Bu haber kez okundu.

Öğrenci merkezli derken, Öğretmen mesleğine Tecavüz




Ülkemin farklı bir ilinde öğretmenlik görevini yapan arkadaşımla konuşurken, bir velinin kendisi hakkında şikayette bulunduğunu anlattı bana.

Şikayette bulunması gayet doğal bir şey ama şikayetin sebebini duyunca bu yazıyı kaleme almak zorunda kaldım. Ya da yazmak zorunda olduğumu hissettim

Söz konusu veli okul idaresine, ‘’çocuğum derste parmak kaldırdığı halde öğretmeni ona söz hakkı vermediğinden çocuğumun psikolojisi bozuldu’’ diye başvurmuş. 
İlk duyduğumda komik gelse de ve etrafımdakilere anlatıp gülsem de, aslında eğitim sistemimizin ne halde olduğunu ve öğretmenlerin bu sistemdeki yerini bir kez daha anlamış oldum.

Malum özellikle sınav sistemi başta olmak üzere birçok değişiklik yapılıyor. yenisine alışamadan yeni bir sisteme geçiyoruz.
Ama asıl değişiklik ise ‘’öğretmen merkezli eğitim’’ modelinden ‘’öğrenci merkezli eğitim’’ modeline geçiş oldu. 

Muhtemelen bu yazıyı okuyanlar da bilirler, bizim dönemimiz de öğretmen ne derse haklıydı ve onun dediği olurdu. 

Veliler ise halk ağzı ile ifade etmek gerekirse ‘’eti senin kemiği benim’’ anlayışındaydı.
Peki Öğrenci merkezli eğitim modelini uygulamak iyi değil mi? 
Elbette iyi ve olması gereken bir değişiklikti zaten. 

Ama ‘’doğru bir modeli yanlış uygulamak, sonuç olarak yanlış bir modeli uygulamaktan daha vahim duruma getirebilir’’.

Ne kazık ki birçok alanda yaptığımız yanlışı burada da yapıyor ve yapmaya devam ediyoruz. 

Çünkü yeni eğitim düzeni Benjamin Bloom’un ‘’öğrenemeyen öğrenci yoktur, Öğretemeyen öğretmen vardır’’ anlayışı üzerine kuruluyor.
O zaman soruyorum Bloom bu sözü söylerken Diyarbakır’ın Silvan ilçesine, Bingöl’ün Genç ya da Şanlıurfa’ın Harran ilçesine gelip yerinde inceleme yaptıktan sonra mı söyledi de biz bu sözü olduğu gibi alıyor ve ülkemizde uygulanabilirliğini veya şu an içinde bulunduğumuz durumun buna elverişli olup olmadığını sorgulamadan hayata geçiriyoruz.

Tabi ki Bloom doğru söylemiştir ama bu doğruluk beş, bilemedin on kişilik bir sınıf ortamı için geçerlidir.
Öyle ya elli kişilik bir sınıfta ‘‘öğretemeyen öğretmen vardır’’ demek saçmalık olur.
Bu anlayış üzerine eğitim yapmak için önce elli kişilik sınıfların ortadan kaldırılması gerekir.

‘’Nasıl ki öğrenemeyen öğrenci yoktur, Öğretemeyen öğretmen de yoktur’’. Yeter ki uygun şartlar ve ortam sağlansın. Uygun şartlar oluşturulduğu halde öğretmen hala öğretemiyorsa, o tür öğretmenlere uygun özel eğitim veren kurslar açılsın.

Çünkü öğretmenlerinde bu eğitim modelindeki durumu çok önemlidir. 

Ama ne yazık ki bu model uygulandıktan sonra öğretmenin durumu pek de iyi olmadı.
Çünkü öğrenci merkezli yapayım derken öğretmeni saf dışı bırakmak yetmiyormuş gibi resmen etkisiz hale getirildi.

Yazının başında da belirttiğim gibi bir veli parmak kaldıran çocuğuna söz hakkı verilmediği için psikolojisinin bozulduğunu belirtip şikayette bulunabiliyor.
Peki biraz anlayış varsa, parmak kaldıran on öğrenciye aynı anda söz hakkı vermek nasıl olabilir? Gerçekten öyle bir şey oluyorsa öğrenmek istiyorum.
Öğretmen sanki öğrenciyi sürekli ezici konumundaymış gibi bir de ‘’öğretmen şikayet hattı’’ kurulmuş. 

Şimdi soruyorum, öğretmenine ‘’hoca şikayet hattı var ha’’ diyen bir öğrenci artık o öğretmeninden ne alabilir.

Görevlerine yeni başlayan yada her sezon başı tekrar bir heyecanla start alan öğretmenler basit, ve ahmakça bir çok şikayetten, hakaretten hatta öğrencisinin gözünde iki kuruşluk olduğundan dolayı hiçbir saygınlığı kalmadığından, o idealist kişiliği sönüyor ve sadece derse girip maaşını alan bir konumda kalıyor.

Benim bildiğim 155 imdat polis hattı vardır. Polisi can ve mal güvenliği için tehlikeli kişi veya grupları ihbar etmek ve acil durumlarda aranması içindir bu hat. 156 hattı ise bunun kırsal alandaki versiyonudur, 

Peki öğretmen ne kadar tehlikeli ki ‘’Öğretmen şikayet hattı’’ çıkartılmış. Bir veli veya öğrenci bir çok zaman sadece keyfinden arayıp istediği öğretmeni şikayet edebiliyor. 
Öyle ya, ‘’sen ara şikayet et zaten isim ve şikayet edenin gizliliği vardır’’
Öğrenci merkezli model uygulayacağım derken öğretmeni bu kadar saf dışı bırakmak kadar saçmalık olur mu?

okul idarecilerinize mi güvenmiyorsunuz? İdareciler görevini kötüye kullanan öğretmenler hakkında hukuki işlem veya MEB’e başvurup soruşturma başlatamaz mı?
İstediğiniz kadar öğrenciyi merkeze alın, öğretmenin etkinliği olmadan ne yapabilirsiniz ki?

İdealleri sönmüş, artık hiçbir heyecanı kalmamış bir öğretmen ile hangi modeli uygularsanız uygulayın sadece bir hiç olacaktır.

Öğretmen bu kadar etkisiz ise alın tüm öğretmenleri görevden ve sınıflara robotlar yerleştirin, o zaman öğrenci merkezli modeli en iyi şekilde uygularsınız, ‘’unutmayın ki öğrenci yetiştirişiniz ama insan yetiştiremezsiniz’’.

Tarih 18.11.2013 evet bugün yazıyorum, beş bilemedim on hadi diyelim anlamadılar on beş yıl sonra elbet bunu anlayacaklar ve öğrenciyi ön plana çıkartayım derken söndürdükleri, saygınlığını yerlere serdikleri öğretmenlere hak ettikleri değeri vermek için uğraşacaklar.

O zaman daha dengeli, öğrenci merkezli ama öğretmeninde etkin ve değerli oldu bir şekilde uygulanacak.

Ama ne yazık ki o zamana kadar birçok nesil geçmiş olacak.

Yazıya karşı çıkacaklar için belirtmek istiyorum ki; ilkokulda öğrenme güçlüğü çektiğim için İstiklal marşının ikinci kıt'asını okuyamadım diye öğretmenimden yarım saat boyunca dayak yemiş ve kurtulmak için bayılma numarası yapmış biri olarak yazıyorum.

Elbette bu durumlara karşıyız ve asla istemediğimiz bir şeydir, ve hiçbir şekilde savunulacak bir tarafı da yoktur. 


Mehmet Nebioğlu

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber