Bu haber kez okundu.

Anne Baba Olarak Stiliniz Nedir?

 

Peki ne tür yaklaşımlar çocuğa zarar veriyor?

Ya benim dediğim olur ya da benim dediğim olur

Aşırı eleştirel anne babalar, çocuklarına gerçekdışı beklentiler yükleyebiliyor. Aile bunu belki son derece iyi niyetle yapıyor ama bunun sonucunda çocuk asla bu beklentileri karşılayamayacağı hissine kapılıyor.

Bu çocuklar sürekli mükemmel olma çabası içindeler. Anne babaya karşı itaatkarlar. Ama bir taraftan da “ne yapsam boş” hissi taşıyabiliyorlar, çünkü aile çocuk ne yaparsa yapsın asla tatmin olmuyor, daha fazlasını bekliyor.

Anne baba genelde çocuğun olumsuz tarafına odaklanıyor. “Yine odanı toplamamışsın”, “yine sınavdan yeterince iyi not alamadın”, “sana kaç kere bu bardağı masanın kenarına koyma, devrilecek dedim”…

Bu stilin çocuk üzerindeki olumsuz etkileri neler?

Bir kere çocuğun zihinsel sağlığı olumsuz etkileniyor. “Sürekli bir şeyleri yanlış yapıyorum, demek ki bende ters olan bir şey var” duygusuna kapılıyor. Bir süre sonra gerçekten böyle olduğuna inanıyor ve bu da özsaygısına darbe vuruyor.

Kendini sürekli anne babanın doğrularına göre değerlendirdiğinden, kimliğini bulmakta güçlük çekebiliyor.

Anne babayı asla mutlu edemediği için onların sevgisini yitireceği korkusunu taşıyor; güven ilişkisi kuramıyor.

Böyle bir durumda çocuğun hatalarından öğrenme fırsatı da kısıtlanıyor. Bardak devrilirse dünyanın sonu gelmez; belki bir dahaki sefer çocuk daha dikkatli davranması gerektiğini öğrenir.

New York Üniversitesi Langone Tıp Merkezi de bu çocukların kendilerini rahatlatmak için yemek yemeye yöneldiğini ve sağlıksız kilo alarak yetişkinlikte de devam eden obezite sorunu yaşayabildiklerini rapor etmiş.

Anne baba olarak çocuğunuza karşı fazla eleştirel bir tutum içinde olduğunuzu düşünüyorsanız ne yapabilirsiniz?

Çocuğunuzu biraz rahat bırakmayı deneyebilirsiniz. Bardağı masanın kenarına koyuyorsa bir dahaki sefere uyarmayın. Bırakın bardak devrilsin. En kötü ihtimalle kırılır ve yerler su ve cam kırıkları içinde kalır. Sizin burada bir rolünüz olacaksa, bu rol ona cam bardak yerine plastik bardak vermek olabilir. Yerleri çocuğunuz temizleyebilir. Cam bardakta su içiyorsa, sizin rolünüz cam kırıklarının ona zarar vermemesi için gerekli önlemi almak olabilir. Sonucu kendisi düzeltmek zorunda kaldığında bir dahaki sefer aynı şeyi tekrar etme olasılığı daha azalmış olur.

Çocuğunuzun mutlaka olumlu özellikleri vardır. Bunları onun yanında dile getirin. Sadece olumsuza odaklanarak kendini olumsuzluklar bazında tanımlamasına ve yetersiz hissetmesine izin vermeyin.

Her şeyin mükemmel olması beklentisinden vazgeçin. Çocuk bir süre sonra nasılsa mükemmel olmuyor diye toptan vazgeçebilir, çabalamayı bırakabilir.

 Helikopter Aileler

Bazı ailelerde de, üstün yetenekli olan anne baba mı yoksa çocuk mu belli değil. Anne baba çocuğun sözcüsü ya da avukatı gibi her şeyi onun için yapıp çocuğa üstün yetenek etiketini adeta zorla yapıştırmaya çalışabiliyor. Çocuğun içinden gelen ya da doğasında olanı desteklemek yerine, olmayanı oldurmaya uğraşıyor. Bu, çocuğa uzun vadede mutsuzluğun biletini kesmekten farksız.

Manipülatif bir tutum içindeki bu anne babalar çocuğun hayatını çocuğun ihtiyaçları, ilgi alanları, isteklerine göre değil, kendi kararları, ihtiyaçları, isteklerine göre şekillendirebiliyor. Sürekli çocuğun tepesinde olan bu tarz ailelere “helikopter” benzetmesi yapılıyor.

Bu tarzın olumsuz etkileri neler?

Anne baba her şeye bu derecede müdahale ettiğinde, çocuk bağımsız karar veremez hale geliyor; bağımsız bir birey olarak gelişimi baskılanıyor.

Çocuk asla gerçek ilgi alanını ve tutkusunu keşfedemeyebiliyor, çünkü onun için neyin doğru ve iyi olduğuna ailesi karar vermiş oluyor. Bu, çocuğun kendisini gerçekleştirmesinin önünde bir engel.

Bu çocukların çok arkadaşı da olmayabiliyor, çünkü arkadaşları yine aile tarafından seçiliyor.

Çocuk herhangi bir ortamda kendi adında birşey söyleyebilecek bile olsa, yine de anne babasının kendisi adına konuşmasına izin veriyor. Anne  baba bu durumdan rahatsız olmuyor elbette, çünkü onlar çocuğu dışarıya en iyi şekilde yansıtmanın kendi görevleri olduğuna inanıyorlar.

Bu anne babaların elinden çıkan çocuklar düşük özsaygı, duygusal ilişkilerde zorluk, yetişkinlikte karar vermede güçlük, hatta depresyon gibi davranışsal ve duygusal sorunlar yaşayabiliyor.

Nefes Aldırmayan Aileler

Aman çocuğun hiç bir şeyden geri kalmasın tarzında düşünen aşırı hırslı anne babalar, çocuğun tüm hayatını programlı aktivitelerle doldurabiliyor. Çocuk bir dersten bir diğerine koştururken, oyun oynaması, kendi oyununu kendi kurması, hayal kurması, yaratıcılığını ortaya koyması, yaşına uygun şekilde davranması çok mümkün olmayabiliyor.

Önemli olan, aktiviteler ve boş zaman arasındaki dengeyi koruyabilmek...

Çocuğun kendi başına kaldığı zamanlar olması, akranlarıyla serbestçe oynaması, programlanmış bir faaliyet dışında rahat kalacağı anlar olmasına imkan tanımak gerek. Bu, çocuğun gerçekten ne istediğini keşfetmesine yardım eder, aynı zamanda beynin yaratıcı yönü böyle rahat zamanlarda devreye girer.

“Saldım Çayıra Mevlam Kayıra” Modeli

Bazı anne babalar da aman çocuğumuzun yaratıcılığını kısıtlamayalım, özgür birey yetiştirelim diye hiçbir sınır koymuyor, disiplin getirmiyor, son derece gevşek davranıyor. Bu ailelerin çocuklardan pek beklentisi olmuyor, her durumda seçimi çocuğa bırakıyorlar.

Araştırmalar, bu tarz ailelerin yetiştirdiği çocukların genellikle antisosyal karakterde, özsaygısı düşük bireyler olduğunu ortaya koyuyor.

Ayrıca bu tarzı benimseyen ailelerin çocukları, yetişkinlik döneminde de bencil, sorumsuz, şımarık, düşüncesiz olarak tanımlanan kişiler olabiliyor.

Bir de çocuk hayata son derece müsamahakar bir ortamda başladığı için ve başka bir model bilmediği için, okul çağına geldiğinde belli kurallara uyması beklendiğinde aşırı sıkıntı çekebiliyor. Sorun aslında çocukta değil, bu disiplini erken dönemde yerleştirmeyip okul çağına geldiğinde birden çocuktan kurallara uymasını bekleyen ailelerde.

O yüzden küçük yaştan itibaren ev içinde kurallar hep birlikte belirlenmeli ve herkesten bu kurallara uyması beklenmeli.

Otoriteyle Özgürlüğü Dengeleyen Aileler

Çözüm nedir? Her şeyde olduğu gibi, anne babalıkta da dengeyi bulmak gerek. Çocuk üzerinde otorite kurmadan belli sınırlar getiren ılımlı ailelerde, çocuğun sosyal ve duygusal yönden sağlıklı gelişiminin yanında, okul başarısının da arttığı gözlemlenmiş.

Sıcak, ilgili ama aynı zamanda limitler belirleyen, çocukları için makul standartlar belirleyen ailelerin çocuklarının akranlarına göre daha iyi duygusal ve akademik sonuçlar elde ettiği görülüyor. Dengeli bir yaklaşım izleyen ailelerde yetişen çocukların özsaygısı yüksek, kendilerine güvenen, kontrollü, sevilen ve meraklı bireyler olarak yetişiyor.

Kısacası, anne babalar çocuğun liderliğinden gitmeli, onun ilgi alanlarına saygı göstermeli, onun yolunda ona rehberlik etmeli, uyulacak kuralları aile içinde birlikte belirlemeli, çocuğa makul sınırlar getirmeli, kabul edilebilir davranışla kabul edilemez davranışı ayırt etmelerine yardım etmeliler.

Peki sizin stiliniz bunlardan hangisi ya da hangileri? Hiç düşündünüz mü?

Düşünmekte çocuğunuz açısından büyük fayda var.

Kaynaklar:

1 McGuffog, (1985);  Problems of the Gifted Child. Pediatric Annals, 14, 719, 723-724, 726.

2 Baumrind, D. (1991). The Influence of Parenting Style on Adolescent Competence and Substance Use. The Journal of Early Adolescence, 11, 56-95.

 

Dr. Bahar Eriş, egitimajandasi

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber