Bu haber kez okundu.

Yarıyıl tatili iyi bir başlangıç olabilir

Başkalarının sorunlarını çözdüğü, başkalarının hayatını yönettiği, söyleneni sorgulamadan dinleyen bir çocuk yerine yaratıcı, hayal kurabilen, sorumluluk alabilen, hayatını mutlu yaşayan bir çocuk ise yetiştirmek istediğim yarıyıl tatili iyi bir başlangıç olabilir.

Günümüzde artan zihinsel sorunlar ve nasıl baş edeceğimizi bilemediğimiz davranış problemlerinin temelinde azalan oyun fırsatları olduğunu söylüyor birçok araştırma. Özellikle duygusal olarak başkaları ile bağ kuramama, empati gösterememe, başkasının penceresinden bakamama gibi çocuklarda gözlemlediğimiz kimi haller, okulda değil oyunda öğrenilen beceriler.

Çünkü okul ortamı demokratik değil. Okul ortamında rekabet var, işbirliği değil. Çocukların ihtiyaç ve isteklerine saygı gösterilmediğinde bırakma özgürlükleri yok. Öğretmenler rehber değil, not ile öğrenciyi bir anlamda yargılayan kişiler.  Eğitim çocuğun kendi seçtiği değil bir büyük tarafından kendine dayatılan bir şekil.

Özgür oyunu bir büyük yönetmez

Hadi bir özgür oyunun ne olduğunu beraberce inceleyelim. Gönüllü olarak katılır çocuk. Bir büyük yönetmez. Taraflar kendi aralarında oluşturur kuralları, bir büyük değil.  Oyuncular kendi özgür iradeleri ile oyundan çıkabilirler. Yani oyunun devam edebilmesi için her oyuncu bilir ki, kendi ihtiyaçlarını karşılarken karşısındakinin ihtiyacına da saygı göstermeli.

Örneğin, her şeyi yönetmeye çalışan bir oyuncu, oyunu çok fazla kendi kontrolüne almaya çalıştığında diğer oyuncular oyunu bırakabilir. O yüzden hükmeden kişi bundan bir şey öğreneceği gibi bırakanlar da kendi ihtiyaçlarını söylemede daha açık net ve kendilerini daha iyi ifade etmeyi deneyimler.

Oyunda pek çok müzakere, sorun çözme teknikleri var. Kim anne olacak, kim kaleci olacak, kim önde kim arka planda oynayacak gibi hazırlık halleri var. Hepimiz aynı değiliz ama hepimiz aynı saygıyı hak ediyor ve ihtiyaçlarımızın karşılanmasını istiyoruz. Tüm bu beceriler oyunda öğreniliyor.

Okulda yaratıcılık ve sosyal beceriler öğrenilemiyor. Her şey bir zilin çalması ile bir aktiviteden bir başkasına geçişle ilgili okul ortamında. Oysa çocuk özgürce saatlerce sınırlanmadan kendi seçtiği aktivitenin içinde olabilmeli bu becerileri deneyimleyebilmek adına. Çocuk kendi merak ve ilgisinin içinde olmalı ki yaratıcılığını pratik edebilsin. Yaratıcılığı öğretemeyiz, sadece bir çiçek gibi sulayabiliriz. Öğrenme keyifli olduğunda bir anlam ifade eder çocuğa.

Oyunda hayatın en önemli derslerini öğreniyorlar

Yarıyıl tatilinin de yine okuldan bir farkı olmayacak pek çok aile için. “Çocuklara bir program yapın, şu saatte ders yapsın, şu saatte dinlensin” gibi yine bir yetişkinin yönettiği günlük rutinlere uyulmasının istendiği uzman görüşleri dinlenecek. Bazı aileler hatta okuldan ödev vermesini isteyecek boşa zaman geçmesin diye.

Ödev söylenenin yapıldığı, sorumluluk denen şeyin eğlenceli olmayacağının kanıtlandığı, hareket etmeyen bedenin desteklendiği ve hatta pek çok araştırma ile de bir işe yaramadığının gösterildiği bir zaman hırsızı. Doğada genç hayvanların oyun oynayarak öğrendiği gözlemleniyor. Araştırmacılar genç hayvanların yaşlılardan daha fazla oynamasının daha fazla şey öğrenme ihtiyacından olduğunu söylüyor. İnsan yavrusu ise çok daha fazla beceriye ihtiyaç duyduğu için bu becerileri pratik edeceği daha fazla oyun zamanına gerek duyuyor. Oyunda hayatın en önemli derslerini öğreniyor çocuklar.

Gözlemleyerek, keşfederek, oynayarak öğreniyorlar

Soruların cevaplarını ezbere hatırlayan ve söyleneni harfiyen yerine getiren bir nesil değil ihtiyacımız. Çocuklar gözlemleyerek, keşfederek oynayarak öğreniyorlar. Bu yarıyıl tatilinde kısıtlanmadan, istedikleri aktivitelerde saatlerce kaybolabildikleri, program yapmadan yaşadıkları, kendi sorunlarını kendilerinin çözdükleri, bolca oyun fırsatlarının olduğu serbest zamanlar verelim onlara.

Bu söylediğim ise, ebeveyne başka türlü bir programlama sorumluluğu getiriyor. Tüm tatili teknolojisiz zaman olarak ilan etmekle başlayabilirim örneğin. Anne ve baba olarak ben de eve geldiğimde televizyon bilgisayar ya da telefona bakmadan geçirebilir miyim zamanı mı! Arkadaşlarını toplayıp onları ormana oynamaya götürebilir miyim! Oyunlarında kendi kararlarını vermelerine izin verebilir miyim! Bir kursa göndermemeyi başarabilir miyim!

Onun yönettiği, onun hükmettiği bir oyunun içinde bana verilen rolde itiraz etmeden kalabilir miyim! Azıcık daha fazla zaman onunla geçirebilir miyim! O benden daha talep etmeden ben ona “sabahtan beri seni görmek, seninle olmak için eve geleceğim bu anı hayal ettim. Lütfen benimle oynar mısın?” diyebilir miyim! Bu tatilde gerçekten başka bir başlangıç yapabilir miyim!

Nilüfer DEVECİGİL - Uzman Psikolog

\"Hürriyet\"

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber