Bu haber kez okundu.

Problem Çözerken Yardım Almayan Öğrenciler Daha Kazançlı Çıkıyor

“ Pasta yesinler” demişti Marie Antoinette. Peki biz öğretmenler ve veliler olarak, öğrencilerimiz, çocuklarımız  için öğrenme sürecinde ve problem çözmede “ Zorluklarla mücadele etsinler, gerekirse başarısız olsunlar” mı demeliyiz?

Singapur Ulusal Eğitim Enstitüsü, Eğitim Bilimleri araştırma görevlisi Manu Kapur “Üretken Başarısızlık” başlıklı araştırmasında öğrencilerin zorluklar ile karşı karşıya kalmaları ve mücadele etmelerinin onların daha iyi öğrenmelerini sağladığı yargısına ulaşmıştır. Manu Kapur’un yaptığı araştırma, öğretmenlerin öğrencilere yeni bilgiler sundukları çalışmalarda bu yöntemi kullamalarının, öğrencinin kendi becerileri ile durumla başedene kadar birçok yapılandırma ve rehberlik sağlayarak öğrenciyi desteklediğini, fakat aynı zamanda en iyi öğrenme yolu da olmadığını göstermiştir. Açıkçası kendilerine verilen materyal ile öğrencinin, başlangıçta herhangi bir destek almadan kendi becerileri ile uğraşması, çabalaması öğrenme sürecine katkı sağlamaktadır.

Kapur ve Katerine Bielaczyc, Öğrenme Bilimleri Dergisi’nde son yayınlanan çalışmalarında Singapur’da üç okulda “üretken başarısızlık” prensibini matematik problemlerinde kullandıklarını paylaştılar. Çalışma iki grup öğrenci ile gerçekleştirildi. Çalışmaya katılan ilk öğrenci grubuna öğretmenleri tarafından yoğun yönlendirme, konu ile ilgili destek ve geri bildirim verildi. Öğretmeninin desteğini alan öğrencilerin matematik problemlerini çözebildikleri gözlemlendi. Birinci grup çalışırken aynı zamanda ikinci bir öğrenci grubunun da aynı problemleri çözmeleri, fakat çözerken sadece kendi öğretmenleri dışındaki kişiler ile işbirliği kurmaları istendi. Bu öğrenciler tüm problemleri doğru şekilde çözemediler fakat problemin içeriği ve olası çözüm yolları ile ilgili birçok fikir ürettiler. Çalışma sonucunda iki öğrenci grubu da çalışma sırasında öğrendiklerini değerlendirdiler. Yapılan değerlendirmede başarılı olan ikinci öğrenci grubuydu.

Çabalamak öğrenmek demektir…

İkinci grubun yaşadığı zorlanma tam da Kapur’un gizli yarar dediği durum.

Bu durum öğrencinin doğru sonucu değil problemin derin yapısını anlamasını sağlamaktadır. Bu öğrenciler farklı bir sınavda benzer bir soru ile karşılaştıklarında önceki bilgi ve deneyimlerinden yararlanarak, başkalarının desteği ile problem çözen öğrencilerden daha başarılı olacakları kesin. Gerçek hayatta problemler nadiren düzgün bir paket içinde bizlere sunulur. Dolayısı ile bir problemin derin yapısını anlama ve çözebilme becerisi ihtiyacımız olan anahtarın tam da  kendisidir.

Kapur’un notlarından bir kısmında şu cümleye rastlıyoruz: ‘Hiçbirimiz başarısız olmak istemeyiz, ihtiyacımız olan üretkenliği ortaya çıkaran zorlanma ve başarısızlık durumudur.’ Kapur  çalışmalarında yararlı bir mücadele için üç koşuldan bahsetmiştir.

Öğrenciyi zorlayacak fakat kaygılandırmayacak problemler seçelim

Yaptıkları işi ayrıntılı bir şekilde anlatabilecekleri fırsatları öğrencilere tanıyalım

Öğrencilere problemin doğru ve yanlış çözümlerini kıyaslayacak, karşılaştıracak fırsatlar tanıyalım.

Öğrencilere öncelikle zorluk karşısında mücadele etme, çabalama deneyimini yaşatalım, anlamanın tacını ikinci basamakta giydirelim. Böylece kendi pastalarına sahip olduklarından ve kendileri yediklerinden süphemiz kalmasın.

Çeviri: Nadin Aleksanyan

http://blogs.kqed.org/mindshift/2014/02/bigger-gains-for-students-who-dont-have-help-solving-problems-struggle-to-learn/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber