Bu haber kez okundu.

Aptallığı Çözmeden Zekayı Anlayamazsınız?

Zekâyı değişmez kabul edip olası sapmaları bulmaya çalışıyorlar.

Çok azımız istediğimiz zekâ düzeyine sahibizdir. İnsanların zekâsı birbirinden farklıdır. Ve bu önemlidir, çünkü zeki insanlar genel olarak daha çok para kazanır, daha sağlıklıdır, kendilerini daha mutlu hisseder ve daha uzun yaşar. Peki, zekâ nereden gelir? Nasıl oluşur? Araştırmacılar yoğun çabalar harcayarak bu sorunun cevabını genlerde aradı. Binlerce insanın genomunu analiz ederek zekâyı açıkça etkileyen gen değişikliklerini bulmaya çalıştılar ve toplam iki tane buldular. Bunlardan biri Alzheimer riskini belirliyor ve zekâyı sadece hayatın ilerleyen dönemlerinde etkiliyor. Diğeriyse kişinin daha büyük bir beyne sahip olmasını sağlıyor ama IQ’yu ortalama 1.29 puan yükseltebiliyor.

Zekâyı diğer genetik faktörler etkiliyor olabilir: Geçen yıl yayınlanan bir rapora göre, bir araya gelen yüzlerce gen varyasyonu, deneye katılan 3 bin 500 denek arasındaki yüzde 40 ila yüzde 50’lik zeka farkına tekabül ediyordu. Araştırmacılar zekâ farklılıklarını tahmin etmek için genleri kullanmaya çalıştıklarında, bu farkın sadece yüzde 1’inin genler yüzünden olduğu buldular. Davranış genetiği profesörü Robert Plomin, “Sadece yüzde 1’lik bir etki bulmak bile bu kadar zorsa, ispatladığınız şey, bardağın yüzde 99’unun boş olduğudur” diyor. Ancak söz konusu “gen bardağı” gerçekten boş mu yoksa yanlış yere mi bakıyoruz? Gelişimsel nöro-genetik uzmanı Kevin Mitchell, ikinci seçeneği tercih ediyor.

Temmuz’da blogu Wiring the Brain’de yayınladığı makalesinde, zekânın genetiği üzerine kafa yormak yerine “aptallığın genetiğini” incelememiz gerektiğini öne sürüyor. Bu argümanın dayanağı şu: Doğal seçilim, insanoğlunun büyük ve akıllı beyinlerini yarattıktan sonra, topluluk içinde “sabit” hale geliyor. Ancak bazı genetik alanlarda, büyük farklılıklar gösteriyoruz; örneğin mutasyon yükü, yani taşıdığımız mutasyonların sayısı. Çoğu mutasyonun herhangi bir etkisi yok. Mitchell bir röportajda, “Fakat etki yaratanlar yarardan çok zarar getirir çünkü bir şeye zarar vermenin, düzeltmekten daha fazla yolu vardır” diyor. Aynı zamanda genetik sürecin yolunda gitmesini sağlayan gelişim istikrarı adı verilen özellik de ebeveynlerimizden geçiyor. Bu özellik, en çok fiziksel simetride kendini gösteriyor.

Gövdemizin ve beynimizin iki tarafı ayrı ayrı oluşuyor ancak her ikisi de oluşurken 23 bin genden oluşan tek bir şablonu paylaşıyorlar. Gelişimsel istikrarınız fazlaysa, yüzünüzün iki tarafı da birbirinin aynı olur. Her ikisi de gelişimsel istikrarla bağlantılı olduğu için, simetri ve zekânın bir arada görülmesi de mümkündür. Genetik gelişimin istikrarını ifade ettiği için simetrik yüzleri daha çekici buluruz ki bu eş seçiminde değerli bir kıstastır. Bu fikirler genetik bilimcilere radikal ya da zıt gelmedi.

New Jersey’deki Princeton Üniversitesi’nden genetik bilimci Leonid Kruglyak’a göre genetikçiler yıllardır, mutasyonların beyne zarar veriyor olabileceğini ve karmaşık özelliklerin, anlaşılması güç şekillerde ortaya çıktığını kabul ediyor. Mitchell bu konuda aynı fikirde. “Bu, yeni bir fikir değil. Ama zekâyla ilgili çalışmalarda genelde bu fikirden yola çıkılmıyor” diyor.


Kaynak: DAVID DOBBS-kisiselbasari.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber