Bu haber kez okundu.

14 Maddede IQ Testleri İle İlgili Temel Bilgiler

KİM KORKAR HAİN IQ’DAN!:  14 MADDEDE IQ TESTLERİ İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER
 
 
Bugün, “zeka ölçümü” denilince genellikle akla hala en başta IQ testleri geliyor.
Ancak IQ testleri “zeka testi” değil! Zeka, tek bir test ile ölçülemeyecek kadar karmaşık, çok boyutlu ve dinamik bir kavram. IQ testleri hakkında bilinenlerin çoğu da kulaktan dolma, yanlış bilgiler.
 
Bu yazıda IQ testi ile ilgili bilmeniz gereken temel noktaları özetledim:  Siz de kendinizi test edin, bakalım ne kadarını doğru biliyormuşsunuz? Merak etmeyin, bu bir zeka testi değil J.
 


1 - IQ skoru doğuştan ve sabit midir? Hayır. Ne doğuştandır ne de sabittir. Prof. Cathy Price ve meslektaşları, Nature dergisinde 2011’de ses getiren bir araştırma yayınladı. Araştırmadaki çocukların IQ skoru, 4 yıl içinde beyinde meydana gelen yapısal değişiklikler sonucunda, ortalama 21 puan artmış. Bir kısmının skoru da  ortalama 18 puan düşmüş.
 
Diğer bir deyişle, IQ skoru doğuştan ya da sabit değil. Çalışarsan yükseliyor, çalışmazsan düşüyor! Örneğin üstün yetenek programlarına girişte, genellikle en az 130 IQ puanı isteniyor. Test sonucunda 110 puan alan ve bu puanla “ortalama zihinsel yetenek” kategorisine sokulan bir çocuk, çalışarak IQ puanını 20 puan arttırabilir ve 130 puanla üstün yetenek programlarına girebilir. Diğer taraftan programa giren bir çocuk, zaman içinde çalışmazsa IQ skoru düşebilir!


2- IQ testleri, farklı zekâ türlerinden sadece sözel ve matematiksel zekâyı kapsar. IQ testinin ölçtüğünün ötesinde farklı zeka türleri var. Örneğin Howard Gardner’in Çoklu Zekâ Kuramı, insan zekasını sözel zeka, mantıksal-matematiksel zeka, görsel-uzaysal zeka, içsel zeka, sosyal zeka, doğacı zeka, müzik zeka, bedensel-kinestetik zeka olarak farklı türlere ayırıyor. IQ testleri bunlardan sadece sözel ve mantıksal-matematiksel zekayı ölçmeye çalışıyor. Diğer alanlarda potansiyel sahibi olan bir çocuğu, IQ testiyle değerlendirmek, o alandaki potansiyelinin göz ardı edilmesine neden oluyor.
 
3- IQ testlerinde başarı, test kültürünü ve dilini bilmekle ilgilidir. Orta-yüksek sosyoekonomik sınıftan ailelerin çocukları, IQ testine benzer testlere  daha önceden girmiş olabiliyor. Hatta bazıları anne babalarıyla test çalışıyorlar. Bu durumda, testin kendine özgü dilini biliyor ve daha başarılı olabiliyorlar.
 
Düşük sosyoekonomik gruptan çocuklar genellikle böyle bir avantaja sahip olmuyor: Daha önce test yüzü görmemiş bir çocuk sudan çıkmış balığa dönüyor. Sonuçta düşük puan alıyor.
 
Örneğin Brezilya’da çok düşük eğitim düzeyinde, sokakta mendil satan çocuklar var. Bu çocuklar para üstünü sokakta kafadan rahatlıkla hesaplayabiliyor. Aynı çocukları test ortamına alıp aynı işlemleri toplama ve çıkarma işlemi formatında, kâğıt kalemle sorduklarında başarısız oluyorlar, çünkü test ortamı çocukların aşina olmadıkları bir ortam.
 
ABD’nin Virginia eyaletinde yapılan başka bir araştırmada da evde yetişkinlerin okuma yazma bilmediği; gazete, radyo gibi kaynaklara erişimi olmayan, okuldaki olanakları kısıtlı olan çocukların IQ skorları ulusal ortalamaya göre daha düşük çıkmış ve yıllar içinde giderek bu skor daha da düşmüş.
 

4- Yetenek gelişimi, IQ skorundan başka şeylere bağlı: Eğitimci Benjamin Bloom’un uluslararası düzeyde başarı sağlamış 120 üstün yetenekli  bireyle yaptığı çok önemli bir araştırma var. Buna göre, uzun vadede yetenek gelişimi üç temel faktöre bağlı: 1) Yetenek alanına yoğun bir ilgi ve duygusal bağlılık, 2) Yetenek alanında çok başarılı olma arzusu 3)Yetenek alanında çok yüksek başarı düzeylerine ulaşmak için gerekli zaman ve çabayı harcamaya isteklilik. IQ testi bunların hiç birini ölçemiyor!
 
5- Aile içindeki diyalog, IQ skorunu arttırıyor. IQ testi, sözel yetenek potansiyelinin de ağırlıklı olarak ölçüldüğü bir test. Araştırmalar, erken dönemde aile içindeki konuşmanın miktarı ve kalitesi ile, sonraki dönemdeki başarı arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor.
 
Çocuklarla erken dönemde sık ve zengin bir sözcük dağarcığıyla konuşmanın yanı sıra, yetenek potansiyelini tetikleyen diğer önemli unsurlar şöyle: Çocuğa erken dönemde ve sık kitap okuma, onu destekleme ve teşvik etme, yüksek beklentiler oluşturma, hataları bir öğrenme aracı olarak görme, kendisine ve potansiyeline inanmasını sağlama. Dolayısıyla bu tür ailelerde yetişen çocuklar 2-3 yaşında bile daha farklı koşullardan gelen çocuklara göre çok ileride oluyor.
 
 



6- 11 yaştan önce elde edilen sonuçlar anlamlı değil.  3-10 yaş arası çocukların üçte ikisinin IQ skorları büyük bir değişkenlik gösteriyor. Hatta son dönemde yapılan araştırmalar 11 yaşına kadar yapılan testlerin akademik başarıyı öngörmekte son derece yetersiz olduğunu gösteriyor. Ortaokulda yapılan testler lisedeki başarıyı öngörmede çok daha başarılı, ancak 11 yaşına kadar yapılan test uzun vadede akademik başarı konusunda fazla bir şey söylemiyor. Sadece IQ testleri değil, yapılan diğer her türlü test erken yaşta yetersiz ve sürdürülemez sonuçlar veriyor. Bunun bir nedeni çocukların henüz beyin gelişimlerini tamamlamamış olmaları.
 
7- Her çocuğun gelişim süreci farklıdır. Her çocuğun gelişimi farklı bir çizgide ilerler. Bazı çocuklar daha geç gelişim gösterebilir. Ancak erken yaşlarda yapılan testler, daha geç gelişim gösteren çocukların potansiyelinin ortaya çıkmasına bir engel teşkil ediyor. Ayrıca bu çocuklar nasılsa potansiyeli yüksek değil diyerek daha az ilgi görüyor. Daha az ilgi gören çocuk da daha az başarılı oluyor. Aynı şekilde, daha çok ilgi gören çocuk daha başarılı oluyor!
 
8- Bir çocuğu bir kez test ederek hakkında karar vermek yanlıştır. Çocuk, o gün kendini iyi hissetmediği için, testi yapan kişiyle iletişim kuramadığı için ya da geçici başka bir sorundan dolayı testten düşük puan alabilir. Bu durumda mutlaka çocuğa en az ikinci bir şans tanımak gerekir. Önerilen, en az altı ay sonra tekrar test yapılmasıdır. En az üç testin sonucunda daha sağlıklı bir tablo çıkar. Değerlendirmede en yüksek puan dikkate alınmalıdır.
 
9- Her yerde yapılan test, sağlıklı ve geçerli değildir. Türkiye’de her ilçeye bağlı Rehberlik Araştırma Merkezleri’nde test ücretsiz yapılıyor. Tek resmi skor da bu merkezlerden alınıyor. Testi üniversitelerde de yaptırmak mümkün. Özel psikologlar da test uyguluyor, ancak bu testler ücretli ve sonuçları da resmi geçerlilik taşımıyor. Test sonucu, uygulayanın yetkinliğine göre farklılaşabiliyor. Test uygulama sertifikası olmayan biri testi uygulayamaz.
 
10- IQ testleri yaratıcılığı ölçmez. Tersine, yaratıcı düşüneni cezalandırır. IQ testi soruları genellikle gerçeği tek bir cevaba indirgedikleri için yaratıcılığı, kültürel farklılıkları, çocukların hayata bakış açılarını, çok yönlü ve demokratik düşünceyi yansıtamıyor. Çocuk farklı bir düşünce yolu izleyerek yaratıcı ve farklı bir cevaba ulaşsa bile, cevabı teste göre yanlış sayılabiliyor.
 
11- Duygusal zeka (EQ) hayatta başarı için IQ’dan daha önemli. IQ testlerinin okuldaki başarıyı tahmin etme konusunda iyi bir ölçüt olabilir. Ancak iş yaşamında ve hayatta başarı için duygusal zekâ daha önemli. Duygusal zekanın kapsamında; sosyal ilişkilerde başarı, empati, takım çalışması, farkındalık, sabır gibi beceriler yer alıyor. IQ’su çok yüksek bir çok kişi, bu becerilere sahip olmadığından hayatta ciddi sorunlar yaşayabiliyor.
 

12- Test, gerçekten bir ihtiyaç varsa yapılmalı. IQ skorunun amacı çocuğa “üstün”, “parlak” ya da “ümitsiz” etiketini yapıştırabilmek değil. Amaç, var olan bir sıkıntı ya da potansiyeli tespit etmek ve diğer araçlar ve bilgi kaynaklarından yola çıkarak çocuğa göre bir eğitim programı tasarlamak olmalı. Çocuk akademik, duygusal ve sosyal bir sorun yaşamıyorsa, uyum problemi yoksa, bir programa girişte test sonucu zorunlu değilse, testin yapılmasının da bir gereği yok.



13- IQ testinin hiç mi faydası yok? Test, belli bir yaştan sonra yapıldığında okul başarısını tahmin etmede uygun bir araç, çünkü okul sistemi sözel ve matematiksel yeteneğe değer veren ve bu alandaki başarıyı ödüllendiren bir sistem. Testin bir diğer güçlü tarafı da, aynı derecede maliyet-etkin ve zaman kazandıran bir alternatifinin henüz olmaması.
 
14- Çocuk bir skordan ibaret değildir! Çocuk; testin ardından ailede, okulda ve çevrede, “yürüyen bir IQ skoru” muamelesi görebiliyor. IQ skoru, çocuğun değerini ölçme aracı değildir. IQ skoru sadece IQ skorudur!

 

egitimajansi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber