Bu haber kez okundu.

Uzakdoğu Ülke'leri, Erken Eğitimde Açık Ara Lider Konumda
kaynak: Yazar: Sevgili Bebek
Başta Japonya olmak üzere Singapur,Tayvan, Güney Kore, Çin, gibi ülkelerin okul öncesi çocukları arasında yapılan zeka gelişim testleri uzakdoğu ülkelerinde 0-6 yaş çocuklarının IQ oranlarının yaşıtları Avrupalılara göre hayli yüksek olduğu görülmektedir.Bu yazımızda bu olgunun nedenleri üzerinde durmak istiyoruz.
Bu nedenlerden bizce en önemlilerinden biri bu ülkelerin çoğunda ortak bir olgu olan, çalışan anneye tanınan sosyal hakların fazlalığı ve gerek doğum izni gerekse emzirme izinlerinin diğer batı ülkelerine oranla daha uzun oluşudur. Böylelikle anne kariyer mi-bebek mi açmazını daha rahat bir şekilde göğüsleyebilmektedir. Buna bağlı bir etmen ise anılan ülkelerde anne-bebek birlikteliğinin toplum tarafından yüceltilmesi ve bu nedenle de kanun yapıcıların doğumu takip eden ilk yıllarda anne-bebek birlikteliğini destekleyici hukuksal düzenlemeleri yapmış olmalarıdır. (örneğin Japonya’da ücretli doğum izni bazı durumlarda 2 yıla kadar çıkmaktadır. )
Yukarıda sözü geçen toplumsal ortamın bebek zeka gelişimi konusunda ne denli önemli olduğunu ise nörobilimciler bize anlatmaktadır. Bu alanda çalışan bilim insanları ilk yılların bebek zeka gelişimi açısından stratejik önem arzettiğini ve bu süreçte sağlıklı ve yoğun bir anne-bebek ilişkisinin gerçekten bebek zeka gelişimi açısından önemli bir faktör olduğunun altını çizmekteler.
Evet; bebek yaşamının ilk 3 ayında bu dünyaya uyum sürecini yaşarken ağlamaları temelde iki nedene dayanır: Fizyolojik veya duygusal açlık… Her iki durumda da çözüm annenin elindedir. İlk 12 ay süresince ise bebek kendini tamamen annenin bir parçası olarak algılar . Bu nedenle güvenli bağlanma dediğimiz olgu anne tarafından yönetilmek zorundadır. Kısaca bebeğinin sağlıklı bir zihinsel ve duygusal gelişim göstermesi yönlerinden anne bebeğin dünyasında başrol oyuncusudur ve bu dönemde anne bebek ilişkisi altın değerindedir.
Bu etmenlerin yanı sıra uzakdoğu ülkelerinde görülen bir başka ortak noktanın ise bebek eğitimi veya daha yerinde bir deyişle erken ev eğitimi dediğimiz unsurun aileler içinde kabul görmüş bir yapı olmasıdır. Eşler bebek doğmadan bebeğe odaklanabilmekte ve doğum sürecinden itibaren bebeğin eğitilmesi gerektiği olgusu genellikle kabul görmektedir. Bizce çok duyulu erken eğitimin duayeni Makoto Shishida’nın Japon olması bir tesadüf değil toplumun erken dönem eğitime verdiği önemin bir yansımasıdır.
Uzak doğu ülkelerinde son 20-25 yıldır görülen bir diğer yaygın olgu ise, ailelerin bebeklerini çift ana dille yetiştirme çabalarıdır diyebiliriz. Bu çabanın temelde en önemli nedeni ise yapılan araştırmalarda bebeklerin 8-9 aya kadar aslında dünya vatandaşı sayılabilecekleri, çünkü ana dil yapısını ve fonetiğini ancak 8.-9. aylar içinde beyindeki konuşma merkezinin gelişimine pararlel olarak öğrendikleri gerçeğidir. Bu bilimsel bulguya istinaden gırtlak yapıları özellikle ingilizce gibi yabancı dillere uygun olmayan uzakdoğuluların bebekliklerinde, ana dile paralel bir yabancı dil ile tanıştırlmalarının daha sonraki yıllarda yoğun olarak ortaya çıkan aksan ve dil dönmemesi gibi sorunları ortadan kaldıracağı düşünülmüştür. Temel neden bu olsa da son yıllardaki gelişmeler ve araştırma sonuçları ortaya koymuştur ki, uzakdoğuluların bu ana dile paralel bir yabancı dili bebeklik döneminde öğretme çabaları ve eğitimleri bebeklerde bir zeka gelişim ivmesi yaratabilmektedir.
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber