Bu haber kez okundu.

Evlilikte Mutluluğun Anahtarı

Biz kendimize eş ararken, aynı zamanda çocuklarımıza anne veya baba aradığımızın bilincinde olmalıyız. Sağlıklı karar verebilmek için, kendimize şu soruyu sormamız gerekir: “Bu kızdan bana eş ve çocuklarıma anne olur mu?”  veya “Bu delikanlıdan bana koca ve çocuklarıma baba olur mu?”  Bu sorunun cevabını gönül rahatlığı içinde “evet” olarak vermedikten sonra, evliliğe girişmek hiç de doğru bir davranış değildir.


Evlilik, paylaşım, sevgi ve saygı ile yoğrulmuş olan, kurumsallaşmış toplumsal bir müessesedir. Bununla birlikte, aile kurumu bir gerekliliktir. Evlilik ise, fıtratın gereğidir. Yüce yaratıcı, insanları ve bütün hayvanları çift yaratarak onların birlikte yaşamalarını istemiştir. Dolayısıyla evlenmek, aynı zamanda Allah’ın emridir.


Avrupa toplumuna baktığımızda ülkemiz, evlilik müessesesi noktasında bir cennet konumundadır. Yalnız yaşayan insanlar, parçalanmış aileler, annesiz babasız büyüyen çocuklar, o toplumların içler acısı hayat tarzlarının sonucudur. Ortada sahipsiz kalan çocuklar, ahlâki çöküntüye uğramış gençler, uyuşturucu, alkol ve daha niceleri. Hepsi erozyona uğratılmış, evlilik müessesesinin defolu mahsulleridir.


Ne yazık ki, bu bulaşıcı hastalık son zamanlarda toplumumuza da sirayet etmiştir.


Büyük bir âlimin aile konusundaki şu sözleri çok önemli:


Herkesin hanesi onun küçük bir dünyasıdır. Aile hayatının yaşaması, saadeti ve mutluluğu karşılıklı samimi şefkat, vefâdarâne hürmet ve fedâkârâne merhametle olabilir. Hakiki hürmet ve samimi merhamet ise; eşinin ebedi ve daimi hayat arkadaşı olduğunu düşünerek, münasebetlerini bu düşünce ile sürdürmeleri ile gerçekleşir.


Burada asıl olan şefkat ve merhamettir. Eşimizi ebedi hayat arkadaşı olarak düşünmek ise, bir başka güzellik ve harika yaklaşımdır. İşte mutluluğun anahtarı da buradadır. Yakalayabilen, her iki dünyada da saadeti kazanmış olacaktır.


Bizim kültürümüzde kararlılığı yansıtan güzel bir söz vardır: “Pazara kadar değil, mezara kadar.” İnsanlar, evliliği bir ömür boyu sürecek şekilde plânlamak zorundadırlar. Arada istenmeyen bir yol kazası olursa da, o da nasiptendir deyip katlanılmalıdır. 


Sadece fiziki görüntü üzerine bina edilen evliliklerin, o güzel görüntülerin zamanla yaşlılık sonbaharına uğrayarak, çatırdamaya başlaması da mukadderdir.


Yıllar önce, komşuluk yaptığımız çok değerli bir arkadaşım vardı. O zamanki düşüncelerimle arkadaşımın eşini, fiziki görünümü nedeniyle ona yakıştıramamıştım. “İsmail kardeşim nasıl oldu da, bu hanımla evlendi?” diye düşünüp dururdum.


Zamanla gördüm ki, Fatma Hanım’ın altın gibi bir kalbi vardı ve aynı zamanda da şefkat ve merhamet abidesiydi.  Anlaşılan o ki, İsmail kardeşim, Fatma Hanım’la ahlâkında mevcut olan yüksek seciyeler dolayısıyla evlenmişti.


Trabzon’da, turistik bir otelin lobisindeki asansörün önünde bekleyen kişiler, yaşlı bir görevliyi görünce sormuşlar:

-Amca, biz yedinci kata çıkmak istiyoruz, bu asansör beş kişiyi taşır mı?

Yaşlı görevli şöyle cevap verir:

-Uşağum hele bir binin, düşmezse çıkarsınız.


İşte evlilik gibi hayati bir konuda, ihtimal üzerine hareket edilemez. Yürütemezsek boşanırız gibi, bir mantıkla evlilik olmaz. Küçük bir şirket dahi kursanız, “yürütemezsek kapatırız” düşüncesiyle hareket etme şansınız yoktur.


İnsanoğlu her yönüyle mutlu olmak istiyorsa, öncelikle kararlı, sağlam, uyumlu bir evlilik kurmalıdır ki, yaşantısının diğer safhalarını da bu mutluluk temeli üzerine oturtabilsin, hayatından zevk alabilsin. Yoksa bu güzel hayat ona ve birlikte yaşadığı ailesine bir cehennem olur.

Hasan TANRIVERDİ / Aile Haber

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber