Bu haber kez okundu.

Sendikaların Sınavı: Sınav Ücreti

Gerçekten nerede bu sendikalar, bunca öğretmen sorunu varken? Önümüzdeki hafta iki gün TEOG Sınavı var. Ne olmuş yani iki gün TEOG sınavı varsa diyecek belki de konuya vakıf olmayanlar ama sınav günleri bile öğretmenlerimiz sorun yaşıyor, mahcup duruma sokuluyor, eziliyor, ezdiriliyorlar. Ben bu sınavları hiç sevmiyor, hatta nefret ediyorum, işte bu yüzden. Bazı internet haber sitelerinde “öğretmene müjde”, “öğretmenin hem ek dersi kesilmeyecek hem de sınavda ücret alacaklar” şeklinde haberler artık beni üzmüyor, duyarsızlaştım çünkü. Çünkü bu sınavlarda öğretmenlerin hiç ama hiçbir karı yok. Hele de hafta içi takviye kurslara katılıyorlarsa, karı şöyle bırakın zararları bile var öğretmenlerimizin, diğer bir ifadeyle tam bir angarya bu sınavlar öğretmenlerimiz için. Ülkemizde aldıkları ücret bu denli manipüle edilen ve haber konusu yapılan başka bir meslek grubu var mı, varsa bilen söylesin! Son üç beş ayda basın – yayın organlarına bir şekilde yansıtılan öğretmene zam ve ücret haberlerinin aslı – astarı olsaydı bugün öğretmen maaşları olduğunun iki – üç katına çıkardı herhalde. 



Ücret dedik de peki, sınav ücretlerinde neden bu kadar adaletsizlik var, neden sendikalar bu işlere bu kadar tepkisiz, nerede bu sendikalar anlamak mümkün değil. Ben öğretmenlerimize bu ülkede artık eskisi kadar değer verilmediğini, öğretmenlerimizin değersizleştirildiklerini, itibarsızlaştırıldıklarını ancak bu durumun sebeplerinden birisinin sendikalar diğer bir sebebinin de maalesef öğretmenler olduğunu utana - sıkıla söylemek zorundayım. Her platformda sendikasını sonuna kadar savunan arkadaş, sen sınav ücretini ilkokul mezunu hizmetlinin neredeyse yarısı kadar aldığında, söyler misin senin sendikan nerede? 



Sen sınav evraklarıyla cebelleşirken, sınavın bütün yükü omuzlarındayken, 120 dakika boyunca bilfiil sınavın asıl - tek uygulayıcısı ve sorumlusu sen iken, ödenen ücretlerin üstlenilen sorumluluğa göre hesaplanılması gerekirken, 45-50 km mesafelere kadar adaletsizce görevlendirilirken, 45 TL kazanmak uğruna sabahın yedisinden on ikiye kadar sen taşın altına elini koyarken, görevlendirilmek adına alternatifin de yokken, kendi binasında görevli, hizmetli ve en yakın karakoldan “ekip oto”suyla okula bırakılan kolluk kuvveti çayını yudumlarken, sırf sen poşetin ağzını yanlış yapıştırdın diye hakkında tutanaklar tutulup, en ufak bir hatanda hakkında soruşturma başlatılırken, senin bu sendikan nerede? 



“Ya bizim sendika ‘yine de’ iyidir” senin sendikan senin olsun arkadaş! Öyle ya senin sendikan bazı görevlerde başkasını değil üyesini görevlendiriyor, seni müdür yardımcısı yapıyor, seni müdür yapıyor, beni değil. Sana iyi ama benim tarafımdan durum pek de öyle gözükmüyor. Ben, sınav günü tek görevi 20- 30 sınav kitapçığını bir kat yukarı çıkarmak olan, hiçbir sorumluluğu ve riski olmayan ve benden daha fazla sınav ücreti alan hizmetli arkadaşımın yanından geçmeye bile utanıp sıkılırken, hani senin sendikan nerede? 



Sorun şu sendika - bu sendika sorunu değil. Kasıt sadece bir iki sendika da değil, hedef eğitim öğretim alanında hizmet veren bütün sendikalar belki de. Hala sendikaları savunan eğitimcilere yapılan bir serzenişin, seslenişin, teessüfün ve sitemin iz düşümlerinden başka bir şey değil bu yazı. Çünkü öğretmenlerimiz bin bir türlü sorunla baş başa bırakılıyor ve bu ülkede ciddi anlamda öğretmen sorunu diye bir şey varsa sendikal mücadele ya hiç yok, veyahut yetersiz. Sınav ücretleri konusunu gündeme taşımak seslendirmek, bireysel olarak gündeme getirilmesi gereken bir konu mu Allah aşkına, hem de mantarcasına türemiş bunca eğitim sendikası ve bunca çalışkan dürüst ve Allah korkusu! olan sendikalı varken, öğretmenler sorunlarını gündeme taşımak için bile bireysel bazda örgütlenmeye, tepkilerini ancak sanal alemde profil resimlerini değiştirerek dile getirmeye çalışıyorlar, çünkü sahipsizler, çünkü sendikaların hiç birisi piyasada yok! 



Sorun ücretten – paradan ziyade biraz da itibar ve değer sorunu Kaymakamların 1500 TL, Emniyet müdürlerinin 500 TL civarı ücret aldıkları sınav günleri, adil ücret sıralaması belki de tam tersi olmalıydı. Yoksa sınavda görevli öğretmenle, hizmetli ve kolluk kuvvetleri arasındaki 25-30 TL sorunu değil sorun. Şimdi onlara da dokunsanız bin ah işitirsiniz, hafta sonundan gelip sıra taşıyanlar mı dersiniz, sınav bittikten sonra da okulda kalıp temizlik yaptıklarından ve bütün gün görevlendirildiklerinden dem vuranlar mı dersiniz, onları dinleseniz onlar öğretmenden çok daha fazla ücret almaları gerektiğini savunurlar. Ama durum hiç de öyle değildir ve bunu eğitim camiasının içerisindeki herkes bilir ve herkes bilir ki sınav günleri alternatifi olmayan tek kişi öğretmendir. Sınav günü öğretmenin az, hizmetli ve güvenlik görevlisi, emniyet amirleri ve kaymakamların daha çok ücret almalarına uç bir örnek verecek olursak, solist ve assolistten daha çok ücretin darbukatör ve konser alanının temizlik ve düzenini sağlayan kişilere verilmesinden daha farklı bir şey değildir bu durum. Çünkü o gün için asıl iş asıl mesele sınav salonları ve sınavların sınıf içerisinde yürütülmesidir ki bu işi de yürüten öğretmenlerdir. 



Tekrar ediyorum: Sorun; adalet, öğretmene verilen değer, öğretmen açısından bir itibar sorunu, gurur meselesidir hatta. Eğitim sahasında en çok hissedilen böyle ciddi bir sorunla ilgili hiçbir sendikal açıklama da yok, olmaz da, sanmıyorum. Keşke öğretmenin tek derdi – sorunu da bu olsa hani, o zaman insan görmezden, duymazdan gelir, kulak arkası eder, sınavda da hizmetlinin kendisinden neredeyse iki kat ücret aldığına da güler geçer. Ama öğretmenin tek derdi de bu değil ki… 3600 ek gösterge sorunu, nöbet ücretleri, KBYS (uzman öğretmenlik) meselesi, rotasyon, yıpranma payı, ek ders ücretlerinin 2005-2006 yıllarında (yani bundan tam 10 yıl önce) 12 TL’ye çıkarılacağına dair sözler verilmiş olmasına karşın hala 9 TL civarında olması atanamayan öğretmenler, toplu sözleşmenin seçimden sonra yapılacak olması, disiplin ve maruz kalınan şiddet sorunları, eğitimde benimsenen programların ve yaklaşımların öğretmeni sistem içerisinde arka plana atması ve daha neler neler. 



Okul okul gezip sendikaya üye arayan arkadaşım, yaptığı bir sürü haksızlığa, bu da yetmezmiş gibi yediği kul hakkına seni ortak eden, bunları yaparken de senden aldığı aidatla ve senin nüfuzundan güç bulan sendikalar için çalışmaya devam et a benim “saf” arkadaşım, sen devam et bakalım mayıs ayı da yakın, üye aramaya, insanları aldatmaya – kandırmaya ama en çok da kendini kandırmaya devam et bakalım, daha ne kadar bu çirkin oyunların bir parçası olmaya ne zaman ve nereye kadar devam edeceksin? Bunca öğretmen sorunu varken, öğretmenler bu denli itibarsızlaştırılırken tekrar soruyorum: İyi düşün ama bu kez! HANİ NEREDE SENİN BU SENDİKAN? 



Gürdal KARABIYIK

Kaynak:www.kamuajans.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber