Bu haber kez okundu.

İnsan 200 bin yıl sonra neye benzeyecek?

EVRİM DEVAM ETTİĞİNE GÖRE İNSANLAR GELECEKTE NEYE BENZEYECEK?

Gelecekteki evrimsel değişiklikler hakkında tahminde bulunmak teknik açıdan doğru olmasa da (çünkü evrimin bir hedefi yoktur; gelecekte ne gibi koşullara maruz kalacağımızı, hangi ortamlarda yaşayacağımızı kesin olarak bilemeyiz), bugünkü gidişata bakarak yakın gelecekte neler olacağı hakkında akıllı bir tahminde bulunabiliriz:

TEKNOLOJİ YARDIMI İLE KENDİ KENDİNİ GELİŞTİRME

İnsanlar zaman içinde teknolojiden yararlanarak kendi üzerlerinde evrimi zorlayacakları bir noktaya gelebilirler. Bu gerçek anlamda kendi kendini ıslah etme anlamına geleceği gibi, biyonik organlar veya gen seçilimi yoluyla da olabilir. Örneğin anne baba adayları doğacak çocuklarının özelliklerini doğumdan önce seçebilirler. Eğer bu uygulamaya izin verilirse özellikle gen seçilimi “tasarım bebekleri” alanında bir patlamaya yol açabilir. Bu bebeklerde istenmeyen özellikler ve hastalıklı genler temizlenmiştir. Yaygınlaştığı takdirde bu uygulamaolumsuz insan özelliklerini ortadan kaldırabilir.

DAHA BÜYÜK/DAHA KÜÇÜK KAFATASI

Kafatası hacmi ile ilgili tahminler başlıca iki düşünce akımına dayanır. Çok sayıda bilim insanının savunduğu “küçük kafatası” tahmini, insan kafatası hacminin üst sınıra dayandığını ve insanların daha büyük kafatasına sahip olmalarının imkânsız olduğunu iddia eder. Bunun nedeni normal doğumda annenin fizyolojisinin daha büyük bir kafanın geçişine izin vermemesidir. Bu nedenle pek çok bilim insanı daha büyük bir kafanın doğumu imkansızlaştıracağına inanıyor. Daha büyük bir kafa anneye zarar verecek daha da kötüsü ölümüne yol açabilecektir. Bu açıdan kafa boyutlarının aynı kalması, hatta zaman içinde küçülmesi kaçınılmazdır.

Ancak bu görüş sezaryen uygulamasını göz ardı ediyor. Günümüzde doğacak bebeğin kafası normalden büyükse zaten sezaryen ile doğurtuluyor. Kimileri sezaryen ameliyatlarının doğal doğumlardan daha tehlikesiz olduğunu düşünse de, bu uygulamanın ancak hastane ortamlarında yapılabilmesi çok önemli bir engel oluşturuyor. Büyük kafataslı insanlar, sezaryen koşullarını yaratamadıkları anda yok olmaya mahkûmdur.

AYAK PARMAĞI SAYISINDA AZALMA

İnsanlar iki ayağı üzerinde yürümeye başlamadan önce ayak parmakları, aynı el parmakları gibi kavrama yeteneğine sahipti. Tırmanma, kavrama eylemleri yerine yürüme alışkanlığını kazandığımız andan itibaren ayak parmakları yavaş yavaş bugünkü boyutlarına indi. Bugün en küçük dalı bile kavrama yeteneğine sahip değiliz.

Dolayısıyla beşinci en küçük parmağın giderek küçülmesi bu sürecin bir habercisidir. Bu arada diğer parmaklar, özellikle de büyüğüyalnızca denge ve yürümeyi sağlar. Küçük parmak bugün işe yaramıyor ve bu parmağı olmadan insanlar hiçbir sıkıntı yaşamıyor. Bugün küçük parmak – ayakkabıların içinde sıkışıklık yaratmak, yolumuzun üzerindeki nesnelere çarpmak gibi – yalnızca sorun yaratıyor. Dolayısıyla insanların zaman içinde dört ayak parmağının kalacağını söyleyebiliriz. Kaldı ki hayvanlar da evrim sonucu bazı parmaklarını yitirmişlerdir.

KÜÇÜK DİŞLER

En yakın zamanda beklenen değişiklik akıl dişlerinin yok olmasıdır. Bu dişler bugün modern insanlarda işe yaramıyor. Ve bazı etnik gruplarda bu dişler hiç çıkmıyor. Bunun dışında dişlerimizin giderek küçüleceğini söyleyebiliriz. İnsanlarda dişler bugüne dek evrimi boyunca küçülme eğilimi gösterdi. Fosil kayıtlarına göre son 100 bin yıl içinde dişlerin yarı yarıya küçüldüğü ve buna bağlı olarak çenenin de küçülmüş olduğu görülüyor. Bu gidişatın devam etmesi çok büyük bir olasılık.

BEYİNDE BAĞLANTI BOLLUĞU

Teknoloji şimdiden belleğin çalışma şeklini değiştirmiş bulunuyor. Maksimum verimliliği yakalamaya çalışan insan beyni, tipik olarak bilginin kendisini değil, bilginin depolanmış olduğu yeri hatırlar. Bir kitabın nereye konulmuş olduğunu hatırlamak, kitabın içindekileri hatırlamaktan daha kolaydır. Ve internet çağında bu zihinsel tuhaflığın önem kazanması normaldir. Bir şeyi hatırlamaya çalışırken beyin “o şeyin” nerede olduğunu hatırlar –internette, google’da, wikipedia’da vb.- Teknoloji geliştikçe beyinler verimliliği en üst düzeye çıkartmak için gerekli uyumu gösterecektir.

VÜCUT TÜYLERİNİN YİTİMİ

İlk insanların vücudunu kaplayan tüylerin bugün çoğunu yitirmiş bulunuyoruz. Bu eğilimin zaman içinde devam edeceğini varsayarsak bugün sahip olduğumuz tüylerin de döküleceğini söyleyebiliriz. Özellikle kadınların, vücutlarının belirli bölgelerinde tüy olmadığı zaman cinsel açıdan daha çekici oldukları inancı yaygındır. Dolayısıyla bu tüylerin gelecekte hiç çıkmayacağını söylemek yanlış olmaz. Aynı şey erkekler için de geçerlidir. Ancak erkeklerde vücutlarının kılsız olması yönünde bir sosyal baskı bulunmadığı için, bu süreç daha uzun sürebilir.

UZAYAN BOYLAR

İnsanlarda boy uzunluğu son iki yüzyıldır hızlı bir şekilde uzuyor. Yalnızca son 150 yılda türümüzün ortalama boyu 10 cm kadar uzadı. Boy uzamasının ardındaki en belirgin itici güç yiyecek bolluğu ve çeşitliliğinden pek çoğumuzun yararlanabilmesidir. Açlık uzun
boyun önündeki en önemli engeldir. Bir çocuk ne kadar sağlıklı beslenirse, o kadar sağlıklı gelişir ve boyu uzar. Yiyecek sıkıntısı yaşanmadığı sürece boyların uzaması devam edecek. Bunun sınırını evrim belirleyecek.

HÜRRİYET

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber