Bu haber kez okundu.

Okullar Ahlaki Değerleri Öğretebilir mi?

Felsefe profesörü Justin P. McBrayer, çok ilginç bir konuyu şu sözleriyle gündeme getirdi: “Okullarımız hem ahlaki değerleri öğretmede başarısız hem de bu değerleri etkin bir şekilde baltalıyor. (Birçok aile de en iyi dersin her halükarda evde verildiğini iddia ediyor.)”

McBrayer gerçek ile düşünce arasındaki yanlış ayrımın Common Core (ortak temel)’in içine iyice yerleştirilmiş olduğunu ve öğrencilerin bir metinde gerçek, düşünce ve gerekçeli yargının ayrımını yapması gerektiğini belirtmiştir. Bir gerçek, profesörün ikinci sınıftaki oğlunun derslerinde veya başka herhangi bir yer de tanımlanacağı üzere: “Bir nesneyle ilgili doğru olan, test edilen ve kanıtlanan bir şeydir.” Bir düşünce ise: “Bir kişinin düşündükleri, hissettikleri ya da inandıklarıdır.” Bir ifade ya bir gerçektir ya da bir düşüncedir ancak asla ikisi birden olamaz. Kaynaklara defalarca göz atan profesör, değer olarak belirtilen her iddianın “düşünce” takımına düştüğünü görmüştür.

Profesörün iddiasına göre bu, tehlikeli bir durumdur. Böylece “Bütün insanlar eşit yaratılmıştır.”gibi bir cümle “21 yaşın altındaki kişilerin alkol içmesi yanlıştır.” gibi bir cümle kadar ağırlığa sahiptir. “Ev ödevlerini internetten kopyala-yapıştır yapmak yanlıştır.” 1İfadesi sadece bir düşüncedir, ancak “Vejetaryenler et yiyen insanlardan daha sağlıklıdır.” veya “Okulda küfürlü konuşmak uygunsuz bir davranıştır.” cümlelerinin yanında çok rahat kendisine yer bulabilir.

McBrayer bu noktadaki yaklaşımını: “Öğretim programı çocuklarımızı aynı anda iki zıt fikre inanmaya hazırlıyor. Çocuklara sürekli hiçbir ahlaki gerçek olmadığını söyleyip ve hemen sonrasında nasıl davranmaları gerektiği anlatılıyor.” şeklinde belirtmiştir.

Tehlikeliden ziyade, bu bizim bir toplum olarak devlet okullarından istemeye karar verdiğimiz bir şey değil midir? Hangisi bizim demokratik idealimiz için daha tehlikelidir? Öğrencilere (bir toplum olarak) her değerin bir düşünce olduğunu öğretme fikrine katılmak mı? Ya da bazı grupların, ahlaki iddiaların doğru olduğunu kanıtlarıyla beraber ve dikkatlice düşünmenin’ ‘zor iş’ olarak tanımlanmasına izin vermek mi?

Biz her ne kadar “Eğlence için öldürmek yanlıştır.” gibi ifadeleri çizginin bir tarafında özen ve duyarlılıkla sıraya koymayı tercih etsek de “Peynirlerin tadı güzeldir.” cümlesi hemen diğer tarafta olacaktır. Tarih bize böyle bir çizginin eksik olduğunu öğretir. Ve böylece son yıllarda önemsemediğimiz “Ahlaki gerçekler”in ve diğer hararetli tartışmaların ortaya çıkması sadece saniyeler alır.

Profesör McBrayer, çoktan seçmeli bir sınavda “Kopya çekmek yanlıştır.” cümlesini bir “düşünce” olarak kabul etmesi gereken ikinci sınıf öğrencisinden, ahlaki görecelik dünyasında sürüklenmiş bir üniversite öğrencisine kadar bir çizgi çeker. Ve bunu “Eğlence için öldürmek yanlıştır.” cümlesinin sadece kültürel bir kurgu olduğunu iddia ederek yapar.

Fakat biri, benzer bir çizgiyi “Vejetaryenler et yiyen insanlardan daha sağlıklıdır.” cümlesini ‘düşünce’ kutusunu kontrol etmeyi öğrenmiş ve sonrasında ailesinden farklı beslenme tarzları edinmiş ya da evde kendisine ‘ahlaki gerçek’ olarak öğretilenlerden farklı olarak eşcinsellik, ırk ve inanışlar hakkında farklı düşünceler edinerek büyümüş bir ikinci sınıf öğrencisinden çizebilir.

2Okullar aslında öğrencilere düşünceleri açıklayarak ahlaki değerlerin öğretimini baltalıyor olabilir ancak bu değerlerin içinde en güçlüsü birinin iddia ettiklerinin bir zaman sonra ahlaki gerçek statüsüne dönüşmesi. Bizlerin tutkuyla paylaşması da onların güçlü kalmalarının en önemli sebebi.

Tüm bu örnekler arasında elemesi en zor olan “Bütün insanlar eşit yaratılmıştır.” ifadesi bizim ülkemizde ve dünyanın çoğu yerinde tartışılır şekilde gerçek (ahlak ya da benzeri) dışında herhangi bir kavramdır. Bu cümle, oldukça güçlü bir düşüncedir: “Bizim en tutkulu inanışımızı her zaman yukarıda tutmaya ihtiyacımız vardır.” Ayrıca bu düşünce tartışmasız bir şekilde doğru olduğu düşünülen inanışlarımızı bir kenara koymamızı ister. Bu, evrim geçirmiş bir düşüncedir.

İkinci sınıflardan tutun da ve üniversite öğrencilerine kadar bu değerlerin, düşüncelerin ve diğer kavramların tartışılabilir bir şekilde kalmasına izin vererek, biz onlara düşünceleri ve bizi değiştirme gücünü veriyoruz.

Bir ebeveyn olarak ben, ahlakı, değer kavramlarını ve düşüncelerimi anlatacağım. Okullar ise çocuklarıma beni doğru bir şekilde sorgulamayı öğretecekler. Ve böylece hepimiz tarihin doğru olan tarafında yer alacağız.

 

Kaynak: http://parenting.blogs.nytimes.com/2015/03/02/why-schools-should-undermine-moral-teachings/?ref=education

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber