Öğretmen Diyarı Öğretmen Diyarı

“Sürgün” kavramının iki farklı anlamı vardır.Bunlardan ilki “iskân ve yerleştirme” anlamına gelir. Devletler, kendi hâkimiyetialtında yaşayan topluluklardan bir kısmını belirli program ve kurallarçerçevesinde değişik sebeplerle yerleşik oldukları bölgelerden alıp öngördüğübaşka bölge ya da bölgelere yerleştirir.
İkinci anlamıyla sürgün tamamen hukukî bir terimdir ve idari tedbir olarak iddia edilmesinin aksine bir “ceza”çeşididir. Hapis, kamu hizmetinden mahrumiyet,seyahat hürriyetinin kısıtlanması ve para cezası gibi birkaç kalemdetoplayabileceğimiz ceza türlerinin içinde sayılmamasına rağmen, basbayağı bir ceza türüdür.
29 Aralık eylemine katılan eğitim emekçilerine, 8 Eylül 2016 tarihinden bu yana uygulanan açığa alma, adli-idari soruşturmalar ve disiplin cezalarının yanında, idari tedbir adı altında uygulanmak istenen son nokta il dışı sürgünlerdir.
29 Aralık soruşturmalarında sona gelinmesine, uluslararası sözleşmelerde sendikal eylemlere ceza verilmesinin yasaklanmasına, Avrupa İnsan Hakları mahkemesi-Anayasa Mahkemesi- Danıştay tarafından verilen içtihat kararlarına, verilen disiplin cezalarının idare mahkemeleri tarafından birer birer iptal edilmesine, kimi il disiplin kurullarının (İstanbul) disiplin cezalarına yapılan itirazları olumlu değerlendirerek bu cezaları kaldırmasına, sendikal eylemlerin cezalandırılmasının Türk Ceza Kanununun18.maddesine göre suç olmasınave meri mevzuattaki bütün hükümlere rağmen; bazı disiplin amirleri ve il disiplin kurulları, savunma almaya ve disiplin cezaları vermeye devam ediyor.
Bu cezaların yanında, Bakanlık maarif müfettişleri tarafından hazırlanan 29 Aralık soruşturma raporlarının ‘İdari teklif’ bölümünde, bu  eyleme katılıp maaş kesim ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alan bütün eğitin emekçileri için eğitim-öğretim yılı ders kesimi tarihi olan 9 Haziran 2017 tarihi itibarıyla il dışı sürgün önerisi yer almakta ve yaklaşık 9 aydır ilgililerin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmaktadır.
Eğitim emekçileri açısından sorun sürgüne gidip-gitmeme meselesi değildir. Sağlıklı düşünüldüğünde hiçbir eğitim emekçisinin, ülkenin şu bölgesinde, bu bölgesinde çalışmama gibi bir düşüncesi yoktur. Vatan-millet edebiyatı yapan birçoklarının aksine, yıllarca aynı okulda, aynı köyde, aynı ilçede, aynı ilde ve aynı bölgede halkla bütünleşmiş, adeta onlardan biri olmuş, aşkla görev yapan binlerce eğitim emekçisini görmek mümkündür.
Sorun; benzer eylemlerin Anayasa mahkemesi ve Danıştay tarafından, 29 Aralık eyleminin de birçok idare mahkemesi ve İstanbul İl Disiplin kurulu tarafından sendikal eylem olduğu kabul edilmesine rağmen; bu eylemle ilgili olarak açılan disiplin soruşturmalarına dayanılarak, sürgün kararının uygulanacak olmasıdır.
Aynı zamanda, il dışı sürgün önerisi hukuksal anlamda birçok yargı kararına rağmen uygulama alanı olmayan; idareyi, açılacak davalar nedeniyle iş yükü; sürgüne gönderilen eğitim emekçilerine ödenecek yolluklar nedeniyle maddi yük; öğretmeninden ayrılacak öğrenciyi travma; aile düzeni bozulacak öğretmeni, psikolojik olarak etkileyecek yararsız bir tedbir; eğitim-öğretim açısından hiçbir olumlu yönü olmayacak bir uygulama ve nihayet eğitim emekçilerini, demokratik, laik, parasız, özgürlükçü ve eşitlikçi eğitim hedeflerinden bir milim bile döndüremeyecek bir öneridir.
Bu anlamda, eğitim emekçileri idareden; hukukun üstünlüğü ve hukuk güvenliği ilkelerine uygun davranmasını, 29 Aralık soruşturmaları nedeniyle verilen disiplin cezaları ve il dışı sürgün cezalarından idare mahkemelerinde yargılaması yapılanların tümünün iptal edilmesinin bir gösterge olmasını dileyerek, bu haksız soruşturmaları bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırmasını beklemektedir.
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol