Bu haber kez okundu.

Okullar açılırken değersizleştirilen meslek öğretmenlik

Tarihin ilk çağlarından günümüze gelinceye dek dünyanın bütün farklı coğrafyalarında öğretmenlik hep saygı duyulan bir meslek olmuştur. Hepimiz  kendi yaşantımızda da bunu görebiliriz. Herkesin öğrenim hayatında unutamadığı bir öğretmeni ya da öğretmenleri hep olmuştur. Yine çocuğu ilkokula gidenler bilir, o yıllarda öğretmenin her dediği ve istediği mutlaka yapılır. Öğretmen  ne demişse doğrudur, söylediği her şey harfiyen yerine getirilir.

 Öğretmenler okulda sadece öğretim görevini yerine getirmez bunun yanında eğitim görevini de yerine getirir. Yani,  öğrencileri bilgi ile donatarak meslek sahibi olması konusunda yardımcı olurken, bir taraftan da düşünceleri, davranışlarıyla öğrencilere model olarak öğrencilerin kişiliklerinin şekillenmesinde önemli rol alırlar.

Dünyanın her yerinde en saygın meslekler arasında gösterilen öğretmenlik maalesef ülkemizde her geçen yıl kan kaybediyor, öğretmenlerin saygınlığı azalıyor. Özellikle mesleğe yeni başlayan birçok genç öğretmen adına gelecek daha da kötü görünüyor.

Eğitimle ilgili alınan kararlarda en önce danışılması gereken öğretmenler, bürokratların aldıkları kararları sadece uygulayıcı durumundalar.

Her sene değişen sınav sistemleri, müfredatlar, disiplin yönetmelikleri vb. gibi konular yüzünden öğretmenler bir yandan bu yeni sistemlere uyum sağlamaya çalışırken bir yandan da değişen öğrenci profili ile mücadele ediyorlar.

Öğretmenlerin ekonomik sorunlarından atama sorunlarına, meslek içi eğitimlerinden, sendikal faaliyetlerine kadar birçok sorunları var. Ama bence bunlardan da önemlisi öğretmenlerin, öğrenci ve velisi karşısında hızla önemsizleştirilmesi/itibarsızlaştırılması ve güçsüzleştirilmesidir.

Sorarım size dünyanın hangi ülkesinde bir bakanlık kendi öğretmenini öğrenci ve veliler şikâyet etsinler diye bir telefon hattı oluşturur?

Evet  yanlış duymadınız, öğretmenlerin öğrenci ve velileri tarafından şikayet edilmesini sağlamak amacıyla kurulan ALO 147 diye bir telefon hattı mevcut.2 yıl önce MEB tarafından hizmete açılan bu hat ile öğretmenlerinizi 7/24  şikayet/ihbar edebilirsiniz. Üstelik bunları kanıtlamaya gereksinim bile duymadan birçok öğretmen hakkında soruşturma açıldığı bilinmektedir.

MEB"in resmi sitesinde" ALO 147 Talep-Şikâyet-Görüş-Öneri-İhbar-Bilgi edinme sorularınızı etkin ve hızlı bir biçimde çözüme kavuşturabilmek amacıyla kurulmuştur." denilmektedir. Dikkat edilecek olursa burada geçen "şikâyet ve ihbar" kavramları eğitime çok da yakışmayan kavramlardır.

Hadi bunları geçtim sürekli öğrenci lehine değişen sınıf geçme ve disiplin yönetmelikleri ile öğretmen  sınıf içinde her konuda pasifize edilmektedir. Elbette hiç bir öğrencinin sınıfta kalmasını istemem ve bunun asla bir çözüm olmayacağını en iyi bilenlerdenim. Aynı şekilde hiç bir öğrencinin de gereksiz disiplin cezası almasını istemem. Ama geldiğimiz noktada artık bir çok öğrenci özellikle ilk ve ortaokulda  sınıfta kalmanın imkânsızlığını biliyor ve bu yüzden öğretmenlerini hiç bir konuda ciddiye almıyor. Kağıt üzerinde var olan ancak çoğu  zaman uygulan(a)mayan disiplin yönetmelikleri de  öğretmenin elini ayağını bağlıyor.

Ailelerin çoğu da aşırı abartılı bir şekilde çocukları üzerinde bir korumacılık oluşturmuş durumda ve bazı veliler öğretmenleri neredeyse potansiyel tehlike olarak görüyor. Her meslek grubunda olduğu gibi öğretmenler içinde de elbette çürük yumurtalar olacaktır.

Yaklaşık 700 bini geçen bu büyük ordu içinde tamamının idealist-iyi niyetli-mükemmel olduğu söylemek doğru olmaz. Mutlaka öğretmenlerin içinde de gerek öğrencilere, gerekse velilerine karşı hatalı davranışları olanlar vardır. Her meslekte bunları görmek mümkündür. Bunun dışında gerek pedagojik formasyon, gerekse genel kültür, diksiyon vb. konularda yetersiz olan, hatta psikolojik sorunları olan bir çok öğretmen olduğu da inkar edilemez bir gerçektir.

Ekonomik sıkıntıları hep vardı, yine var ve öğretmen sorunları içinde belki de en çok kanıksanan ve en son sırada geleni bu konu olmalı. Sendikal faaliyetlerinin ne olduğu kaç parçaya bölündükleri, toplu sözleşme zamanı etkinlikleri ise tam bir komedi. En basitinden sendikalı öğretmenlerin sendika aidatı bile devlet tarafından ödeniyor. Böyle bir durumda bağımsız sendikacılıktan bahsetmek mümkün müdür? Zaten üye sayısı fazla olan ve toplu sözleşmelere katılan sendikaların politik görüşleri  de malumdur. Bu sendikaların öğretmenlerin özlük haklarını ne kadar savunduğu da gözler önündedir.

Başka bir sorun ise özellikle büyük kentler başta olmak üzere birçok yerde eğitimde bir standart yakalanamayışıdır. Merkezlerde  ve ekonomik gelir gruplarının yüksek olduğu semtlerde öğrenci/veli kalitesi ve okulların fiziki standartları son derece yüksek iken varoşlarda veya küçük yerleşim yerlerinde ise  yüzlerce problem yaşanmaktadır. Ama bu sorunların çoğu ile yine öğretmenler baş etmek zorunda veya olumsuzluklar karşısında suçlanan konumdadır.

Son olarak çıkarılan "öğretmenlere rotasyon düzenlemesinin" ise içeriği belli olmayıp nasıl uygulanacağı kafaları bir hayli karıştırmaktadır. Deyim yerinde ise binlerce öğretmen "diken üstünde" bu düzenlemeyi beklemektedir. Bir başka sorun da yeni öğretmen alımlarında KPSS"nin kaldırılarak, sözlü sınavla da öğretmen alımının yapılacak olması "yandaş öğretmen"  kavramını akıllara getirmektedir. Ayrıca öğretmenlerin kendi aralarındaki politik kutuplaşmalar ve gerilimler son yıllarda hızla artmaktadır.

 Bütün bu olumsuzluklara rağmen eğer  hala eğitimde belirli bir nitelik yakalayabilmişsek bunda yine en büyük pay öğretmenlerindir. Çünkü okullara ne kadar teknoloji getirseniz getirin, eğitimde en önemli unsur insan unsurudur. Ne akıllı tahtalar, ne de tablet ve bilgisayarlar ergenlik/gençlik dönemlerindeki insanların psikolojilerinden anlayamaz, onlara yardımcı olamaz.

Bazen üçgenin iç açılarının toplamından da, balıkların sindirim sisteminden de daha önemli şeyler vardır. Her öğrencinin ve her sınıfın havası diğerinden farklıdır. Bunu anlayan kişi de öğretmendir. Ne yaparsanız yapın, ne kadar ileri teknolojiyi getirirseniz getirin eğer öğretmen kalitesini ve öğretmene duyulan saygınlığı geliştiremezseniz ülkenin eğitimde ilerlemesi mümkün olamaz. Sonuçta olan yine çocuklarımıza/gençlerimize olur.

Unutulmasın ki eğitimde hiç bir birey kaybedilmeyecek kadar değerlidir.

Eğitim ve öğretimin içinde olan tüm paydaşlara başarılı bir eğitim sezonu geçirmeleri dileklerim ile..

İlhan İLMENÖZ


RADİKAL

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber