bu güce ulaşarak ve onu yönlendirmesini bilerek arzu ettiğimiz yaşama kavuşabiliriz. Bizlere kendimizden başka kimse yardım edemez. Sadece kullanılacak çeşitli metotlar gösterilir. Reiki ve çeşitli enerji sitemleri, NLP, Hipnoz vs. hepsinin ortak amacı bilinçaltını yeniden programlamaktır. Bunu yaşamımıza geçirmek önce istemek sonra da bilinçaltımızın sınırsız gücünü kullanmaktan geçer. Önce ne istediğimize karar verelim, sonra istediğimize sahip olalım… Unutmayalım “neye inanırsak onu yaşarız” 

              


Linkback: http://www.kisiselgelisimveolumlamalar.com/bilincaltinin-bilinmeyenleri/sizi-yoneten-aslinda-bilincaltiniz-t33.0.html

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber