Bu haber kez okundu.

ÖĞRENCİLERLE İLETİŞİMİNİZİ POZİTİFE ÇEVİRMENİN 30 YOLU
 Mesleğe yeni başlayanlar başta olmak üzere tüm eğitimcilerin isteği, öğrencileriyle sağlıklı iletişim kurmak, karşılaştıkları en büyük sorunsa sınıf düzeni sağlamak. Bunu sağlamanın yolu ise iyi bir sınıf yönetiminden geçiyor. İşte bu noktada öğretmenlere büyük görevler düşüyor.

Deneyimli sınıf öğretmeni Nilsun Özbilen, 20 yıldır aktif olarak devam ettiği mesleğinde edindiği deneyimlerinden ve kendi uygulamalarından yola çıkarak hazırladığı bu yazısıyla, tüm eğitimcilere etkili sınıf yönetimi ve sağlıklı iletişimde rehberlik edeceğini düşünüyoruz.

1. Gülümseyin
Yüzümüzdeki kocaman ve içten bir gülümseme, öğrencilerimizi  rahatlatır. Gülümsemek bulaşıcıdır. Biz öğrencilerimize gülümseyerek bakarsak, onlar da bize gülümseyecektir. Öğrencilerimizle birlikte gülmekten, şen kahkahalar atmaktan çekinmeyelim. Dudaklarımızla beraber gözlerimizin de içi gülümsesin. Suratı sirke satan bir öğrencinizin karşısına geçin  ve sıcak bir gülümsemeyle “Gülümsemenin sana çok yakıştığının farkındasın, değil mi?” diye sorun ve biraz önceki asık surattaki muhteşem değişimi gözlemleyin.

2. Mizahı Ve Eğlenceyi Kullanın
Samimi ve seviyeli espriler, öğrenmeye karşı taşınan endişeleri azaltıp, sınıf ortamını canlandırabilir. Vermek istediğimiz konuyu ya da mesajı, izlediğimiz komik bir film sahnesiyle, bir fıkrayla ya da karikatürle verdiğimizde, sunmak istediğimiz konunun gücü ve etkisi artacak, unutulma oranı azalacaktır. “Ciddi ve disiplinli öğretmenlerin başarılı öğrencileri olur.” gibi yanlış bir inanışı bir kenara bırakmalıyız. Neşenizi, enerjinizi ve coşkunuzu rahatça ifade edin.

Örneğin, derse sözlerini kendinizin oluşturduğu;
– Yeni bir konu,
– Çok da dolu, öğrenmek ister misin? Merak eder misin?
– Benimle eğlenmeye, Ben de varım der misin?’’ gibi, basit ama dikkat çekici bir rap şarkıyla ya da bir türküyle başlayabilirsiniz.

3. Dinleyin
Öğrencilerimizi sabırla dinleyerek “Senin farkındayım, benim için değerlisin, senin söyleyeceklerini önemsiyor ve merak ediyorum.” mesajlarını veririz. Bu mesajlar öğrencide, kendini değerli bulma ve  öz güvenini arttırma becerilerini güçlendirir. Dinler gibi yapmayın, emin olun bunu hissedeceklerdir. Öğrencilerimizi dinlemek için uygun bir zaman değilse “Anlatacaklarını çok önemsiyor ve merak ediyorum; ancak şu an  benim için uygun bir zaman değil. Seni, sana da uygun olan en yakın zamanda tüm dikkatimle dinlemek ve karşılıklı olarak paylaşımda bulunmak isterim.” gibi ifadelerle kendimizi samimi bir şekilde ifade etmeliyiz.

4. Empati Kurmaya Çalışın
Empati, karşımızdaki kişiyi ya da çevremizdeki olayları, karşı açıdan görmeye çalışmaktır. Öğrencilerimizin neler hissettiğini, yaşadığını anlamaya çalıştığımızı onlara açıkça ifade etmeliyiz. “Çalışmadan anlamıyorum diyerek, kolaya kaçıyorsunuz.” demek yerine “Konunun sizlere şu an zor geldiğinin farkındayım; sizi anlıyorum. Ancak, örneklerimiz arttıkça, konumuz pekiştikçe, bu endişelerinizin çok yersiz olduğunu göreceksiniz.” gibi ifadeler kullanarak, onları rahatlatabilir, kaygı düzeylerini azaltabiliriz.

5. Öğrencilerinize Motive Edici Küçük Mesajlar Verin
Önemsediğimiz insanlardan takdir görmek, motivasyonumuzu arttırır, başarma heyecanımızı ve isteğimizi canlı tutar, enerjimizi yükseltir. Öğrencilerimize onları mutlu edecek, kendilerini değerli hissettirecek kısa mesajlar, notlar yazıp, verebiliriz. “Sorumluluklarının farkında olmanı ve kendini geliştirme çabanı takdir ediyorum. Bu davranışlarınla arkadaşlarına da iyi bir örnek olduğun için san çok teşekkür ediyorum canım yavrum.” ya da “Sınıfımıza kattığın pozitif enerjinle harikalar yaratıyorsun.” gibi küçük ama etkisi büyük notlarla, günlerini güzelleştirmeye katkıda bulunabiliriz.

6. Sıradanlıktan Sıyrılıp Yeniliklere Açık Olun
Öğrencilerimize daha kolay ulaşabilmek için yeniliklere açık, meraklı ve cesur olmalıyız. Değişim için adımlar atmalıyız. Mesleğimizde gelişmemizi sağlayacak eğitimlere, toplantılara, atölye çalışmalarına katılmalı; tüm bu çalışmalara hem kendimizi geliştirmek hem de öğrencilerimize daha faydalı olabilmek için katıldığımızı ifade etmeliyiz. “Çocuklar; bu hafta sonu ilk kez deneyimleyeceğim Beden Perküsyonu Atölye Çalışmasına katılacağım için çok heyecanlıyım. Orada öğrendiklerimi sizinle de paylaşıp, uygulayacağım için de çok mutluyum.” gibi ifadelerle öğrencilerimizde de yeni faaliyetlere başlama konusunda ilgi ve heves uyandırabiliriz.

7. Göz Teması Kurun
Gözler, etkili bir iletişim için inanılmaz bir etkiye sahiptir. Gözler, sevgiyi, nefreti, korkuyu, hayal kırıklığını  sözlere gerek kalmadan çok iyi ifade ederler. Öğrencilerimizle konuşurken, onlara doğru hafif eğilerek, sevecen ve ilgili bir göz temasında bulunmalıyız. Etkili bir göz teması için zaman önemlidir. 1-2 saniyelik bir bakış, iletişim sayılmayacağı gibi samimiyet de oluşturmaz. Uzun süre odaklanarak bakma ise karşımızdaki kişide rahatsızlık duyma ya da utanmaya neden olabilir.

8. Sabırlı Olun
Öğrencilerimizden bizim gibi düşünmelerini ya da davranmalarını beklemek mümkün değildir. Yeri gelecek aynı şeyi defalarca söyleyerek konuyu uzatacak, yeri gelecek tüm uyarılarınıza rağmen aynı hatayı üst üste tekrarlayacaklardır. Sabırlı olmak bir öğretmen için en büyük erdemlerden birisidir. Sabırlı davranarak onlara değer verdiğimizi, ilgilendiğimizi göstermeliyiz.

Sınıfa girdiğimizde öğrencilerimiz ders için hazırlıklarını tamamlamamış olabilirler. “Bunca zamandır ne yaptınız? Sürekli beni beklemek zorunda bırakıyorsunuz .” demek yerine sakin ancak ciddi bir tavırla  “Ben sizlerin dersimize hazır olduğunuzu umuyordum. Beni hayal kırıklığına uğrattınız. Derse  zamanında hazır olmanız durumunda  kazanacağımız zamanla, çok güzel çalışmalar yapacağız.” demek, bağırmaktan ve kızmaktan daha fazla etki yaratacaktır.

9. Öğretmen Masanızın Arkasına Saklanmayın
Sınıfta öğretmen masamızın arkasına saklanmaktan vazgeçmeliyiz. Evet, sürekli ayakta olmak bizi yorabilir ancak dinlenme ihtiyacı hissettiğimizde dikkati dağılan ya da içine kapanık bir öğrencimizin sırasına oturabilir, omzuna ya da sırtına rahatsız etmeyecek şekilde dokunarak onlara yakın olduğumuzu hissettirirken biz de dinlenebiliriz. Öğrencilerimiz arasında dolaşarak onları canlandırmalıyız. Sandalyemizi sınıf hakimiyetini bozmayacak şekilde sınıfın farklı noktalarına koyarak, öğrencilerimize yaklaşmalıyız.

Öğretmenle öğrenci arasındaki yakın  mesafe, öğretmene güç sağlarken, öğrenciye enerji yükleyecektir. Öğrencilerimize “Masama dokunmanızı kesinlikle yasaklıyorum.” ifadesi yerine “Sizin masanız gibi benim masam da bana özel ve üzerinde zarar görmemesi gereken önemli okul evrakları var. Bu nedenle masama  dokunmamanızı rica ediyorum.” gibi bir ifade kullanarak, koyduğumuz mesafenin nedenini  açıklamalıyız.

10. Ses Tonunuzu Doğru Ayarlayın
Öğrencilerimizle iletişim sırasında ses tonumuz duyulabilir yükseklikte ve yumuşak olmalıdır. Konuşma hızımızı ve ses tonumuzu değiştirerek dikkati toplamalıyız. Tekdüze bir ses tonu sıkıcılık yaratırken, gereğinden yüksek bir ses tonu ise otoriter bir hava oluşturarak, öğrencileri strese sokabilir. Ses tonumuzla içimizdeki şefkati, isteği, enerjiyi karşımızdakilere hissettirmeliyiz.

11. Kendi Hikayelerinizi Öğrencilerinizle Paylaşın
Öğrencilerimizle aramızda samimi bir ilişki kurmak ve anlatmak istediğimiz konuya etkili bir giriş yapmak için en güzel yollardan birisi, kendi hikayelerimizi paylaşmaktır. Beğenilerimizi, ilgilerimizi, hobilerimizi, anılarımızı çok özele ve detaya girmemek şartıyla öğrencilerimizle paylaşabiliriz.  “… isimli kitap… yönleriyle beni çok etkilemişti.” ya da “Ben ilkokuldayken okul kantinimizde sırayla satış yapma görevimiz vardı. Bu görev bizlerin… konularındaki becerilerimizi geliştirmeye çok yardımcı olmuştu. Sizlere böyle bir görev verilse ne hissedersiniz? Sizler de denemek ister misiniz?” gibi ifadelerle öğrencilerimizin bizleri daha yakından tanımalarına fırsat yaratabiliriz.

12. Sınıf Kurallarını Öğrencilerinizle Birlikte Belirleyin
Bizim belirlediğimiz kurallar, öğrencilerimize gereksiz ya da önemsiz görünebilir. Ancak kendi ihtiyaçlarına göre oluşturacakları kurallar, onlara daha anlamlı geleceğinden, bunlara uygun davranış geliştirme oranları da yüksek olacaktır. Öğrencilerle birlikte belirlenen kurallar yine öğrencilere basit ve açık ifadelerle yazdırılıp, görsellerle daha dikkat çekici hale getirilerek, sınıf duvarlarına ve defterlerine yapıştırılabilir.

Belirlenen kurallar, canlandırma yoluyla sunulabilir. Kuralları ifade eden davranışlar, öğrencilerin fotoğraflarıyla oluşturularak, sınıf panosuna asılabilir. “Koridorda koşmak yasaktır.” gibi yasak belirten bir ifade yerine “Geçen yıllarda koridorda hızla koşan iki öğrencimiz çarpışmışlar ve bir tanesi geçirdiği sarsıntı nedeniyle hastanede gözlem altında tutulmak durumunda kalmıştı. Koşarak hem kendinize hem de bir başka arkadaşınıza zarar verebilirsiniz.” şeklinde kuralın gerekliliğini açıklayan bir ifade kullanmak daha büyük bir etki yaratacaktır.

13. Öğrencilerinize Karşı Nazik ve Saygılı Davranın
Öğrencilerimizin yaşları kaç olursa olsun onlarla iletişim kurarken kırıcı, yargılayıcı ve suçlayıcı ifadelerden uzak durmalı, sözcüklerimizi doğru seçmeli ve saygı göstermeliyiz. Saygısız ve nezaketsiz bir ortamda hissettiklerimizi onlarla açıkça paylaşmalıyız. Olumlu etkileşim sağlamak için “Lütfen, teşekkür ederim, özür dilerim” gibi ifadeleri cömertçe kullanıp, öğrencilerimize iyi örnek olmalıyız.

14. Geri Bildirim Alın
Öğrencilerimizden, isim belirtmeden bizimle ilgili duygu ve düşüncelerini paylaşmalarını ya da “Öğretmenimin adaletli davrandığına inanıyorum/inanmıyorum. Çünkü …” gibi kendi hazırlayacağımız cümleleri tamamlamalarını isteyerek kendimize bir ayna tutabiliriz. Bu uygulamayı yapmak, eksiklerimizi öğrenci gözüyle görüp tamamlamamızı sağlayacağı gibi öğrencilerimizde de “Öğretmenim bana ve düşüncelerime değer veriyor.” duygusunu oluşturur.

Öğrencilerimizin bizimle ilgili eleştirilerine açık olmalıyız. “Beni yanlış anlıyorsunuz.” gibi ifadelerle bize gelen öğrencilerimize karşı  kendimizi haklı çıkarmak için uğraşmak yerine “Haklı olabilirsin, neden böyle düşündüğünü karşılıklı konuşarak bu problemi çözebiliriz.” şeklinde yaklaşarak; öğrencilerimizi kendilerini ifade etmeleri için yüreklendirmeliyiz.

15. İletişim Engellerini Ortadan Kaldırın
Emir vermek, tehdit etmek, yönlendirmek, yargılamak ve olumsuz eleştirmek vb. davranışlar öğrencilerimizle aramızda yıkılması güç duvarlar örebilir; öğrencilerimizin kendilerini değersiz hissetmelerine yol açabilir, öz güvenlerini sarsabilir. Ayrıca öğrencilerimizle konuşurken kullanacağımız sert bir ses tonu, asık bir surat ifadesi de öğrencilerimizi korkutarak bizden  uzaklaştırabilir. Yapılan  araştırmalar, kurduğumuz iletişimlerde vücut dilinin yüzde elli beş gibi yüksek bir oranda etkiye sahip olduğunu gösteriyor. O halde vücut dilimiz de sözlü ifadelerimiz gibi tatlı dilli olmalı.

Defterini düzensiz bir şekilde kullanan öğrencimize “Bir arkadaşının defterine bak, bir de kendi defterine. Ne yazdığını okuyamıyorum bile.” gibi olumsuz bir ifade yerine “Defterini düzenli kullanmadığın zaman yazılarını okuyamadığım için, çalışmamızı doğru yapıp yapmadığını anlayamıyor; varsa yanlışlarını düzeltmek için sana yardımcı olamıyorum. Bir dahaki sefere defterini daha düzenli kullanman beni çok mutlu edeceği gibi senin de tekrar çalışmalarında kolaylık sağlayacaktır.” gibi açıklayıcı bir ifade olumlu bir sonuç almada kolaylık sağlayacaktır.

16. Problemlerini Çözmede Destek Olun
Hayatta herkesin karşısına her zaman problemler çıkabileceğini, bunları aşmak için mücadele etmemiz gerektiğini açıkça ifade etmeliyiz. Problemleri onların yerine çözmemeli fakat ihtiyaç duydukları her an yanlarında olduğumuzu  belirtmeliyiz. “Bu problemin kaynağının farkında mısın? Nasıl çözmeyi planlıyorsun? Bu konuda senin için ne yapabilirim?” vb. sorularla her zaman destek olacağımızı hissettirerek, problemleri kendi içlerinde büyütmelerini engelleyebiliriz.

17. Teşvik Edici Olun
Teşvik ve destek özellikle kendine güven problemi yaşayan ve kaygı düzeyi yüksek öğrencilerimiz için çok önemlidir. Sadece sonucun değil, gösterilen çabanın da çok önemli olduğunu vurgulamalı, hedefe doğru atacakları adımlar için öğrencilerimizi yüreklendirmeliyiz. “Evet, bu bir yarışma ve bir tane 1.si olacak. Ancak, herkes kendi bilgisini, becerisini ve yeteneğini sergileyecek. Tüm bunları yapabilmek büyük bir kararlılık, çaba ve cesaret ister. Sen bunu başardın, şimdiden gönülden kutluyorum.” gibi ifadelerle öğrencilerimize destek olup, onur duymalarını sağlayabiliriz.

18. Teneffüslerde Oyunlarına, Sohbetlerine, Eğlencelerine Ortak Olun
Evet, derslerde yeterince yoruluyoruz. Bizim de öğrencilerimiz gibi dinlenmeye ve diğer dersimiz için enerji toplamaya ihtiyacımız var. Ancak nöbet görevimiz olduğu günleri, öğrencilerimizle iletişimimizi kuvvetlendirmek için bir fırsata dönüştürebiliriz. Sohbetlerine bir cümleyle de olsa katılabilir, toplarına bir vuruş da biz yapabilir, ellerinden tutup halkalarına karışıp bir tur da olsa onlarla dönebiliriz. Bir süre sonra sadece kendi öğrencilerimizi değil okulumuzun diğer öğrencilerini de mutlu ettiğimizi, bize selam vermek için yarıştıklarını gözlemleyeceğiz.

19. Öğrencilerinizle Beraber Sosyal Sorumluluk Projelerinde Yer Alın
Öğrencilerimizle birlikte katılacağımız sosyal sorumluluk projelerinde onlara “Empati, duyarlılık, merhamet, yardımlaşma” gibi erdemleri kazandırırken; görünmeyen ancak sonuçları ömür boyu alınacak bir gelişim ve eğitim süreci sunmuş olacağız. Olumlu bir rol model olarak öğrencilerimizle birlikte yaşayacağımız birbirinden değerli zaman dilimleri; ilişkilerimizi güçlendirme fırsatı sunacaktır.

20. Beklentilerinizi Kısa ve Öz Şekilde İfade Edin
Beklentilerimizi uzun uzun anlatıp, öğrencilerimizi sıkmak yerine birkaç kelimelik kısa ve öz ifadelerle açıklamak çok daha etkili olacaktır. “Her çalışmada, kağıdına ismini yazmayı unutan birileri mutlaka çıkıyor. Her defasında aynı uyarıyı yapmaktan yoruldum. İsimsiz kağıtları kesinlikle incelemeyeceğim.” demek yerine kağıtları dağıttıktan sonra sınıfın ortasına gelip, kağıdı yukarıya kaldırıp sallayarak, normalden daha yüksek bir sese tonuyla “İsimler lütfen!” demek çok daha etkili olacaktır.

21. Öğrencinizi Fark Ettiğinizi Fark Ettirin
Öğrencilerimizin kişisel özelliklerini bildiğimizi, onlardaki değişimleri gözlemlediğimizi, onları daha yakından tanımak için fırsatlar yarattığımızı sözlerimizle ve davranışlarımızla ifade etmeliyiz. “Resim yapma konusundaki yeteneğinin farkındayım ancak geçen ders söylediğin şarkıyla sesinin de çok güzel olduğunu fark ettim.” ya da “Yeni ayakkabın çok yakışmış. İyi günlerde, güle güle kullan.” gibi cümlelerle öğrencilerimize onlarla ne kadar ilgili olduğumuzu vurgulamalıyız.

22. Öğrencilerinize Söz Hakkı Verdiğinizde Düşünmeleri ve Cevap Vermeleri İçin Süre Tanıyın
Öğrencilerimize soru sorduğumuzda, zihinlerindeki bilgileri düzenlemeleri ve kendilerini rahatça ifade edebilmeleri için zaman tanımalıyız. Konuşmaları bittiğinde ise ekleyebilecekleri şeyler olabileceğini göz önünde bulundurarak biraz daha beklemeliyiz. Cevap yanlış ise, soruyu daha açık hale getirerek sormalı ve yardımcı olarak doğru cevap vermelerine fırsat yaratmalıyız.

23. Öğrencilerinizin Okul Dışındaki Hayatıyla da İlgilenin
Öğrencilerimizle ders saatleri boyunca beraberiz ancak, onların okul dışındaki yaşamlarının, okuldaki davranışlarını olumlu ya da olumsuz şekilde etkilediklerini unutmamalıyız. Onlarda fark ettiğimiz bir değişikliğin nedenlerini onları sıkmadan, yargılamadan sormalıyız. Derse sürekli geç gelen bir öğrenciye “Son zamanlarda derse hep geç kalıp, dersimi bölüyorsun.” demek yerine “Son zamanlarda derse geç kaldığını fark ediyorum. Bu duruma neden olan şeyleri benimle paylaşmak istersen birlikte bu probleme çözüm üretebiliriz.” diyerek öğrencimizle özel olarak ilgilenebilir; velimizi okula davet ederek ya da telefon  ile arayarak ailevi bir problem olup olmadığını sorabiliriz.

24. Kendi İhtiyaç, İstek ya da Durumunuzu Açıkça İfade Edin
Sınıfta her zaman aynı pozitif enerji ile bulunmamız mümkün olmayabilir. Bizlerin de sıkıntıları, rahatsızlıkları olabilir. Endişeli ya da hasta olabiliriz. Bu durumları çok özele girmeden, nedenleriyle açıklamamız, öğrencilerimizin bizleri anlamasını sağlarken, samimiyetimiz bizlere duydukları güveni pekiştirecektir. “Çocuğumun rahatsızlığı nedeniyle çok endişeli ve uykusuz bir gece geçirdiğim için şu an kendimi çok iyi hissetmiyorum. Beni anlayacağınıza ve hoşgörüyle karşılayacağınıza inanıyorum.” gibi açıklayıcı ifadelerle kendimizi anlatmalıyız. Öğrencilerimize karşı doğal ve dürüst olmalı, maskelerin ardına kendimizi gizlememeliyiz.

25. Ben Dili Kullanın
Öğrencilerimizle yaşadığımız problemler karşısında olumsuz mesajlar vermek yerine bu durum karşısında kendi duygularımızı ifade etmeliyiz. “Hiç dinlemiyor, hep konuşuyorsun. Seninle aynı problemi yaşamaktan sıkıldım artık.” dersek, öğrenciyi problem olarak gördüğümüzü  ifade etmiş, suçlamış oluruz. Öğrenciyi kendini savunmak durumunda bırakırız. Oysa, “Sınıfça derse yoğunlaştığımız sırada konuşman, benim ve arkadaşlarının dikkatini dağıtıyor ve tekrar dikkatimizi toplamamız güç oluyor. Bu nedenle konuşmak istediğin konu için biraz daha sabırlı davranmanı bekliyorum.” gibi bir ifade kullanarak, öğrencimize, davranışının diğer insanlar üzerindeki etkisi hakkında bilgi vermiş oluruz.

26. Öğrencilerinizle Sınıf Dışında da Etkinliklerde Bulunun
Öğrenci ve velilerimizin de görüşlerini alarak düzenleyeceğimiz sinema, tiyatro, gezi, konser vb. etkinliklerle, onlarla olan samimiyetimizi pekiştirebiliriz. Öğrencilerimiz için önemli olan durumlarda, duygularını paylaşmak için ev ziyaretleri yapabiliriz. Hasta olup okula gelemeyen öğrencilerimizin durumlarını ailelerini arayarak ya da mesaj yazarak öğrenebilir, “geçmiş olsun” dileğinde bulunabiliriz.

27. Seçenekler Sunun
Öğrencilerimizi “Şöyle yapın, böyle yapmanızı kesinlikle istemiyorum.” gibi komutlarla yönetme isteğimiz, onları strese sokup bizden uzaklaştırabilir. Bunun yerine hem kendimiz hem de öğrencilerimiz için uygun olacak seçenekler sunarak “Sorumluluk ve değerlendirme yetkisi sende.” mesajı verebiliriz. “Hazırlaman gereken konuyu bir türlü bitiremedin.” yerine “Bu konu seni zorluyor ya da ilgini çekmiyorsa birlikte başka bir konu belirleyebiliriz.” diyerek seçenekler sunabiliriz.

28. Açık Uçlu Sorular Sorun
Öğrencilerimize, öğrenme sürecine aktif olarak katılımlarını sağlayacak, farklı düşünmeye ve eleştirmeye sevk edecek, doğru zamanlanmış, açık şekilde ifade edilmiş sorular yöneltmeliyiz. “Eğer bu durumda sen olsaydın, ne düşünür, nasıl davranırdın? İzlediğimiz filmin hangi bölümünü değiştirmek isterdin? Bu değişimle film nasıl biterdi?” gibi sorularla öğrencilerimizin derse ilgisini arttırabilir, düşünce becerisini yükseltebilir ve öğrencilerimizin çeşitli olaylara bakış açılarını anlayabiliriz.

29. Tutarlı Olun
Öğrencilerimize yapacağımızı vadettiğimiz çalışmaları çok büyük bir engel olmadıkça söz verdiğimiz gün ve saatte yapmalıyız. Heyecanla bekledikleri çalışmaları ya da etkinlikleri anlık duygu durumlarımıza göre yapmaz ya da erteler isek öğrencilerimizi büyük hayal kırıklığına uğratır, bize olan güvenlerini sarsarız. Belirlediğimiz kuralların her durum karşısında aynı şekilde kalmasına dikkat etmeli, gerekmedikçe değiştirmemeliyiz.

30. Adaletli Davranın
Öğrencilerimiz için öğretmenlerinin adaletli davranması çok önemlidir. Ön yargılı ya da yanlı davranmak, öğrencilerimizin bize karşı olumsuz tutum geliştirmelerine neden olur. Öğrencilerimiz, adil davranılması konusunda çok hassas davranırken bir yandan da ilginin ve söz hakkının hep kendilerinde olmasını isterler. Bu durumun bir problem haline dönüşmesini engellemek için “Öncelikle bugün söz hakkı almayan arkadaşlarınızı dinlemek istiyorum.” ya da “Hepinizin çalışması panomuzda yer alacağı için özenle çalışmanızı rica ediyorum.” gibi ifadelerle sınıfımızda demokratik bir ortam yaratmalıyız.

Kısa Bağlantı : http://clss.link/1WKbg1i

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber