Bu haber kez okundu.

OECD: Eğitimde Cinsiyetle İlgili Dengeler Değişiyor

Bir zamanlar kız öğrencilerin bilimdeki özgüven eksikliğini kendilerine dert edinen politikacılar, şimdi zamanlarının çoğunu “Harry Potter”ın kitaplarını somurtkan erkek öğrencilerin gözlerinin içine sokmaya çalışmakla geçiriyorlar. İsveç “erkek öğrenci krizini” araştırmak için bir komisyon kurdu. Avustralya, “Erkek Çocuklar, Bloklar, Kitaplar ve Baytlar” isimli bir okuma programı tasarladı. Sadece birkaç jenerasyon içinde kız öğrenciler eğitimdeki açıklarını kapatırken, şimdi yeni bir açık ortaya çıktı: Erkek öğrenciler.

OECD tarafından 5 Mart’ta yayınlanan bir rapor bu terse dönüşü iyice gözler önüne serdi. Erkek öğrenciler matematikte üstünlüğünü biraz olsun koruyor: 15 yaşındaki erkek öğrenciler, yaklaşık 3 aylık bir eğitime denk gelen bir oranda kız öğrencilerden daha ilerideler. Fen bilimlerinde ise sonuçlar birbirine oldukça yakın. Ancak kız öğrencilerin bir süredir önde olduğu okumada ciddi bir uçurum oluşmuş durumda. Araştırmaya katılan 64 ülkenin tamamında, kız öğrenciler erkek öğrencilerden daha üstün bir başarı gösteriyor. Üstelik aradaki fark bir yıllık ekstra bir eğitime denk geliyor.

 

\"grafik00\"

 

XX > XY?

OECD, okuryazarlığı, değerlendirdiği en önemli beceri olarak kabul ediyor çünkü daha fazla öğrenme ona dayanıyor. Gerçekten de ergenlik çağındaki erkek öğrenciler matematik, okuma ve fen bilimleri alanlarında temel yeterlilik kazanma konusunda kız öğrencilerden yüzde 50 daha başarısız. Bu gruptaki gençler, belki de bu sebeplerden dolayı okulu bırakmaya daha eğilimliler.

Kız ve erkek öğrencilerin sınıflarda neden bu kadar farklı bir seyir izlediklerini görmek için önce dışarıda ne yaptıklarına bakalım. 15 yaşındaki ortalama bir kız öğrenci, haftada beş buçuk saatini ödevlerine ayırıyor. Bu, ortalama bir erkek öğrencinin ayırdığı zamandan bir saat daha fazla. Erkek öğrenciler ise bilgisayar oyunlarına ve internette takılmaya daha fazla zaman ayırıyor. Kız öğrencilerin 4′te 3′ü zevk için kitap okuyor. Bu oran erkeklerde yüzde 50′den biraz fazla. Ekranlar, gözlerimizi sayfaların arasından alıp kendine doğru çektiği için okuma oranları her yerde düşüyor, ama erkekler okumaktan daha hızlı vazgeçiyor gibi görünüyor. OECD’nin ilginç bir tespiti daha var: Ortalama bir kız öğrenci kadar ödev yapan erkek öğrenciler arasında, okuma konusundaki cinsiyetler arası fark bir çeyrek kadar düşüş gösteriyor.

Bir kez sınıfa girdiler mi, erkek öğrenciler dışarı çıkmanın özlemini çekmeye başlıyor. Erkek öğrenciler kız öğrencilerden 2 kat daha fazla okul için “zaman kaybı” diyor. Tıpkı bir zamanlar öğretmenlerin kız öğrencileri, bilimin sadece erkekler için olmadığı konusunda ikna etmek için uğraştıkları gibi OECD de şimdi aileleri ve politikacıları, erkek öğrencileri erkekliğin akademik başarıyı küçümseyen versiyonundan uzaklaştırmaya çağırıyor. “Erkek çocuklar üzerinde farklı baskılar var” diyor Yip. “Ne yazık ki ‘kötü’ davranışlar anlamında belli beklentilere ulaşmaya çalıştıkları bir eğilim içindeler.”

Erkek öğrencilerin okulu küçümsemesi, eğitimsiz yetişkin erkekler için yeterince iş imkanı olsaydı daha az mantıksız gelebilirdi. Ama o günler çoktan geride kaldı. Erkek öğrencilerin önde olduğu matematikte özgüven önemli bir rol oynuyor. Ama bu özgüven bazen sadece görüntüde de kalabiliyor: Erkek öğrencilerin yüzde 12′si “dilek kipi ölçeklemesi” diye bir matematik kavramını duyduklarını belirtmiş. Oysa bu aldatıcı soru kız öğrencilerin sadece yüzde 7′sini kandırabilmiş.

Belki de ergenlik çağındaki erkek öğrenciler “katlanılamaz” oldukları için düşük notlar alıyor alabilirler. Nitekim OECD, erkek öğrencilerin anonim testlerden öğretmen değerlendirmelerine göre daha iyi notlar aldıklarını buldu. Okuma konusunda kız öğrencilerle aralarındaki fark 3′te 1 oranında azaldı ve erkek öğrencilerin zaten önde olduğu matematik alanındaki fark ise daha da açıldı. Öğretmenler arasında “tarafsızlık” ilkesinin eksik olduğunu öne süren bir başka bulgu da, eşit beceri düzeylerinde olsalar bile erkek öğrencilerin okulu bir yıl daha tekrar etmeye kız öğrencilerden daha fazla zorlanıyor olmaları.

Bu ayrımcılığın altında ne yatıyor? Bir olasılık, öğretmenlerin nazik, istekli ve kavgadan uzak duran öğrencilere yüksek notlar vermesi. Ve tüm bunlar, daha çok kız öğrenciler arasında yaygın görülen tutumlar. Bazı ülkelerde kötü davranışlar sebebiyle akademik notları dikkate alınmayan bile olabiliyor. Bir başka sebep de öğretmenlerin çoğunluğunun kadın olması – her 10 ilkokul öğretmeninin 8′i ve yaklaşık her 10 ortaokul öğretmeninden 7′si kadın – ve dolayısıyla kendi cinsiyetinden olan öğrencilere iltimas geçiyor olmaları. Tıpkı erkek patronların bir alt kademeyi erkek seçmeye meyilli olmaları gibi. Tabi bütün bunların hepsi birer ihtimal.

Bazı ülkeler, erkeklerin daha çok başarı gösterebildiği bir ortam sağlıyor. Latin Amerika’da okuma alanında cinsiyetler arasındaki fark çok daha az. Şili, Kolombiya, Meksika ve Peru’daki erkek öğrenciler, kız öğrencileri başka hiçbir ülkede olmadığı kadar yakından takip ediyor. Ancak bunun tersi de geçerli: Matematikte erkek öğrencilerle kız öğrencilerin neredeyse eşit olduğu İzlanda, Norveç ve İsveç, okuma alanında ciddi oranlardaki cinsiyetler arasındaki fark ile uğraşıyor.

OECD’nin en son bu kadar büyük bir çalışma yaptığı 2003′ten beri, çok az sayıda ülkede erkek öğrenciler kız öğrencileri okuma alanında yakalamayı başarabildi, ancak kız öğrenciler pek çok ülkede matematikteki farkı belirgin bir şekilde kapattı.

 

EĞİTİMPEDİA

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber