Bu haber kez okundu.

Okul yönetici görevlendirmelerinde, hukuksuzluk nereye kadar sürecek?
 2014 YILINDA TÜM OKUL MÜDÜRLERİ KANUNLA GÖREVDEN ALINDI
2014 tarihinde yapılan değişiklikle 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 10 maddesinin 8. Fıkrasındaki; "(Ek: 1/3/2014-6528/25 md.) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla halen Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcısı olarak görev yapanlardan görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevi, 2013-2014 ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Görev süreleri dört yıldan daha az olanların görevi ise bu sürenin tamamlanmasını takip eden ilk ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer." hükümleri ile mevcut okul yöneticilerinin görevine son verilmiştir.

Yine 2014 tarihinde yapılan değişiklikle 652 Sayılı KHK'nın 37. maddesinin (8) numaralı fıkrasındaki; "(Değişik: 1/3/2014-6528/22 md.) Okul ve Kurum Müdürleri, İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu fıkra kapsamındaki görevlendirmeler özlük hakları, atama ve terfi yönünden kazanılmış hak doğurmaz." hükümlerinde yer verilen değişiklikler ile birlikte Okul ve Kurum Müdürleri, İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilecektir.

GÖREVDEN ALINAN OKUL MÜDÜRLERİNE YÖNETMELİKLE YENİDEN GÖREVLENDİRİLME HAKKI VERİLDİ

Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar ise 10.06.2014 tarih ve 29026 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik ile belirlenmiş ve görevden alınan okul yöneticilerine yeniden değerlendirme hakkı verilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı, Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılan bu kanun maddesinin iptal edilmemesi için dava Anayasa mahkemesinde görüşülürken çıkardığı bu yönetmelikle "görevden almıyorum yeniden değerlendireceğim" diyerek maddenin Anayasa Mahkemesince iptalinin önüne geçmiştir.

MEB ANAYASA MAHKEMESİNDEN KURTULAYIM DERKEN YEREL MAHKEMELERE TAKILDI

Ama MEB hatayı burada yapmıştır. Anayasa Mahkemesinden kurtulayım derken kanun ile almış olduğu okul müdürlerine yönetmelik ile değerlendirme hakkı vermiş, (Eğer bu hak verilmemiş olsaydı muhtemelen Anayasa mahkemesi müdürleri görevden alan kanun maddesini iptal edecekti.) müdürlükte dört yıllık görev süresini dolduranlar ilgi yönetmelik ekindeki Ek-1'de yer alan, Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri Değerlendirme Formu üzerinden değerlendirilmiştir.

Ek-1'de yer alan Form üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda 100 üzerinden 75 ve daha üstü puan almaları halinde, il milli eğitim müdürünün teklifi üzerine valinin onayı ile görev süreleri uzatılmıştır. Ancak; 100 üzerinden 75 puandan düşük alan kişilerin görev süreleri uzatılmamıştır.

OKUL MÜDÜRLERİNİ DEĞERLENDİRECEK KOMİSYONUN TAMAMI YENİ ATANDIĞINDAN HİÇ BİRİ HİÇBİR OKUL MÜDÜRÜNÜ TANIMAMAKTAYDI

Okul müdürlerinin görev sürelerinin uzatılması için kurulun komisyonlarda görev alan İl/İlçe Milli Eğitim Müdürleri ile Şube Müdürlerinin tamamına yakını yeni atanmış değerlendirecekleri okul müdürlerinin hiç birisini tanınamamaktadırlar.

Okul müdürleri hakkında yetkisiz kişilerce yapılan değerlendirmelerde tam bir kıyım yapılmış, 8 bine yakın okul müdürü sendikal ayrıma tabi tutularak büyük bir çoğunlukla bir sendika üyesi olmayan okul müdürleri başarısız bulunmuşlardır.

Üstelik puanlamalarda öyle trajikomik olaylar da yaşanmıştır ki; ölen insanlara 100 puan verilmiş, belediye başkan yardımcısına, kurum değiştirenlere, emekli olanlara 75 ve üzerinde puan verilmiştir. Hatta geçici ilçe müdürleri bile kendilerine 100 tam puan vermiştir.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU OKUL YÖNETİCİLERİNİ GÖREVE GERİ İADE ETTİ

10 Haziran 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğe açılan davada, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 2014/1151 Y.D. İtiraz Nolu ve 18.02.2015 tarihli kararıyla eğitim kurumu yöneticilerinin görevlendirilmelerine ilişkin Yönetmeliğin bazı hükümleri hakkında yürütmenin durdurulması kararı vermiştir.

Söz konusu karar;

A- Müdürlük görev süresinin uzatılmasına ilişkin değerlendirme sürecinde ilçe milli eğitim müdürü, eğitim kurumundan sorumlu şube müdürü ve insan kaynaklarından sorumlu şube müdürünün, değerlendireceği okul müdürü ile en az altı ay süreyle çalışmış olması gerektiği,

B- Müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı görevlendirmelerinin sadece okul müdürünün teklifi üzerine yapılmasının doğru olmadığı, duyuru ve değerlendirme ölçütleri konularak yapılması gerektiği yönünde olmasına karşılık Milli Eğitim Bakanlığı bu Danıştay kararına uymamıştır. Bu karar gereğince 6 aydan eksik çalışan yetkililerin vermiş olduğu puanlar iptal edilerek diğer puanlar yüz üzerinde değerlendirilip geçer puanı alanların görevine devam etmesi geçer puanı almayanların ise görevine son verilmesi gerekmektedir.

Ayrıca görevden alına tüm müdür yardımcılarının da göreve iade edilmesi gerekmektedir.

MEB HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ YENİ YÖNETMELİĞİ BEKLEYİN DEDİ

Bu görev süreleri uzatılmayan ve bir sendikaya da üye olmadıkları görülün okul müdürleri de açmış oldukları bireysel davaları kazanmış davaların gereğinin yerine getirilmesi gerekirken MEB Hukuk Müşavirliği 01.07.2015 tarih ve 6825421 sayılı yazıları ile; "Ayrıca, usulüne uygun belirlenen öğretmenler okul aile birliği öğrenci temsilcisi tarafından verilen puanlarla değerlendirme yapılmasının hizmetin gereği ve bu konudaki mevzuatın amacına uygun düşmeyeceği yapılacak yeni düzenlemenin beklenmesi gerektiği." saptamasında bulunarak mahkeme kararları uygulanmamıştır.

AYNI KİŞİYE AİT UYGULANMADIĞI İÇİN AÇILAN DAVALARDA DÖRDÜNCÜ TUR TAMAMLANMIŞTIR

Binlerce dava kazanılmış, kazanılan davanın gerekleri yerine getirilmemiş aynı davalar uygulanmadığı için tekrar açılmış ve tekrar kazanılmıştır. Aynı kişiye ait uygulanmadığı için açılan davalarda dördüncü tur tamamlanmıştır.

Halbuki idare hukuku ilkelerine göre yürütmenin durdurulması veya iptaline karar verilen bir işlemin yeniden değerlendirilerek bir karar verilip uygulanacağı durumlarda yürütmenin durdurulmasına ya da iptaline karar verilen işlemin tesis edildiği tarihteki hukuki koşullara dönülmesi gerekeceği ve uygulamanın da o tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre 30 gün içinde işlem yapılması gerektiği hukuki bir gerçekliktir.

TÜM OKUL MÜDÜRLERİNİN GÖREVE GERİ İADE EDİLMESİ GEREKMEKTEYDİ

Şöyle ki; Mahkemenin bu iptal kararlarına müteakip Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2014/1151 Y.D. İtiraz Nolu ve 18.02.2015 tarihli kararı da dikkate alınarak puanlamanın yapıldığı sırada okul müdürü ile altı ay süreyle çalışmayan il/ilçe milli eğitim müdürü ve şube müdürlerinin vermiş oldukları puanların 2014 tarihli Yönetmeliğin Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri İçin Değerlendirme Formu Ek-1'in açıklamalar kısmı 6. maddesindeki; "Değerlendirici konumunda olanların herhangi bir nedenle değerlendirme yapamaması halinde, değerlendirme kıdemi az olan öğretmen, öğretmenler kurlunca seçilen iki öğretmen veya okul aile birliği başkanı ve değerlendirme yapılan puanı esas alınır. Bunlardan her ikisinin de değerlendirme yapamaması veya diğer değerlendiricilerden birinin değerlendirme yapamaması durumunda ise yapılmış bulunan değerlendirmeler 100'lük sisteme göre hesaplanır." hükümlerine göre iptal edilerek diğer değerlendiricilerin verdiği puanların Ek-1 Değerlendirme Formu açıklamalar bölümü 6. maddesi uyarınca eski yönetmeliğe göre verilen puanlardan değerlendirme dışı kalan puanların iptal edilerek diğer değerlendiricilerin verdiği puanların yüze tamamlanarak puanlamanın yeniden yapılması sonucunda okul müdürü olarak görevlendirilmeleri gerekmekteydi.

MEB YENİ YÖNETMELİK İÇİN TAM 16 AY BEKLEDİ

MEB yönetmelik çıkartılmasını elden geldiğince geciktirerek tam 16 ay sonra 06.10.2015 Tarihli ve 29494 Sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik çıkartılarak sözlü sınav (mülakat) getirilmiştir.

MEB HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ "ESKİ DEĞİL YENİ YÖNETMELİK UYGULANSIN" DEDİ

Ardından MEB Hukuk Müşavirliği 12.10.2015 tarih ve 10243648 sayılı yazıları ile "İptal kararlarının yürürlükten kaldırılan mevzuatı canlandırmayacağı, dolayısıyla yeni yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği." saptamasında bulunmuştur. Bu görüş yazısına istinaden davayı üçüncü hatta dördüncü kez kazanan okul müdürleri yeni yönetmeliğe göre mülakata alınmışlardır.

MEB HUKUK MÜŞAVİRİNE TAZMİNAT DAVASI AÇILDI

MEB Hukuk Müşavirliği tarafından hazırlanan görüş yazılarından dolayı bugüne kadar yargı kararının uygulanması mümkün olmadığından hukuk tanımazlığın önüne geçmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı 1. Hukuk Müşaviri Hayati CANKALOĞLU hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ve adli yargıda 100.000,00 (yüz bin) TL. Manevi tazminat davası açılmıştır.

MEB HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ BENDEN GÖRÜŞ ALMADAN BİR ŞEY YAPMAYIN DEDİ

MEB hukuk müşavirliği, 09.11.2015 tarih ve 11382385 sayılı yazıları ile verdiği başka bir görüşte, atamaların iptaline yönelik olarak MEB İnsan Kaynaklarından görüş alınmasını önermiştir.

MEB HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ DAVAYI KAZANANLARI ATAYIN DEDİ

Yine MEB Hukuk Müşavirliğini 11.01.2016 tarih ve 305433 sayılı yazıları ile Müdür iken görevden alınan kişinin davayı kazanması halinde, Milli Eğitim Bakanlığı müdür görevlendirmeleri yaptığından, kişinin müdür olarak atanması gerektiğini bildiren görüş yazısı hiç uygulanmamıştır.

ZATEN MÜLAKATA GİRME HAKLARI OLAN GÖREVDEN ALINAN OKUL MÜDÜRLERİ MÜLAKATA ALINDI

İşin garibi bu görevden alınan okul müdürlerinin zaten görev süreleri bakımından mülakata direkt girme hakları var iken bir lütufmuş gibi mahkeme kararlarını geçersiz kılmak için mülakata girme hakkı verilmiştir.

MÜLAKAT YAPTILAR FAKAT SONUÇLARI AÇIKLAMADILAR

06.10.2015 Tarihli ve 29494 Sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğinin "Sözlü sınav sonuçlarının duyurulması ve itiraz" başlıklı 22. maddesindeki; "(1) Sözlü sınav sonuçları, sınavların yapıldığı tarihten itibaren en geç on iş günü içinde il milli eğitim müdürlüklerinin internet sitesinde duyurulur.

(2) Sözlü sınav sonuçlarına, sonuçların açıklandığı tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde ilgili il milli eğitim müdürlüğüne itiraz edilebilir. Bu itirazlar en geç beş iş günü içinde sözlü sınav komisyonunca incelenerek karara bağlanır. İtiraz sonuçları, il milli eğitim müdürlüklerince itiraz sahiplerine duyurulur." hükümlerine göre mülakat sonuçların 15 gün içinde açıklanması beklenirken mülakatlar açıklanmayıp 2016 Haziran ayına bırakıldı, çünkü sonuçlar açıklansa mart nisan mayıs aylarında boş kadrolara bu davayı kazanan müdürler atanacaktı bunun önüne geçmek için mülakat sonuçları açıklanmadı itiraz hakkı verilmedi.

PEKİ, BEKLEMEDEKİ AMAÇ NEDİR?

Milli eğitimin amacı bu kişilerin sonucunu mülakata aldığı an açıklarsa müdürlüğü boş olan okullara atanırlar. Bu okullara bunları atamamak ve dolayısıyla hiçbir şekilde bu kişileri müdürlüğe atamamak için Hazirandaki mülakatı bekliyorlar. Haziran ayında sınava girecek kendi yandaşlarına yüksek puan verip, davayı kazanları bunlarla birlikte değerlendirmek istiyorlar. Sonrada atanmak için puanınız yetmedi deyip bu dava kazananları müdür yapmayacaklar.

Şuan mülakatı açıklasalar akabinde atama yapmak zorunda kalacaklar. Bu görevden alınan okul müdürlerinden başka başvuracak olmadığından bunların tamamı boş olan okullara atanacak. Bunu önlemek içinde sonuç açıklamamayı, yönetmeliğe aykırı olarak Hazirana kadar beklemeyi seçtiler.

HAZİRANDAKİ NORMAL MÜLAKATA GİRMEK İSTEYEN GÖREVDEN ALINAN MÜDÜRLERE ESKİ MÜLAKATA PUANINDAN FERAGAT ETMESİ İSTENDİ

Bu sefer mülakat puanı Hazirana kadar saklanan görevden alınan okul müdürleri normal mülakata girmek istediler. Bu duruma MEB İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü 13.05.2016 tarih ve 5381106 sayılı yazıları ile idari iş ve işlemlere karşı daha önce açmış olduğu dava nedeniyle yargı mercilerince verilen kararlar uyarınca sözlü sınava alınan ilgilinin yeniden sözlü sınava alınması halinde aynı görevlendirme döneminde iki sözlü sınav puanı oluşacağından, uygulamada adaylar arasında eşitsizliğe meydan verilmemesi bakımından, yargı kararı gereği yapılan sözlü sınav puanından feragat ettiğine ilişkin yazılı olarak başvuruda bulunması halinde müdür görevlendirme sınavına yeniden alınmasında sakınca olmadığını bildirmiştir.

İşin garibi mahkeme kararları davayı kazananları mülakata alın dememiştir. Bu yazı başlı başına MEB'in yargı kararlarını baypas etmeye çalıştığının işaretidir. Dediğimiz gibi mülakata aldıysanız neden atamadınız Haziranı neden beklediniz görevden alınan okul müdürlerinin zaten mülakata girme hakkı olduğunu bilmiyor muydunuz?

FAKAT YARGI "DAVALAR AÇILDIKLARI TARİHTEKİ YÖNETMELİKLERE GÖRE DEĞERLENDİRİLİR" DEDİ

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulunun Y.D. İtiraz No: 2016/1495 sayılı ve 12.04.2016 tarihli kararında; "Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 10.06.2014 tarihli yönetmelikte belirtilen usul ve esaslara uygun olarak davacı hakkında bir değerlendirme yapılması gerekirken, yeni düzenlenen 06.10.2015 tarihli yönetmelik uyarınca davacıyı mülakat sınavına çağrılmasına ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmemiştir." hükmünde bulunarak,

Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin Y.D. Esas No: 2016/9 sayılı 16.02.2016 tarihli kararında; "Davacının görev süresinin uzatılmasına ilişkin işlemlere yönelik olarak 3 defa yürütülmesinin durdurulması yönünde verilen mahkeme kararlarının gerekçeleri de dikkate alınarak doğrudan görev süresinin uzatılması gerekirken, bu şekilde işlem tesis edilmeden yeni yönetmelik gereği sözlü sınava çağrılmasına ilişkin işleme yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır." hükmünde bulunarak,

Samsun 1. İdare Mahkemesi'nin Y.D. Esas No: 2016/16 sayılı 17.02.2016 tarihli kararında; "sonradan yürürlüğe giren yönetmelik hükümlerinin davacıya uygulanması ve bu çerçevede davacın mülakata çağrılmasına olanak bulunmaması karşısında, mevzuat hükümleri ve mahkeme kararların gerekçeleri doğrultusunda, davacın müdürlük görev süresin doğrudan uzatılmasın gerektiği açık olduğundan, aksi yönde tesis edilen dava konuş işlemle davacın görev süresi uzatılmayarak mülakata çağrılmasında mevzuata ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır."


"İdarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre gecikmeksizin işlem ya da eylemde bulunmak zorunda olması aynı zamanda "Hukuk Devleti" ilkesinin gereğidir. Anayasanın 2. maddesinde yer alan bu ilke karşısında idarenin mahkeme kararlarını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Bu durumda artık idarenin "takdir yetkisi" değil "bağlı yetki" durumu söz konusudur. Ayrıca idareler yargı kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda işlem tesis edeceklerdir. .Bir hukuki işlemin yargısal denetiminde, işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına göre denetim yapılması hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerinin gereği olduğu gibi, bu şekilde bir yargısal denetimle verilen karar uygulanırken iptal kararının geçmişe dönük etkisi de göz önünde bulundurularak iptal edilen işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla iptal kararında belirtilen şekilde işlem tesis edilmiş gibi kabul edilerek bir yola girilmesi de hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerinin gereğidir. Bu durumda, sonradan yürürlüğe giren Yönetmelik hükümlerinin davacıya uygulanması ve bu çerçevede davacının sözlü sınava çağrılmasına olanak bulunmaması karşısında; yukarıda anılan mevzuat hükümleri ile Mahkeme kararlarının gerekçeleri doğrultusunda davacının görev süresinin uzatılıp uzatılmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması gerekmekte iken; sözlü sınava çağrılması şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde bu nedenle hukuka ve mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır." hükmünde bulunarak davalar açıldıkları tarihteki yönetmeliklere göre değerlendirilir demiştir.

YARGI KARARLARINI UYGULAMAYAN YÖNETİCİLER TAZMİNATA MAHKÜM EDİLDİ

Samsun 1. İdare Mahkemesi'nin Esas No: 2016/16 sayılı, Karar No: 2016/633 sayılı, 28.04.2016 tarihli kararında;

Müdür olarak görev yapmakta iken görev süresi sonlandırılan ve görev süresinin uzatılma işlemine 3. kez açtığı davada görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada Samsun İdare Mahkemesi tarafından E.2015/1158 sayılı dosyada işlemin iptali yolunda karar verilmesi üzerine doğrudan müdür olarak görevlendirilmesi gerekirken 06.10.2016 günlü 29494 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik hükümleri uyarınca sözlü sınava çağırılma işleminin iptali ve 5.000.00 TL tazminat istemiyle açtığı davada, mülakata çağırılma işleminin iptali ile manevi tazminat istemi kabul edilerek 5.000,00 TL manevi tazminatın işlemin tesisinde kişisel kusuru bulunan kişi veya kişilere rücu edilmek kaydıyla davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi'nin Esas No: 2015/1421 sayılı, Karar No: 2016/438 sayılı, 28.03.2016 tarihli kararında;

Müdür olarak görev yapmakta iken görev süresi sonlandırılan ve Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik ekinde yer alan "Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri İçin Değerlendirme Formu" uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda verilen puanın 75'in altında olduğu gerekçesiyle görev süresinin uzatılmamasına karar verilen davacının, yürütmeyi durdurma kararı verilmesi üzerine, yeniden yapılan değerlendirme sonucu düşük puan verilerek görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemlerden dolayı uğradığı sıkıntı ve üzüntüden dolayı manevi tazminat talebiyle açılan davada; yargı yerlerince verilen iptal kararlarının uygulanmaması veya eksik ve geç uygulanması ya da yargı kararlarını etkisiz kılacak şekilde işlem tesis edilmesi halinde idarenin kusurundan söz edilmekte ve bu gibi durumlarda ilgilisi açısından oluşacak zararların giderilmesi gerekmektedir. Zira; hukuk sistemi içerisinde mahkemelerce verilen ve idarelerin uymak zorunda olduğu kararlar, ilgili taraf açısından işlevsiz duruma getirilmiş ise adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin ve buna bağlı olarak Hukuk Devleti ilkesinin bir anlamı kalmayacaktır. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da, yargı kararlarının uygulanmaması sorunu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Adil Yargılanma Hakkı" başlıklı 6. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre, uyuşmazlığa konu olaydaki sürecin oluş biçimi ve şekli dikkate alındığında, manevi değerlerinde meydana gelen eksilme ile duyulan acı, üzüntü ve sarsıntı karşılığı olarak davacıya takdiren 3.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği belirtilerek, 3.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.

Samsun 1. İdare Mahkemesi'nin Esas No: 2015/1286 sayılı, Karar No: 2016/356 sayılı, 17.03.2016 tarihli kararında;

Müdür olarak görev yapmakta iken görev süresi sonlandırılan ve Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik ekinde yer alan "Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri İçin Değerlendirme Formu" uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda verilen puanın 75'in altında olduğu gerekçesiyle görev süresinin uzatılmamasına karar verilen davacının, yargı kararları neticesinde üçüncü kez yapılan değerlendirme sonucu düşük puan verilerek görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemin iptali ve manevi tazminat talebiyle açılan davada, yargı kararlarına rağmen, yeni bir hukuki sebep ortaya konulmadan davacının değerlendirmeye tabi tutularak düşük puan verilmek suretiyle yargı kararlarını gerekçesinin aksine işlem tesis edildiğinden olayda ağır hizmet kusurunun bulunduğu, kariyer ve liyakat ilkeleri gözetilmeksizin ve yargı kararlarına rağmen kişilerin statü hukukundan kaynaklı haklarının ihlali anlamı taşıyacak şekilde idari yetki kullanılması nedeniyle davacının acı, üzüntü ve elem duyacağının kabul edilmesi gerektiği belirtilerek, dava konusu işlemin iptaline, manevi tazminat isteminin kabulüne, 5.000,00 TL manevi tazminatın olayda kişisel kusuru bulunan kişi veya kişilere rücu edilmek kaydıyla davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin Esas No: 2015/1179 sayılı, Karar No: 2016/141 sayılı, 04.02.2016 tarihli ve Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin Esas No: 2015/1158 sayılı, Karar No: 2016/142 sayılı, 04.02.2016 tarihli kararında;

Yargı kararları neticesinde üçüncü kez yapılan değerlendirme sonucu düşük puan verilerek görev süresi uzatılmayan, göreve iade edilmemelerinin hem şahısları hem aileleri için büyük bir manevi buhran olduğu ileri sürülerek, manevi tazminat talebiyle açılan davalarda; davacının olumsuz olarak değerlendirilmesine esas teşkil edebilecek nitelik ve yeterlilikte herhangi bir belge bulunmaksızın görev süresinin uzatılmadığı, mahkeme kararlarının gereğinin yerine getirilmediği, olayın oluş biçimi ve dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucu takdiren 2.500.00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.

Soruyoruz; Hukukun üstünlüğünden mi, Üstünlerin hukukundan mı yanasınız?

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'ın; "Benim bürokraside her zaman en büyük rakibim bürokratik oligarşidir. Siyasiler, bürokratik oligarşiyi mağlup ettikleri oranda başarılı olurlar. Buna inanıyorum" şeklinde ifade ettiği gibi,

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'ın; "...üstünlerin hukukunu mu oluşturacağız yoksa hukukun üstünlüğünü mü oluşturacağız? Üstünlüğün hukukunu oluşturmak için varsak insan olarak kendimizden utanmamız gerekir, ama hukukun üstünlüğünü oluşturmak için varsak o zaman yaradılışımızın gereğini yerine getirmiş oluruz. Bu hukuk hepimize lazım...." şeklinde ifade ettiği gibi,

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'ın; "Eğer adalet yoksa, o devletin ayakta durması mümkün değildir. Hazreti Ömer 'El adlü esasül mülk' diyor. Mülkün esası, temeli adalettir. Bazıları bunu mal mülk anlamında anlıyor. Aslı o değil. Oradaki mülk ifadesi devlettir. Yani devletin esası adalettir, temeli adalettir. Eğer adalet yoksa o devletin ayakta durması mümkün değildir. Onun için adalet üzerine kurulu bir devlet? İşte hedef bu olmalı." şeklinde ifade ettiği gibi,

Bu hukuksuzluklar yaşanır iken Başbakan olan Ahmet DAVUTOĞLU'nun; "Kim ne gerekçeyle ayrımcılık yapmak isterse karşısında bizi bulur,", "Bir kişinin bile hakkını yersek bu makamlar bize haram olsun" dediği gibi,

Sayın yetkililerimiz "Fırat'ın kenarında bir kuzuyu kurt kapsa yarın adli ilahide Ömer'den sorulur." cümlesinde dile gelen hakikati, kurt sofrasında parça parça edilen kuzuların çığlıklarını duymazdan gelerek ayakta duramazsınız. Çünkü sizler kurttan değil kuzudan sorumlusunuz bu hakikati unutmayın.

"Bir kişinin bile hakkını yersek bu makamlar bize haram olsun." diyen, bu hukuksuzluklar yaşanır iken Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi AVCI, Müsteşar Sayın Yusuf TEKİN; çağrım sizleredir.

En basit hukuk kaidelerinin bile keyfi olarak ayaklar altına alınması mazur görülemez. Kamu idaresinin bir ciddiyeti vardır. Asgari düzeyde bile olsa kendisini kayıt altına aldığı usul ve esasları vardır. Adalet, hakkaniyet her işin olduğu gibi idarenin de temelidir. Bu sebeple adalet, hakkaniyet; birkaç kişinin keyfine ve karanlık ilişkiler ağının kuytu köşelerine terk edilemez.

Kendi ülkemizde kuntekinte muamelesi görmekteyiz. İşgal ettikleri Devletin makamlarını "kesbi" değil de "vehmi" olarak elde edenlerin Devletin kadrolarını babasının malı gibi gören anlayışla ve Bürokratik oligarşiyle iş tutmaya alışmış kurum yöneticilerinin gerçek anlamda hak arama noktasında hiç bir kişisel hesaba girmeden sırf hakkın ve adaletin yanında olmaları mümkün değildir.

Halbuki saygın devlet, yönetim kademelerine ancak kesbi yolardan gelinebilen devlettir. Makamlarına gelenlerin neden o makamlara getirildiğine dair tüm kamuoyunun vicdanının rahat olduğu devlettir.

Milli Eğitim Bakanlığının taşradaki üst düzey bürokrasisinin siyasal ve sendikal çevrelerle işbirliği yaparak kast sistemini çağrıştıran anlayışla yandaş olmayanlara kunta kinte muamelesi yapması kabul edilemez.

Ahmet KANDEMİR

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber