Bu haber kez okundu.

Bayanlar ne düşünür? Erkekler ne yapar?

Eşinizle iletişiminizde önemli cinsiyet farklılıkları olduğunu göz önünde bulundurmalısınız. Bayanlar “duyguları, düşünceleri veya yaşananları bol bol paylaşmak” için iletişim kurarken; erkekler “bir bilgi vermek ya da bir sorun çözmek” için iletişim kurmaktadırlar. Ortada bir problem varsa; erkeğin tarzı “kendim hallederim”, bayanın ise “beraberce halletmeliyiz” şeklinde görülmektedir. 

 

Erkekler, “sen benim hayatımın kahramanısın, sana güveniyorum” mesajlarını aldıklarında kendilerini “erkek” olarak en iyi hissetmektedirler. Kadınlar ise “sen benim hayatımdaki tek kadınsın, bu hayatı yalnız seninle geçirebilirim” mesajlarını aldıklarında kendilerini “kadın” olarak en iyi hissetmektedirler. Eşlerinden hediye aldıklarında erkekler için önce “ne işe yarayacağı”, sonra da ”kaç para olduğu” önemli iken, kadınlar eşlerinin kendilerine değer verdiğini hissettikleri için mutlu olurlar.

 

Eşinizle iletişim sağlamanız, empati kurabilmeniz için gerekli üç şart:

 

1. Kendinizi eşinizin yerine koymalısınız, olaylara onun gözlüğü ile bakmalısınız. Onun gibi düşünüp, olayları onun gibi değerlendirmelisiniz.

2. Empati kurmak için eşinizin duygu ve düşüncelerini doğru algılamalısınız.

3. Empatik anlayışınızı eşinize, yüzünüzle, ifadelerinizle ve bedeninizle iletmeli, onu anladığınızı göstermelisiniz.

 

İletişimi geliştirmenin yolları

 

Eşiniz sizinle konuşmak istediğinde; 

• Susun

• Eşinizi rahatlatın

• Dinlemek istediğinizi gösterin

• Dikkat dağıtıcı öğeleri uzaklaştırın

• Eşinize empati gösterin

• Eşinizle doğrudan göz teması kurun ve dinlerken sadece onun yüzüne bakın

• Zaman tanıyın

• Öfke ve olumsuz duygularınızı kontrol edin

• Soru sorun

• Eşinizin söylediklerine ilgi gösterin

• Gerçek sorunun ne olduğunu duyana kadar yargıda bulunmayın

• Eşinizin sözünü kesmeyin

• Söylenenleri anlayıp anlamadığınızı kontrol edin

• Sıranızı bekleyin, anladığınızı düşündüğünüz anda araya girmeyin, eşinizin bitirmesini bekleyin

• Eşinizin söylediğinden ne anladığınızı bir cümleyle tekrarlayın (arkadaşlarımla çok fazla zaman geçirdiğimi düşünüyorsun, doğru mu?)

• Yakaladığınızdan emin olursanız, eşinizin şikayeti, huzursuzluğu veya içinde bulunduğu durumla ilgili duygusunu dile getirin (anladığım kadarıyla bu duruma üzülmüşsün)

• Yargılayıcı olmayın 

• Uygun aralıklarla “anlıyorum” “evet” anlamında baş sallayın

• Eşinizin sözünü kesmeyecek biçimde “evet , anlıyorum” deyin

Siz eşinizle konuşmak istediğinizde;

• Eşinize bir bilgi, duygu, düşünce, istek ya da ihtiyacınızı iletirken açık olun, net ifadeler kullanın

• Eşinizin sizi doğru anladığından olun. Ne şekilde anladığını sorun, yanlışsa uygun bir şekilde düzeltin

• Yanlış anlaşılmalara neden olabilecek kapalı ifadelerden ya da imalardan kaçının

• Sözel olmayan mesajlara dikkat edin, beden dilinizle eşinize ne düşündürdüğünüzü ve ne hissettirdiğinizi anlamaya çalışın

• Emir olarak algılanabilecek ifadelerin yerine rica sözcükleri kullanın

• Yeteri kadar konuşun

 

İletişimi engelleyen faktörler

 

Öğüt vermek, çözüm getirmek, yönlendirmek:

Eşinizle konuşurken iletişimi kesen bazı mesajlar vardır;

“Şöyle yap, böyle yapma...”

“Bu şekilde hareket etmemelisin...”

“Yoruluyorum diye yakınacağına geceleri erken yat...”

“Bu kadar düzensiz çalışırsan, işlerini tabi yetiştiremezsin...” gibi cümleler, eşinizde direnç, yaratabilir, savunmaya itebilir.

 

Genellikle öğüt vermek, tavsiyede bulunmak eşinizde baskı veya suçluluk duyguları uyandırarak, iletişimin kesilmesine veya yön değiştirmesine neden olabilir.

 

Yargılamak, eleştirmek, ad takmak:

“Sen zaten hep kolaya kaçarsın...”

“Bebek gibi davranıyorsun...”

“Şikayetten başka bir şey bilmezsin zaten...”

“Hiçbir fedakarlığa katlanmak istemiyorsun...”

 

Genellikle yargılama ve eleştirme tepkileri ile karşılaşan bir kişi, kendisini anlaşılmamış, itilmiş, haksızlığa uğramış ya da çaresiz hisseder. Bunun sonucunda iletişimi keser ya da öfkeyle karşılık verebilir.

 

 

Soru sormak, araştırmak, incelemek:

“Neden?...Sen ona ne yaptın?...O sana ne dedi?... Neden şunu söylemedin?...”

 

Genellikle soru, inceleme, nedenini arama gibi yaklaşımların içinde önyargı, eleştiri veya zorunlu çözüm önerisi bulunur, ayrıca konuşma sorulara cevap vermeye takılarak, yön değiştirip asıl konudan uzaklaşabilir. Sorularla yürüyen iletişimde, genellikle soru soranın nereye varmak istediğini diğer kişi anlayamadığından endişeye kapılabilir veya savunmaya geçebilir.

 

Teşhis koymak:

“Aslında sen öyle demek istemiyorsun...”

“Ben senin aslında neden öyle yaptığını biliyorum...”

“Aslında senin derdin başka...”

“Anlaşılan bir süre sana yardımcı olmamı isteyeceksin...”

“Bunları beni üzmek için anlatıyorsun...”

 

Bu tür yaklaşımlarda, kişi sanki eşinin niyetini, söylemek istediklerini çok iyi biliyormuş, onun kafasının içindekileri okuyormuş gibi bir tavır içine girdiğinden, eşini savunmaya ittiği gibi, sinirlenmesine, sabırsızlanmasına veya öfkeli cevaplar vermesine neden olabilir. Bu tür ifadelerle karşı karşıya kalan kişi kendisini kıstırılmış, yanlış anlaşılmış hissedebileceği için büyük olasılıkla iletişimi keser.

 

Teselli etmek, konuyu değiştirmek:

“Aldırma, boşver...”

“Düzelir canım, bunu dert etme...”

“Başka şeylerden konuşalım...”

“Olur böyle şeyler, geçer...”

“Bir kahve iç düzelirsin...”

“Aman sen de herşeyi ciddiye alıyorsun...”

 

Aslında teselli etmek çoğu zaman yararlıdır, ancak doğru olan eşinizi duyduğunuzu ve anladığınızı belirttikten sonra teselli vermenizdir. Söyledikleri duyulmadan, teselli ediliyormuş hissini yaşayan kişi, kendisini dinlenilmemiş, söyledikleri saçma bulunmuş ve anlaşılmamış hissedebilir. Önemsenmemiş veya tam olarak dinlenilmemiş olmaktan dolayı kızgınlık duyabilir. Genellikle, dinlemeden verilen teselli mesajları, konuşan kişide sorununun küçümsendiği duygusunu yaratabilir.

 

Eşinizle iletişiminizin engellere takıldığını düşünüyorsanız öncelikle kendi iletişim kurma biçiminizi gözden geçirin. Çünkü iyi bir dinleyici olmanın, diğer insanları dinlemenin ve anlamanın birinci şartı; kişinin öncelikle kendisini dinlemeyi ve anlamayı başarabilmesidir.

Hatice TOPÇU ERSOY

Uzman Psikolog

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber