Bu haber kez okundu.

Öğretmen olduklarına bin pişman olanlar!..

Sevinenden çok üzülen, kahrolan hatta odasına kapanıp, hayata küsenler var.
Oysa onlar geleceğimizin mimarları.
En değerli varlığımız olan çocuklarımızı ve ülkemizin geleceğini onlara emanet edeceğiz!..
Öğretmenlik için Tanrı mesleği denir. Yani kutsaldır. Yani mesleğin onurunu ve öğretmenleri gözümüz gibi korumamız gerekir.
Peki, biz ne yapıyoruz?
Atayıncaya kadar tüm heyecanlarını köreltip, her şeye küstürüp, deli saçması sınavlarla kafalarını karıştırmanın ötesine geçemiyoruz!..
Bir ülkeyle oynamak istiyorsanız, öğretmenlerle oynayın derler.
Dışarıdan bakıldığında sıradan bir söz gibi algılanır. Ama eğer biraz düşünürseniz, ne kadar önemli olduğunu görürsünüz...
Ülkemizde diğer meslek alanlarına yönelik eleman yetiştirmede ciddi değişimler söz konusu değil.
Örneğin doktor, mühendis, yargıç, asker ya da diğer meslek alanlarına baktığınızda, eğitim sürecinde ciddi değişiklikler yok.
Zaman zaman çağın gereklerine yönelik açılımlar yapılıyor o kadar.
Öğretmen yetiştirme sistemi ise, Osmanlı’dan günümüze neredeyse her 10 yılda bir değişti.
Üstelik her defasında daha da kötüleşti.
Şanlı YÖK, daha iyi doktor, hukukçu, mühendis yetişsin diye, baraj üzerine baraj getirirken, öğretmenlik aklının ucundan bile geçmiyor!
Oysa her meslekten çok daha önce, eğitim fakültelerinin ve öğretmenliğin revizyona ihtiyacı var. Ama aceleye getirilmemeli. Bugünden yarına A’dan Z’ye değişime gidilmemeli. Önce ciddi bir araştırma yapılmalı, sonra pilot uygulamaya gidilmeli, ondan sonra da genel uygulamaya geçilmeli. Yoksa, maceranın ötesine Apple-tab-span" style="white-space:pre"> geçilmez...
Nasıl bu hale geldi?
Öğretmenleri her şeyden önce KPSS rezaletinden kurtarmalı, hemen ardından da öğretmen yetiştirme ve atama sistemine yeni bir çekidüzen verilmelidir. Bu yapılırken de arka bahçe yaratma sevdasından uzak durulmalıdır. Yoksa bugünleri de arar noktasına geliriz...
MEB hemen hemen hiçbir konuda başarılı değil. Bunu bizzat iktidarın kendisi de teyit ediyor ki iki yılda bir bakan değiştirip, bir önceki bakanların yaptıklarını çöpe attı.
En başarısız olduğu alan ise öğretmenlik oldu.
Öğretmenlerden nefret eden Milli Eğitim Bakanı olur mu, oldu!
Eğitim yerine, tatili destekleyen Milli Eğitim Bakanı olur mu, oldu!
Eğitimden çok politik geleceğini düşünen Milli Eğitim Bakanı olur mu, oldu!
Eğitimin E’sinden anlamayan Milli Eğitim Bakanı olur mu, oldu!
Milli Eğitim Bakanlığı’nı icra değil, şov bakanlığı sanan Milli Eğitim Bakanı olur mu, oldu! Ve gelinen son nokta ortada...
En önemli sorun?
Öğretmen yetiştirme sistemiyle birlikte, atama sistemi de sil baştan ele alınmadığı sürece bu konuda yol kat etmek mümkün değil.
Eğer ille de bir düzenleme yapılacaksa, bu konu mutlaka birlikte ele alınmalıdır.
Bu arada eğitim fakültelerine alınacak öğrenci seçiminde de yeni metotların getirilmesi kaçınılmaz.
Çocuğu sevmeyen, iletişim becerisi olmayan, bu mesleği sadece iş garantisi olduğu için seçen gençler bu meslekten uzak tutulmalıdır. Yani lise öğretmenlerinin bu yönde bir referansı olamadan, sadece YGS, LYS tipi sınavlarla öğretmen yetiştirmek yanlışların en büyüğü olmaya devam eder...
Özetin özeti: Seçimde siyasilerden eğitimi ve öğretmeni ciddiye alacak ciddi projeler, seçmenlerden de çocuklarının ve ülkemizin geleceği için bu konuda kararlılık bekliyoruz...

 

ABBAS GÜÇLÜ

MİLLİYET

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber