Bu haber kez okundu.

Yanıt için 30 saniyen var: A mı, B mi, C mi?

Esra ÜLKAR

Türkiye, dünyada matematik konusundaki sıralamalarda çok gerilerde. Bu ders çocukların en çok korktuğu konuların başında geliyor. Peki matematik kaygısını azaltmanın yolları neler? Türkiye’de dersler nasıl işleniyor? Gelişmiş ülkelerin eğitim anlayışı farklı mı? Bu soruları Türkiye’nin önemli matematikçilerine sorduk.

 

Matematik her nesilde pek çok öğrencinin korkulu rüyası olmaktan kurtulamadı. Karneler alındığında notlar söylenirken genelde matematik ayrı tutulur, “Matematik 4, diğer dersler 5” gibi...

 

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) matematik konusunda yaptığı son eğitim araştırmasına göre de Türkiye 65 ülke arasında 44’üncü sırada yer aldı. Programda çocuklara dört grup halinde sorular soruldu. Birinci grup matematik konusunda motivasyonu, ikinci grup motivasyonun amaca yönelik olup olmadığını, üçüncü grup öğrencinin özyeterliliğini sorguluyor. Dördüncü grupta ise matematikten endişe duyulup duyulmadığına bakılıyor. İlk iki grupta yüksek sonuçlar alan çocuklar, üçüncü grupta ortalamanın biraz altında kaldı. Son grupta çıkan sonuçlarda ise Türkiye’deki çocuklarda matematik endişesinin çok yaygın olduğu gözlendi. Ama merak etmeyin bu kaygıyı azaltmanın yolları var. Türk Matematik Derneği Başkanı Prof. Dr. Betül Tanbay, çocuklarda matematik kaygısını yenmek için önerilerde bulunurken aileleri de uyarıyor: “Siz matematikten korkuyorsanız bu çocuğunuza da yansıyabilir...” Ünlü matematikçi Prof. Dr. Ali Nesin, “En büyük sorun tüm öğrencilere tek bir sistemin dayatılması” diyor. Prof. Dr. Tosun Terzioğlu ise matematik kaygısının yaratılmış bir korku olduğunu söylüyor: “Biz ıslık çalma kaygısı diyerek devamlı bunu söyleseydik Türkiye’de kimse ıslık çalamazdı...” 

PISA nedir? 

Açılımı ‘Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’ olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler halinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırma projesi.

ALİ NESİN’DEN ‘İYİ MATEMATİKÇİ YETİŞTİRMENİN’ ŞARTLARI

Matematikte başarı için üstün zeka değil yoğunlaşabilme gerekir” diyen Prof. Dr. Ali Nesin, Türkiye ve dünyanın eğitim farkına da dikkat çekti: Bizde hangi gün ne işleneceğini bile Ankara düzenliyor.

 

- Çocukların matematik kaygılarını azaltmak için ne yapmak gerekiyor?

Veliler bu konuda o kadar kaygılılar ki endişelerini çocuklarına da geçiriyorlar. Parmak kadar çocuklara zorla matematik çalıştırıyorlar. Matematikte başarı için üstün zekâ gerekmez, yoğunlaşabilme gerekir. Dolayısıyla çocuklara matematik çalıştırmak yerine yoğunlaşabilme kapasitelerini arttırmalıyız. Bunun için de çocuğun uzun süre bir iş üstünde yalnız başına kalabilmesi lazım. Bu iş resim olabilir, piyano olabilir, satranç olabilir, kitap okuma olabilir, pul koleksiyonu olabilir. Ayrıca çocukları ekran başında çok tutmamak, hatta televizyonu salondan kaldırıp evin en ücra yerine koymak lazım. Televizyon çocuğun dikkatini toplamasını engeller. Bir de çocuğun estetik duygusunu geliştirmek gerekir. Matematik çoğu zaman simetri üzerine kurulur, buradan kaynaklanan bir güzelliği, dengesi vardır.

- Sizce Türkiye’de okullarda verilen matematik eğitimi nasıl?

Türkiye’nin en büyük sorunu tüm öğrencilere tek bir sistem dayatması. Öğretmenlerin hangi konuyu hangi gün işlemeleri gerektiğine kadar tüm ayrıntıları Ankara düzenliyor. Oysa çeşit çeşit öğrenci, öğretmen var, farklı ihtiyaçları olan çocuklar var. Ben bir eğitim sisteminin empoze edilmesinden yana değilim.

- Nasıl olmalı?

Ben öğretmen olsaydım, çocukların aktif olacağı bir eğitim sistemi uygulardım. Çocuklar aktif olduklarında matematiği daha çok seviyorlar. Matematik Köyü’nde 9-10 yaşlarında çocuklara bir soru soruyorum, iki saat boyunca düşünüyorlar. Arada bir bana soru soruyorlar, yanlışlarını gösteriyorum. Ama doğruyu söylemiyorum, doğruyu onlar kendileri buluyorlar, bulamasalar da çok yaklaşıyorlar ve ben anlattığımda her şeyi anlıyorlar. Müthiş zevk alıyorlar. Ama ben bunu, yetiştirmek zorunda olduğum bir müfredat olmadığı için yapabiliyorum. Normal bir okulda bunu yapsam ya müdür beni atar, ya veliler mahkemeye verir ya müfettişler hakkımda kötü rapor yazar.

- Dünyada verilen matematik eğitimi nasıl?

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde hükümetler vatandaşlarına ve öğretmenlerine daha çok güveniyor. Dolayısıyla tek bir sistem dayatmıyorlar. Çoğu ülkede neyin öğretilmesi gerektiği belli ama neyin nasıl ve hangi sırayla öğretileceği öğretmene kalmış. Her yiğidin ayrı bir yoğurt yiyişi vardır!

BU DERSİN KAYGISINI AZALTMANIN 5 YOLU

Türk Matematik Derneği Başkanı Prof. Dr. Betül Tanbay, matematik kaygısını azaltmak ve çocuğunun bu dersle arasını iyi tutmak isteyen ebevynlere tavsiyelerde bulundu. Çocuğunuza bu tavsiyeleri uygulayarak matematiği sevdirebilir ya da en azından kaygısını azaltabilirsiniz.

 

Matematikle ilişkisini doğal haline bırakın

Betül Tanbay, “Matematik ile çocuğun ilişkisi doğal haline bırakıldığında olumlu bir ilişki aslında” diyor. Matematiği keşfetmenin yeni bir oyun gibi olduğunu söyleyen Tanbay, “Fakat” diyerek de ekliyor: “Genelde anne-baba ve okul sistemi olarak bu doğal ilişkiyi geliştirelim derken bozuyoruz... Sistem oturtmak arzusu işi zorlaştırıyor. Onun için iyi bir matematik sisteminin yapabileceği bir şey mümkün olduğu kadar o doğallığı bozmamak.”

 

Baskı yapmayın

Çocuğu matematikten soğutmamak için bir diğer öneri de baskı yapmamak. Tanbay, “Matematiği bir kâbus ve mecburiyet gibi sunmayın. Özel olarak ‘Aman iyi ol, aman kötü olursan facia olur’ ya da ‘Ben hiç sevmezdim matematiği ama mecbursun’ demeyin” diyor.

 

Kendi korkularınızı yansıtmayın

Velilerin çoğunlukla matematikten korkmuş insanlar olduğunu söyleyen Tanbay, anne-babaların kendi korkularını çocuklarına da aktardığı görüşünde. Bunun yanlış olduğunu, bir örnekle anlatıyor: “Kuru fasulye sevmeyen bir annenin çocuğunun kuru fasulye sevmemesi gibi oluyor. Çocuk korkuyu hissediyor. Onu hissettirmemek, rahat bırakmak lazım.” Çocuğun matematiği sevmesinde kuşkusuz öğretmenin rolü büyük. Kimi öğretmenler matematiği seven çocuğu bile dersten soğutuyor, kimi öğretmenler de matematik kaygısı duyan çocuklara dersi sevdiriyor.

 

Öğretmen konusunu iyi bilmeli

Tanbay, öğretmenlerin kendi konularını çok iyi bilmesi gerektiğini vurguluyor: “Öğretmenlerin işi zor. Müfredat ağır. Müfredatı yetiştirme telaşından zorlanıyorlar. Öğretmenlerin kendi konularını çok iyi bilmeleri, sevmeleri ve yanlış bir şey öğretmemeleri gerekiyor. Bu nedenle öğretmen yetiştirme sistemi de elden geçirilmeli.”

 

Ödevlerini kendileri yapmalı

Ödev konusunda ise Tanbay, ödevleri çocukların kendilerinin yapması gerektiği görüşünde. Tabii ödevler öğrencilerin kendi başlarına yapabileceği düzeyde olmalı: “Ödevlerin çocuklar tarafından yapılabilir konular olmasını, anne-babaların onlara karışmamasını ideal görüyorum. Ama ödevlerin de çocukların tek başlarına yapabileceği seviyede olması lazım.”

 

SORUN DAYATICI EĞİTİM 

Betül Tanbay’a göre Türkiye’de eğitimin en büyük sorunu, soru sordurucu değil dayatıcı olması:

“Bu her derste kendini gösteriyor, matematikte de... Eğitim konusunda bence geri bir ülkeyiz. Kalkınma programımızda eğitim yeterince yok, inşaat çok daha fazla var. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) bilim stratejilerinde temel bilimlerin neredeyse lafı bile geçmiyor. Matematik dersinin evrensel geçerliliği konusunda en tepe yöneticilerimiz bile bilgi sahibi değil. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri, en refah ve huzur içinde yaşayan ülkeleri matematiğe en önem veren, matematikte en ileri ülkeler. Bu bir tesadüf mü?”

MATEMATİKSEL MANTIK İÇİN SUDOKU ÇÖZ

Adı, dünya matematik literatürüne kazandırdığı teoremlerle anılan Ord. Prof. Dr. Cahit Arf’ın biyografisini yazan Prof. Dr. Tosun Terzioğlu, matematik kaygısının yaratılmış bir kaygı olduğu görüşünde: “Biz ıslık çalma kaygısı diyerek devamlı bunu söyleseydik Türkiye’de kimse ıslık çalamazdı.” İşte Prof. Dr. Terzioğlu’nun anlattıkları:

 

En çok zorlandıkları soru tipleri

Eğitimimiz öğrenme değil, sınav odaklı. Sınavlar da çoğu zaman test ve bu matematiğe oldukça ters. Matematikte ciddi bir problem, üzerinde düşünülerek, analizi yapılarak çözülür. Öyle “30 saniyede karar ver: A mı, B mi C mi?” diyerek matematik bilgisi veremeyiz. Dolayısıyla bu sınav odaklı eğitimden vazgeçmeliyiz. Çocuklarımızın matematik sorularının hangi tiplerine cevap veremediği dikkatle incelenmeli. Hayatta karşılaşılabilecek bir problemi matematik diline döküp çözmekte zorlanıyorlar. Örneğin, ‘Elimde 100 metre tel var. Bununla dikdörtgen bir alan çevireceğim. En büyük alan kaçtır?’ gibi bir soruyla karşılaştıkları zaman bocalıyorlar. Bunu matematik olarak versek çözecek. Bizim müfredatımızda matematik hayattan kopuk olarak veriliyor. Bu bence temel bir yanlış.

 

Islık çalma kaygısı var deseydik...

Matematik kesinlikle kaygı verici bir şey değil. Bu kaygı Türkiye’de yaratılmış bir kaygı. Matematik Dergisi en az sattığı zaman 7 bin, en çok sattığı zaman 12 bin satıyor. Yani 12 bin kişi kendine işkence etmek, kaygılanmak için almıyor bu dergiyi. Keyif aldığı için alıyor. Ama bu dergide test sınavı yok. Üzerinde günlerce düşünülecek problemler var. Biz sürekli ‘ıslık çalma kaygısı’ deseydik Türkiye’de kimse ıslık çalamazdı. Korkutmayalım çocukları matematikten. Bir de bazı insanlar da matematiği çok sevmez. Bu da doğal.

 

Matematiği sevdirmek için...

Bir kere matematiği sevdirmek için, öğretmenin öğrenciye yaklaşımı çok önemli. “Bakın benim dersim en zordur, dikkat edin ha” diye yaklaşırsa zaten o sırada sınıfın yüzde 80’ini kaybeder. Korkutmak iyi bir motivasyon sağlamaz. İlkokuldayken bu işi oyuna dökmenin yararı var. İlkokuldan sonrası için Matematik Dünyası’nı önerebilirim. Bunu Türkiye’deki matematikçiler yarattı. Birçok genç matematikçi, lise yıllarında okuduğu bu dergiden etkilenip matematikçi oldu. Matematiğin mantığını küçük yaşta öğretmek istiyorsak sudoku da güzel bir oyun. Matematiksel mantığı anlamak için sudoku çözmek ideal. Ama zamanla yarışarak değil.

 

Cahit Arf böyle bir kaygıya hayret ederdi

Cahit Arf matematiğe tutkuyla bağlı bir insandı. Mühendisliğin, fiziğin problemleriyle adamakıllı ilgilenirdi. Son yıllarında biyoloji, hatta sosyal ilişkileri matematikselleştirmek için çalışmalar yaptı. Matematik kaygısına Cahit Bey hayret ederdi herhalde. Ona böyle bir şey sorulduğu zaman muhtemelen “Hadi ya git başımdan” derdi.

 

\"Hürriyet\"

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber