Bu haber kez okundu.

Okulda öğretilmeyen 10 altın kural

Okul hayatı sona erip hayat okuluna atıldığımızda çoğu zaman okulda öğrendiklerimiz birer arşiv dosyası halini alır…  Ve hayat okulu başlar bu kez bize hayatın altın kurallarını öğretmeye. İşte okullara tekmili birden öğretilmeyen 10 altın kural…

Okulda öğretilmeyen 10 altın kural

Zaman akıp giderken ve hepimiz sıralarında oturduğumuz okul yıllarından uzaklaşıp gerçek hayata atıldığımızda, okulda öğrendiklerimizin birçoğundan geriye sadece tek bir şey kalır; kendi tecrübelerimiz. Yılların ve tecrübelerin getirdiği olgunlukla geriye dönüp bakan insanların “şu anda olsa şunu yapmazdım, ya da yapardım” dediğini çoğu kez duymuşsunuzdur. Hayatınızdaki stresi biraz olsun azaltmak, daha pozitif bir açıdan hayata bakmanıza yardımcı olmak ve mutluluğunuzu artırmak adına okulda öğretilmeyen ama önemli hayat derslerinden bir kısmını sizler için derledik. Biliyoruz, uygulamak söylemek kadar kolay değil, ama neden bu bir başlangıç olmasın?

80/20 kuralı

Bu, zamandan daha iyi faydalanmanın en etkili yollarından biridir. Pareto Prensibi olarak da bilinen 80/20 kuralı temelde, alacağınız değerin yüzde 80’inin faaliyetlerinizin yüzde 20’sinden geleceğini söylüyor.

Yani yaptığınız ve muhtemelen size yararlı olacağını düşündüğünüz birçok şey sandığınız kadar faydalı olmayabilir, hatta gereksiz bile olabilir.

Yaptığınız birçok şeyi sadece bırakabilirsiniz – ya da üzerinde harcayacağınız zamanı azaltabilirsiniz. Bunu yaptığınızda, gerçekten de size değer, mutluluk ve tatmin getirecek şeylere harcamak için daha fazla zaman ve enerjiniz olacak.

Parkinson Kanunu

Yaptığınınız şeyleri düşündüğünüzden çok daha çabuk yapabilirsiniz. Bu yasa, bir görevin zamana bağlı olarak genişlediğini ve görünüşteki karmaşıklığın sizin o göreve atadığınız zamana bağlı olduğunu söylüyor. Örneğin, eğer probleme bir hafta içinde bir çözüm getireceğinizi kendinize söylüyorsanız, o zaman sorun, size daha fazla büyümüş gibi görünüyor ve ona çözüm bulma konusunda da daha fazla zaman harcıyorsunuz.

O halde, zamanınızı çözüm bulma üzerinde odaklayabilirsiniz. Sorunu çözmek için kendinize tüm gün yerine sadece bir saat ya da tüm hafta yerine sadece bir gün verebilirsiniz. Bu, çözüm ve eyleme odaklanmak için zihninizi zorlayacak.

İlk olarak değer verin sonra değer görün

Bu biraz karşı-sezgisel bir durum. Bizim bir şeyler yapmamız için, birisinin bize bir şey vermesi veya bir şey yapması fikri genellikle yaygın olandır. Buradaki sorun da, birçok insanın bu şekilde düşünmesi ve bu mantığa göre, iki taraf da birbirine mümkün olduğundan daha az şey sunmasıdır.

Eğer para, sevgi, şefkat, fırsat gibi konusu ne olursa olsun aldığınız değeri artırmak istiyorsanız, sizin de daha fazla değer vermeniz gerekecektir. Çünkü zamanla siz de verdiğiniz kadar almaya başlayacaksınız.

Hatalar ve başarısızlıklar iyidir

Gençken, sürekli yeni şeyler deneyip öğrenene kadar başarısız oluruz. İnsanlar yaşlandıkça öğrenir, hata yapmamaya ve daha az yeni şeyler denemeye başlar.

İnsanlar, hata ve başarısızlıkların dünyanın sonu olmadığını fark edince, bir süre sonra bu hataları çok fazla önemsememeye başlar. Hatta akıllı insanlar, hataları ve başarısızlıkları önemli hayat dersleri almak için, karşılarına çıkan fırsatlar olarak görür. Hayatta başarı da, genellikle hatalar ve başarısızlıklara rağmen vazgeçmemekten ibarettir.

Kendinizi hırpalamayın

İnsanlar neden birkaç başarısızlık ve hata sonrası pes eder? Bunun bir sebebi; insanların kendi çok fazla hırpalamasından kaynaklanır ancak bu yersiz bir alışkanlıktır. Çünkü, bu size daha fazla ve gereksiz acıdan başka bir şey getirmeyecek ve vakit kaybettirebilir. Yaptığınız hatalar karşısında kendi üzerinize gitmektense, enerjinizi hatalarınızı nasıl telafi edip çözebileceğinize verirseniz, her şey sandığınızdan daha kolay yoluna girecektir.

Uyum varsayımı

Yeni insanlarla tanışmak eğlencelidir ama bu aynı zamanda gerginliğe neden olabilir. Hepimiz iyi bir ilk izlenim yaratmak isteriz ve kendimizi ilerlemeyen ve garip bir konuşmanın ortasında bulmaktan kaçınırız.

Bunu engellemenin en iyi yolu da; yeni bir insanla buluşmaya değil de, yakın bir arkadaşınızla buluşurmuş gibi düşünmekten geçiyor. Bu sayede, zihninizde sizi geren sinirsel etkileşimler yerine, arkadaşça tutumunuz sayesinde sizi rahatlatan bir etkileşim başlayacaktır.

Şükran kendinizi mutlu hissetmenin basit bir yoludur

Birisine ya da bir şeylere karşı minnet duymak olumsuz ruh halini pozitif duygulara çevirmek için harika bir yoldur. Aynı zamanda tutumunuzu ve odağınızı doğru şeylere yönlendirmek için iyi bir araçtır. Minnet duyarak sadece kendinizi değil, aynı zamanda diğer insanları da mutlu edebilirsiniz. Duygular bulaşıcı olduğundan, bu sizi daha da mutlu edecektir.

Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın

Egonuz size sürekli kıyas yapmanız gerektiğini söyler ve kendinizi iyi hissetmek için nedenler bulmaya çalışır (yeni bir bisiklet aldım). Egonuz bunu yaparken de, sizden daha fazla şeye sahip insanlarla kendinizi kıyaslamamak oldukça zor bir hal alır. (Hayır, … bile güzel bir bisiklet satın aldı!). Ve böylece bir kez daha kendiniz hakkında çok iyi hissetmezsiniz. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmaya devam ettiğiniz sürece, nasıl hissedeceğinizin kontrolünü çevrelerinizdekilere vermiş olursunuz.

Kendini başkalarıyla karşılaştırmaktan daha iyi bir yol, kendinizi kendinizle kıyaslamaktır. Ne kadar ilerlediğinize ve neler kazandığınıza bakın. Bunu yapmak o kadar eğlenceli olmayabilir ama uzun vadede size çok daha fazla iç sükunet, kişisel güç ve olumlu duygular getirecektir

Gerçekleşmesinden korktuğunuz şeylerin % 80-90’ı asla gerçek olmayacak

Çünkü, bu korkularınızın birçoğu sadece kafanızda yaşayan canavarlar ve çoğunun gerçeğe dönüşmesine imkan yok. Şayet, korkularınız gerçeğe dönüşürse de umduğunuz kadar kötü ya da acı dolu olmayacaktır. Endişelenmek, genellikle zaman kaybından ibaret olabilir. Evet, söylemek uygulamadan çok daha kolay ancak, kendinize sadece daha önceden korktuğunuz şeylerin kaçının gerçekleştiğini hatırlatırsanız, kafanızdaki korkulu düşüncelerden uzaklaşmanız da o derece kolaylaşacaktır.

Hayatı fazla ciddiye almayın

Hayat akışındaki dertlere ve sorunlara kendinizi kaptırmak çok kolaydır. Ancak daha önceki maddede bahsettiğimiz gibi, korkularınızın çok az bir kısmının gerçekleşme olasılığı var. Gerçekleşse bile, şu anda size çok ciddi bir sorunmuş gibi görünen olayların çoğunu, bundan 3 yıl sonra hatırlamayacaksınız ya da hatırladığınızda onlara güleceksiniz.

Kendinizi, düşüncelerinizi ya da duygularınızı haddinden fazla ciddiye almak, genellikle çektiğiniz acıyı artırıp, problemi büyütmekten başka bir işe yaramayacaktır. Öyleyse biraz daha rahatlamaya ve enerjinizi olumlu şeylere yöneltmeye çalışın. Rahatlama hissi, büyüyüp sizi sardıkça hayatınızda harikalar yaratabilir.

 

Kaynak: http://www.uplifers.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber