Bu haber kez okundu.

Öğretmenim, yine mi ödev?

Pek çok televizyon programı, gazete, dergi ya da sosyal medya kanallarında ödevin gerekliliği tartışıladursun bizlerin öğretmen olarak asıl sorgulaması gereken husus, verilen ödevin öğrenmeyi yeterince geliştirip geliştirmediğidir. Bugünlerde sadece ülkemizde değil dünyanın pek çok farklı ülkesinde ödev konusu gündemdedir.

Ödevin öğrencinin akademik başarısını desteklediğine, okulda öğretilenlerin tekrarlanmadan eğitimin eksik kalacağına inanan ülkeler olduğu gibi, ödevin öğrenciler üzerinde psikolojik olarak olumsuz bir etki yarattığını, öğrencilerin sosyal çevrelerine, hobilerine ve ailelerine yeterince zaman ayıramadıklarını, okuldaki eğitim sağlam olduğu sürece ödevin gereksizliğini ve ödev ile akademik başarı arasında ölçülebilir bir ilişki olmadığını savunan ülkelerin sayısı da gün geçtikçe artmaktadır. Bu aşamada eğitimcilerin ödev verme amaçlarını gözden geçirmeleri faydalı olacaktır.

Nitelikli bir ödev nasıl olmalı?
Mesleğini keyifle devam ettiren öğretmenler olarak hepimiz öğrencilerimizin “hayat boyu öğrenen birey” olma bilincini kazanmasını gönülden istemekteyiz. Burada göz ardı edilmemesi gereken hususlardan biri ülkemizde her yıl öğrencilerin gün içinde ödeve ayırdığı sürenin arttığı bu nedenle öğrencinin tekrara daha çok ihtiyaç duyacağı üst sınıflara geldikçe ödeve gösterdiği ilgi ve gayretin azaldığıdır. Oysa ödevin öğrenciyi bıktırmaması ve okuldan soğutmaması, öğrencinin öğrenme şevkini kırmaması ve aile içi çatışmaya sebep olmaması yani öğrenciyi esiri haline getirmemesi gerekmektedir.

Adeta zulme dönüşen, ezbere ve sadece sayfa doldurmaya yönelik ödev sisteminin değiştirilerek; öğrenilen bilgiyi sadece yüzeysel bir tekrarla kalmayıp onu günlük hayata taşıyabilme amaçlı, okumaya, yazmaya, problem çözmeye, dünyayı daha iyi anlamaya ve insani becerilerini geliştirmeye teşvik eden hale getirilmesi gerekmektedir. Öğrencilerin gözünde “zaman kaybı” olarak görülen ödevin onlar tarafından “öğrenmenin devamı” şeklinde görülmesini sağlamak onlara öğrenmenin keyfini yaşama imkanı sunacaktır.

Bu imkanı sağlamak için çeşitli ödev hazırlama yöntemleri kullanılabilir. Bilginin sunulması ve zaman içinde aralıklarla tekrar edilmesi; değerlendirme için değil öğrenilen bilgiyi güçlendirmek için test etme ya da öğrenilenlerin akılda kalmasını sağlamak için “ilgi çekici” zorlukları kullanma bu yöntemlerden sadece birkaçıdır. Bu yöntem çeşitliliğindeki temel amaç ödevi sıradan bir “oyalama çalışması” olmanın ötesine taşıyıp gerçek öğrenmeyi geliştiren yöntemler kullanarak öğrencilerin sınıftaki öğrenmelerini zenginleştirmek, ödevi daha “nitelikli” ve “amaca uygun” hale getirmektedir.

Bu zamana kadar sayısız ödev hazırlayan biz eğitimcilerin, mevcut ödevlerimizden örnekler alıp bu ödevlerin aşağıda verilen kriterlere ne kadar uyduğunu kontrol ederek; yapacağımız öz eleştiri doğrultusunda gelecekte hazırlayacağımız ödevlerin niteliğini arttırma çabamızın, bizlere öğrencilerimizin derse olan ilgi ve başarısı olarak geri döneceği kuşkusuzdur.

Ödevler, ebeveynlerin öğrenme ortamında ne öğretildiği konusunda çocuklarıyla, çocuklarının akademik olarak hangi seviyede olduklarını anlamaları için de öğretmenleriyle bağ kurmasını sağlamalıdır.
Ödevler, öğrencinin ders içinde işlenen konuyu tekrar ederek bilginin kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya yerleşmesini sağlamalıdır.
Ödevler, ne dersin içeriğini yeterince iyi öğrenemeyecek kadar kısa ne de sıkılmaya sebep olacak kadar uzun olmalıdır.
Ödevler, sınıfta öğretilen konuların uygulaması ve uzantısı olmalı; yeni bir konu içermemelidir.
Ödevler, sınıftaki tüm öğrenci ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hazırlanmalıdır. (Öğrenme güçlüğü…vb)
Ödevler, öğrenciye sorumluluk bilinci aşılamalıdır.
Ödevler, öğrenciye zaman yönetimi becerisi kazandırmalıdır.
Ödevler, öğrenciye kendi kendine öğrenme fırsatı sunmalı, öğrenciyi bağımsız olarak çalışmaya teşvik etmelidir. 
Motivasyon, insanların onlardan yapmalarını istediğiniz şeyi, siz istediğiniz için değil, kendileri istedikleri için yaptıklarını düşünmelerini sağlamaktır. – Dwight D.

Her öğretmenin ödev sistemini oluşturmadan önce izlemesi gereken yol, sınıfını ve öğrencisini tanımaktan geçer. Öğrencilerinin hazırbulunuşluklarının farkında olan, bireysel farklılıklarını ve ilgi alanlarını iyi bilen bir eğitimci, ödevlerini bu doğrultuda tasarlarsa, verilen ödevin okulda öğrenilenin tam olarak anlaşılması ve pekişmesi için verildiğini öğrencileriyle paylaşarak öğrencilerin “Bu ödev gerekli mi?” konusundaki fikirlerini netleştirip onların motivasyonlarını yükseltirse o ödev amacına ulaşmış olacaktır.

Özgüven geliştiren ve gelecek başarısına kapı açan ödevler öğrenci tarafından da yapılmaya değer görülecek; öğrencinin yapmaya değer verdiği bu ödevler ise sonraki sınıf içi ve okul dışı etkinliklere katılımı konusunda heves kırmak yerine teşvik edici olacaktır. Eğitimciler verilen ödevin kazanım ve faydalarını anlatıp öğrencide farkındalık yaratmadığı sürece öğrenciler ödevleri “külfet” olarak görmeye devam edecektir.

Ödev tasarımında, ödevi okul duvarları dışına taşıyan, öğrencinin öğretilen konunun gündelik hayatta nasıl kullanılabileceğini somut olarak gördüğü bir formatta hazırlamak öğrenmeyi daha keyifli, verimli ve kalıcı hale getirecektir.

Öğrenci motivasyonunu arttıracak bir diğer çalışma da, öğrenciye ailesi, sosyal çevresi ve hobilerine zaman ayırabileceği serbest zamanı bırakacak bir sistem belirlemektir. Unutulmamalıdır ki öğrenciler sadece okul sınırları içinde değil hayatın her aşamasında “öğrenen” pozisyonundadır ve bunu dikkate alan eğitimcilerin hazırladıkları ödevler her daim amaca hizmet eden nitelikli ödevler olacaktır.

Ödev sorumluluğunun kimde olduğu net olarak tanımlanmalıdır
Başarıdan ayrı düşünülemeyecek bir inanç varsa o da büyük sorumluluk yüklenilmeden, büyük başarı elde edilemeyeceğidir. – Anthony Robbins

Ödevin kimin sorumluluğunda olduğunun eğitimci tarafından ebeveyn ve öğrencilere net şekilde belirtilmesi, öğrenci sorumluluğunu yerine getirmediyse bu durumunda kimin zarar göreceğinin hem ebeveyn hem de öğrenci tarafından açık şekilde bilinmesi ve öğrencinin ödev yapmamasının sonuçlarını yaşamasına izin verilmesi gerekmektedir.

Ödev yapma sorumluluğu tamamen öğrenciye bırakıldığı anda öğrenci belirli zamanlarda tıkanma yaşayıp destek ihtiyacı hissedebilir. Eğitimci, öğrencilerine konu ile ilgili basılı ya da sanal yardımcı kaynaklar önererek rehberlik sürecini etkin ve verimli şekilde kullanabilir.

Başarıyı hedef alın, mükemmel olmayı değil, yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin; vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağınızı kaybedersiniz. Unutmayın; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar, insan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğüsleyin, daha mutlu ve daha etkili bir insan olursunuz. – David M. Burns

Eğitimcinin, verdiği ödevlerin değerlendirme kriterleri arasında “mükemmelliğin” olmadığını ebeveyn ve öğrenciye net şekilde ifade etmek gerekmektedir. Maalesef günümüzde ödev kavramı, öğrencinin öğrenmesine araç olmaktan çıkıp ebeveynler arasında adeta bir “güç savaşı” haline gelmiş, veli yapımı ödevler okul panolarında ya da koridorlarında kusursuzluk yarışına girmiştir. Bu noktada eğitimci tarafından veli ve öğrencilere verilecek nitelikli bir telkin tüm taraflar için kurtarıcı olacaktır.

Aynı gökte uçarlar ama kuzgunun dünyası başka, şahinin dünyası başkadır. – Dr. Muhammed İkbal

Eğitimci, ödev politikasını belirlerken öğrencilerinin yaş ve dikkat süresini de göz önünde bulundurmayı unutmamalıdır. Aynı zamanda öğrenme sürecinde, çevresel, duygusal, sosyolojik, fizyolojik ve psikolojik etkenler önemli rol oynadığı bu nedenle sınıftaki öğrencilerin farklı öğrenme yöntemleri olabileceği konusunda velileri bilgilendirmeli; velilerin öğrencilerin çalışma süresi, ortamı ve şekline müdahale etmelerini önlemelidir. Öğrenciye kendi öğrenme fırsatı sunulurken, bunu kendine özgü bir süre, ortam ve şekilde yapmasına izin vermenin onun başarısını arttıracağı ebeveynlere açıklanmalıdır.

Gelecek nesillerin, yarınların mimarları biz eğitimcilerin en önemli ödevi ise bu yolda öğrencileriyle yakın ilişkiler kurmak, onlara destek ve değer vermek, onlara değerli ve benzersiz olduklarını hissettirmek ve eğlenerek öğrenmenin değerini öğrencilerine model olarak öğretmektir.
Yazar: İngilizce Öğretmeni Yağmur TOKA
Kısa Bağlantı : http://clss.link/1Qsa5vY

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber