Bu haber kez okundu.

Burçların mitolojik hikayeleri

Burçlar takım yıldızlarından oluşur ve bu takım yıldızların, Antik Yunan ve Roma mitolojisinde kendine özgü hikayeleri bulunmaktadır. Okuyacağınız hikayeler benim kalemimden çıkma olmayıp, çeşitli kaynaklardan bir araya gelerek oluşturulan kısa öz bilgilendirici mitolojik hikayelerdir… Çoğu zaman derslerimde astroloji sembolizminin daha anlaşılır olması açısından mitolojiden destek almaktayım. Şimdilerde kullanılam ortak sembol dilinin doğuş hikayesi aslında bütün bu hikayeler…

 

Bakalım sizin hikayeniz nasılmış?

 

Koç ve yükselen Koç;

Ork­ho­me­nos kra­lı At­ha­ma­s’­ın oğ­lu Phri­xus ya­nın­da kız kar­de­şi Hel­le ol­du­ğu hal­de ge­zer­ken, ya­nı ba­şın­da al­tın bir koç­la yü­rü­mek­te olan üvey an­ne­le­ri Nep­he­le ile kar­şı­la­şır­lar. Al­tın koç iki kar­de­şin me­ra­kı­nı çe­ker ve Nep­he­le on­la­ra bu ko­çun hi­ka­ye­si­ni an­la­tır. De­niz­ler tan­rı­sı, bü­yük Ze­us’­un kar­de­şi Po­se­di­on, göz koy­du­ğu Bi­sal­te­s’­in gü­zel kı­zı The­op­ha­ne­’yi gü­zel bir ko­yu­na ve ona kur ya­pıp el­de ede­bil­mek için de ken­di­si­ni bir ko­ça dö­nüş­tü­rür. Nep­he­le­’nin ya­nın­da do­laş­tır­dı­ğı al­tın koç, bu bir­leş­me­nin ya­ni, Po­se­di­on ve The­op­ha­ne­’nin ço­cuk­la­rı­dır. Colc­his Kral­lı­ğı­’nı kur­tar­mak için Sa­vaş Tan­rı­sı Are­s’­e bir kur­ban ve­ril­me­si ge­rek­ti­ğin­den, Nep­he­le de bu ko­çu üvey ço­cuk­la­rı­na ve­rir ve onu Are­s’­e kur­ban et­me­le­ri­ni is­ter ve on­la­rı Ka­ra­de­ni­z’­e gön­de­rir. Şim­di­ki Ça­nak­ka­le Bo­ğa­zı­’n­dan ge­çer­ler­ken Hel­le de­ni­ze dü­şer ve bo­ğu­la­rak ölür. Ki­mi an­la­tım­lar­da iki kar­de­şin üvey an­ne­le­rin­den kaç­tık­la­rı ri­va­yet edil­mek­te­dir. As­lın­da Hel­le bo­ğu­lur­ken de­niz­ler Tan­rı­sı Po­se­di­on onu kur­ta­rır ve üç ço­cu­ğu olur. Bu hikaye Koç bur­cuyla öz­deş­leş­ir.

 

Boğa ve yükselen Boğa;

Sa­da­kat­siz ve gü­ve­nil­mez bir ka­dın ola­rak mi­to­lo­ji­nin say­fa­la­rın­da yer bu­lan Şeh­vet Tan­rı­ça­sı Ish­tar, ken­di­siy­le hiç il­gi­len­me­yen Ba­bil­li kah­ra­man Gıl­ga­mı­ş’­a aşık olur. Ha­ris bir ka­dın olan Ish­tar, bir er­ke­ğin ken­di­si­ni red­det­me­si­ni ka­bul­le­ne­me­ye­rek ay­nı za­man­da ba­ba­sı olan Tan­rı­lar Tan­rı­sı Anu­’ya gi­de­rek Gıl­ga­mı­ş’­ı öl­dür­me­si için dev bir bo­ğa ya­rat­ma­sı­nı is­ter. Bu bo­ğa­nın şeh­ve­ti ve hır­sı tem­sil et­ti­ği dü­şü­nül­müş­tür, her yıl ye­ni bir Ay gir­di­ğin­de ve Bo­ğa bur­cun­da doğ­ma­ya baş­la­dı­ğı gün bi­ti­min­de Ba­bil­li­ler, şans ge­tir­di­ği­ne inan­dık­la­rı al­tın boy­nuz­lu bir bo­ğa­yı kur­ban eder­ler­di. Bu ef­sa­ne­ler­den çok, çap­kın­lık­la­rıy­la ün­lü Ze­us’­un hi­ka­ye­le­ri dil­den di­le do­la­şır. Bun­lar­dan bi­ri de Ze­us’­un Fe­ni­ke kra­lı Age­no­r’­un gü­zel kı­zı Eu­ro­pa­’yı gös­te­riş­li bir bo­ğa kı­lı­ğı­na gi­re­rek ka­çı­rır. Ef­sa­ne­de bo­ğa kı­lı­ğı­na gi­ren Ze­us, Eu­ro­pa­’nın çift­li­ğin­de ot­lar­ken, onu be­ğe­ne­rek ya­nı­na gi­den ve ba­şı­nı se­ve­rek çi­çek­ler ta­kan Eu­ro­pa­’yı sır­tı­na al­dı­ğı gi­bi Ak­de­ni­z’­in kar­şı ya­ka­sın­da­ki Gi­rit Ada­sı­’na ka­çı­rır. Bu hi­ka­ye Bo­ğa bur­cu­nun tutkusunu gösterir.

 

 

İkizler ve yükselen İkizler;

Mi­to­lo­ji­de Tan­rı Ze­us’­un oğul­la­rı Cas­tor ve Pol­lux, ay­nı za­man­da Di­os­cu­ri Yıl­dız Kü­me­sin­den iki yıl­dı­zın da adı­dır. Mi­to­lo­jik dil­de “Zeu­sun oğul­la­rı­” an­la­mı­na ge­len bu is­mi Ba­bil­li­ler tak­mış­lar­dı. Çap­kın­lar çap­kı­nı Ze­us, Is­par­ta Kra­lı Tynda­ro­s’­un ka­rı­sı Le­da ile se­vi­şe­bil­mek için ku­ğu kı­lı­ğı­na gi­rer ve on­la­rın bir­leş­me­sin­den iki yu­mur­ta­la­rı olur. Bir yu­mur­ta­dan Pol­lux ve Hel­len, di­ğer yu­mur­ta­dan da Cas­tor ve Clytem­nes­tra do­ğar­lar. Ri­va­ye­te gö­re Pol­lux ve Hel­len Ze­us’­un ölüm­süz ço­cuk­la­rı, Cas­tor ve Clytem­nes­tra ise Tynda­ro­s’­un ölüm­lü olan ço­cuk­la­rı­dır. Es­ki za­man­lar­da bu olay­dan do­la­yı ikiz olan ço­cuk­la­rın bi­ri­si­nin dai­ma tan­rı­sal­lık ta­şı­dı­ğı­na ina­nı­lır. Yıl­dız­la­ra is­mi ve­ri­len bu iki kar­deş, Spar­ta­’da bir­lik­te bü­yür ve çok da iyi an­la­şır­lar. İki de­li­kan­lı Al­tın Pos­t’­u bul­ma­ya gi­den Ja­so­n’­un ya­nın­da da yer alır­lar. İki genç, iki kız kar­de­şe aşık olur­lar. An­cak kız­lar ni­şan­lı­dır­lar ve on­la­rı ka­çı­rır­ken çı­kan kav­ga­da Cas­tor ölür. Kar­de­şi­ni çok se­ven ve onun ölü­mü­ne kat­la­na­ma­yan Pol­lux, ba­ba­sı Ze­us’­tan onu di­rilt­me­si­ni is­ter.

 

Yengeç ve yükselen Yengeç;

Yen­geç bur­cu­nun ka­rak­te­ri, mi­to­lo­ji­de Av Tan­rı­ça­sı ola­rak ad­lan­dı­rı­lan Dia­na ile öz­deş­leş­ti­ril­miş­tir. Ye­te­nek­li bir av­cı olan Dia­na, ya­ka­la­dı­ğı hay­van­la­rı in­san­la­ra sun­muş, dar­da ka­lan­la­ra yar­dım eli­ni uzat­mış, bu­nun ya­nı sı­ra; duy­gu­la­rı ve si­nir sis­te­mi­ni de o yö­net­miş. Bu özel­lik­ler Yen­geç Bur­cu in­sa­nı­nın da özel­lik­le­ri­dir ay­nı za­man­da. Kah­ra­man­lar kah­ra­ma­nı He­rak­les (Her­kül) mi­to­lo­ji­de en çok ta­nı­nan, en se­vi­len ka­rak­ter­ler­den bi­ri­dir. O, do­ğa­ya ka­fa tu­tan in­san gü­cü­nün sim­ge­si­dir. He­rak­les ger­çek­te in­san­laş­tı­rı­lan, tan­rı­la­ra kar­şı tan­rı­laş­tı­rı­lan bir in­san­dır. Git­tik­çe ma­sal­laş­mış ve Yu­nan kah­ra­man­lı­ğı­nın sim­ge­si sa­yıl­mış­tır. O da; Tan­rı­lar tan­rı­sı Ze­us’­un oğul­la­rın­dan bi­ri­dir. Ze­us ba­ba­sı Amp­hitr­yo­n’­un kı­lı­ğı­na gi­re­rek an­ne­si Alk­me­ne­’y­le bir­leş­miş ve bu bir­leş­me­den He­rak­les ya­ni Her­kül doğ­muş­tur. Kral Eurys­the­us ta­ra­fın­da ken­di­si­ne on iki gö­rev ve­ri­lir. Mi­to­lo­jik bir ca­na­var olan Hid­ra­yı öl­dür­me­si bu on iki gö­re­vin ikin­ci­si­dir. O ca­na­var­la sa­va­şır­ken, eze­li düş­ma­nı Tan­rı­ça He­ra, Her­kü­l’­ün ayak­la­rı­na yen­geç gön­derir.

 

Aslan ve yükselen Aslan;

Tanrılar tanrısı Zeus’un hem kız kardeşi hem de saygıdeğer karısı (baş kadını) olan Tanrıça Hera, Zeus’tan intikam almak için, Argolis Ovası Nemea’ya yenilmez bir aslan gönderir.

Ekhidna’nın Orthos köpeğiyle birleşerek meydana getirdiği bu canavar aslan çevreyi kasıp kavurmuş.

İni Arima Dağı’nda olan Ekhidna’nın yarattığı bu canavar aslanın karşısına yine Herkül çıkmış. Canavar aslanla amansız bir mücadele veren Herkül, bu savaştan galip çıkmasını bilen taraf olmuş. Herkül’ün bu zaferini kutlamak için bu bölgede iki yılda bir Nemea Zeus’u onuruna Nema oyunları düzenlenirmiş.

Bu oyunların, bir yılan sokmasından ölen Nemea kralının oğlu Opheltes’in anısı için Herkül tarafından düzenlendiğine inanılır. Bu ve bunun gibi birçok kahramanlıkları olan Herkül’ün o müthiş tanrısal gücünün, Ekhinda’nın yarattığı bu aslanın gücü ile birleşerek Aslan burcunun güçsel yapısıyla özdeşleştiği ortadadır.

 

Başak ve yükselen Başak;

Başak burcunun sembolü bir mite göre tanrılar Tanrısı Zeus’un Themis’ten olan kızı Astrae’dır. İnsanların erdem ve mutluluk çağı olarak adlandırdıkları Altın Çağ’da, insanların arasında yaşadığı söylenir. Adaletli, saf ve temiz, güzeller güzeli Astrae, Altın Çağ sona erip de dünyada ahlaksızlar ve ahlaksızlıklar belirmeye başlayınca buna dayanamayarak geldiği yer olan gökyüzüne çekilmiş ve Başak Burcu olmuş. Başak Burcu’nun eskilerde olduğu gibi bakire bir kadınla simgelenmesi, günümüzde de saf, temiz, erdemli ve güzel bir kadın figürüyle resmedilir.

Başak takım yıldızının öyküsü ise; Virgo, Boötes ve Canis Minör takım yıldızlarının masalları bir arada anlatılır. Canis Minör ve Boötes mitolojik masallarına, ana karakter Virgo’nun masalı içinde yer verilir. Virgo yaygın olarak adalet tanrıçası Justa (Justitia) olarak bilinir. Demeter ve İcarius’un, yer altı tanrısı Hades tarafından kaçırılan kızı Persephone olarak tasvir edilir. Persephone’nin annesi Homeros destanlarında geçen Demeter (Ceres)’dir.

 

Terazi ve yükselen Terazi;

Yunan çoktanrıcılığının en ünlü ve önemli tanrılarından biri olan Athena, ilgilendiği adalet ve yargı sebebiyle Terazi burcunun da yöneticisi kabul edilir. Athena için mitler “Zeus’un kafasından çıkan kızı” derler. Buna neden olarak da; Athena’nın Zeus’un kafasından tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış olmasıdır. Savaşçı bir ruha sahip olan Athena için, Atina kentinin koruyucusu ve ruhu da denir.

Mitolojide Kadim Mısır’ın Ölüler Kitabı’nda ölü ruhların kalpleri bir terazi yardımıyla tartılıyor ve onun içindeki iyilik ve kötülüklerin miktarları ortaya çıkıyordu. İyilik tarafı ağır basan ruhlar hemen orada ödüllendiriliyor, kötülük tarafı ağır basanlar ise cezalandırılıyorlardı. Kadim Mısır inancında bu işlemi Çakal Başlı Tanrı diye adlandırılan Ölüler Tanrısı Anibus yapıyordu.

Bu efsanelere dayanarak bu burca Terazi denmektedir.

 

Akrep ve yükselen Akrep;

De­niz­ler Tan­rı­sı Po­se­ido­n’­un oğ­lu, dev Ori­on, iyi bir av­cı ve ay­nı za­man­da çok ya­kı­şık­lıy­dı. Ti­ta­n’­lar­dan The­ia­y’­la Hype­ri­on’­un kı­zı Gün Do­ğu­şu ya da di­ğer adıy­la Şa­fak Tan­rı­ça­sı Eos, ya­kı­şık­lı er­kek­le­re me­rak­lı bir tan­rı­çay­dı. Ori­on’­u gö­ren Eos, onu be­ra­ber ol­ma­ya ça­ğı­rır. Bu da­ve­te hem çok se­vi­nen hem de çok bö­bür­le­nen Ori­on, sağ­da sol­da bu­nu an­la­tıp, ken­di­ni öv­me­ye baş­la­yın­ca Tan­rı Apol­lon kı­zar ve Top­rak Tan­rı­sı di­ye mit­ler­de ge­çen ama as­lın­da bir tan­rı de­ğil, koz­mik bir güç olan Ga­ia’­yadan Ori­on’­u dev bir ak­rep gön­de­re­rek öl­dür­me­si­ni is­ter. Ki­mi kay­nak­lar­da ise Ori­on Ai­to­li­a Kra­lı Oi­no­pi­on’­un kı­zı Me­ro­pe­’yi baş­tan çı­kar­ma­ya kalk­tı­ğı için kör edil­miş, da­ha son­ra da bir ta­kım yıl­dız ha­li­ne ge­ti­ril­miş, ken­di­siy­le bir­leş­mek is­te­yen ve ba­şa­ra­ma­yan Ar­te­mi­s’­in kış­kırt­ma­sıy­la onu to­pu­ğun­dan so­kup öl­dü­ren ak­rep de ar­ma­ğan ola­rak burç ya­pıl­mış. Ori­on yıl­dı­zı­nın Ak­rep Bur­cu­’n­dan hep uzak­laş­mak­ta ol­ma­sı­nın ne­de­ni buy­muş. Ori­on için o sı­ra­da yük­sel­mek­te olan ta­kım yıl­dı­za Ori­on, di­ğer ta­raf­takine Ak­rep adı­ ve­rilir.

 

Yay ve yükselen Yay;

Yay bur­cu­nun sim­ge­si ola­rak mi­to­lo­ji­de ye­ri­ni alan ya­rı in­san, ya­rı hay­van fi­gür­lü var­lık­lar hak­kın­da pek faz­la bil­gi ol­ma­sa da, on­la­rın Ta­rım Tan­rı­sı ya da di­ğer adıy­la Şa­rap Tan­rı­sı Di­ony­so­s’­un hiz­met­kar­la­rı ol­duk­la­rı bi­li­nir. Yu­nan-ön­ce­si tan­rı­lar­dan olan Di­ony­so­s’­un Trak­ya­’dan ya da Frig­ya­’dan gel­di­ği sa­nıl­mak­ta­dır. Ze­us ve Apol­lo­n’­la bir­lik­te An­tik­çağ Yu­nan dü­şün­ce­si­nin üç bü­yük tan­rı­sın­dan bi­ri sa­yıl­mak­ta­dır. Ta­pı­mı baş­lı ba­şı­na bir din mey­da­na ge­tir­miş­tir. Ro­ma­lı­lar ona Bakk­hos (Ba­küs) der­ler ve ve­rim­li­lik tan­rı­sı Li­be­r’­le bir tu­tar­lar­dı. Yay Bur­cu­’nun sim­ge­si olan ya­rı in­san, ya­rı hay­van olan ve elin­de ge­ri­li bir yay tu­tan ya­ra­tık­la­ra Sen­tor den­di­ği gi­bi, ba­zı mit kay­nak­la­rın­da da Sa­tir ola­rak söz edi­lir. Bun­lar tan­rı­la­rı Di­ony­so­s’­a bağ­lı­lık­la­rı­nı aşı­rı ha­re­ket­ler­le gös­te­rir­ler­di. Sen­tor­lar ya da Sa­tir­ler, tan­rı­la­rı­nın ken­di­le­ri­ne vah­şi hay­van­lar gi­bi gö­rün­dü­ğü­ne ina­nı­yor­lar­dı. Bu yüz­den şa­rap içip, ka­la­ba­lık sar­hoş sü­rü­le­ri ha­lin­de dağ­la­ra çı­kar­lar, na­ra­lar ata­rak dö­ne dö­ne rak­se­der­ler, kar­şı­la­rı­na çı­kan hay­van­la­rı yerlerdi.

 

Oğlak ve yükselen Oğlak;

Tan­rı Ea ya da di­ğer adıy­la En­ki, Oğ­lak bur­cu­nun ya­rı­sı Ba­lık, ya­rı­sı Oğ­lak ola­rak fi­gü­re edil­miş sim­ge­si­dir. Ea Ba­bil­li­le­r’­in Bü­yük Ya­ra­tı­cı Tan­rı­sı ola­rak mit­te ge­çer. Ba­bil ta­pı­nak­la­rın­da Ea, ba­lık kuy­ruk­lu bir ko­yun bi­çi­min­de can­lan­dı­rı­lır­dı. Ta­pı­nak ra­hip­le­ri de ba­lık bi­çi­min­de giy­si­ler gi­yer­ler­di. Ba­zı kay­nak­lar­da onu bü­yük su­la­rın (ok­ya­nus­lar) al­tın­da ya­şa­yan, gün­düz­le­ri bu su evin­den çı­kan ve in­san­la­rı eği­ten Ea, ak­şam ol­du­ğun­da tek­rar su­yun al­tın­da­ki evi­ne dö­ner­di. Bil­ge­lik ve be­ce­ri de onun­la iliş­ki­li ol­du­ğun­dan Oğ­lak in­sa­nı da el ve be­ce­ri sa­nat­la­rıy­la çok il­gi­li­dir. Ar­ka­di­a ço­ban­la­rı­nın çok es­ki bir tan­rı­sı olan, ku­lak­la­rı ve ayak­la­rı ke­çi­ye ben­ze­yen,vü­cu­du ve kol­la­rı in­san olan ve boy­nuz­la­rı bu­lu­nan Pan, da­ha son­ra Tan­rı Her­mes ve ağaç pe­ri­si Pe­no­lo­pe­’ nin oğ­lu sa­yıl­mış­tır. Yu­nan yo­rum­cu­la­ra gö­re Tan­rı Her­mes, oğ­lu­nu bir tav­şan pos­tu­na sa­rıp Oly­mpo­s’­a çı­kar­mış, onun ke­çi gö­rü­nü­mü­ne bü­tün tan­rı­lar gü­lüp, alay et­miş­ler. Do­ğa tan­rı­cı­lı­ğın ku­ru­cu­su olan Sto­a dü­şü­nür­le­ri, onun bü­tün­lü­ğü­nü da­ha akıl­lı­ca yo­rum­la­mıştır.

 

Kova ve yükselen Kova;

En es­ki Sü­mer tan­rı­ça­la­rın­dan bi­ri olan Can­ve­ri­ci Tan­rı­ça Gu­la (Aqu­ari­us), is­mi Ko­va ta­kım­yıl­dı­zı­na ve­ril­miş­tir. Ham­mu­ra­bi ya­sa­la­rı­nın ba­şın­da o ya­sa­la­ra uy­ma­yan­la­rın Gu­la ta­ra­fın­dan şi­fa­sız has­ta­lık­lar­la ce­za­lan­dı­rı­la­ca­ğı ya­zı­lı­dır. Asur­lu­lar, ona el­le­ri­ni ha­va­ya kal­dı­ra­rak du­a eder­ler­miş. Ba­bil Kra­lı Na­bu-Na­id de uzun ya­şa­ya­bil­mek için öm­rü bo­yun­ca ona yal­var­mış. Ko­va Bur­cu­’nu sim­ge­le­yen mi­to­lo­jik esin­ti­ler, çe­şit­li uy­gar­lık­lar­da ay­rı ay­rı yo­rum­lan­mış­tır. Bun­lar­dan bi­ri; Gıl­ga­mı­ş’­ın ar­ka­da­şı olan En­ki­du ya da En­di­ku, ken­di­si­nin de bir hay­van-in­san ol­ma­sı ne­de­niy­le hay­van­la­rın ko­ru­yu­cu­su­dur. Ve Gıl­ga­mış Des­ta­n’­ın da bir ökü­zü yı­kar­ken, su ve­rir­ken be­tim­len­miş­tir. Öte yan­dan yi­ne Ba­bi­l’­de Tan­rı­ça En­ki (Ea) elin­de bir ko­va ile su dö­ker­ken res­me­dil­miş­tir. Bir di­ğer mit­te ise Ka­dim Mı­sı­r’­ın tan­rı­la­rın­dan Ha­pi­’nin Ko­va bur­cu­nun sim­ge­si sa­yıl­ma­sı­dır. Ha­pi Ka­dim Mı­sı­r’­da, ölü­le­rin iç or­gan­la­rı­nı ko­ru­mak­la gö­rev­li bir tan­rı di­ye ge­çer. Elin­de tu­tu­ğu cam­dan iki kap­ta bu­lu­nan Nil Neh­ri­’nin su­la­rı­nı top­ra­ğa bo­şal­tır­ken res­me­dilir.

 

Balık ve yükselen Balık;

Ba­lık bur­cu­nun duy­gu­sal­lı­ğı, idea­list­li­ği ve gü­zel­li­ği ken­di­siy­le öz­deş­leş­ti­ri­len ve bu bur­cun yö­ne­ti­ci­si ko­nu­mun­da olan De­niz­ler Tan­rı­sı Nep­tü­n’­e eş tu­tul­muş­tur. Yu­nan et­ki­sin­den ön­ce yağ­mur ve kay­nak tan­rı­sı olan Nep­tün, İtal­ya­’nın en es­ki tan­rı­la­rın­dan bi­ri­dir. Ro­ma mi­tin­de Aşk­Tan­rı­sı ola­rak ge­çen Ve­nüs ve Cu­pi­do, yu­nan mi­tin­de kar­şı­mı­za Af­ro­dit ve Eros ola­rak çı­kar­lar. Ve­nü­s’­ün ya da Af­ro­di­t’­in Aşk Tan­rı­ça­lık­la­rı çe­şit­li ri­va­yet­le­re ko­nu ola­rak ta gü­nü­mü­ze ka­dar ge­le­bil­miş­tir. Ay­nı du­rum Eros için­de ge­çer­li­dir. Aşk tan­rı ve tan­rı­ça­la­rı­nın tek amaç­la­rı var­dır; ki­şi­le­rin bir­bir­le­ri­ni sev­me­si ve say­ma­sı. Ve bu­nun için­ de el­le­rin­den ge­len her şe­yi ya­par­lar. Ba­zen bi­raz gaf­lar yap­sa­lar da ha­yat on­la­rın bu hoş sa­yı­la­bi­le­cek oyun­la­rıy­la çok da­ha renk­li ola­bil­mek­te­dir. He­le he­le Aşk Tan­rı­sı Cu­pi­do­’nun yap­tık­la­rı ba­zen o den­li ka­rı­şık­lık­lar çı­ka­rır ki,or­ta­lı­ğı dü­zel­te­bi­le­ne bra­vo doğ­ru­su! Ve­nüs ve Cu­pi­do­’nun Tan­rı Typhı­n’­dan kaç­ma­ya ça­lış­ma­la­rı ve de­ni­ze dal­masıyla,Tan­rı­lar tan­rı­sı Ze­us’­un da bu du­ru­mu gö­re­rek Ba­lık bur­cu adı­nı ta­kar.

 

sözcü

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber