Bu haber kez okundu.

Takıntı ve tikler okul başarısını etkiliyor

Tedavi edilmeyen ve takıntı ve tikler özellikle çocuklarda özgüven kaybına yol açıyor, sosyal yaşamı bozuyor ve okul başarısını olumsuz etkiliyor.


Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elvan İşeri, takıntı ile tiklerin birbirinden farklı olduğunu ve tedavi yöntemlerinin değiştiğini söyledi.


Takıntı veya tik sahibi kişinin toplumda farkılaştırıldığını ve bunun kişinin yaşamını olumsuz etkileyebildiğini belirten İşeri, “Özellikle okul çağı çocuklarında, takıntı ve tiklerin çocuğun okul başarısını, duygusal ve sosyal yaşantısını olumsuz etkilediğini” vurguladı.


Takıntının, bilimsel olarak “obsesif kompulsif bozukluk” olarak isimlendirildiğini hem çocukluk hem de erişkinlikte başlayabileceğini ifade eden İşeri, bu bozuklukta kişinin aklına onu rahatsız eden zorlayıcı düşünceler geldiğini, aslında bu düşüncelerden çok da rahatsızlık duyduğunu hatta saçma bulduğunu ancak düşünmekten kendini alıkoyamadığını anlattı.


“Obsesyon” denilen bu zorlayıcı düşüncelerden kurtulabilmek için yapılan tekrarlayıcı davranışlara ise “kompulsiyon” isminin verildiğini ifade etti. İşeri, “Düşüncenin etkisiyle yapılan bu davranışlar belli bir amaca yöneltakintilariktir. Kişi, davranışı zihnindeki o düşünceden kurtulmak için yapar. Davranış sonrası rahatlama yaşansa da düşünce tekrar aynı şekilde zorlayabilir ve bu durum bir kısırdöngüye dönüşür ve kişinin çok zamanını alır” dedi.


Bir yere dokununca kirlendiğini düşünen kişinin bu fikirden uzaklaşmak için sürekli elini yıkamasının, yıkandığı ve temizlendiğinden emin olamayıp bu davranışı tekrarlamasının, bir yere 3 kez oturup kalkmazsa bir şeye dokunmaz ya da vurmazsa annesine kötü birşey olacağını düşünüp gün içince defalarca oturduğu yerden kalkıp kalkıp oturma, bir yere vurma, dokunma gibi davranış tekrarlarının “obsesif kompulsif bozukluk” olduğunu vurgulayan İşeri, bu durumun tik bozukluğundan çok farklı olduğunu tiklerdeki tekrarlayıcı hareketlerin istemsiz kas kasılmaları olduğunun altını çizdi.


İşeri, tiklerin gün içinde tekrarlayıcı ancak ritmik olmadığını, erkek çocuklarda daha fazla görüldüğünü ve en sık baş boyun bölgesinde olduğunu ifade etti.


Tiklerin göz kırpma, burun ya da ağız kenarının çekilmesi, omuz atma, boyun çevirme gibi motor tikler olabileceği gibi boğaz temizleme sesi, burundan nefes alma-verme halinde duyulan ses, inilti ya da çığlık atma gibi gibi ses tiklerine de rastlandığını belirten İşeri, bunların kısa süreli olarak baskılanabilse de uzun süre kontrol edilemeyeceğine işaret etti.


“KESİNLİKLE CEZA VERİLMEMELİ”


Takıntı ve tikleri olan kişilere çevredekilerin “yapmamaları” konusunda ısrarcı olmamaları gerektiğinin altını çizen işeri, şunları kaydetti:


“Takıntı ve tik durumunda, bir çocuk psikiyatristine başvurulması gerekir. Tik yapan çocucuğun kesinlikle ceza almaması, utandırılmaması, kızılarak uyarılmaması gerekir. Özellikle ses tikleri sınıfta öğretmen ve diğer çocukları da etkiler, ses tiki olan bir çocuk ani ses çıkarabilir, boğaz temizleme, öksürük gibi arkadaşlarının konsantresini bozacak gürültüye neden olabilir ama unutulmamalıdır ki bu bilinçli yapılmamaktadır ve asla bu davranışından ötürü ceza almamalıdır.


Bu çocuklara olumsuz yaklaşıldığında tik bozukluğu olan kişinin üstündeki stres ve dolayısıyla tiklerin şiddeti artacaktır. Bu durumda, aile ve öğretmenine ‘istemsiz’ yapıldığına yönelik bilgi verilmesi ve bunun nöropsikiyatrik bir hastalığın belirtileri olduğu anlatılmalıdır”


TAKINTI VE TİKLER TEDAVİ EDİLMEDİĞİNDE YALNIZLAŞTIRABİLİYOR


Takıntı ve tiklerin kişinin sosyal yaşam kalitesini bozduğunu, kimi zaman yalnızlaştırdığını kimi zaman özgüven kaybına neden olabildiğine dikkati çeken İşeri, “takıntılı olan bir çocuğun ev ödevlerini geç bitirme, okula geç kalma, sınavlarda soruları yetiştirememe” gibi sorunlar ile karşı karşıya kalabildiğini söyledi.


İşeri, “Kötü yazdığını düşünen bir çocuk, saatlerce ev ödevlerini bitiremez, yazıp yazıp siler, bir türlü beğenmez. Kapıyı kapatmadığını düşünen bir çocuk, defalarca evden çıktıktan sonra odasına girip kontrol etmek için eve döner ve okula geç kalır, sınavda doğru şıkkı belirgin işaretlemediğini düşünen çocuk, defalarca aynı soruya ilişkin cevap şıkkını işaretleyip siler ve diğer soruları yapamaz” dedi.


Tik bozukluğu olan çocukların da çevre tarafından tuhaf karşılanacağı endişesiyle içine kapanması, toplum içinde olmaktan kaçınma gibi sorunlar yaşayabileceğini ifade eden İşeri, bunların çocuğu yalnızlaştırabildiğini bildirdi.


TEDAVİSİ MÜMKÜN


Takıntı ve tikin tedavisinin mümkün olduğunun altını çizen İşeri, tiklerin ortaya çıkmasında etkili olan biyolojik mekanizmaların ilaç kullanımıyla geriletilebildiğini söyledi.


İşeri, “Bir yıla kadar tüm tikler geçici tik olarak değerlendirilir. Çocuğun içinde bulunduğu ortamın değerlendirilmesi, stresin azaltılması gibi yöntemler uygulanır ve hem aileye hem çocuğa danışmanlık verilir. Süre bir yılın üstüne çıkıldığında ise kronik kabul edilir ve ilaç tedavisine alınır.Takıntılar içinse de hem ilaç tedavisinin hem de bilişsel davranışcı yöntemlerin yararı büyüktür ” diye konuştu.

 

Kaynak: Anadoluajansı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber