Bu haber kez okundu.

Sadece Türklere Özgü 11 Davranış
  1. 1. Dondurma Kabına Dolma Koymak


    Her çocuğun, ergenin, gencin başına gelen; insanları dertten derde sürükleyen bir acının ürünüdür bu. Tabii canımız annelerimiz dondurma kabını bile israf etmeyip içine dolmaları doldururken çok masumlar fakat arkalarında bıraktıkları psikolojik dramdan ve enkazdan haberdar değiller. Ne yiğitler dondurma uğruna dolmaları tıktı ağzına gözü yaşlı. Karamelli beklerken zeytinyağlıyla karşılaştık çoğu zaman. Olsun, dolmadır yenir, dondurma yine alınır.
     
     
     
  2. 2. Küfürle Takdir Etmek


    "Vay bilmemne ettiğim ne güzel yapmış", "vay orasına şunu yaptığım işi de biliyo ha" şeklindeki takdir cümleleridir. Karşısındaki kişiyi över mi yerer mi bilinmez ama böyle bir gerçeğin var olduğunu kimse yadsıyamaz sanırım. Küfür yemek hoşumuza gidiyo da olabilir. Olmayabilir de tabi.
     
     
     
  3. 3. Yemeği Yemeden Tuzu Basmak


    Yıllardan beri süregelen bir geyik vardır. Neymiş bir iş görüşmesinde yemeğin tuzuna bakmadan tuz dökersek bu önyargılı olduğumuzu gösterir ve bizi işe almazlarmış. Valla öyle bir durum olsaydı ülkemizde işsizlik oranı şimdikinin 3 katı olurdu muhtemelen. Şahsen ben tuzlu yemeyi çok sevmem ama artık nasıl bir gelenekse bu, bana bile yemeden önce bir parmak da olsa tuz attırıyor. Genlerde var bi şeyler.
     
     
     
  4. 4. Sinyal Yerine Kornaya Basmak


    Sinyalin bozuk olduğundan değil, ülkemizdeki trafik kurallarının bu şekilde işlemesinden dolayı oluşmuş bir durum bu. Daha pratik, daha çabuk sonuç veren ve diğer sürücülerin daha çabuk fark etmesini sağlayan bir yöntemdir. Sinyali icat edenler halt etsin, korna hem selektör, hem sinyal hem uyarıcı görevi görür. Öyle olmasaydı bu kadar insanımız kullanmazdı değil mi ama ?
     
     
     
  5. 5. Misafir Odasına Sahip Olmak


    Hepimizin bir yarasıdır misafir odası. Girilemeyen, görülemeyen, ulaşılamayandır o. Bizden biri gibi davranır fakat değildir. Sadece misafir geldiği zaman açılan, çocukken de sadece o zaman aralıklarında görebildiğimiz bir paralel evren gibidir. Misafir gelmese kullanılmayacak olan, boş odadır. En güzel mobilyalar onda, en şık tablolar, biblolar duvarlarında, raflarındadır. Bize çok yakın fakat bir o kadar da uzaktır. Kalbimde yaradır misafir odası.
     
     
     
  6. 6. Yeni Ayakkabıya Basmak


    Halk arasında "siftah yapmak" olarak nitelendirilen, bebeleri ağlatan, ilk günün heyecanını hemen unutmanızı sağlayan, her şeyin geçici olduğunu, bu dünyada sadece birer misafir olduğumuzu kafamıza kazıyan felsefik bir harekettir. Bir ayakkabı o gün alındığı halde eski olabilir mi ? Ya da o ayakkabıya daha ne kadar basılırsa eski sıfatını taşır ? İşte bütün bu soruların kafamızı kurcalaması için bir gelenek haline gelmiştir bu iş. Hala yaparız usanmadan.
     
     
     
  7. 7. Turistlerle Bağırarak Konuşmak


    Muhtemelen zamanında hepimizin başına gelen bir hadisedir bu. Volume arttıkça anlaşılabilirliğin arttığı mantığına nerden vardık bilinmez ama, turist abilerimize, ablalarımıza derdimizi ancak bu şekilde anlatabiliyoruz sanırım. Özellikle turistlerin bol olduğu Sultanahmet ve Taksim civarında bolca karşılaşabiliriz bu durumla. Bağırmanın yanında el kol kullanımı ve koordinasyonu da çok önemli tabii ki. Yoksa anlamazlar falan aman dikkat.
     
     
     
  8. 8. Köpeği "Tutturtmak"


    Başlık biraz anlamsız gelse de, bunu okuyan herkes eminim ki bunu yapmıştır, ya da ona yapılmıştır. Tut oğlum, tut kızım diye gariban hayvanları bir heyecana sokup milleti ısırtmaya çalışmak sanırım sadece bizlere özgü bir davranıştır. Özellikle köpekten çok korkan arkadaşlarımıza ısrarla yaparız. Bununla da eğleniriz hiç gocunmadan. Eğer kendi köpeğinizse tasmasıyla beraber arkadaşınızın arkasından koşup " tut oğlum tut" nidalarıyla bayıltma nöbetleri geçirtebilirsiniz. Komikliği tartışılır ama gerçekliği asla.
     
     
     
  9. 9. Elektronik Eşyaları Vurarak Düzeltmek


    Bu da milletimizin ne kadar pratik zekalı olduğunun bir göstergesidir. Ne gerek var teknisyene, ustaya, vurduk mu düzeliyo zaten hepsi. Televizyon, bilgisayar, çamaşır makinası, kumanda gibi bilimum elektronik eşyaları bu yöntemle çalıştırır, eskisinden de iyi yaparız. Bu aletler zaten geliştirilirken, bozulmaya karşı fiziksel darbeyle geri gelen bi sistemle yükleniyorlar. Artık devreler mi yer değiştiriyo, tozu pası mı gidiyo ne oluyosa işe de yarıyo he. Ama tabii ki önerim bir elektronik eşyanız bozulursa, bilen birine danışmanız. Vurduktan sonra tabii.
     
     
     
  10. 10. Muccuk Hareketi


    İşaret parmağının başparmakla birleşmesi ve ağızdan "muccuk" şeklinde bir nidayla, kurbanın erojen bölgesine doğru yapılan ve irkilmesine neden olan, sadece bizim milletimize özgü bir harekettir. Ne karizma kalır ne erkeklik. Yapan kişinin de hızlı olması ve profesyonel bir "muccukçu" olması lazım gelir. Diğer türlü istenmeyen sonuçlara yol açabilir bu hareket. Bunun ilkokul versiyonu da "sinekten korkar mısın?" adı verilen, iki elin kurbanın gözüne yakın bir yerinde çarpılmasıyla, kurbanın reflekslerini test eden ve sonunda "korktun hehehe" diye gülebildiğimiz bir oyundur. 7'den 70'e çok komik milletiz vesselam.
     
     
     
  11. 11. Eve Gelen Kişiye "Geldin Mi ?" Diye Sormak


    Bu madde de yine sadece güzide vatandaşlarımızda bulunan bir özelliktir. Aslında gördüklerimiz ne kadar doğru, bizler orada mıyız yoksa herkes bir hayal ürünü mü sorularını sorgulatır bizlere. Aldığımız evet cevabı bizleri rahatlatır, uçsuz bucaksız bir huzura kavuşturur. Temelinde büyük bir filozofi ve bilgelik barındıran bir sualdir. Bu soruyu ev telefonunu arayıp "Evde misiniz ?" sorusuyla da pekiştirebiliriz veya alınan yeni bir kıyafeti görüp "Aa kıyafet mi aldın ?" tarzı da uygundur. Bu örnekleri daha da çoğaltmaya çalışınız, kendinizi deneyiniz. Emin olduğunuz şeyleri bir daha sorunuz. Görmeniz de yetmez dokununuz. Ya da dokunmayınız, siz bilirsiniz.
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
türklere özgü davranış

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber