Bu haber kez okundu.

İşte Çocuk Masallarının Gerçek Sonları!

KADINHABERLERİ.COM- Yıllardır mutlu sonla bittiğini sandığımız masalların ardında korku filmlerini aratmayacak senaryolar yatıyor. Acı ama gerçek. Masallar mutlu sonla değil trajediyle bitiyor. İşte o masallardan birkaçını Neslihan Sultan PALA kaleme aldı.



Sanırım bir insana yapılacak en büyük kötülük onun çocukluğunda inandıklarının elinden alınması. Geçen gün Kim Milyoner Olmak İster yarışma programını izlerken bir soru beni benden aldı götürdü. Birçok insan için belki de sıradan bir soruydu bu ama benim çocukluğumu, çocukluğumda dinleyip inandığım, sevdiğim, tekrar tekrar okuduğum hatta mutlu sonla bittiği için küçük yüreğimle umut dolduğum masallardı konu edilen.  Cinderella, Kırmızı Başlıklı Kız, Hansel ile Gratel, Uyuyan Güzel, Rapunzel masalları hiç de bizim bildiğimiz gibi masum masallar değil, adeta birer vahşet senaryolarıymış. 
Doğrusu daha seçenekleri görmeden soruyu duyunca bu da soru mu yani tabi ki büyük annesi de kırmızı başlıklı kız da kurtulur diye içimden geçirirken seçenekleri görünce işin renginin hiç de göründüğü gibi olmadığını anladım.

Yarışmada sorulan soru ve cevabı şu şekildeydi: 
Soru: Kırmızı başlıklı kız masalının orjinal versiyonlarının neredeyse tamamının sonunda kurt kızı aldatarak ne yapar?
A) Gölde boğulurken kendini kurtarır.
B) Büyükannesi olduğuna ikna eder.
C) Avcıyı kıza öldürtür.
D) Büyükannesini kıza yedirir.
Cevap: Büyükannesini kıza yedirir.
 Şaka değildi. Yalan  değildi. Dünyanın en saygın ve en doğru yarışma programlarında bir gerçeği öğreniyor deyim yerindeyse yıkılıyordum. Kırmızı başlıklı kız masalında kurt, küçük kıza büyükannesinin etini yediriyordu. İki gün bu gerçeği sindirmekle uğraştım. Birçoğunuz ne kadar duygusal olduğumu düşünebilirsiniz ama eminim işin uzmanları beni anlayacaklardır. Benim çocukluğuma büyük bir ihanet söz konusuydu. Ben sonu acı biten masalların uydurma mutlu son masallarıyla uyutulmuştum yıllarca. Bildiğimiz bütün masalların hemen hepsi aslında birer trajedi bırakın trajediyi korku filmi senaryolarını gölgede bırakacak vahşetle doluymuş. 
Biraz araştırdım bakın neler buldum. Paylaşmak istiyorum sizlerle. Aslında bu konu tam bir tez şeklinde hazırlanacak, incelenecek ve bilimsel bir araştırmaya dayandırılarak çözümlendirilecek bir sosyolojik olgu. Ancak biz şimdilik edindiğimiz birkaç bilgiyle konuya giriş yapmış olalım. Dilerseniz bu yazıyı çocuklarınıza okutmayın. Ama bundan sonra çocuklarınıza masal anlatırken neyin ne olduğunu bilin diye paylaşmak istiyorum. 
İşte Kırmızı Başlıklı Kızın Bilmediğimiz Hazin Sonu

Kırmızı Başlıklı Kız büyükannesine yemek götüren küçük bir kızdır ve annesinin tembihi olan “tanımadığın kimselerle sakın konuşma” öğüdünü dinlemediği için bedelini ağır ödeyecektir. Masalla ilgili çeşitli spekülasyonlar vardır. Ben bu görüşlerden birkaçını aktaracağım. Gerçeğin ne olduğunu ne yazık ki bilemiyorum. Ama bildiğim bir gerçek var, bu masallar mutlu sonla bitmiyor. 

\"\"
Bir zamanlar, annesi küçük bir kızdan büyükannesine süt ve ekmek götürmesini istemiş. Kız, süt ve ekmeği almış ormanda yürürken bir kurtla karşılaşmış. Kurt, küçük kıza nereye gittiğini sormuş.
“Büyükannemin evine,” diye yanıtlamış kız.
“Hangi yoldan gideceksin, üzerinde raptiyelerin olduğu yoldan mı, yoksa iğnelerin olduğu yoldan mı?” diye sormuş kurt.
“İğnelerin olduğu yoldan.”
Bunu duyan kurt, raptiyelerin olduğu yoldan giderek, büyükannenin evine kızdan önce varmış. Kızın büyükannesini öldürmüş, kanını bir şişeye doldurmuş, etlerini ise ince ince dilimleyerek bir tepsinin üzerine yaymış. Daha sonra, büyükannenin kıyafetlerini giymiş ve yatağına girerek küçük kızı beklemeye başlamış.
“Tak, tak, tak.”
“İçeri gel, küçük yavrum.”
“Merhaba, büyükanne. Sana biraz süt ve ekmek getirdim.”
“Sen kendine de yiyecek bir şeyler al, kızım. Bak şuradaki kilerde et ve şarap var.”
Ve böylece küçük kız kendine teklif edilenleri yemiş ve o bunları yerken evdeki küçük bir kedi de “Pis sürtük! Büyükannenin etini yiyor ve kanını içiyorsun” der dururmuş.
Kız yemeğini bitirdikten sonra kurt kıza “Şimdi elbiselerini çıkar ve benim yanıma gel” demiş.
“Çıkardığım elbiselerimi nereye koyayım?”
“Hepsini ateşe atabilirsin, onlara ihtiyacın olmayacak bir daha.”
Elbiselerinin her bir parçasını çıkarırken, (yeleğini, eteğini, çoraplarını vb) kız aynı soruyu tekrar sormuş kurda ve kurt da her seferinde aynı cevabı vermiş, “Ateşe atabilirsin hepsini, onlara ihtiyacın olmayacak bir daha”.
Daha sonra kız yatağa kurdun yanına yatmış ve “Büyükanne! Ne kadar da tüylüsün böyle!” demiş.
“Kendimi daha sıcak tutabilmek için, güzel kızım.”
“Büyükanne, ne kadar da büyük omuzların var!”
“Yakmak için odunları daha iyi taşıyabilmek için, güzel kızım.”
“Büyükanne, ne kadar da uzun tırnakların var!”
“Daha iyi kaşınabilmek için, güzel kızım.”
Kız son olarak “Büyükanne, dişlerin ne kadar da büyük!” dedikten sonra, kurt da;
“Seni daha rahat yiyebilmek için, güzel kızım”demiş ve kızı yemiş.
Masalın bir versiyonu böyle bazı çevreler kızın annesinin gerçek annesi olmadığını üvey annesi olduğunu, hatta ormandaki büyükannenin babaanne olduğunu belirtir. Onlara göre, Kırmızı Başlıklı Kızın annesi ölmüştür. Babası ikinci kez evlenmiştir ancak yeni karısı kırmızı başlıklı kızın babaannesini evde istememektedir ve onu ormanın derinliklerinde aç bil aç bir kulübede yaşamak zorunda bırakır. Arada sırada kırmızı başlıklı kızla ona yemek yollar. Burada da ormanda kızın başına gelecek felaketlerin farkındadır ve aslında kırmızı başlıklı kızdan da kurtulmak istemektedir.  Babanın ise sadece ekmeğinin derdinde olduğu ve yuvasında ocak tütmesini arzu ettiği için ikinci kez evlendiği ifade edilir. Bir diğer görüşe göre bu masalda kurdun kızın elbiselerini çıkararak yanına uzanmasını istemesinde cinsel istismar olduğu ifade edilir. Bazı görüşlere ise kırmızı başlıklı kız hikayesi subliminal mesajlar içerir ve kırmızı başlıklı kızın başlığının kırmızı olmasının hiç de masum bir simge olmadığı iddia edilir. 

\"\"
Gelelim diğer masallara en acı masal belki de Uyuyan Güzel’dir. 
Masal kimilerine göre zehirli bir elmayı yediği, kimilerine göre ise parmağına zehirli bir iğne battığı için yüzyıllık bir uykuya dalan güzel kızın hayatını anlatır. Bize anlatılan masalda uyuyan güzeli iyi yürekli prens öperek uyandırır ve sonsuza kadar mutlu yaşarlar. Oysa masalın gerçeği oldukça korkunçtur. Masalın orjinaline göre güzel prenses yüzyıl uyutulacağına dair bir kahin tarafından uyarılır ancak eline bir iğne batar ve zehirlenen güzel uyur (ya da bitkisel hayata girer). Sarayda uyur şekilde yalnız bırakılan prensese bir kral tecavüz eder ve hamile kalır.  Uyku sürecinde hamilelik geçiren ve doğum yapan kadın ikiz çocuk dünyaya getirir. Bebeklerden biri annesinin parmağındaki zehri emince uyuyan güzel hazin bir şekilde iki çocuk annesi, tecavüze uğramış bir kadın olarak uyanır. 
Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler
Aslına uygun olan bir masal ancak bunda da yine korkunç ritüeller törpülenmiş. Kraliçe Pamuk Prenses’in kalbini değil, akciğer ve karaciğerini akşam yemeğinde yemek için ister. Ayrıca prensesi prens öperek uyandırmaz. Prens, Pamuk Prensesi uyur halde kaçırır. Bu sırada atın bir tekmesiyle ya da at üzerinde giderken prensesin kendiliğinden uyandığı iddia edilir. Prens denilen kişinin kızı niye kaçırdığı şaibelidir. Ayrıca Grimm kardeşler masalda kötü kalpli kraliçeye kızgın demir ayakkabılar giydirirler ve kraliçe bu ayakkabılar içinde ölene kadar dans etmek zorunda kalır. 

\"\"
Hansel İle Gratel
Avrupa’nın açlık ve sefaletle boğuştuğu dönemlerde ortaya çıkan masallardan biri Hansel ile Gratel. İşin acı yanı bu hikayenin çıkış noktasının gerçekliği, Ortaçağ Avrupa’sında savaş ve yoksulluk tehlikesi karşısında çaresiz kalan birçok ailenin çocuklarını ormana terk ettikleri iddia edilir. Hansel ve Gratel masalında üvey anne ve öz babaları tarafından ormana bırakılan iki küçük çocuk ormanın derinliklerinde kaybolur. Karşılarına çikolata ve şeker kaplı bir ev çıkar. Evin sahibi bir cadıdır ve onları hapseder. Karınlarını tıka basa doyurur. Amacı onları fırında pişirerek yemektir. Bazı çevreler bu masalda ensest bir ilişkiden de söz ederler. 

\"\"
Fareli Köyün Kavalcısı
Farelerin istilasına uğramış bir köyü, kavalcının biri çaldığı namelerle kurtaracağını belirtir ve bunun karşılığında köylülerden ücret talep eder. Ancak köy farelerden kurtulduğu halde köylüler kavalcıya gereken ücreti ödemez. Bunun üzerine kavalcı yine kavalının nağmeleriyle köyün bütün çocuklarını büyüleyerek bir mağaraya hapseder. Burada çocukların başına gelenler çok da duymaktan hoşlanacağımız şeyler değildir. Bir kesime göre de kavalcı bütün çocukları nehirde boğar. İçlerinden sadece bir tanesi kurtulur. O da bacağı sakat olduğu için kavalın sesiyle diğerlerine yetişemeyen çocuktur. 

\"\"
Anlayamadığım çocuk masalları yazan kişilerin neden bu kadar istismarı, kötülüğü ve vahşeti bir hikayenin içine sokmuş olduklarıdır. Ortaçağ Avrupa’sını elbette günümüz şartları ile değerlendirmek doğru bir davranış değil. Dediğim gibi bu konu bilimsel bir ortamda ciddiyetle incelenmesi gereken bir tez konusu. Ben bildiğim kadarını okurlarımla kısaca paylaştım. Sanırım bizim kendi özümüze kendi masallarımıza dönmemiz en güzeli. 

Neslihan Sultan PALA
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber