Bu haber kez okundu.

Öğrencilerin Dijital Dikkat Dağınıklığıyla Başa Çıkmanın 7 Yolu

Bugünün öğrencilerine kimileri “dijital yerliler”, kimileriyse “dikkati dağınık kuşak” diyor. Hangi terimi tercih ederseniz edin, bu çocuklar etiketlerden çok daha fazlasını ifade ediyor ve eğitimle ilgilenen herkesin –eğitimcilerin, ebeveynlerin ve hatta öğrencilerin- teknolojinin sınıf içinde kullanımı hakkındaki tartışmalarının temelinde yer alıyorlar.

Teknolojik gelişmelere kucak açan eğitimcilere göre dijital aletler, bireyselleştirilmiş eğitim deneyimlerinin yaratılmasında çok güçlü araçlar. Daha temkinli olanlarsa, bu dijital aletlerin Instagram ve Facebook’a ulaşmanın, yani eğitimin kesintiye uğramasının en kısa yolu olduğunu düşünüyor. Aslında pek çok eğitimci, sınıfların türüne, ellerindeki kaynaklara ve o anda saatin kaç olduğuna bağlı olarak gün boyunca bu iki düşünce arasında gidip geliyor.

Tüm bu tartışmada çok açık olan tek bir şey var: Dijital teknoloji ister doğrudan okul tarafından sağlansın, isterse öğrenciler tarafından gizli gizli kullanılsın, artık sınıflara yerleşmiş durumda.

Dijital Dikkat Dağınıklığına Nasıl Engel Olunur?

1. Aynı Anda Birden Fazla İş Yapabilirim Efsanesini Yıkın
Öğrencilerinize derste mesaj yazmanın onlar için neden bir sakıncası olmadığını sorduğunuzda genellikle aynı cevabı alırsınız: “Ama ben dersi de dinliyorum, aynı anda iki şeyi yapabilirim.” Bu klasik efsaneyi yetişkinler olarak biz de destekliyoruz aslında; çocuklarımız futbol oynarken saha kenarında e-postalarımıza cevap yazıyoruz ya da yemek hazırlarken bir tablete not alabiliyoruz.

Ama işin aslı, aynı anda birden çok şey yapmamız, bunları iyi yapmamız anlamına gelmez. Mesele, sadece bir dikkat kanalımızın olmasıdır. Bu zihinsel kanala eklenen her yeni görev, kanalda sıkışıklığa yol açarak görevlerin hiçbirinin iyi yapılamamasına neden olur.

Öğrencileriniz, “Ama anlattıklarınızı dinledim!” diyerek mesaj yazmaya devam ederler. Bu doğru dahi olsa, bir şeyin duyulması onun zihnin derinliklerinde bilgi haline gelmesi demek değildir. Daha da ötesi, bir öğrencinin aynı anda birden fazla iş yapabilmesi aslında onun iki iş arasında hızlı bir şekilde gidip gelebildiğini gösterir. Bu iyi bir şey gibi görünse de aslında dikkatini telefonuna verdiği anda, diğer konuyla ilgili can alıcı bir noktayı gözden kaçırıyor olabilir.

Eğer sınıfta dijital dikkat dağınıklığıyla ilgili problem yaşıyorsanız, aynı anda birden fazla iş yapma efsanesinin üstesinden gelmek için dikkat ve yoğunlaşma konularını doğrudan ders planınıza alın. Bu dersin çok uzun olması gerekmez ama etkin öğrenme yöntemlerini içermesi iyi olur. Bu konuyla ilgili şu TED konuşmasını da kullanabilirsiniz:

2. Akıllı Telefon Kısıtlamalarını Yeniden Düşünün
Bazı okullar ve öğretmenler akıllı telefonları sınıfta tamamen yasaklıyorlar. Bu yasaklamanın amacı anlaşılabilir olmakla birlikte, yasaklamanın başarıya ulaşıp ulaşmayacağı konusu hayli şüpheli. Elbette, bu yasakla mesajlaşma, instagramda dolaşma ve hatta derste telefonla konuşmanın önünü kesmek mümkün olabilir ama bu kez de öğrenciler, öğretmenlerinin kullandığı bir terime Google’da bakamaz ya da bir kavramı kendi görsel öğrenme biçimlerine uyarlamak için Google’ın görsel arama özelliğini kullanamazlar. Ayrıca, “dijital yerliler” için akıllı telefonları onların eli ayağı gibidir, telefonlarını ellerinden alırsanız bu durumun yaratacağı gerginlik yüzünden de dikkatleri dağılabilir.

Yine de bu, öğretmenlerin geri çekilerek öğrencilerinin parmaklarını telefonları üzerinde deli gibi dolaştırmalarına izin vermeleri gerektiği anlamına gelmiyor. Bunun yerine teknolojinin sınıfta düzgün bir şekilde kullanılmasını sağlayacak ders planları yapmak için uğraşmak gerekiyor. Böylece hem öğrenciler dikkatlerini daha uzun süre toplayarak eğitilebilirler, hem de çevredeki hesap verme ve akran baskısı kültürünü olumlu bir şekilde kullanılmış olur.

Bir diğer strateji de kendinize bir “dijital diyet” günü saptamaktır. Haftada bir gün, tüm telefonları sınıfa girerken bir sepete koyun ve o gün tamamen eski usulde ders yapın. Bu zaman dilimi size işbirliği gerektiren yaratıcı projelerin geliştirilmesi ve öğrencilerin dijital cihazları kullanmadan önlerindeki işe odaklanmalarını sağlamak için harika fırsatlar verecektir.

3. Onların Okuduğu Gibi Yazın
Bu yazıda dikkatinizi çeken bir şey olmadı mı? Önemli konulara değinsek de uzun uzun yazmıyoruz. Aslında yazının düzenlenme şekli de bununla ilintili. Çünkü online okuma, basılı ortamda ya da Kindle gibi bir elektronik kitap okuyucuda okumaktan daha farklı. İnternet okuyucuları taramak, ilgilerini çeken bir şey olursa o noktada derinleşmek istiyorlar. Siz de bir web sayfasını açtığınızda karşınıza upuzun, kesintisiz metinler çıktığında homurdanıyorsunuzdur, kabul edin.

Peki bu, sizin yaklaşımınızı nasıl etkilemeli? Çalışma kâğıtları ya da yazılı materyalleri oluştururken elbette içeriğinin dolu olması hâlâ önemli ama bu bilgiyi öğrencilerinize dağıtırken başlıklardan ve madde imlerinden yararlanın. Yazının bazı yerlerine “çok uzun” ya da “okumadım” gibi notların düşülmesi, öğrencileri onları bekleyen materyale hazırlamış olur.

Elbette hazırladığınız materyallerde görsel unsurların bulunması daha da iyi olur, bugünün dijital öğrencileri gittikçe daha da görsele düşkün oluyorlar. Öğrencilerin dikkat seviyesini yükseklerde tutmak için, yapabiliyorsanız multimedyayı kullanmanız zaten en iyisi olacaktır.

4. Öğrencilerinizin Dikkat Dağınıklığı Tarzlarını Öğrenmeye Dönüştürün
Öğrenme tarzlarını biliyordunuz, peki dikkat dağınıklığının da farklı şekillerde olabileceğini biliyor muydunuz? Örneğin sosyal kelebekler bütün gün mesajlaşıp sosyal medyada post yayınlayabilirken, diğer öğrencilerin tek derdi oyun oynamak olabiliyor.

Bu ayrı dikkat dağınıklığı durumlarını bir öğrenme fırsatına dönüştürmek mümkün mü? Örneğin, sürekli mesaj yazan bir öğrenciden, mesajla bir öykü yazması istenirken, oyun oynayan öğrencilere kendi oyunları için kod yazmaları söylenebilir. Her ikisi de yaratıcı olan bu projeler zihinsel bir organizasyon ve gelişme gerektiriyor. Daha da önemlisi bu projeler, örneğin bir şey yazmaya hevesi olmayan öğrenciler için bir “köprü” alıştırması vazifesi görebilir. Yani, bu tür bir projeyle öğrenciler hem sezgisel olarak yazma işine yaklaşır, siz de bir öğretmen olarak karakter gelişimi, tasvir, diyalog gibi temel konuları anlatmış olursunuz. Bu proje daha sonra, öğrencinin en temel standartlara sahip olmasını gerektiren bildiğimiz tarzda makale ve kurgusal yazı yazma alıştırmasına dönüştürülebilir.

Bazı öğrencilerin belli bir dijital alışkanlığı olmayabilir, akıllı telefonlarını öylesine ellerinde bulundurup kafalarını dağıtıyor da olabilirler. Bu durumda onların eline kalem kâğıt vererek, ne olursa olsun bir şeyler çizmelerini isteyebilirsiniz. Yaklaşımınız ne olursa olsun, dijital dikkat dağınıklığına bulacağınız çözüm, ders anlatma yaklaşımınız kadar bireyselleşmiş olmalıdır.

5. Her Şeyi Online Yayınlamayın
Öğrenciler ders notlarınızı ya da sunum slaytlarınızı dersten önce online almak isteyebilir ama bunların kolay ulaşılabilir olmalarına izin vermeyin. Bütün ders notları önlerinde hazır olursa yine telefonlarına dönmek daha cazip gelecektir. Öğrencilerinizin sınıfta olmaları için bir sebep yaratın.

6. Dijital Alanın Dışında Merak Fırsatları Yaratın
Öğrencilerin dikkati boş yere dijital aletlere kaymıyor, bu aletler çok ilginçler. Ama bu aletlerin dışında öğrenmek de çok ilginç olabilir. Öğrencilere onları zorlayacak ve özerklik kazanmalarını sağlayacak projeler verin. Okul dışına geziler düzenleyin, misafir öğretmenler davet edin. Uygulamalı öğrenme fırsatları yaratın. Bütün gün ders anlatmak yerine tartışmaya dayanan öğrenmeyi kullanın, öğrencilerin dersi yönlendirmesine izin verin. Biraz hevesle her şey değişebilir, siz de en az o aletler kadar merak uyandırıcı olabilirsiniz.

7. Yılmamayı Öğretin
Dijital aletlerin en büyük cazibesinin, kullanıcıya anında memnuniyet hissi yaşatması olduğunu unutmayın. Şu ana kadarki öneriler hep öğrenciyi ve onun sınıfa getirdiği dijital aleti öğrenme sürecine katsa da, aynı zamanda öğrencilerin daha derine inebilmeleri için sebat duygusunu öğrenmeleri gerektiğini de vurguluyor. Aslında öğrencilerin hem dijital aletler hem de onların dışındaki dünyada dikkatlerini yoğunlaştırıp dürtülerini kontrol edebilmelerinin yolu sebat duygusundan geçer. Sebat etmeyi ve yılmamayı öğretmek için derste zaman ayırmaya, yönlendirmeye ve takip etmeye değer.

Bu Konu Neden Önemli?

Çocukların ve ergenlerin beyinleri dinamiktir. Dijital aletler de onların düşünce sistemine sezgisel olarak çok çekici geliyor. Öğrencilerin uyaranlara iyice alışarak, daha düşük uyaranlı işlere odaklanamaması ya da aşırı heyecanlandıkları için uyuyamamaları gibi potansiyel olumsuzluklara rağmen okullar bu durumu kabul edebilir, etmeleri de gerekiyor. Öğretmenlerle ebeveynlerin olduğu kadar, dijital aletlerini kullanmaları sınırlandığında kendilerini berbat hisseden ama anketlerde, akranlarının dijital aletleri doğru kullanmamasının dikkatlerini dağıtmasından yakınan ve kendi dijital alet bağımlılıklarından kurtulmak istediklerini belirten öğrencilerin de bir orta yol bulması gerekiyor.

Sınıfınıza nasıl bir çözüm getirirseniz getirin, hâlâ gelişmekte olan bir dönemde yaşadığımızı unutmayın. Hepimiz eşit durumdayız, kuralları ve en iyi uygulamaları belirlemek bize bağlı. Bu yüzden bir tekniği deneyin, olmuyorsa diğerine geçin. Öğretmenliğin esas ilkelerini hep aklınızın bir köşesinde bulundurun ama bir yandan geleceğe hazırlanın. Nihayetinde sınıfta teknoloji kullanımının bireyselleşmeyi ve derse katılımı güçlendirmesini ya da sadece dikkat dağıtıcı bir unsur olarak kalmasını belirleyecek olan iyi öğretmenliktir.

Kaynak: http://www.edudemic.com/7-ways-deal-digital-distractions/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber