Öğretmen Diyarı

Öfkeli Erkekler Çağında Tatlı Bir Oğlan Çocuğu Yetiştirmek

İlk çocuğumu doğurduktan birkaç saat sonra eşim 2.5 kiloluk oğlumu özenle kucakladı ve ona kibarca, “Selam, mis kokulu çiçeğim” dedi. “Adamım” ya da “küçük adam” değil. Mis Kokulu Çiçek. Bu tanım beni inanılmaz rahatlattı. Birçok ebeveyn gibi biz de oğlumuzun ismine karar vermiştik ama ona nasıl sesleneceğimiz konusunda daha önce hiç konuşmamıştık. Eşimin tatlı bir oğlan çocuğu yetiştirme kararına şahitlik ediyordum.

Aslında dünyanın acil olarak ihtiyacı olan şey tam da bu: Tatlı oğlan çocukları ve onları yetiştiren büyükler.

Etrafımızda bir sürü öfkeli adam var. Bir sürü öfkeli kadın da var tabi ki, ama onlar uzun zamandır yok saydıkları bu duyguyu ifade etmenin daha çok başındalar. Kadınların kamusal kızgınlığı bir amaç taşır. Kadınların geçmişte yaşadıkları tacizleri anlattıkları #MeToo ya da #BenDe ve #bendeyaşadım twitter hashtag’leri gibi. Bunlar, kızların sesi olan bir çeşit kızgınlık göstergeleridir. Erkeklerin kızgınlığı diğer tüm sesleri kapatmaya yeltenir. Günümüzün en öfkeli kadını harekete geçer, ama erkeği öldürür.

Erkek, bir anti-Nazi protestocuna suikast düzenlemek için arabasını kullanır. Erkek, beyzbol antrenmanındaki bir milletvekiline ateş açar. Erkek, Vegas’ta bir konserde toplu katliam yapmaya kalkar. Erkek, ibadet edenleri katleder. Polis memuru kendi ailesini öldürür. Başlıklar bulanık ama medya bize bu erkeklerin değişmeyen bir özelliğini gösteriyor: Bu erkekler kendilerini çok yalnız ve güçsüz hissediyorlar. Güce sahip hatırı sayılır bir sayıdaki erkekse -öldüresiye öfkeli olmayanlar- gururlu bir şekilde agresiflerdir. Amerikan Başkanı, berbat bir İngilizceyle, saçma noktalama işaretleriyle ve hep büyük harflerle kızgın tweetler atıyor. Sadece topluma değil, korumak ve savunmak için söz verdiği ülkenin bireysel vatandaşlarına, meydan okuyarak saldırıyor.

Dünya o kadar tersine döndü ki, eril hassasiyetlerin en kamuya açık olanı, çocuk sağlığı ve silah kontrolünden bahsederken göz yaşlarına hakim olamayan, gece programı sunucusu komedyen Jimmy Kimmel’den geldi. 

Oğlum şimdi beş yaşında ve ben bir de 3 yaşındaki bir kızın annesiyim. Kız çocuklarının hem vahşi hem kibar, güçlü ve aynı zamanda şefkatli olmaları yönünde yüreklendirildiği bir zamanda kızımı yetiştirdiğim için heyecanlıyım. Kızımın son zamanlarda, gökkuşağı desenli kumaştan uçurtmasının çubuğunu bir eskrim kılıcı yapıp, ağaçları siper ederek koşturması ve “Gardınızı alın!” diye bağırması beni çok mutlu ediyor. Ama bir yaş günü partisinde, balon sanatçısı kendinden emin bir şekilde oğlanlara kılıç yaparken, oğlumun kalp şeklinde bir balon istemesi beni daha da fazla memnun ediyor.

Oğlanlar her zaman her şeyi yapabileceklerini bilerek büyüdüler. Yaptıkları tek şey politikacılara, dini liderlere, profesyonel sporculara, büyük küçük birçok şehirde dikili heykellere bakmaktı. Hemen hepsi erkek! Kızlar ise her zaman her duyguyu hissedebileceklerini bilerek büyüdüler, öfke hariç. Şimdi kızlara, kadınlar tarafından kendi haklı öfkelerine sahip çıkmaları söyleniyor. Şimdi artık ne isterlerse hissedebilirler ve ne isterlerse o olabilirler.

Kızlar sadece balerin olmak için değil ayrıca astronot ve yazılımcı olmak için de desteklenirken, zaten ayda yürüyebileceklerini ve Silikon Vadisi’ni yönetebileceklerini bilen oğlanlar, duygularını tam olarak ifade etmek için belli bir teşvik görmüyorlar. Herhangi bir bebek mağazasına girin, erkek bölümünde sizi hemen köpekbalığı, kamyon ve futbol desenli kahverengi ve fosforlu yeşil renkli bebek tulumları karşılayacaktır. Yeni doğan bebek tulumlarında şu da yazar; “BABASI GİBİ SAĞLAM”. Oğlanlara daha bebeklikten itibaren  duygusal olarak “sağlam” ve “sert” olmaları öğretiliyor. (Gerçi ben “ANNESİ GİBİ DİRENÇLİ” yazan bir tulumu her iki cinsiyet için de tercih ederim.)

Kızıma aldığım giysilerin üzerinde boynuzlu at, gökkuşağı, roket, dinozor var ama üzerleri aklınıza gelebilecek her renkteki pullarla bezeli. Hepsi bir garip ve parıltılı. Geçenlerde oğlum, “Anne, neden kızların giysileri erkeklerinkinden daha ilginç ve güzel ve bunların bir erkeğin ya da bir kadının olduğuna karar veren kişi kim?” diye sordu.

İyi bir yanıtım yoktu.

Evet onlar yalnızca giysi, ama çocuklarımızı içine sardığımız malzemeler. Toplum oğlanları sağlam durmak, kendi kendine yetmek gibi ışıltısız ve sihirsiz söylemlerle her yönden bombardımana tutuyor. Oğullarımız sürekli ne olamayacakları, ne yapamayacakları ve ne hissedemeyecekleri ile ilgili mesajlar alıyorlar. 

Mesaj, oyuncak bebek arabasıyla keyifle oynayan oğlumu izleyen apartman girişindeki amcadan da geliyor, “Napıyorsun? Bununla kız kardeşin oynamalı!”. Verilen mesaj şu: Bebeğe bakım vermek kızların görevidir, erkeklerin değil. Mesaj garson tarafından verilen boyama sayfasında da karşımıza çıkıyor: Oğluma bir dinozor ve kızıma bir kelebek. Mesaj şu: Büyük ve korkunç olanlar oğlanlar için; narin ve güzel olanlar kızlar için. Asansörde dört yaşındaki oğlumu azarlarlarken izlediğim babası da furyaya dahil olabiliyor, “Kes ağlamayı! Arkadaşlarının küçük bir bebek olduğunu mu düşünmelerini istiyorsun?” Hiçbir faydası olmasa da yine de duygularını durdur çünkü çocuklar ağlayan bir oğlanla dalga geçebilir. Kızımın kreşinde kitap değiş tokuşu organize eden bir anneden de 3 yaşındaki oğlanların “prensesli kitaplara bayılmadıkları” gerekçesiyle “cinsiyetsiz kitaplar” isteği gelebiliyor mesela. Bütün kitaplar herkes için değildir, oğlanlar kadın kahramanı olan kitapları sevmezler. Bir keresinde mesaj, lunaparkta oğluma bindiği arabayı değiştirmeyi teklif eden bir çiftten açık ve net olarak geldi. 2 yaşındaki oğullarının fotoğrafını pembe bir arabada çekmek istemiyorlardı. Oğlanlar mavidir. (20. yüzyılın ortasına kadar erkek bebeklerin canlılığın sembolü olarak uçuk pembeyle, kızlarınsa uçuk mavisiyle sarılmış olmasının bir önemi yok tabi.)

Çocukları nötr bir cinsiyetle yetiştirmemize ya da kızlar ve oğlanlar arasındaki temel farkları reddetmemize gerek yok. Çocukların cinsiyetlerine bakmadan doğal bir tatlılığı taşıdıklarını kabul etmeye, toplum olarak bunu beslemeye ve korumaya ihtiyacımız var.

Tatlı oğlan çocukları, hassas ve anlayışlı olmadaki gücü bilen erkekler olarak büyürler. Eleştiri veya “diğer” olarak gördükleri insanlardan – ten rengi, cinsel yönelim, din ya da eğitim ya da herhangi bir konuda farklı olanlardan – gelen rekabet ile tehdit altında hissetmeyen erkekler olurlar. Tatlı oğlan çocukları, ebeveynleri ya da toplum tarafından her şeyi hissetmelerine ve duygularını utanmadan göstermelerine izin verilen çocuklardır.

Bu, küçük yaşlardan itibaren okullardaki forumlarda açıkça tartışılmalıdır. Evlerimizde de ısrarla ve doğal olarak uygulanmalıdır. Ebeveynler, oğulları üzüldüğünde, korktuğunda, kırıldığında, aptalca ya da sevecen hissettiğinde, kızlarına sarıldıkları kadar oğullarını da kucaklamalıdırlar. Bu sayede tatlı oğlan çocukları, güce yapışmış insanlara dönüşmek yerine gerektiğinde yardım isteyebilen böylelikle yalnızlığa karşı kendilerini savunmayı öğrenen erkekler olurlar. Tatlı oğlan çocukları, rızanın sınırını ve cinsel sınırları bilen açık kalpli erkeklere evrilirler. Çünkü onlar kadınlarla eşit olduklarını bilirler. Oğlanlar sadece erkek olmayacaklar. İzin verirsek insan da olacaklar.

Eğer şanslıysak, tatlı oğlan ve öfkeli kız çocukları bizi kurtarmak için yetişecekler.

Çeviri: Ayşegül Sarıoğlu

Kaynak: http://time.com/5045028/raising-boys-faith-salie/

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim