Bu haber kez okundu.

TEOG okul başarı puanları ve tartışmaya açılan değerler…

Beyninde milyarlarca nöron olan insan, çoğu zaman ne düşündüğünü bile “düşünmeden” düşünür. Kapasitesinin en fazla %7-8’ini kullanır ama çoğu zaman ona bile hükmedemez ve bencilliğine yenik düşer.

 

“Önce can, sonra canan.”


Fazlası benim, hepsi benim, önce bana… Bu yaklaşım hemen hemen her alanda karşımıza çıkmaya başlamıştır. Maalesef düne kadar tartışılmayan evrensel değerler bile tartışılır duruma gelmiştir. Bu yazıda, genleriyle oynanmış bir tohum gibi çocuklarımızın eğitiminde ahlâk konusunun nasıl eridiğini ve değerlerimizin nasıl sorgulanır hâle gelebileceğini göreceğiz.


Eğitim öğretimin içerisinde ölçme ve değerlendirme önemli bir yer tutar. Asıl hedeflenen amaçların dışında beklentilere yol açan sonuçlar, çoğu zaman süreçlerin de önüne geçer. 


Ne için öğrenildiği çoktan unutulmuştur. Önemli olan sonuçtur ve bir diğer aşamaya geçmek için sonuçlar yeterlidir. Sistem buna göre kurulmuş ve tıkır tıkır da işlemektedir! 


Veliler, çocuklarına neler öğrendiğini değil sınavlardan kaç puan aldığını sorar. Diğer detaylarla uğraşmak yerine puanları öğrenmek ve burada yüksek puanları hedeflemek daha kolay bir yöntemdir. Çünkü bu puanlar başka sınavların da göstergesi olacaktır! 


İlkokul yıllarında, hazır da fırsat verilmişken anne ve babalar seferber olurlar. Genç ebeveynler için çocuklarının ilkokul yılları, idealizmin tavan yaptığı yıllardır. Projeleri çocuklarıyla birlikte yapanlar olduğu gibi olayı abartarak kendileri yapanlar da vardır. 


Ödev: Hayalinizdeki evi ve bahçeyi tasarlayın. 


Kullanılacak malzemeler: Her türlü artık malzeme, (kutular, kumaş parçaları vb.) ağaç dalları, yapraklar, mukavva, fon kartonları, yapıştırıcı.


Amaç: Çocuğun değişik malzemeleri kullanarak, yeteneğini ve hayal gücünü geliştirmek.


Beklenen kazanım ise öğrencinin düşünmesi, hayal etmesi, kesmesi, birleştirmesi, yapıştırması ve ecüş bücüş de olsa kendisinin bir işi sonuçlandırmasıdır. Ancak bu konuda ortak yapım projelere imza atan anne ve babalar olduğu gibi profesyonel firmalara maket yaptıranlar bile vardır. 


Çocuğun ne kazandığına bakan var mı? -Var. 


Kim? -Anne ve baba. 


Peki, neye bakılıyor? -Ödevden kaç puan alındığına! 


Okuldan eve dönen çocuk babasına: “Baba, bugün öğretmen beni yanına çağırdı ve ödevden 100 puan aldığını söyledi; ayrıca benim ne zaman ödevimi teslim edeceğimi de sordu.”


Aman efendim, çocuğun alacağı puanlar çok önemliymiş. Bunun önemsiz olduğunu söyleyen yok ama çocuğa yaşam boyu gerekli olan ödevinden alacağı not değildir. Bu ikinci hatta üçüncü plandadır. Ona asıl gerekli olan yeteneklerini geliştirmektir çünkü ödevlerle geliştireceği yetenekler, iş hayatında da özel hayatında da başarısı ve mutluluğu için çok büyük önem taşıyacaktır. Hak etmediği notu alan bir çocuğun kişilik yapısının ne olacağı ve adalet duygusunun nasıl gelişeceğini de kestirmek zor değildir. Çocuklarının sorumluluklarını üstlenen anne ve babalar, yarın bu sorumlulukları ona nasıl vereceklerini de düşünüyor olmalılar!


Proje ve ödevlerle başlayan bu süreçler, öğretmenlerden daha fazla not istemeye, okul yönetimlerine baskı yapmaya ve en yüksek notları almayı kendilerine hak görmeye kadar gitmektedir. Maalesef bazı okulların bu isteklere karşılık vermesi, tartışmaya açık bir ölçme ve değerlendirme sistemi sonucunda da yüksek puanlarla popülist ve göstermelik başarı grafikleri çıkartması işe tuz biber ekmektedir.


Bir okulda neredeyse bütün öğrencilerin 100 tam puana yakın sonuç almaları gerçek olmaktan çok uzaktır. Yıl içinde her öğrencinin ortalama 12 dersi olduğunu düşünelim ve her dersten de 5 kez puan verilmiş olsun, toplam bir dönemde 60 kez değerlendirme yapılmış olur. Aynı düzeyde okuyan 100 kişi olduğunu da düşünürsek toplamda 6000 kez 100 üzerinden puan verilmiş demektir. Bu kadar değerlendirme yapılarak puan ortalamasının 100 tam puana yakın çıkmasının mümkün olduğunu düşünen varsa bence ölçme değerlendirme ile kriterlerinden hiç haberi yoktur.


Son yıllarda işin tadı iyice kaçmaya başladı. Özellikle ortaokuldan liseye geçiş sınav sonuçlarına eklenen başarı puanlarının yüksek olması için yapılan manipülasyonlar haksızlıklara neden olmaktadır. Haksız not verenler ve alanlar vicdanlarını rahatlatmak için birçok yol bulmuş olabilirler ancak elde edilen başarının gölgelendiği hatta birçok çocuğun da haksızlığa uğratıldığı unutulmamalıdır.


Bugün birçok veli çocuklarının mağdur olduklarını düşünerek kendi çocuklarına da fazla notlar verilmesini istemekte ve bunu “hak” olarak görmektedir! Ancak bu, basit ve masum görülecek bir şey değildir. Sonuçları ciddi anlamda ahlaki değerleri zedelenmiş veya yok olmuş bir toplum yaratmaya kadar varacaktır.


Hak etmediği bir şeyi almayı kendine hak olarak gören bir çocuğun, yarın hâkim olduğunda nasıl bir karar vermesi beklenir ki? 


Anne ve babalar çocuklarının geleceğini düşünürken bunu sadece görece “okul başarısı”na indirgememelidir. Eğitimciler, baskı ne olursa olsun doğru işi yapmak zorundadır ve devlet buna kesinlikle izin vermemeli, uygulamaları da bu tür açıkları ortadan kaldıracak şekilde düzenlemelidir.


Bugün, aman efendim ne olacak, dediğimiz hemen her şey yarın kâbusumuz ve utancımız olabilir. Buna izin vermeyelim.


Ömer Orhan

egitimajansi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber