Bu haber kez okundu.

Evlilik Kararını Vermeden Önce Muhakkak Düşünülmesi Gerekenler

 

Ama asıl düşünülmesi gereken, geçip giden yaş ya da hissettiğimiz aşk değil,“psikolojik olarak buna ne kadar hazırım?”  sorusu olmalı.

 

“Amaan o kadar ince eleyip sık dokumaya ne gerek var, üç günlük dünya ” diye düşünülürse; o üç günden ikisinin zehir olma riski, göze alınmış demektir.

 

Gerçi kimilerine göre şans oyunu gibidir evlilik, belki piyango vurur harika bir evlilik olur ama kim bilebilir? Hem madem şans oyunu, o halde bilmem kaç binde, ancak bir kişiye çıkması gerekecektir.

 

Etrafımızdaki, belki ailemizdeki, yetmedi dünyadaki evliliklere bir bakın? Kaç tanesi mutlu, kaçı boşanmış, kaçı sadece kâğıt üzerinde devam ettiriyor?

 

Neden böyle? Acele verilen karalardan ötürü olabilir mi?

 

Kanımızın kaynadığı kişi ile, isteriz ki, bir an önce evlenelim. Aileler tanışsın bir an önce. Nişanı düğünü de bir arada yapalım ne gerek var ayrı ayrı? Düğüne bile gerek yok. Zaten şimdi ki moda, sadece nikah. Üç ay geçmeden de evleniriz olur biter. Nişanı uzatmakta olmaz öyle. Hatta abartıp bir süre büyüklerle aynı evi bile paylaşabiliriz. Zaten sabah işe gidip akşam geliyoruz. Evde durduğumuz mu var?

 

Olmadı, ufacık bir ev tutarız. İki kişiye fazla bile. Hem, çalışır birlikteyken de alırız tüm eksiklerimizi. Omuz omuza verdik mi tamamdır. Yeter ki gönüller bir olsun!  Aşığız seviyoruz yahu! Bir birbirimiz siz nefes alamıyoruz!

 

Aslında, işlerin böyle yürümediği gerçeği, birkaç ay sonra gelir yakasına yapışıverir evliliğin. Birlikte alırız denilenler, yıllardır uzayıp giden borç taksitlerine dönüşür. O yeter denilen ufacık ev, çocuk olunca ya da iki misafir gelince ayak uzatılamayacak  hale gelir.

 

Daha önceden dört gözle beklenen sevgili, yorgun işten gelince iki karış suratla, yatağa düşer gibi uyuyuverir. Oysa önceden nasılda romantikti. Sırf göz göze geçirilen kaç uykusuz gece olmuştu birlikte?

 

bugun-evlilik-yildonumumuzHayret!  Daha önce sevgi pıtırcığı olan aşkınız şimdi, “bu saatte hala yemek hazır değil mi? Bu evin dağınıklığı ne böyle“ diye söyleniyor olmuş. Üstelik Yemek yapamadığını bildiği halde akşam eve ailesini çağırmış!

 

O temiz düzenli çocuk nerede? Bu iki seksen koltukta uzanan kim? Ya bir köşede duran kirli çoraplar?  Unutmuş olmalı? Evet evet unutulmuş olmalı(!) Yani vakit gece yarısını buldu ve  her şey külkedisi’ne çoktan dönüştü. Evliliği bir evcilik oyunu ile karıştırmış olabilir miyiz acaba?

 

Melih Cevdet; “Evlilik katlanmaktır.” Demiş. Ne güzel demiş.

 

İki farklı kültürlerde yetişmiş büyümüş iki insanın sıfır mesafesinde aynı mekanı paylaşması demek sadece güzel şeyleri paylaşması demek değildir. Tüm yönleriyle hayatı paylaşması, birbirlerine en iyi halleriyle olduğu kadar en kötü halleriyle de katlanabilmeleri demektir.

 

Peki hazır olup olmadığımızı tam olarak nasıl anlarız? Yani sürdürülebilir bir evliliğe ne kadar yakınsınızdır acaba?

 

Kararlı olmanızın nedeni çevre baskısı değilse, ( yaşın geldi, yaşıtların evlendi, düzenini kur, mürüvvetini görelim , evde kaldın falan filanlar…)

Evliliğin bir hayatı birlikte yaşamak olduğunu ama asla sahiplenmek olmadığını kabul ediyorsanız,

Birlikte ama ayrı ayrı da hayatlarınızın olabileceğini, yani her yere her ortama sırf evliyiz diye yapışık ikizler gibi gidilmeyeceğini kabul ediyorsanız,

Yanından dişi/ erkek sinek geçemez gibi saplantılarınız yoksa,

Üçüncü kişilerin hayatınızda etkin olacağını, fakat asla onlar yüzünden kavga etmemeniz gerektiğini biliyorsanız,

“Onsuz nefes alamam, o benim her şeyim.” gibi sembiyotik düşünce tarzına sahip değilseniz,

Tartışmaların ardında, “acaba şu an ne yapıyor?” diye merak edip her şeye rağmen varlığını arıyorsanız,

Farklı kültürden, yapıdan coğrafyadan olması sizi rahatsız etmeyecekse, ( etkin aile faktörü unutulmamalı)

Sevgi sandığınız şey aslında bağımlılık değilse,

Kesin kurallarınız yoksa( aşırı düzen ya da onun görevleri benim görevlerim sınıflandırması.)

Her tartışma da kapıyı çarpıp gitmeyecekseniz,

Özgürlük anlayışınızı gözden geçirdiyseniz, ( “ben şundan bundan ödün veremem, bu benim hayatım” gibi düşünceleriniz varsa bir daha düşünün.)

Bu katlanabilirlilik maddeleri daha da uzayabilir. Ama bunların hepsine tamam diyorsanız hazırsınız demektir.O zaman buyrun evlenin. Hem güzel bir aile hayatı, insan hayatına düzen ve sevgiyi katar. Hele çocuk sevgisi paha biçilemez bir şeydir. Sevgi ortamında büyüyen çocuk mutluluğu daha da artır ve evlilik,  gerçekten ömür boyu süren güzel bir birliktelik haline gelir.

Yazan:  Arzu Aytekin

 

nlpatolyesi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber