Bu haber kez okundu.

GÜNE HARİKA BAŞLAMANIN 3 YOLU
Güne güzel bir moralle başlamak, öncelikle kendimize karşı olan sorumluluğumuzdur. Elbette gün içerisinde iyi, kötü ya da stresli olaylar gelip bizi bulacak ve kaçınılmaz olarak moralimizin bozulduğu anlar yaşanacaktır. Bunların hayatın normal cilveleri olduğunu aklımızda tutup, yaşadığımız sürece kimi zaman bizi rahatsız edebileceklerini kabuk etmek gerekir.

Önemli olan, kendimizi, olayları karşılayacak denli güçlü hissetmemizdir. Güne güzel bir başlangıç yapmaksa durumu kolaylaştıracaktır.


Ne kadar güçlü, kendinden emin ve kendi ayaklarımızın üzerinde duruyor olursak olalım, nihayetinde insanız. Doğamız gereği de kabul görmeye, beğenilmeye, motive edilmeye ihtiyaç duyarız. Büyük ya da küçük, kadın veya erkek, hepimiz takdir görmek için yaşar, hatta bunun, biz dünyayı terk ettikten sonra da devam etmesi için elimizden geleni yaparız. Bunun da ayıbı yoktur. Hayat koşullarına bakarsak, hemen herkesin ortak problemleri olduğunu görürüz. Sabahları paldır küldür kendimizi yataktan dışarı zor atıp, öz bakımımızı yapıp sürüne sürüne giyindikten sonra bir acele işimize veya günlük koşuşturmalarımıza yetişmeye çalışırız. Hele büyük bir şehirde yaşıyorsak, zamanımızın önemli bir bölümünün yolda geçmesi riski olduğundan, kimi zaman panik halde günü yakalamaya çalışır dururuz. Bu arada kendimizi unutur, makyaj yapmak ya da tıraş olmak gerekmiyorsa aynaya bile bakmaya gerek görmeyebiliriz. Zorunlu olarak aynaya gözümüz değdiğinde, bu genellikle boş bir bakış olmaktan öteye gitmez. Neredeyse suratımızdaki sivilceyi bile, geçmeye yüz tuttuğunda fark edip hayrete düşeriz.

Beyaz Atlı Takdir Prensini Beklemek
Tamam, aceleniz var, kabul ediyorum ve zamanınız kısıtlı… Nihayetinde Mars'ta ikâmet etmediğimizden, hemen hepimiz zaman ile yarışmanın ne kadar güç, aynı zamanda ne denli yorucu ve yıpratıcı olduğunun bilincindeyiz. Ama kendinizi motive etmek adına harcayacak 60 saniyeniz de mi yok? İnsan olduğumuzu, doğamız gereği takdir edilmek istediğimizi vurguladık. Pekâlâ, o gün etrafımızdaki herkes kendi işleriyle meşgulse ve bizi onaylayacak tek bir cümle duymak şansımız yoksa ne olacak? Gün boyunca “Beyaz atlı takdir prensinin” bir şekilde bize ulaşıp takdir etmesini mi bekleyeceğiz? Elbette bizim dışımızda kalan insanlardan takdir görmek, muhteşem bir motivasyon kaynağıdır.

Yeni Bir Güne Coşkuyla Başlayabilmek İçin Yapılacaklar:

1.Güne kendinize “günaydın” diyerek başlayın: Unutmayalım, biz birer bireyiz ve tartışmasız değerliyiz. Annemiz, babamız, çocuğumuz, öğrencilerimiz, çalışanlarımız, arkadaşlarımız, hiç kimse için değilse bile bu evrenin bir parçası olduğumuz için biz değerliyiz. O halde her sabah gözümüzü açtığımızda, öncelikle kendimize “günaydın” diyerek günümüzün güzel geçmesini dileyelim. Kendimize ismimizle hitap ederek, örneğin, “Sevgili Ayşe, günaydın! Bugün bol ışıklı ve güzel bir gün olsun senin için.” dediğimizde zannederim buna kimsenin bir itirazı olmaz ve pek fazla da zamanımızı almaz.
İnsanın kendi kendisine ismi ile seslenmesi, başlarda belki biraz komik gelebilir ancak denendiğinde kendimizle iletişime geçtiğimiz ve kendimizi kabul ettiğimiz için mutlak bir fayda sağlayacaktır. Öte yandan, kendimize değer verdiğimizde başkalarının ne kadar değerli olduğunu anlamamız  daha kolay olacaktır. Bundan sonra sıra elbette diğer aile bireylerine “günaydın” demeye geldi ki bunu yaparken yüzümüzde bir gülücük olmasına özen gösterelim. Yataktan kalkar kalkmaz, yüz kaslarımıza hareket verip bunu bir gülücükle desteklersek, günün devamında yüzümüzde bir gülümseme ile dolaşmamız daha da kolaylaşacaktır.

2.Kendinizi şımartın: Değerli olduğumuzu kabul etikten sonra kendimizi biraz olsun şımartmayı da ihmal etmeyelim. Acaba bugün canımız güne kahve ile mi başlamak ister, bir bardak bitki çayıyla mı, yoksa şöyle bir koca bardak süt veya çikolata mı? Genellikle süt veya bitki çayları daha sağlıklıdır, bu kesin; ancak karar size ait, konu da kendinizi şımartmak olduğundan tercihinizi siz yapacaksınız. İçeceğimizi de seçtikten sonra bu aşama da bitti.
Satırları okuyan bazı arkadaşların şöyle dediğini duyar gibi oluyorum: "Ne kahvesi ne sütü? Ben dişlerimi fırçalayıp kendimi evden dışarı zor atıyorum!" Vakti bu kadar kısıtlı olanlara önerim, evlerinde kâğıt bardak bulundurmaları olacaktır. Evden çıkarken yanınıza yarım bardak kahve alıp hem yürüyüp hem de yudumlayalım. Denemeden ne kadar keyifli olduğunu tahmin bile edemezsiniz.

3.Aynaya bakma zamanı: Pamuk Prenses'in üvey annesi kötü ruhlu cadı bile aynaya bakıp kendisine iltifatlar yağdırarak motive oluyordu. Dikkatinizi kendinize odaklayarak aynaya bakın. Sakın kenarda devrik duran  diş macunu tüpüne veya arkalarda asılı duran ancak düzeltilmesi gereken havluya falan takılmayın. Sadece kendinize bakın. Kendinize iyi olan ve beğendiğiniz bir yönünüz için iltifat edin. Bugünkü iltifat sebebiniz, çocuklarla iyi iletişim kurmanız veya bir önceki gün başardığınıza inandığınız güzel bir iş olabilir. Konunun çok önemli olması gerekmiyor, sadece sizin beğenmiş olmanız yeterli. Kendinizi bu ufak başarı ile güzel ve değerli bulduğunuzu sesli olarak  ifade edin. Bunu yaptıktan sonra hoşunuza giden fiziki bir özelliğinizi seçerek yine kendinize bu konuyu vurgulayın. "Saçların çok parlak" veya "Bu  yeni  diş  macunu dişlerini daha çok beyazlattı" gibi basit bir şey olabilir. Hiçbirimiz dünya güzeli veya kusursuz yakışıklı değiliz. Sonuç olarak herkesin bir dönem taptığı, benzemek için uğraş verdiği Marilyn Monroe bile kendisini beğenmediği bir dönem geçirmiş.
Evden ayrılıp yola çıktığınızda, karşınıza çıkan ağaçlara, çiçeklere bakmayı, tanıdıklarınıza gülümseyerek günaydın demeyi de ihmal etmeyin. Çiçeklere bakmak sizi rahatlatacak, tanıdıklarınıza günaydın demekse hem onlar, hem de kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
Güne güzel bir moralle başlamak, öncelikle kendimize karşı olan sorumluluğumuzdur. Elbette gün içerisinde iyi, kötü ya da stresli olaylar gelip bizi bulacak ve kaçınılmaz olarak moralimizin bozulduğu anlar yaşanacaktır. Bunların hayatın normal cilveleri olduğunu aklımızda tutup, yaşadığımız sürece kimi zaman bizi rahatsız edebileceklerini kabuk etmek gerekir.


Önemli olan, kendimizi, olayları karşılayacak denli güçlü hissetmemizdir. Güne güzel bir başlangıç yapmaksa durumu kolaylaştıracaktır. Bu arada, kendimize “günaydın” dememiz, bir içecek ikram edip tercih hakkı tanımamız veya ufak birkaç iltifat sözü söylememiz acaba 60 saniyeden fazla zamanımızı almış mıdır? Almamıştır diye düşünüyorum. O zaman lütfen güne güzel bir moralle başlamak adına bu bir dakikayı kendinizden esirgemeyin. Sevgiyle kalın… 

Patricia Muradi 
 
[email protected]

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber