Bu haber kez okundu.

Böyle daha mutlu olacaksınız

Bir yılı daha geride bırakırken pek çok liste kendiliğinden oluştu: Yeni yılda yapmaya ya da artık yapmamaya karar verdiklerimiz, geçtiğimiz yılın en iyi filmleri, ölmeden önce okumamız gerekenler listesine giren 15 kitap, sürekli dinleyip durduğumuz 30 yeni şarkı… Peki ya kişisel gelişim için yaptıklarımız?

Listelerden geri kalmayalım dedik ve siz Uplifers okurları için, kendinizi geliştirmenize yardımcı olacak, daha başarılı ve mutlu olmanızı sağlayacak Psychology Today’in en popüler 5 bilimsel araştırma sonucunu derledik.

KÖTÜ ALIŞKANLIKLARDAN KURTULMAK İÇİN

Sigara içmek ya da tırnaklarınızı yemek gibi kötü bir alışkanlığı bırakmaya çalışıyor ve dikkatinizi başka şeylere verme yolunu izliyorsanız, muhtemelen bu yolun pek de işe yaramadığını keşfetmişsinizdir. Beynin otomatik olarak komutunu verdiği alışkanlık hareketlerini görmezden gelmek yerine, onları durdurmaya odaklanmak çok daha faydalı olacaktır. “Bir diğer deyişle” diyor araştırmacı J. Quinn, “kendinizi sürekli gözlemek.”

HER ŞEYİN DAHA KOLAY OLMASI İÇİN

Hepimiz duygu durumumuzun, verdiğimiz tepkilerin ve hatta kararlarımızın dışarıdaki hava, dinlediğimiz müzik gibi dış etkenlere bağlı olduğunu fark etmişizdir. Fakat çok azımız, dokunma duyumuzun da en az diğer duyularımız kadar etkili olduğunu düşünürüz.

Joshua Ackerman, Christopher Nocera ve John Bargh adlı araştırmacılar, dokunduğumuz bir şeyin dokusunun, ağırlığının ve sertlik seviyesinin, verdiğimiz (ve dokunduğumuz şeyle hiç ilgisi olmayan) kararlar üzerinde etkili olduğunu gösterdi.

Örneğin, iki deney grubundan biri normal bir yapbozu, diğerinin ise aynı yapbozun zımpara kağıdından yapılmış olanını tamamladılar ve daha sonra her iki grubun üyelerinden, aynı iki kişi arasındaki ilişkiyi değerlendirmeleri istendi. Zımpara kağıdı ile haşırneşir olan grup, bu ilişkiyi “daha zor ve tuhaf” olarak nitelendirdi. Benzer şekilde, beynimiz yumuşak nesneleri kolaylık ile, sert nesneleri ise zorluk ile ilişkilendiriyor.

Araştırmacılar bu sonuçlardan hareketle, rahat ve sakin olmamız gereken durumlarda özellikle yumuşak ve bize “batmayan” şeyler giymemizi öneriyor. Bir araba alırken boğazlı yün kazak yerine, saten bir bluz giymek, gibi.

Araştırma hakkında detaylı bilgi için: J. Ackerman, C. Nocera, and J. Bargh (2010) Incidental haptic sensations influence social judgments and decisions. Science, 328, 1712- 1715.

ZAMANI DAHA İYİ KULLANMAK İÇİN

Bir şeyi yapmanın ne kadar zaman alacağı konusunda Windows’un tahminlerinden daha başarısız bir şey varsa, o da insanoğlunun tahmini. Bu da sonunda planların tutmamasına ve işlerin sarkmasına sebep olabiliyor. Oysa zaman yönetiminin ilk adımı, nelerin ne kadar zamanda yapılacağını doğru şekilde tespit etmektir.

Mario Weick ve Ana Guinote’un araştırması, insanın sahip olduğu güç arttıkça planlama kabiliyetinin zayıfladığını ortaya koydu. Weick ve Guinote bunu, güç arttıkça kişinin yapacağı işten çok elde edeceği sonuca, yani istediği şeye odaklanmasıyla açıkladılar. Araştırmacılara göre, bu kişiler her şeyin gerçekte alacakları zamandan çok daha kısa sürede gerçekleşeceğini düşünüyor ve yanlış planlama yapıyorlar.

Bu durumun bilincinde olmak işi daha detaylı ele alıp, bir dahaki sefere yolumuza çıkabilecek engeller, işin daha önce ne kadar sürede bittiği gibi etkenleri de düşünmemiz için bizde belli bir farkındalık yaratıyor.

DAHA MUTLU OLMAK İÇİN

“Mutluluk parayla satın alınmaz” iddiasının doğruluğunun bilimsel araştırmalarla kanıtlandığını biliyor muydunuz? Jordi Quoidbach ve ekibinin araştırması gösteriyor ki, bu durum zengin insanların hayatın küçük zevklerine varma yetilerini giderek kaybetmelerinden kaynaklanıyor. Parayla satın alınabilen şeylerin verdiği keyif ise çok daha kısa süreli oluyor.

Aldığımız keyfi artırmak için yapılabilecek en kolay şey, pozitif anı ve duygularımızı üzerinde düşünerek, paylaşarak, hayal ederek uzatmak.

DAHA GÜÇLÜ HİSSETMEK İÇİN

Hayvanlar aleminde olduğu gibi insanlarda da “alfa kişilikleri” vardır: Daha güçlü, daha dominant olan ve bunu duruşlarıyla bile belli edenler. Kalabalık bir odadaki en güçlü adam genelde bunu beden diline en çok yansıtabilen adamdır; örneğin öne doğru eğilerek konuşan, el-kol hareketleriyle anlattıklarını destekleyen ve ilgi toplayan kişi. Öte yandan, çekingen ve kendine güvensiz karakter de beden diliyle bunu belli eder. Omuzları düşük, ayakları bitiştirerek duran, kollarını göğsünde kavuşturarak bir nevi savunma zemini yaratan kişi, gibi.

Beden dili genelde biz fark etmeden, bilinçaltımızın yönlendirmesiyle oluşur. Fakat araştırmacılar diyor ki, belli pozları ve hareketleri bilinçli olarak seçerek kendimizi olmak istediğimiz ölçüde güçlü hissetmek mümkün. Böylece kişide oluşan fiziksel değişiklik, başkalarının onu nasıl gördüğü hakkındaki düşüncesini değiştiriyor ve ruh durumuna da etki ediyor. Bu kişilerin ayrıca daha yüksek testosteron hormonu salgıladığı ve kortizol (strese bağlı salgılanan başka bir hormon) seviyelerinin düştüğü de gözlemlendi.

Araştırma hakkında detaylı bilgi için: D. Carney, A. Cuddy, and A. Yap (2010) Power posing: Brief nonverbal displays affect neuroendocrine levels and risk tolerance. Psychological Science, 21, 1363-1368.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber