Bu haber kez okundu.

İstenmeyen Çocuk İlerde Kanser Oluyor

“Bizler anne karnında kalbimizin ilk attığı andan itibaren çevremizde olan bitenden etkilenen canlılarız” diyen Eser, anne karnından bebekliğe, çocukluktan yetişkinliğe giden süreçte her duyguyu, her sesi ve her sözü bilinçaltının kaydettiğini söylüyor.

Bir bebeğin yuvasında gelişirken dış seslerin ne anlama geldiğini bilmediğini ama ters giden şeylerin farkında olduğunu dile getiren Eser, istenmeden yaşanan hamilelik sürecindeki bebeğin annesinin üzüldüğünü hissettiğini ve buna kendisinin neden olduğuna inandığını söylüyor.

Bebekler sizi anlıyor

Bebek nasıl olsa anlamıyor diye yanında edilen kavgaların, yapılan tartışmaların ise ileriye dönük migrene, depresyona hatta kansere yol açtığını kaydediyor. Gani Eser. “Kendi çocuğumuzun ölümüne neden olmak ister miydik?” diye soran Eser, “Hipnoterapide kanser hastalarıyla regresyon (geçmişe dönüş) metodu kullanılarak yapılan terapiler, hastalığın kökeninin bebeklik hatta anne karnındaki dönem olduğunu ortaya çıkarmıştır. O dönemdeki kayıtlar düzeltildiğinde ise hastalığın mucizevi bir biçimde yok olduğu seanslar literatüre girmiştir.

Kendi çocuğunuza karşı böyle bir tutum geliştirdiyseniz ve henüz bir yetişkin değilse terapistin rolünü siz üstlenebilir, onu değil; dünyaya bir çocuk getirme sorumluluğunu istemediğinizi ama doğduktan sonra onu çok sevdiğinizi, değer verdiğinizi ve tam istediğiniz gibi bir çocuk olduğunu sevginizle, ilginizle gösterebilir ve kansere giden yolu kesebilirsiniz” diyor.

Bebek: Annem benim yüzümden mutsuz

Gani Eser, istenmeyen bebeğin yaşadığı süreci şöyle anlatıyor: “Doğum kontrol yöntemlerinin önemsenmediği toplumumuzda istenmeyen gebeliklerin sayısı oldukça fazladır. Henüz anne-baba olmaya hazır olmayan çiftler böyle bir sürprizle karşılaştıklarında bebek bir-iki aylık olmuştur bile.

Şaşkınlık, birbirlerini suçlama, çocuk sahibi olmayı istemediklerine dair her ifade ve duygu, bebek tarafından hissedilir. Gebelik sonlandırılmaz ama doğuma kadar anne mutsuz olursa bebeğin bilinçaltı bu kayıtları pekiştirerek saklar ve bebek, ‘İstenmeyen biriyim ve annem benim yüzümden mutsuz’ diye düşünür.

Dünyaya geldikten sonra anne-babanın tutumu değişirse mevcut kayıtlar önemini yitirebilir. Sevgi ve ilgileriyle onu istediklerini hissettirirlerse bir tür panzehir etkisi oluştururlar, gebelik süresince verdikleri zehri temizleyebilirler. Tam tersi bir tutum, yani doğumdan sonra da istenmemek ruhsal ve fizyolojik rahatsızlıkların kaynağını oluşturur. Bebeğin düşüncelerine tercüman olmak gerekirse:

‘İstenmiyorum. Annem, babam benim yüzümden mutsuz. Yaşamaya hakkım yok. O halde ölmeliyim.’ Bilinçaltı bu kaydı oluşturduktan sonra birey farkında olmadan yavaş yavaş kendisini öldürmenin bir yolunu bulmaya çalışır. Bilinçli akıl yaşamak istese de baskın olan ve yönlendiren bilinçaltı olduğu için sonuç kaçınılmazdır.”

Meydan

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber