Öğretmen Diyarı

Cehalet ya da cahillik yani bilgisizlik hali olarak tanımlanan terim.Kanser devrin en yaygın hastalığı olarak bilinse de,cahillik de  hatsafada artmakta ve tehlikeli bir hal almaktadır.
Öncelikle söylemek gerekir ki, bilgisiz veya cahil tanımları sadece birer aşağılamadır. Herhangi bir gerçek temele sahip değildir. Belki gerçeği çarpıtan insanlar için usulünce kullanılır ancak bu da insanın hoşgörü özelliğine aykırı bir durumdur. İnsanları cahil diye nitelendirmek kişisel bir durumdur.Olgulara dayanması zor, kanıtlanamaz bir yakıştırmadır. Farkedilmesi duruma göre değişebilmektedir.Bazen bir cümle bile cahilliği ispatlamakta iken bazen iyi gizlenirse geç farkedilebilmektedir.
Çevremdeki bir çok kişi artık haberleri izlemediğini, güncel olayları takip etmediğini, kitap okumayı bıraktığını, hayal kurmadığını, gelecek ile ilgili umudu, inancı, hayali olmadığını söylüyor. Gazetelere bakmadığını, internetteki haber sitelerine girmediğini, dünyada ve Türkiye’de neler olduğunun, umrunda olmadığından bahsediyor. Neler oluyor bu insanlara da, ”cahillik mutluluktur” parolasını, görev saymaya başlamışlar? Neden, nasıl, nerede, ne zaman, nasıl ve kim (5N1K) sorularını, bilime, basın mensuplarına, profesörlere ve işin ehillerine bırakıp, kuytu bir köşede mutluluk maskesiyle yanı başımızda ikamet eden ve her daim güler yüzlerini, akmayan göz yaşlarını, hiç ağrı hissetmediği kalplerini ve bir ağırlık çökmeyen göğüslerine gere gere dolaşan bu insanlar, biz değil miyiz? ”Bu toplumda ‘biliyor’ olmak mutlak surette bir haksızlığa maruz kalmak demektir. Çünkü, bilgi borçlandırır, ‘anlamak’ zorunda bırakır. Cahil, acıma duygusu uyandırır. Yıkıcılığı bağışlanır. Bu, onların lüksüdür. Oysa aydın, bilgilenmek gibi bir suçtan müebbeden mahkûm edilmiştir.Cahillik, bilgisizlikten ziyade bilgisiz olduğunu fark edememedir. ” cahile laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.” atasözünü duymuşuzdur. Atasözünde bu işin imkansıza yakın olduğu vurgulanıyor. Kabullenemez çünkü. Kimsenin kendinden daha akıllı olabileceğini cahil insana kabullendiremezsiniz. O yüzden tüm çabalarınız beyhude bir uğraş olarak kalır. O yüzden böyle insanlarla karşılaşıldığında yapılabilecek en mantıklı hareket sözü fazla uzatmamaktır. Mevlana “ cahil insanların karşısında kitap gibi sessiz ol” diye öğüt veriyor. Çünkü ne söylersen söyle kendi bildiğini okuyacaktır böylesi insanlar. Öğrenmek yerine bilgisizliğini en büyük bilgi zannediyordur.
Tartışmaya girdiğiniz zamanlarda cahil insanların ses tonları her zaman daha yüksektir. Bilgisi yüksek olmayınca bunu daha fazla bağırarak kapatmaya çalışır. Tartışma uzadıkça uzar. Cahil insan için bu bir sorun değildir ama akıllı insan tartışmanın bir yere varamayacağını gördüğünden dolayı pes etmek zorunda kalır. Ebu Hanife “cahillerle yaptığım bütün tartışmaları kaybettim” diyor. Kaybetmemek mümkün mü? Yaşadığı yerin dışına çıkmamış bir insana dünyanın farklı farklı yerlerini anlatsanız ne kadar kavrayabilir. Cahil insanın durumu da aynen buna benzer. Başka fikirlerin olabileceğini asla kabullenemez.

O yüzdendir ki atalar boşa dememiş:Etme cahil ile muhabbet küstürürsün diye..

Sağlıcakla..

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim