Bu haber kez okundu.

ÖĞRENCİLERİN DERS ÇALIŞMA ALIŞKANLIĞI KAZANMASINDA ÖĞRETMEN'LERE DÜŞEN GÖREVLER

Başarılı bir öğrenme ortamının oluşturulmasında, çocuğun okulu ve dersleri sevmesinde,  öğretmenlerin, özellikle ilköğretim okulu öğretmenlerinin etkisi büyüktür. Bu dönemde okulu ve dersleri sevmeyen öğrenci ilerdeki öğrenim hayatında da okumayı ve dersleri sevmemekte, bu da öğrencinin öğrenim hayatının başarısız geçmesine neden olmaktadır.
 
          Bir şeyi öğretmeye başlamadan önce, çocuğun o konuyu öğrenmesi için merak uyandırıp öğrenme isteğini artırmak gerekir.
 
          Bunun için öğretmen, öncelikle mesleğini sevmelidir. Öğrencilerini bireysel özellikleriyle tanıyarak onlara  seslenebilmeli, sağlıklı bir ilişki, yakın bir dostluk ortamı oluşturmaktır.  Herhangi bir sorun ya da gerginliği olan öğrenci öncelikle karşısında sevecen bir yaklaşım içinde, kendisini anlayan ve dinleyen bir öğretmen arar. Herhangi bir başarısı sebebiyle sınıf içinde çocuğun gururunu okşayan bir söz, onu olumlu bir şekilde etkileyen önemli bir mükafat yerine geçer ve çocuğun ders başarısını olduğu kadar, sınıf içindeki durumunu da etkiler.
 
          Öğretmenler konuları anlatırken  birçok hareket, jest-mimikleri işin içine katarak,  uygun yaşanmış ya da yaşanabilir örnekler sunması dersi daha çekici hale getirir.
 
          Öğrencilere olabildiği kadar uygulama fırsatı verilirse öğrenme daha çabuk ve kalıcı olacaktır.
  
          “Güven duygusu” çocuğun sınıf içindeki uyumunda olduğu kadar, ders başarısında da büyük bir önem taşır. Olumsuz çevre koşullarında yetişen ya da her hangi bir sebeple uyum ve davranış bozuklukları gösteren çocuğun yetenekleri keşfedilerek, güven duygusunun pekiştirilmesi, onun eğitimi ve öğretimi açısından büyük önem taşır. O güne kadar belki yeteneklerini sınama fırsatı bile bulamayan çocuk, öğretmeninin keşfetmesi ile resim, müzik, güzel okuma ve yazma gibi konulardaki yeteneğinden haberdar olunca kendine olan güveni güçlenir. Bu da gerek sınıf içi uyumu ve arkadaş ilişkilerini, gerekse ders başarısını olumlu açıdan etkiler.
 
          Öğretmen; öğrenci tanıma tekniklerini kullanarak öğrencilerini her yönü ile tanımalıdır. Etkili eğitim öğretimin temel şartlarından biri de öğrenciyi tanımadır. Öğretmen öğrencileri ile sürekli ilgilenmeli, aileleri ile mutlaka işbirliği içinde olmalıdır. Derse ilgisiz olan, geç gelen, okuldan kaçan, başarısız olan, içine kapanık, sessiz ve arkadaş edinememiş veya çok hareketli ve ilgisi dağınık olan öğrencilerle bireysel olarak ilgilenmeli, ailesi ile işbirliğine gitmeli, gerekirse uzman kişi ve kurumlardan yararlanma yoluna gitmelidir. Sıcak bir ilgi, başını okşama , ismiyle hitap etme, sınıf içinde çocukları onore etme, ödüllendirme gibi davranışlar öğrencilerin derse olan ilgisini ve sevgisini artırır. Özellikle ilköğretim okulu öğrencileri öğretmenin bu sıcak ilgisini kaybetmemek için derslerine daha fazla ilgi gösterirler, daha fazla çalışırlar, dolayısı ile bu öğrencinin başarısını artırır ve bu davranış kalıcı hale gelerek ileriki öğrenim hayatında da aynı şekilde devam eder.
 
          Çocukta öğrenmeye karşı bir direnç oluşuyorsa öğretme işi durdurulmalı; yargılama ve hesap sorma şeklinde olmamak şartı ile onun da bir insan olduğu bilinci ile yaklaşıp anlamaya çalışılmalıdır.
 
          Öğrencilerin pek çoğu zamanlarını ders çalışmakla geçirdikleri halde yeteri kadar başarılı olamamaktan şikayetçidirler. Çalışma zamanı ve süresini iyi ayarlayamadıkları ve öğrenilenleri hatırda tutmaya yarayacak bazı tekniklerden haberdar olmadıkları için çabalarının sonucunu alamamaktadırlar. Yeteneğinin altında başarı gösteren öğrencilerin başarısızlığı, verimli ders çalışma yöntemlerini bilmemekten veya okuma yazma  ve aritmetikteki eksikliklerinden kaynaklanmaktadır.
 
          Verimli çalışma; ilköğretim sınıflarında doğru, anlamlı ve hızlı okuma, okuduklarını tam olarak anlama ve anlatma becerisini kazanmakla başlar. Okuma becerilerini zamanında kazanan, geliştiren ve sonra da bunu alışkanlık haline getiren öğrenciler, ödev hazırlama ve ders çalışma konularında çok daha başarılı olmaktadırlar. Okuma becerileri bakımından yaşının ve sınıfının genel düzeyinin altında bulunan öğrenciler ise, beklenen başarı çizgisine erişememektedirler.
 
          Öğrencilerin çalışma alışkanlıkları ve tutumları çok geniş kapsamlıdır. Bu kavramın içine öğrencinin okul yaşantısıyla ilgili her şey  girmektedir. Örneğin, ders dinlerken hissettikleri , öğretmenlere karşı tutumları, ders çalışma yöntemleri, ödevler konusundaki görüşleri, eğitimden beklentileri, kütüphaneden yararlanma biçimleri, çalışma ortamlarını düzenlemeleri, anne baba ve arkadaşlarıyla ilişkileri gibi pek çok husus bu konuda sayılabilir.
 
          Öğrencilerin çalışma alışkanlık ve tutumlarını şekillendiren temel faktör “kendilerinin çalışma yaklaşımlarıdır”. Öğrencinin öncelikle, hangi amaçla çalışacağını ve öğreneceğini bilmesi  gerekmektedir. Öğrenci okuduğunu anlamaya mı , yoksa ezberleyip geçiştirmeye mi yönelmiştir.
 
          Verimli çalışma ve tam öğrenme yollarını bilmek her öğrenci için baş gereksinimlerden biridir. “Çok çalışmak” yerine “verimli çalışmak” ilkesi temel alınmalı, bunun için zamanı iyi kullanması çocuğa öğretilmelidir.
 
          Etkili çalışma; zamanı belirlenmiş amaçlar ve saptanmış öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Verimli çalışma programı içinde eğlenmeye, dinlenmeye, aileye, sevdiklerine ve hobilere daima yer vardır.
 
          Öğretmenler, öğrencilerine verimli ders çalışma yöntemleri konusunda uygulamalı çalışmalar yaptırmalıdırlar. Öğrenciye zamanını nasıl planlayacağını öğretmek, okuduğunu özetlemeyi ve gerekli tekrarları yapmayı alışkanlık haline getirmelerini sağlamak öğrencinin başarısını ve kendine güvenini artıracaktır.
 
          Öğretmenin olumlu tutumu öğrencinin onu benimsemesine, dolayısıyla okul çalışmalarından zevk almasına neden olmaktadır.
 
          Öğrencilerin çalışma alışkanlık ve tutumlarını geliştirmek için öğretmenler, anne babalar ve öğrenciler el ele vermelidirler. Öğretmenler, öğrencilerin başarı durumları ve çalışma alışkanlıkları ,devam-devamsızlık, okuldaki davranışları, arkadaşları ile olan ilişkileri vb.  konularda ailelerle sürekli iletişim içinde olmalıdırlar. Ders saati içinde ve dışında birleştirici rol oynamaya özen göstermelidirler. Hükmedici ve baskıcı davranışlarla değil, iyimser, sevecen ve motive edici bir  yaklaşımla öğrencileri ders çalışmaya teşvik etmelidirler.
 
*****
“Öğrenciler neyin kendilerini başarılı ve iyi hissetmelerini sağladıklarının farkındadırlar...İşte onların söylediği şeyler:
Lütfen bana gülümseyin,
Lütfen beni ilk ismimle çağırın.
Lütfen ben yokken neler kaçırdığımı bana söyleyin,
Notlarımda ortaya çıkmasa bile lütfen yeteneklerimin farkına varın,
Lütfen beni övecek fırsatlar bulun,
Yaptığım bir şeyden hoşlanmasanız bile beni hala bir  insan olarak taktir ettiğinizi anlamama yardımcı olun,
Gelecek gün önümde birçok seçenek olduğunu ve kendi amaçlarımı belirleyebileceğimi bana gösterin,
Yüksek beklentilere sahip olmam için beni cesaretlendirin.

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber