Bu haber kez okundu.

Çelik: “Erkek ve Kadınların Çoğu Filozof Olmuş!”

 

[Kitabınız için “Eyvah Evleniyorum” ismini seçmişsiniz. Evlilik çok mu korkutucu bir birliktelik ki “Eyvah!” diyorsunuz?]

 

Kesinlikle evlilik korkutucu değildir. Bilakis insanı olgunlaştıran ve doğru kişiyi bulduğu zaman çok da mutluluk verici bir birlikteliktir. Sorun o kişiyi bulamadığında başlıyor fakat Sokrates o sorunu da çözmüş ve eşiniz ile mutlu olamazsanız benim gibi filozof olursunuz demiş. İşin ilginç yanı da bu olsa gerek. Çünkü ülkemizde maalesef filozof olan o kadar çok kadın ve erkek mevcut ki.

 

[Gerçekten de evliliklerinde mutsuz olan çok kişi mi mevcut?]

 

Maalesef, gerçekten azımsanmayacak kadar çok. Çok mutlu gözüken ama bana içlerini döktükleri vakit birbirleri ile sanki iki düşmanmış gibi yaşayan nice aileler mevcut fakat bizim kültürümüzde bir şey mevcut. Kol kırılır yen içinde kalır misali yaşanan sorunlar hiç dışarı yansıtılmaz ve dışarı karşı o kadar güzel mutlu bir aile pozları verilir ki herkes imrenir. Fakat baş başa kalındığı vakit bütün sorunlar yine su üstüne çıkar ve kızıl kıyamet kopar. Ardından boşanmalar olur ve millet aileyi sadece dışarıdan gördüğü için ve aile içinde neler olduğunu bilmediğinden “Yazık ya, nazar ettiler güzelim çifte, ne kadar da mutlulardı” diye söylenirler.

 

aae2.jpg

 

[Peki, “Eyvah Evleniyorum” kitabının konusu nedir?]

 

Kitabın konusu, gençlerin az önce bahsettiğimiz kavga, gürültü, ayrılık durumlarına gelmemeleri adına evlilik öncesi eş adayını tanımasını, birbirleri ile ne kadar uyumlu olduklarını anlamaları ve sürekli olarak iletişim kurmaları, kendilerinden bahsetmeleri sevdikleri renkleri, yemekleri, tuttukları takımlara kadar her şeyi konuşmalarını ile ilgili.

 

[Gençler sizce evlilik öncesi bunlara dikkat etmiyorlar mı?]

 

Maalesef. Evlilik öncesi gençler aile büyükleri arasındaki tartışmaların odağında kalmaktadır. Birbirlerini tanıyacakları dönemi aile büyüklerinin baskısı ile hepimizin şahit olduğu ve bizlere tanıdık gelen şu konuşmalar ile geçirmektedir.

 

Ev nerede olacak, kiramı olacak, satın mı alınacak, kira olursa hangi mahalleden tutulacak, Kaç çift burma alınacak, altınlar yirmi iki ayar mı, yirmi dört ayar mı, yüzük tek taş mı, beş taş mı?  Düğün salonu neresi olacak. Mobilyalar İstikbal mi, Alfemo mu? Beyaz eşyalar BEKO mu, Arçelik mi? Kuaför hangisi olacak, kaç kişi gidecek? Biz sadece gelin kızımız ile sağdıcın parasını öderiz gerisine karışmayız… Ve bu şekilde uzayıp giden konuşmalar.

 

Evlilik öncesi birbirlerini tanımak için geçirilecek süreler bu tip koşuşturmalar ile geçirildiği için tanışma faslı evlilik sonrasına kalıyor ve iki insan aynı evin içinde yaşamaya başlayınca sorunlar başlıyor. Yok, kibar değil, yok yemek yapmasını bilmiyor, yok benim işte çalışmamı istemiyor, yok çocuk istemiyor ya da hemen çocuk olsun istiyor ve benzeri bir sürü sorun ve maalesef genç yaşta boşanma.

 

[O zaman gençler, evlilik öncesi nelere dikkat etmeli?]

 

Doğru kişi ile evlendiğine emin olmalı. Evlilik öncesi gençler, düğünlerinin dillere destan olması için gösterdikleri uğraşın yarısı kadar bir zamanı, birbirini tanımak için kendilerine ayırmaya özen gösterseler mutlu olacaklar. Bunun içinde evlilik öncesi iletişim kurarak o kişinin kendisine uygun olup olmadığına dikkat etmelidir. Yani gençler birbirlerini tanımak için İLETİŞİM kurmalı.

 

Mutlu olmak, evlendiği kişi ile gezmek, dolaşmak, zamanı geldiği vakit çocuk sahibi olmak, onları en güzel şekilde yetiştirmek her erkek ve kadının rüyasıdır. Bu kadar güzel bir yaşam hayali kuran insanlar, neden hayalini kurdukları insanı seçerken tam anlamıyla onu tanımadan, acelesi varmış gibi konuşmadan, onu dinlemeden seçer. Belki de gerçekten aceleleri vardır, evde kalacaklarını düşünüyorlardır?

 

Gençlere şu kadarını söylemek isterim, gerçekten evlenmek isteyen her erkek ve kadın bir gün mutlaka evlenecektir. Bu konuda müsterih olun. Ama doğru kişi ile mi evlenecekler işte mesele bu. Yoksa sırf facebook ta yer alan “Bütün çocukluk arkadaşlarım, çocuklu arkadaşlarım olmuş. Bir ben kaldım gariban” lafına kanıp ta çocuklu arkadaş furyasına katılmak ve garibanlıktan kurtulmak isteyenler hiç durmasın, hemen nikâha.

 

Fakat gerçekten sevgilisini, sözlüsünü veya nişanlısını tam anlamıyla tanıdığına inanıyorsa nikâha. Ama “Hala aklında bir takım sorular mevcut ise, onu tanımadığını düşünüyorsa, yaptığı bir takım davranışlara akıl sır erdiremiyorsa, kafasında bir takım soru işaretleri mevcut ise ileride Facebook ta “Bütün çocukluk arkadaşlarım hala evli ve çocuklu, içlerinde bir ben dul kaldım” diye paylaşımda bulunmak istemiyorsa önce eş adayını iyi tanımalı.”

 

[Birbirini tanımak bu kadar önemli mi evlilik için?]

 

Tabi ki, birbirini tanımak çok önemlidir. Kişi evleneceği kişinin oturuşundan, kalkışına, yemesinden, içmesine kadar her şeyi öğrenmesi gerekir fakat bunun içinde zaman gerekli. Bilimsel araştırmalar iki insanın birbirini tanıyabilmesi için iki yıl gibi bir süreye ihtiyaçları olduğunu belirtir. Fakat iki yıl gibi bir süre içinde yaşadığımız toplumda dedikoduların ayyuka çıkması için hayli yeterli bir süre. En başta akrabalar olmak üzere, çevresindeki komşular, tanıdıklar “Acaba neden evlenmiyorlar, ayrılacaklarmış, araları bozukmuş, sevgililer gününde kıza istediği hediyeyi almamış o yüzden kız istemiyormuş, aileler anlaşamıyormuş, zaten başından belliydi çocuğun annesi kızı hiç sevmedi…” gibi dedikodular alır başını gider. Bu durum ilişkiyi kendi içinde yıpratmaya yeter ve nişan atmaya kadar götürür. Çünkü başta da söylediğimiz gibi bizler iletişim kuramıyoruz.

 

Bakın, sevgili, sözlü ya da nişanlılık dönemi ister iki yıl gibi bir süre olsun, ister iki ay gibi bir süre olsun. Sonuçta evlenecek gençler söz ve nişan döneminde eş adayınızı tanımaya çalıştıktan sonra inanın sürenin bir önemi yok. Çünkü üç, beş yıl gibi bir nişanlılık dönemi geçiren fakat üç, beş ay gibi bir süre evli kalamayan insanlar mevcut. O zaman evlilik öncesi gençlerin eş adaylarının şu özelliklerine dikkat etmesi gerekiyor.

 

Sözlüsünün veya nişanlısının kişiliğini öğrenmeli, sözlüsünün veya nişanlısının hayata bakış açısı, eş adayına karşı olan sevgisi nedir, bunları öğrenmeli.

Nelere değer verir, değer yargıları nelerdir biliyor musun?

Sözlünün veya nişanlının evlilik sonrası yaşam konusunda düşünceleri nelerdir?

Eş adaylarından biri dini vecibelerini yerine getiriyor ise ve ileride kendi eşinden de bunları bekliyor ise bu konulara dikkat etmelidir.

Yine eş adaylarından biri sigara, içki, kumar gibi kötü alışkanlıklara karşı duyarlı ise eş adayının bu gibi alışkanlıkları olup olmadığına dikkat etmeli.

Çocuk ve iş konusu mutlaka eş adayları arasında konuşulmalı. Özellikle eş adaylarından çalışan bayanlar, hemen çocuk yapmak istemeyebilir ya da evlilik sonrası çalışmak istemesine karşın eşi buna izin vermek istemeyebilir. Bütün bu konular konuşulmalıdır.aa2.jpg

Fakat bu konuşmaların yerine gençlerin çoğu sevdiğine sadece aşk masalları anlatıp, onun gözlerine bakıp ve keskin aletlerle, ya da dövmelerle orasına burasına sevdiğinin ismini kazıtıyor, tanıma işini evlilik sonrasına bırakıyor.

 

Evlilik sonrası eşini tanıma da zorluk çekince bu sefer her güne bir kavga başlıyor. Pazartesi eşinin kişiliğini tanımadığı için kavga, Salı sen beni hiç sevmiyorsun, Çarşamba, kendi ailene benden çok değer veriyorsun kavgası, Perşembe ne bileyim ben senin hangi renkleri, hangi yemekleri sevdiğinin kavgası… Ondan sonra vay efendim ben seni hiç tanımamışım, meğer ben kiminle evlenmişim, biz bu duruma nasıl geldik, diye oturup sızlanmalar.

 

[Peki, az önce bahsettiğiniz gibi birbirleri ile bazı konularda anlaşamayan gençler,  birbirlerini sevmelerine karşın ayrılmalılar mı?]

 

Burada ben, evet ya da hayır gibi bir kelime edecek konumda değilim ama bu konuda gençlere şunu söylemek isterim. Göz göre göre de insan lades olmamalı değil mi? Bu tür bir birliktelikler istisnalar hariç genelde boşanma ile sonlanmaktadır ve maalesef evlilikte yanlış trene bindiyseniz, koridordan ters tarafa yürümenin hiç bir faydası olmayacaktır.

 

[Mutlu evlilik var mıdır?]

 

Tabi ki mutlu evlilik vardır. Eşler karşılıklı anlayış içerisinde olduğu sürece, birbirlerinin açıklarını aramak yerine eksiklerini kapattığı sürece mutlu olurlar. Evlilik öncesi çiftler birbirlerini ne kadar tanısa da sonuçta insanoğlu bir derya yüz yüz bitmez misali bazı huyları tanımak evlilik sonrasına kalacaktır. O sebeple evlilik sonrası eşler birbirlerinde gördükleri eksiklikleri kapattıkları sürece mutlu olurlar tam tersi bir durumda ise aile içinde sürekli bir huzursuzluk yaşanır.

 

[Kitabınızda evlilik öncesi yalanların evlilikleri bitirdiğine değinmişsiniz. Evlilik öncesi yalanlar evliliği nasıl etkiliyor?]

 

Evlilik öncesi tanıma, tanışma, söz, nişanlılık artık adına ne derseniz deyin, bu dönemde gençlerin birbirlerine karşı söyledikleri her yalan, evlilik sonrası karşılarına bir sorun, bir kavga, belki de bir ayrılık olarak çıkacaktır.

 

Onun için gençler Hz Mevlana’nın dediği gibi: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol,” felsefesinden yola çıkarak dürüst olmalılar. Özellikle var olan ve birbirlerine karşı gizledikleri sırlar var ise, bunları mutlaka evlilik öncesi paylaşmalılar. Örneğin gençlerden biri daha önce başından geçen söz, nişan gibi bir olayı ya da nişanlısına şirin gözükmek için söyleyemediği bir eski sevgili olayı evlilik sonrası ortaya çıktığında büyük kavgalara neden olacaktır. Bu gibi konular saklanmamalı, her şey dürüstçe ortaya konmalıdır. Çünkü sonuçta anlaşmazlık ve huzursuzluk çıktığında yalnızca eşi değil, kendi de bu olaydan etkilenecek ve evlilik son bulmakla kalmayıp, Allah muhafaza her gün gazetelerde üçüncü sayfada gördüğümüz hiç te hoş olmayan olaylardan birini daha okumuş olacağız.

 

Buda’nın dediği gibi: “Üç şey uzun süre gizli kalamaz: Güneş, Ay ve Gerçek…”

 

Burada çok ÖNEMLİ bir not düşmek istiyorum. Gençlerin evlilik öncesi birbirine karşı dürüst davrandığı ve açıkça ortaya koyduğu doğruları, sırları evlilik sonrası birbirinize karşı KOZ olarak kullanmamalılar. Unutmayın, evlilik öncesi eşlerin birbirlerini tanımadan önce yaşadıkları öncede kalmıştır. Fakat eş adaylarından birisi evlilik öncesi yaşananları kabul edemeyip, içine sindiremiyor ise o zaman evlilik resmi olarak gerçekleşmeden bu işi bitirmelidir.  

 

[Birbirini tanıyarak evlenen insanların hepsi mutlu mu?]

 

Hayır, hepsi çok mutlu değildir ama birbirini tanımadan evlenen çiftlere göre onların sorunları çözmeleri daha kolay oluyor. Birbirlerine niye sinirlendiklerini daha çabuk kavrayabiliyor, onu nasıl ikna edeceğini daha iyi biliyor ve en önemlisi evliliklerini kurtarmak için uğraşı gösterip, ayrılık gibi bir kelimeyi ilk başta değil de en sonda düşünebiliyorlar.

 

[Peki, çıkmaza gelmiş durumda ki evlilikler kurtarılabilir mi?]

 

Tabi ki kurtarılabilir. Bu insanlar birbirlerini severek evlenmediler mi? O zaman bir takım olumsuz süreçler hemen ayrılık ile sonlanmak yerine mücadele ile tekrar kazanılabilir.

 

İsterseniz evlilikleri kurtarma ile ilgili konunun detaylarını bir sonraki röportajda “Eyvah Ayrılıyorum” isimli kitapta ele alalım. Değerli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz…

 

Bu güzel röportaj için size ve Aile Haber çalışanlarına teşekkür ederim.

 

 

 

 Aile Haber, Haber Merkezi

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber