Öğretmen Diyarı

Öğretmen Niteliği ve Sermaye
Son zamanlarda öğretmenlerin yetiştirilmesi ve eğitimlerinin yetersiz olduğuna dair haberlere çok sık rastlamaktayız. Öğretmen yetiştirme politikasında, hizmet öncesi, hizmet içi ve sonrası eğitimlerde bir takım eksikliklerin olduğu doğrudur. Gerek bakanlık gerek üniversiteler – akademisyenler ve ilgili kuruluşlar çeşitli araştırmalar, eleştiriler, değerlendirmeler yapmakta ve çözüm üretmeye çalışmaktadırlar. Bu çevreler tarafından veriye dayalı yapılan eleştiri, görüş ve önerileri saygıyla karşılıyorum. Ancak özellikle iş adamı kuruluşları, özel okul sahipleri veya CEO’larının öğretmenlerin yeterli olmadığına dair hiçbir veriye dayanmayan görüşlerini medyada ve çeşitli platformlarda sıklıkla dile getirmeleri tuhaftır.

Eğitim çok yönlü ve kapsamlı bir süreçtir ve amacı ülkenin genel yapısına, felsefesine uygun bireyler yetiştirmek ve ülkenin gelişimini sağlamaktır. Bu amaçlara ulaşabilmek için pek çok paydaşa ve bileşene görevler düşmektedir. Eğitimi esas unsuru öğretmen olmakla beraber tek başına eğitimin niteliğini belirleyen faktör değildir. Eğitimde istenilen başarıya ulaşılamamış olmasının faturasını tek başına bir milyonluk öğretmen camiasına kesmek haksızlık olur.

Büyük sermaye tarafından öğretmenlik, gelecek nesilleri piyasa koşullarına hazırlayan teknik bir işe indirgenmektedir. Eğitim ise okulları ticarethane, öğrenciyi müşteri, okul yöneticilerini iş adamı, öğretmeni çalışan olarak gören ticari bir faaliyet olarak görülmektedir. Toplumda öğretmenlerin yetersiz olduğu algısı oluşturularak eğitimde özel sektörün ticari alanının büyümesi hedeflenmektedir. Geniş açıdan ise kamu aracılığıyla yürütülen faaliyetlerin niteliksiz olduğu özel sektörle başarılı olunabileceği örtük mesajı verilmektedir.

Geçmiş yıllarda da toplumda dershaneler konusunda aynı algı oluşturulmuş; eğitim sisteminin tüm başarıları dershanelere, başarısızlıkları devlet okullarına mal edilmiştir. Eğitim sistemi içerisinde devlet okulları adeta gereksizmiş gibi gösterilmiştir. Çok kısa sürede bu algı yıkılmış ve bugün kimse milyar dolarlık dershane sektörünün yokluğunu aramamaktadır. Devlet okulları ve devletin öğretmenleri özveriyle ve başarıyla bu açığı kapatmıştır. Sermayenin bu durumu takdir etmesini beklemek hayalcilik, öğretmenleri değersizleştirerek özel okul sektörünü büyütme gayreti beklemek daha gerçekçi olur.

Dünya ve Türk toplumunun aydın ve etkili bir üyesi, azami mesleki yeterliliğe sahip bir öğretmen modeli oluşturmak devlet vasıtasıyla yapılamayacak bir iş değildir. Fiziksel, donanımsal ve teknolojik altyapıda sağlanan ilerlemenin ardından etkili bir insan kaynakları yönetimiyle öğretmenlik mesleğinde yaşanan olumsuz dönüşüm giderilebilir. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerimizi değersizleştiren, damgalayan ve yetersiz gibi göstererek suçlayıcı bir dil kullananların karşısında durmalı; öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerini en üst düzeye çıkaracak çalışmalar yapmalıdır.





Kaynak: www.ibrahimbicak.com.tr

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol