Bu haber kez okundu.

Verimli Öğrenme İçin Öğrenci Sorularını Kullanmak

 Martin Luther King Jr. her zaman hayatın en kalıcı ve kaçınılmaz sorusunun “Başkaları için ne yapıyorsun?” olduğuna inanmış ve her adımında bu soruyu göz önünde bulundurmuştur. Düşüncesine ve arkasında bıraktıklarına saygı duyuyoruz, ancak tatil zamanı yaklaştıkça üzerinde durmamız gereken başka sorular ortaya çıkıyor: “Kaç öğrenciniz kendi kalıcı ve kaçınılmaz sorusunu nasıl sorması gerektiğini biliyor?”

İyi bir soruyu açıkça nasıl ifade edeceğini bilmek ve onu sorma cesaretine sahip olmak temel sosyal haklar dahilinde eşsiz yeteneklerden biridir. Doğru Soru Enstitüsü’nün kurucuları olan Dan Rothstein ve Luz Santana’nın ilgilendikleri ilk konu soru teknikleridir. Çalışmalarını daha çok düşük gelir seviyesine sahip ebeveynlerle gerçekleştirmişlerdir. Ebeveynler onlara; çocuklarının eğitimine katılımda bulunamadıklarını çünkü ne sormaları gerektiğini bilmediklerini anlatmışlardır.


Yirmi yıl kadar önceydi. Rothstein ve Santana, evsizler barınağından okur-yazar sınıfına ve toplum sağlığı merkezlerine kadar her yere soru formülleştirme tekniklerini öğretmişti. Hastalar kendi ilgileri doğrultusunda daha aktif roller üstleniyor ve bu süreç onlar için doktorlara nasıl daha iyi soru soracaklarını bilmeleri gerektiğini ortaya çıkarıyordu. Dil engelleri ya da düşük okuryazarlık seviyesi yüzünden çeşitli hak mahrumiyetleri yaşayan insanlar,  kendilerini ifade edecek doğru soruları nasıl sormaları gerektiğini öğrendiklerinde vatandaş olarak işe alınabildiler.

Bu durumların önemine değinen ulaşılabilir bir kitap: “Tam Bir Değişiklik Yap ve Öğrencilerine Kendi Sorularını Sormayı Öğret” ortak yazarlarca hazırlanan bu kitap, sınıfı onlara ait olan sorularla bir arada tutmayı sağlayacak basit fakat etkili yaklaşımlara sahip. Öğretmen sorularıyla organize edilmiş öğrenme yerine, öğrenme deneyimini öğrenci sorularıyla sürdürmek. Bu, birçok öğrenci için, temelinde olan merak duygusuna yeniden bağlanmak ve dünyayı merak etmek demek.

Ortak yazarların “Soru Formülleştirme Tekniği” her sınıf için uygulanabilir. Bu formül, 4 adımda gerçekleşiyor, tipik olarak küçük öğrenci gruplarıyla uygulanıyor ve öğretmenin öne sürdüğü özel bir odak noktasına karşılık olarak:

Sorabildiğin kadar çok soru sorma,
Kanıtlamayı, tartışmayı, düzenlemeyi ya da cevap vermeyi bırakma,
Her soruyu tam olarak yazıya geçirme,
Soruların içeriğini değiştirme tekniklerinden oluşuyor.
Yakın zamanda “Eğitimde Liderlik” için yazılan “Doğru Cevaplar” makalesinde Rothstein ve Santana, sosyal bilgiler, fen bilgisi ve matematik gibi olabildiğince farklı derslerde, öğretmenlerin ilkokuldan lise seviyesindeki öğrencilere kadar merak duygusunu alevlendirmek için bu teknikleri kullanabileceklerini belirtmiştir.


İddia ediyorum ki onların yaklaşımı herhangi bir öğretmenin proje tabanlı öğretme planı için gereken alet takımına ait olan bir yaklaşımdır. Araştırmanın ayrıca probleme dayalı öğrenme için de bir anahtar olduğu varsayılıyor. Öğrencilerin cevap vermek istediği sorularla başlamak, probleme dayalı öğrenmede bilmeye ihtiyaç doğuruyor. Öğrencilerin üzerine, etkin öğrenme yolları sorumluluğu yüklendiğinde ve katılımın seviyesinin artmasının ne getireceğini bildiren bir araştırma verildiğinde, proje de iyi işlemiş olur.

Fakat ya öğrenciler soruların ilerlemesi ya da olaya giriş için sağlam bir “bilme ihtiyacı” sergilemiyorsa? Ya projeyle ilgili cevap verme isteği uyandıracak soruları başlatmak istemiyorlarsa? Veya sözde cezbedici, ilerletici sorular bile sessizlikle karşılanıyorsa?

Problem, konunun öğrencinin ilgisiyle ilişkili olmamasından kaynaklanabilir. Ya da öğrencilere, aktif öğrenciliğin ne demek olduğu unutturulmuş olabilir. Eğer okuldaki ilk deneyimleri pasiflik üzerineyse, eğer ilk deneyimleri sadece öğretmenin sorduğu sorulara cevap vermekle sınırlandırılmışsa, öğrencilerin merakla geçecek canlandırıcı bir derse ihtiyaçları var demektir.

Rothstein ve Santana’nın mükemmel kaynakları arasında olan “ Daha Güzel Bir Soru: Çığır Açan Canlandırıcı Fikirler için Araştırmanın Gücü” kitabından daha fazla soru tekniği öğrenilebilir. Yazar Warren Berger, sanatsal soruların, iş hayatından sosyal aktivitelere, geniş bir aralıkta daha iyi düşünmeye yönlendirdiğini göstermiştir. Yazdığı bir blogta, “Güzel Sorular” başlığıyla okuyucularına ulaşmaktadır.


Şu örnekler belki öğrencilerinizi konuşmaya ve soru sormaya yöneltebilirler:

Pizza senin için değerli midir? Niçin sınıflar birer kahve dükkanı olmasın? Ergenler dünyanın etraflarında döndüğüne inanıyorsa ne yapılabilir? Probleme dayalı öğrenme deneyimine ısınma için hızlı bir yazı çalışması yaptırmak, öğrencilerin kendi güzel sorularını sunmasına da olanak sağlayacaktır.

Öğrenciler sınıfta kendilerinden emin bir şekilde soru sorduklarında, soru sormalarının dünya tarafından da dikkate alınacağına daha iyi hazırlanmış olurlar. Probleme dayalı öğrenme çoğunlukla öğrencilere toplumun bir üyesi olma ve uzmanlık fırsatı yaratır. Unutmayın, öğrenciler cevapları onları ilgilendiren konuşmaların sorularla nasıl çerçeveleneceğini bilirler.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber