Bu haber kez okundu.

Okula gitmek istemeyen çocuğu cezalandırmayın
Bu dönemde hem aileler, hem de çocuklar bazı kaygı ve endişeler yaşıyor. Onlara destek olmak için çocukların yaşadığı zorlukları ve taşıdıkları endişeleri bilmek ve ona göre hareket etmek gerekiyor. Ailelerin de bazı kaygıları olabiliyor. Peki bunlar neler? Sırayla inceleyelim... 

Çocuğun kaygıları

* Okulda ne yapılır? 

* Benden istediklerini yapabilecek miyim?

* Öğretmen bana ne zaman kötü davranacak?

* Ben yokken annem-babam ne yapıyor?

* Büyük yaştaki çocuklar bana zarar verir mi? Ya bana sataşırlarsa?

* Kalabalıkta ne yapacağım?

* Okul ne zaman bitecek?

Anne-babanın endişeleri

* Çocuğum okulda sıkılacak mı?

* Gerekenleri başarabilecek mi?

* Öğretmeni onu sevip ilgilenecek mi?

* Tuvaletini yapabilecek mi? Merdivenlerden düşecek mi? Mikrop kapacak mı?

* Eşyalarını koruyabilecek mi?

* Okulunu, öğretmenini sevecek mi?

* Arkadaş bulabilecek mi?

* Diğer çocuklar iyi davranacak mı?

İlkokul birinci sınıf çocuklarında karşılaşılabilecek birçok sorun bulunuyor. Bunlardan bazılarını ve alınabilecek önlemleri şöyle özetleyebiliriz...

Okula gitmek istememe: Bazı çocuklara anne-babadan ve evin rahatından ayrılmak zor gelir. Anne babanın kaygıları çocuğa yansıyabilir. Kalabalığa alışık değildir.

Okulda yaşadığı şeyler onu mutlu etmiyordur. Çocuğun neden okula gitmek istemediğini doğru tespit etmeye çalışın. Gitmesi konusunda kararlı olun. Bağırmayın, tehdit etmeyin ama kesinlikle okula gitmesi gerektiğini sakin ve kararlı bir şekilde söyleyin.

Öğrenmede zorluk: Mahcubiyet, öfke hatta suçlanma psikolojisine girmeyin. Görsel olmayan çalışmalardan sıkılabilir. Ona arada hareket imkânı sağlayın. Öğretmenle işbirliği yapın, rehberlik uzmanı ile görüşün.

Arkadaşının eşyasını alma: “Ben ve başkaları” anlayışı 8 yaşından sonra gelişir. Onu yargılamadan, ayıplamadan bu alışkanlığından vazgeçirmeye çalışın.

Tırnak yeme: Taklit veya zorlanma ortamı sonucu olabilir. Fazla ısrarcı olmayın. İşe yarayacak yöntemi deneme yanılma yolu ile bulun. Farklı rahatlama yöntemleri öğretin. Zorlama varsa bunu azaltın. Öfke gibi duygularını ifade etmesine izin verin.

Saldırgan davranışlar: Çocuğunuz saldırgan davranışlarda bulunduğunda sorunu kabullenin. Onun kaygılarını azaltacak yollar bulmaya çalışın. Sabırla ve kararlılıkla saldırgan davranışlarını durdurmaya çalışın.

Kendine güvensizlik: İçe kapanıklık, kendini ifade etmekte zorlanma, kenarda kalma... Böyle durumlarda çocuğun olumlu davranışlarını övün ve yüreklendirin. Onu ezmeyecek güveni iyi bir arkadaş edinmesini sağlayın.

Sağlığını koruyun: Her çocuk okul başlamadan önce özellikle bir çocuk doktoru tarafından kontrol edilse iyi olur. Olası alerjiler, görme veya işitme bozuklukları, eksik olan aşıları bu kontrol sırasında ortaya çıkabilir. Böylece önlemler erkenden alınabilir ama okulların açıldığı ilk hafta da bu kontroller için uygun zaman dilimidir.

Sevginizi gösterin: Kendisinden ne kadar memnun olduğunuzu onun anne-babası olmaktan mutluluk duyduğunuzu anlatın. Onu ne kadar çok sevdiğinizi duymak daima çocuğunuza güven verir. Okula kendisine güvenerek başlamasına yardımcı olur.

İlkokulun farkını anlatın: Çocuğunuza ilkokulun anaokulundan nasıl farklı olduğunu anlatın. Öte yandan “artık okulda koşuşturmak, gürültü yapmak yok. Çok sessiz bir şekilde öğretmenini beklemelisin. Her gün verilen ödevleri yapmalısın...” gibi cümlelerde ilkokulun katı bir disiplin anlayışı gerektirdiği izlenimini vermeyin.

Hazırlıklara onu da katın: Okul için yaptığınız hazırlıklara çocuğunuzu da katın. Çantasının, okul kıyafetlerinin hazırlanmasında onun da katkısı bulunsun.

Çocuğunuzla konuşun: Çocuğunuzun okulla ilgili olumsuz duygularını reddetmeyin. Bu duyguların normal olduğunu çocuğunuza anlatın. Okula başlaması sizi de heyecanlandırmıştır. Siz de belli belirsiz bir endişe, korku ya da hüzün taşıyor olabilirsiniz. Bu duygularınızın bir kısmını çocuğunuzla paylaşabilirsiniz ama çok açık bir şekilde kendi duygularınızı anlatırsanız, çocuğunuzun endişelerini arttırabilirsiniz.

Asla cezalandırmayın: Okula yeni başlayan çocuklarda görülen okul korkusu anneden ayrı kalma korkusuyla ilgili oluyor genellikle. Annenin yokluğunda kendisine ve annesine zarar geleceği endişesi yaşayan çocuğu ‘okula gitmek istemiyor’ diye cezalandırmayın; küçük düşürücü sözlerle aşağılamayın. Anneden ayrı kalma korkusu ile oluşan belirtileri şımarıklık, ilgi çekme arzusu ya da sizi kızdırmak için yapılan davranışlar gibi yanlış yorumlamaktan kaçının.

Uyum sorunlarını anlayışla karşılayın: Her yeni durum gibi, çocuğun okula başlaması da, uyum sorununu ortaya çıkartacaktır. Çocuklar okula ilk geldiklerinde ann ve babalarından ayrılmak istemez, sarılıp, ürkek gözlerini çevrede gezdirerek, içeri girmekte direnirler. Bu süreç, her çocuğa göre değişir. Çocuk çeşitli bahanelerle (karnım ağrıyor, başım ağrıyor gibi) evde kalmak ister. Evden ayrılmamak ve okula gitmemek için, tipik bir biçimde bedensel yakınmalarla anne babasını ikna etmeye çalışan çocuklarda şu belirtiler görülebilir:

–Baş ağrıları,

–Karın ağrıları, bulantı kusma hissi,

–İştahsızlık, keyifsizlik,

–Uyku düzeninde bozukluklar,

–Okul sorumluluklarının yerine getirilmesinde aksamalar.

Bunlar kaygı ve stresten kaynaklanan gerçek fizyolojik rahatsızlıklardır. Zamanında tedbir alınması gerekiyor. Bunu ciddiye almalı ve onu doktora götürmelisiniz. Fakat doktordan çıktıktan sonra onu eve değil okula bırakın. Çünkü ilk günlerde okula gitmemek gibi bir taviz koparırsa ertesi gün için başka bir bahane bulabilir. Bu bahaneler birbirini izler ve sonunda çocukta anneden ayrılma korkusu artık okul fobisi haline dönüşür. Bunun üstesinden gelmek ise gün geçtikçe zorlaşır.

İkinci gün okul binasına girmeyin: Anneler ilk derse çocukla birlikte girebilir, ikinci derste ise salonda bekleyebilir. Ancak okulun ikinci günü artık binaya girmeyin. Bahçede bir yer gösterip, onu orada bekleyceğinizi söyleyebilirsiniz.Üçüncü gün de çocuğu bahçede bekleyebilirsiniz ancak dördüncü günden sonra bir iş bahane edip okula gitmeyi azaltmalısınız. Çocuk okula başlayınca sizden tamamen koptuğunu düşünmemeli. Öğretmenlere birlikte gidip kendi telefon numaranızı verin. Elbette anne-baba olarak hiç bir zaman ağlama, sızlanma durumlarına düşmeyin.

Okulu gezdirin: Çocuğa okula başlayıp büyüdüğünü göstermenin bir yolu da okulu gezdirmektir. Çoğu mesela tuvaletin nerede olduğunu bilmek ister. Tüm yaş grupları için geçen yıl ne olursa olsun bu yılın yeni bir başlangıç olduğunu vurgulamak gerekiyor. Ebeveyn olarak her zaman onların tarafında olduğunuzu göstermelisiniz.

Yol arkadaşı bulun: Yeni bir okula başlayan çocuklar ilk aylarda yalnızlık çekerler. Onları bu konuda önceden uyarmak yararlı olur. İlk birkaç gün okula giderken daha önce okula başlamış komşu veya arkadaş çocukları ile birlikte yolculuk yapmak yardımcı olabilir. Böyle bir arkadaş, çocuğunuzun korkularını azaltabilir. Benzer bir şekilde okulda çocuğunuzun tanıdığı büyük bir öğrencinin bulunması ona güven verebilir. Bu öğrencinin sınıfının yerini çocuğunuza gösterebilirsiniz ya da gün içinde her ikisinin okul bahçesinde veya koridorlarda buluşmalarını önerebilirsiniz. Okulda daha tecrübeli bir “dostunun” bulunduğunu bilmek çocuğunuzu rahatlatır.

Okula başlama ile ilgili duyguları abartmayın: Çocuğunuzun okula başlamasından çok aşırı duygularla söz etmeyin. Ona; okulda ne kadar iyi vakit geçireceğini, ne çok eğleneceğini, okulun ne kadar harika bir yer olduğunu aşırı coşkulu bir biçimde anlatmayın. Okula başlamanın başlangıçta insana zor gelebileceğini ama zaman içinde herkesin okula alıştığını ve okulda öğretmenleri ve arkadaşları ile birlikte vakit geçirmekten mutluluk duyduklarını normal bir duygu tonu içinde açıklayın. Çocuğunuz okulla ilgili beklentilerinden çok heyecanlı bir şekilde söz edecek olursa onun duygularının dozunu da bir parça azaltmaya çalışın.

Okula uğrayın: Okula sık sık uğrama olanağınız yoksa orada olup bitenleri öğrenmek istemeniz, yavrunuzun hoşuna gider. Çocuğunuz, okuldaki dünyasını eve taşımaktan hoşlanır. Bu davranışınız, onunla ilgilendiğinizi kanıtlayacak ve çocuk üzerinde çok olumlu bir etki yaratacaktır. Bazı çocuklar, okuldan eve döndükleri zaman yaptıkları ile ilgili konuşmak istemeyebilir. Kurnazca sorular sorarak, çocuğunuzun konuşmasını sağlayabilirsiniz. Ona kendi çocukluğunuzla ilgili öyküleri anlatıp, konuşması için zemin hazırlayabilirsiniz. Çocuk okul anılarını sizinle paylaşmasında bir sakınca olmadığını anlayınca rahatlayacaktır.

Ödevleriyle ilgilenin: Büyükler, çocukların ev ödevleriyle ilgilenince onların çalışma isteği artar. Anne ya da babasıyla birlikte sorunların üstesinden gelmek hoşlarına gider. Veli, ev ödevini yapan çocuğa bir çeşit yol gösterici gibi davranmalı. Çocuk ödevlerini kendisi yapmalı. Çocuk ev ödevlerini yaparken sorunlarla karşılaşınca ona çözüm yolları göstermek, ev ödevlerini kontrol edip yanlışlarını saptamak ve bunları düzeltmenin yöntemlerini anlatmak doğru olur.

 
Kaynak: Nevin DÖLEK - Psikolog Doktor-Hürriyet
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber