Bu haber kez okundu.

Gelecekte Gelecek Olan Psikolojik Hastalıklar

Gelecekte bir gün gelecek. Geldiğinde hayatımızı değiştirdiği gibi hastalıklarımızda değiştirecek. Hayatımıza yeni psikolojik hastalıklar girecek.


Bundan 5 yıl veya 10 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz sorusuna gerçek anlamda doğru cevap verebilen biri şu güne kadar çıkmadığı gibi gelecekte hangi hastalıklar olacak sorusuna da doğru cevapları verebilecek kişiler çıkmayacaktır.


Fakat elimizdeki bilgiler ışığında bazı varsayımlarda bulunmamızda bir sakınca olmayacağı gibi gelecekte yaşanabilecek bazı hastalıkları da iyimser ihtimaller ile tahmin edebilmek de mümkün olabilir. Zaten günümüzde bile çağa uyan bir çok yeni psikolojik veya fizyolojik rahatsızlığın baş gösterdiği şu günlerde gelecekte daha da fazla yeni hastalık olacağını düşünmek de gayet normal. İşte gelecekte rastlanabilecek bazı hastalıkları sizler için sıraladık…


 

Ölümsüzlük Bağımlılığı ve Ölümsüzlük Sonrası Psikolojik Bozukluklar


Yaşlanmayı durdurduğumuz gün yüzlerce, binlerce, on binlerce yıl yaşadığınız monoton bir hayat düşünün. Kimileri ölmek daha fazla yaşamamak isteyecektir. Tabi kim ister bunu bilemeyiz. Yine çok sorulan bir sorudur sonsuza kadar yaşamak ister miydin sorusu. Kimsenin başına gelmediği için herkesin cevabı evet olur ama eğer gerçek olsaydı muhtemelen bu seferde ölmek bir ihtiyaç halini alabilirdi. Bilemeyiz… Fakat bildiğimiz bir şey varsa o da insanoğlunun hayatta kalma içgüdüsüdür. Ve bunu herkesin deneyecek olmasıdır.


Eğer ölümsüz olursak süper yaşlı insanlar için artık herşey bildik ve kendini tekrar eden olgular olacaktır. Sayısız yeniliğe seyirci olmuş biri için yenilik anlamını yitirecektir. İşte tam da bu durumda ölümsüzlüğün nasıl bir psikolojik bozukluk getireceğini bilmek de pek kestirilebilir değil fakat bilmediğimiz psikolojik semptomlarının olacağıysa kaçınılmaz…

 


Kendini Simüle Etme Hastalığı


Bir çok şeyi yaşamadan önce simüle etmek istemez miydiniz? İsterdiniz değil mi? Fakat yıllar yılı sorulan bir soru vardır. Geleceği bilenler için her şeyi bildikten sonra yaşamanın ne anlamı var diye. Ne sürpriz sizin için sürpriz olur, ne yaşayacağınız şey sizin için bir heyecan olur, ne olacağını, ve ondan sonra ne olacağını ve ondan sonra ne olacağını bilince sonunuzu da bilirsiniz zaten bitmiş bir film gibi hayat boyu tekrar tekrar aynı film içerisinde kilitlenmek gibidir. Tekrar düşünün her şeyi simüle ederek önceden yaşamak ve tecrübe etmek ister miydiniz? İnsanoğlu meraklı tabi hala ister. Hatta ileride bunun bağımlılık derecesinde olma ihtimali de yüksek.


 

 

Robotlardan korkmak olma olasılığı en yüksek hastalıklardan bir tanesi. Şimdi bile çılgın Japonların yaptıkları insansı robotları görünce insanın içi bir hoş oluyor ki ileride yaşanabilecek çeşitli tramva ve olaylara da bağlı olarak robot fobisi adı altında bir hastalık olması kuvvetle muhtemel. Tabi bu durumun kuvvetle muhtemel olması da yapay zekanın ileri seviyelere gelmesi ile olası olacaktır. Yapay zekanın gerçek bir insan seviyesine gelmesi mümkün olur mu bilemeyiz fakat evde iş yerinde hatta sokaklarda ve bir çok yerde yapay zekası gelişmiş veya gelişmemiş bir çok robotun hayatımızı kolaylaştıracağını ve yaşamın bir parçası olacakları da güçlü bir ihtimal.


 


Süper Zekaya Bağlı Denge Bozuklukları


Zeka seviyesinin yüksek olması şimdi bile insanlar üzerinde sosyal bozukluklara neden olurken gelecekte daha da üst zeka seviyelerinin ne gibi dengesel sorunlara ön ayak olacağını kestirmek de imkansız. Fakat yine varsayımsal olarak gelecekte de belki süper zeki olmak daha kolay olacak belki de zeka seviye farkları günümüzün ekonomik farklılıkları gibi aralarda uçurum olan konular olacak. Her ne olursa olsun üstün zekalı şahsiyetlerin toplumun dışında kalma eğilimleri olduğu veya ruh yapılarının gelgitlerinin çok güçlü olduğu bir gerçek.


 


Nanoteknolojik Hastalıklar


Nanoteknoloji son yıllarda duymaya başladığımız bir kavram. Bu, maddenin moleküler, atom veya süper moleküler seviyede kontrol edilmesidir. Günümüzde bile nanoteknoloji ile geliştirilen maddelerin konusunun insanları, doğayı ve çevreyi nasıl etkileyeceği konusunda endişeler bulunuyorken ileride olayların ne seviyeye geleceğini kestirmek çok zor.


İleride nanoteknolojik kirlilik, nanotoksik maddeler, veya yanlış nanoteknolojik kullanımlar neticesinde çeşitli hastalıklar hatta insan üzerinde DNA değişimleri bile olası görünüyor. Hatta günümüzde halen tıp için nanoteknoloji konusuna önemli yatırımlar yapılıyor. Bu süreçlerde hatalı oluşumların insanları nasıl etkileyeceği bile bilinmeyen bir denklem.


 


Sibernetik Kan Zehirlenmesi


Vücutlarımızın gelecekte sibernetik makine ilavelerine nasıl tepki vereceğini şimdiden öngörmek çok güç. Size takılan bir robot kol belki vücudunuza uyum sağlamayacak, belki sinir sisteminizde sorun yaratacak, belki sinirlerinize zarar verecek ya da kullanılan maddeler kan zehirlenmesi gibi toksik bir etkiye sebep olacak.


 

Kronik Sosyal Uyum Bozukluğu


Hayal edin ki bundan 1000 yıl sonra gelecekte uyandınız. Tüm sosyal davranışlar değişmiş, hatta insanların bedenleri bile değişmiş olacak, hiç tanımadığınız adetler göreceksiniz. Köyden şehre inan insanlar bile adapte olmakta büyük sıkıntılar ekerken 1000 yıl sonrasını düşünün. Yalnızca sosyal çevrelere değil robot vücutlara, geliştirilmiş fiziksel yapılara, örf adet, dil ve bir çok yeni ve farklı topluma uyum sağlamaya çalışmayı düşünün. Ve yine konumuzun starı sanal gerçekliği de menüye ekleyince buyurun ortamdan ortama adapte olabilirseniz olun…


 


Kişilik Yanılsamaları


İnsan kendi kişiliğinden nasıl şüphe eder sorusu şu anda pek mantıklı gelmiyor olabilir fakat gelecekte bırakın kim olduğunuzu ne olduğunuz konusunda bile şüpheye düşebilirsiniz. İleride öyle durumlar ve meslekler olması düşünülüyor ki zaman zaman sizin yerinize vekalet edecek botlar veya bot olmasa bile birinin kişiliğini veya sanal kişiliğini taklit edecek bir meslek hayal edin. Kafa karıştırıcı değil mi? Düşünün ki gün boyu baskalarinin yerine geçtiğiniz bir mesleginiz var. Hatta basit bir bicimde günün çalışmadığınız serbest zamanlarında sanal dünyada çok başarılı ve bu dünyadan olmayan bir karakterin başındasınız zamanla bir karakter diğerinin önüne geçebileceği gibi bu durumda ne olduğunuzu bile şaşırmanız mümkün.


 


Dissosiyatif Gerçeklik Bozuklukları


Daha önce de bahsettiğimiz gibi aşırı realistik bir sanal gerçeklik insanların gerçek ile sanal durumlar konusunda zaman zaman yanılgıya düşmelerini sağlayabilir. Normalde travma sonrası insanlarda savunma mekanizması olarak oluşan dissosyiatif bozukluklar kişide , kimlik bellek, algı ve çevre ile ilgili duyumları gibi bir bütün halinde çalışan sistemlerin bozulması seklinde görülür. Fakat sanal gerçeklik ile birlikte bizlere çok farklı biçimlerde yansıması muhtemel olacaktır. Kimi insanları sanal botlar olarak algılayabilir ya da bazı gerçekleri zihin sanal kabul ederek önemsizleştirebilir.


 


Sanal Gerçeklik Bağımlılığı


Şu anda çok gerçekçi bir sanal gerçeklik sistemi bulunmasa bile Second Life gibi sanal dünya oyunları hatta World of Warcraft gibi sanal dünya role play oyunları bile milyonlarca oyuncuya ulaşıyorlar ki sanal alemlerin daha gerçekçi ve hissedilebilir olduğunda bir çok bağımlı olması içten bile değil.


Sanal gerçeklik geliştiği zaman düşünün ki zaman zaman onu gerçeklik ile ayırmak bile zor olacak. Tahminen zihni yorucu olacak. Ve hayal edin sizden uzakta olan sevdikleriniz ile dipdibe olabileceksiniz, hatta tanımadıklarınızla bile. İstediğiniz her şeye ulaşabilcek , istediğiniz her şeyi yapabilecek ve istediğiniz kadar mutlu olabileceksiniz. Bağımlılığa çok çok elverişli bir ortam

 

 

Kaynak: www.kisiselbasari.com

 

 

 

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber