Bu haber kez okundu.

Okulun İlk Beş Gününde Öğrencilere Öğretebileceğiniz Dört Temel Beceri

Derin Araştırma

November, 2014’te Atlanta’da gerçekleştirilen International Society of Technology in Education (Eğitim Teknolojisi Uluslararası Topluluğu) toplantısında düzenlediği bir atölye çalışmasında “Oyunun adı, doğru bilgiyi doğru soruyla bulmaktır” diyor. “Benim işim eskiden size bilgiyi vermekti, şimdi ise işim size bilgiyi nasıl bulacağınızı öğretmek” diye ekleyen November, okulun ilk beş günü içinde bu dinamiğin oldukça açık bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğine güçlü bir şekilde inanıyor.

Çocuklar internette nasıl araştırma yapacaklarını ve ihtiyaç duydukları bilgiyi nasıl bulacaklarını bildiklerini sanırlar. Ancak November, yaptığı birçok mülakat ve okul ziyareti sonrasında öğrencilerin çoğunun Google ya da diğer arama motorlarının nasıl işlediğine dair herhangi bir fikirleri olmadığını saptadığını belirtiyor. November’a göre öğrenciler aradıkları cevabı bulmak için hangi ifadeyi kullanarak soru soracaklarını bilmiyorlar. November, “Çocuklar öğretmenin verdiği ödevin başlığını olduğu gibi alıp Google’da araştırıyorlar. Google’ın İngilizce ya da diğer dillerde konuşmadığını anlamıyorlar” diye ekliyor.

November, teorisini sınıflarda test etmek amacıyla öğrencilere İran rehine krizini araştırmalarını söyler. Öğrenciler olayı Google’da beklenen şekilde araştırır ve çıkan ilk birkaç sayfadan alıntı yapar. Fakat alıntı yaptıkları her kaynak, iki farklı ülkeyi etkileyen olayı sadece Amerika bakış açısı üzerinden ele almaktadır.

November bir araya gelen yüzlerce eğitimciye, “Çocuklar derinlemesine araştırmıyor” diye açıklar bu durumu. “Görmedikleri şeyin ne olduğunu görmüyorlar. Bu yüzden öğretmenlerin, gözden kaçırılan şeylerle mücadele etmesi gerekiyor.” November’ a göre daha da önemlisi öğrencilerin araştırmanın kodlarını ve söz dizimlerini öğrenmelerinin gerekliliği. İran kaynaklarına ulaşmak için öğrencilerin araştırma motorunu doğru yönlendirmeleri için farklı kod ve söz dizimleri yazmaları gerekmektedir. Bu püf noktasını kullanmak bile sorunu çözmez, çünkü İranlılar olayı ‘İran Rehine Krizi’ olarak değil ‘Amerikan Casuslarının Ele Geçirilmesi’ olarak adlandırır.

November, “Benim gözlemime göre öğrencilere ödev yaparken kullanacakları temel prensipleri ve internette araştırma yaparken ihtiyaçları olacak kodlamaları öğretmiyoruz” diyor. Ve daha da kötüsü, November öğrencilere öğretmenlerin ne tür ödevler verdiğini sorduğu zaman, öğrencilerin yüzde 85 ve 90’ı cevapların internette hızlı bir aramayla kolayca bulunabildiğini söylüyor.

“Çocuklara internette bulamayacakları problemler vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Ya da, eğer verirseniz, en azından iyi yapmaları için kapasitelerini artırın” diyor November. İran rehine krizi örneğinde, öğretmen öğrencilerine İran kaynaklarını kullanmaları gerektiğini de söylemeli ve araştırma motoruna en iyi bilgiyi almak için sorulabilecek doğru soru üzerinde beyin fırtınası yapmak için zaman ayırmalıdır. Bu beceriler öğrencilere geriye kalan okul yılı boyunca yardımcı olacaktır.

Anlamlı Katkılar

“Kaç yaşında olursan ol, dünyaya anlamlı katkılarda bulunabilirsin” diyen November’ın bu görüşü, okulun ilk birkaç günü içinde yapılabileceklerden birini belirliyor. November bu konuda ortaokul öğretmeni Eric Marcos tarafından geliştirilmiş bir web sitesi olan MathTrain’i örnek veriyor. Marcos, öğrencilerinden, birbirlerine yardım etmeleri için özel matematik dersi vermelerini ister ve bunları internet sitesinde yayınlar. Bazı dersler dünyanın her yerindeki insanlar tarafından yaklaşık 50 bin kez görüntülenir. Öğrenciler yaptıkları işin etki yarattığını öğrendikleri zaman, sadece motive olmakla kalmaz aynı zamanda daha da sıkı çalışır.

“Global izleyici, sınıftaki öğretmenden daha motive edici olabilir. Çocuklar, diğer çocuklarla bağlantı kurmayı sever. Hal böyleyken, neden bu deneyimi okul yıllarında yaşama şansı vermeyelim ve bunu düzenli bir oluşum haline getirmeyelim ki?” diye soruyor November. November’a göre çocukların çoğu anlamadıkları şeyleri öğretmenden önce bir arkadaşına soruyor. O halde çocuklara, birbirlerine öğretme fırsatı vermek oldukça iyi bir fikir olabilir. Ayrıca öğrencilerin, kendi öğrendiklerinin diğerlerine nasıl yardımcı olduğunu görmelerine de yardım etmiş oluruz.

“En iyi öğretmenler, ellerindeki materyalle ciddi şekilde uğraşmış ve öğrenmenin nasıl olduğunu idrak etmiş çocuklardır” diyor November. “Öğretmenler bazen çok bilmekten dolayı sorun yaşar. Öğretecekleri materyal onlara çok kolay gelir ve yeni öğrenen birinin yaşadığı zorluklarla empati yapmak zor olabilir. Materyal ile zorluk yaşayan çocuklar tuzakları görür, anlar ve sıklıkla diğer çocukların anlayabileceği yolla onlara anlatırlar.”

Arzuları Hakkında Sorular Sorun

Okul yılı, çocukların uzun süre devam ettirecekleri bir proje üzerinde çalışmalarını sıklıkla engelleyen birçok çalışma ünitesine ve zaman kesitlerine bölünmüştür. November, çocuklara oldukça az bir veriyle, yönergesi olmayan ve yıl sonunda sunulacak bir proje belirlemeleri ve üzerinde çalışmaları için izin vermek gerektiğini düşünüyor.

Öğrencilere denemeleri için ısrar etmek, büyük ürün niteliğinde projeler ortaya çıkmasına neden olabilir. Daha da önemlisi öğrencilere projeyi belirleme ve ne zaman yeterince iyi olduğuna karar verme deneyimi yaşama fırsatı verir. November’in verdiği bilgisayar dersinde, proje yaparken en çok direnç gösteren öğrenci, yaşadığı şehirdeki engelli insanlara yönelik çok geniş bir kaynak veritabanı oluşturmayı başaran öğrenci aynı zamanda. Bu öğrenci projeyi senenin sonunda bitiremediği için çalışmasını tamamlamak üzere yazın da laboratuara gelmeye devam eder.

November bu durumu şöyle açılıyor: “Öğrencilerin kendi problemlerini içsel motivasyonla belirlediklerindeki fark budur. Yaptıklarına oldukça önem verirler ve bilgisayar laboratuarının yaz boyu açık kalması için size yalvarırlar.”

Öğrenme Ekolojisi Yaratın

Öğrencilere nasıl öğreneceklerini öğretmenin en güzel yollarından biri, öğretmenlerin nasıl öğrendiklerini ve kaynaklarının neler olduğunu göstermektir. İnsanların online olarak neleri okuduklarını organize etmelerini ve bu kaynakları paylaşmalarını sağlayan pek çok internet sitesi var. Neden kendilerini sürekli geliştiren öğretmenler de öğrettikleri dersle ilgili olarak öğrencileriyle dijital bir kütüphane paylaşmasın ve bu yolla öğrencilere hayat boyu öğrenmenin neye benzediğini göstermesinler ki?

November, “Öğretmenlerin, okulun ilk beş gününde öğrencilere nasıl öğrendiklerini göstermeleri gerektiğini düşünüyorum” diyor. “Genellikle zaten biliyor olduğumuz ve öğrenmiş olduğumuz şeyleri sunarız. Bu değişim değildir. Öğrencilere nasıl öğreneceklerini öğretmemiz gerekir.”

Bunu yapmanın en güzel yollarından biri sosyal medyadır. Sosyal medya öğretmenlerin meslekleriyle ilgili fikirler bulduğu yerdir. Twitter eğitimciler için bu anlamda önemli bir kaynaksa, neden bunu öğrencilerden uzak tutalım ki?

November “Öğrencilerin tutkuları her ne yöndeyse, onlara tutkularına dair dünyadaki en iyi zihinleri takip etmeyi öğretmeliyiz” diyor. November’a göre internetten önce öğretilmesi gereken iki önemli şey vardır: İçerik oluşturma ve yazı yazma becerisi. Ancak şimdi dünyayla ağ oluşturmak gibi üçüncü bir önemli bir konu daha var.

Öğrencilere Twitter’i bir araştırma kaynağı olarak görmelerini öğretmek, alanlarındaki parlak zekaların nasıl düşünüp okuduklarını görmelerini sağlamanın bir yoludur. Bunun için internette en iyi şekilde araştırma yapmayı öğrenmeleri gerekir. Bu onlara, girdikleri onca sınavdan sonra hayat boyu öğrenmeye devam etmelerini sağlayan önemli bir araç vermektir.


EĞİTİMPEDİA

Çeviri: Bahar Öncelsoy

Kaynak: http://blogs.kqed.org/mindshift/2014/08/four-skills-to-teach-students-in-the-first-five-days-of-school-alan-november/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber