Bu haber kez okundu.

Yaşananları çocuklar da duydu
15 Temmuz 2016 akşamı Türkiye tarihinin belki de en önemli ve uzun gecelerinden bir tanesi yaşandı. Hepimiz izlediğimiz görüntülerden, bomba, uçak ve silah seslerinden çok korktuk. Uykularımız kaçtı, “Peki şimdi ne olacak?” soruları ile korkumuzu dindirmeye çalıştık. Bizler yetişkinler olarak bu kadar korktuysak, acaba çocuklarımızın iç dünyasında ne olup bitti? Emin olun, yaşadığımız bütün olaylara en az bizler kadar çocuklarımız da hakim.  Peki onları bütün bu şiddet içerikli olaylardan nasıl koruyacağız? Ne kadar etkilendiklerini nasıl anlayacağız? Türk Psikologlar Derneği ve Bilgi Üniversitesi’nin katkılarıyla hazırlanan ortak bir bildiride çocukları şiddet içeren olaylardan nasıl koruyacağımız çok güzel bir şekilde aktarılmış. Aşağıda, bu bildiride yayınlanan bilgileri bulabilirsiniz:

BÜYÜKLER OLARAK BİZLER NE YAPMALIYIZ?

- Çocukların şiddet içerikli bütün görüntülerden korunmaları gerekmektedir. Bu nedenle evdeki bilgisayar, televizyon, telefon, tablet gibi internete, sosyal medya hesaplarına erişimleri kontrol altında tutulmalıdır. Gün içerisinde hangi sitelere girdiği, ne izlediği veya okuduğu kontrolümüzde olmalıdır. Gerekirse internet güvenlik ayarlarını değiştirebilirsiniz.
- Çocuklarımızın yanında şiddet içerikli, kaygı uyandırıcı haberleri izlemekten ve konuşmaktan kaçınmalıyız. Çocuklar bizleri dinlemez gibi gözükse de kulakları bizdedir ve olaylara kendi hayal güçlerini kullanarak farklı yorumlar yapabilirler. Örneğin yaşanan olayların kendi ailelerinin başına gelebileceğini düşünüp kaygılanabilirler. Çocuklarımızın olayları ne şekilde yorumladıklarını anlamamız çok önemlidir

ÇOCUKLARIMIZI YAKINDAN TAKİP ETMEMİZ ÇOK ÖNEMLİ

-          Şiddet içerikli bir olayı izler veya dinlerlerse bu olay hakkında ne düşündüğü ve ne hissettiği çocuğa zorlamadan sorulmalı. Konuşma saatlerini çocuğun başka bir aktivite ile meşgul olmadığı (örneğin tv izlemediği) bir saatte yapabilirsiniz.

-          Çocuklara açıklama yaparken soyut kavramlardan kaçınmalı, mümkünse somut açıklamalar üzerinden gidilmelidir.

-          Çocuklar endişelendiklerini bazen sözel olarak ifade etmeyebilirler. Yaptıkları resimleri, oyunlarının içeriklerini takip ederek bilgi alabilirsiniz.

-          Çocuklar korku ve endişelerinden oyun aracılığı ile bahsetmeyi tercih ederler. Çocukla bol bol oyun oynayabilir, oyunu onun kurmasına izin verebilirsiniz. İç dünyalarını kurdukları oyundan anlamamız çok daha kolay olabilir.

-          Eğer çocuğunuz korkularından bahsederse, yetişkinler konuşmaktan kaçınmamalıdır. Önce çocuğu iyice anlayıp, ardından güven verici bir şekilde işlerin yoluna gireceği bilgisi verilmelidir.

-          Çocuklar kaygılandıkları dönemlerde sıkça aynı soruları sorabilirler. Sabırlı olun, her defasında sorduğu sorunun yanıtını vermeye gayret edin.

-          Ne kadar yoğun bir dönem geçiriyor olsanız da, çocuğun gündelik hayat rutininden bir şey aksatmamaya gayret edin. Örneğin yemek, uyku, banyo saati yine aynı kalsın.

-          Eğer çocuğunuzda şu belirtiler görülürse, en kısa zamanda bir ruh sağlığı uzmanından yardım almaya gayret edin: gece korkuları, anne veya babadan ayrılırken yaşanan yoğun endişe, isteksizlik, mutsuzluk, dikkatte dağılmalar ve okul başarısında gözle görülür düşüş, vücutla ilgili fiziksel olmayan ağrıların ortaya çıkması, çabuk sinirlenme, alt ıslatma, kaka kaçırma.

Yazar: Uzman Klinik Psikolog İpek Gökozan, Madalyon Psikiyatri Merkezi

www.ipekgokozan.com

twitter: @ipekgokozan                              instagram: psikologipekgokozan


Kaynak: Milliyet

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber