Bu haber kez okundu.

Ödev Hakkında Bir Türlü Farkına Varamadığımız Gerçekler

Dover-Sherborn Lisesi öğrencilerinin yakında başlayacak olan şükran günü tatili öncesinde en azından bir şeyi dert etmelerine gerek kalmayacak: Ödevler.

Boston’da yer alan okulun yöneticileri, geçmişteki tatil dönemlerinin aksine bu yılki şükran günü tatilinin ‘ödevsiz haftasonu’ olacağını açıkladı. Newsweek tarafından eyaletin en iyi 16. okulu olarak gösterilen ve rekabet gücü oldukça yüksek olan okul için bu karar bir hayli alışılmadık. Hele de bu uygulamanın aynı akademik yıl içerisinde birden fazla kez tekrarlanması planlanıyorsa.

Bu sayede öğrenciler rahatlayacak ve aileleri ile daha çok zaman geçirecekler. Büyük resme bakacak olursak, öğrencilerin üzerindeki stres azalacak ve gün geçtikçe daha fazla öğrencinin yaşadığı kaygı sorunlarını azaltmak mümkün olabilecek.

Okulun rehberlik birimi direktörü Ellen Chagnon’un aktardığına göre son yıllarda giderek daha fazla sayıda öğrenci stresle başetme sorunları yaşıyor, çalışmaktan bunalıyor ve dahası bu sorunla nasıl başa çıkacaklarını bilemez durumda oluyorlar. Chagnon, “Sorunun üstünü örtmektense buna bir çözüm aramaya karar verdik” diyor.

Sorunların artmasıyla birlikte okul komitesi, öğrencilerin hangi durumlarda başarılı, hangi durumlarda başarısız olduklarını ve ödev yoğunluğunun buna etkilerini gözlemlemeye başlıyor. Bu gözlemler sonunda yolları Başarıya Meydan Okuyun olarak adlandırılan bir proje ile kesişiyor ve ödevsiz tatil fikrine bunun sonucunda karar veriliyor.

Başarıya Meydan Okuyun programının yaratıcısı Denise Pope, Ağustos ayında yayınlanan “Aşırı Yüklü ve Hazırlıksız” adlı kitabında okullara pratik önerilerde bulunuyor. Uzun süreli akademik araştırmalar neticesinde hazırlanan kitap, ödev yükü ile başarı arasındaki bağlantıyı inceliyor.

Pope’un kitabı, orta ve lise eğitiminde zorluk seviyesini nasıl aşağı çekecekleri konusunda bir çözüm arayan okullara, neleri değiştirmeleri gerektiğini anlatan bir rehber görevi görüyor.

Pope “Başarıdan kast edilenin ne olduğuna karşı meydan okuyoruz. Ebeveyn ve eğitimci olarak değeriniz, öğrencinizin hangi üniversiteye gittiği ile ölçülmemeli” diyor.

Dover-Sherborn Lisesi’nde öğrencilerin memnuniyetini artırma çabası 2014 yılında başladı. Ne zaman ve ne kadar uyudukları, devam ettikleri kurslar, ders dışı aktivitelere ve ev ödevlerine ne kadar zaman ayırdıkları gibi soruların yer aldığı araştırmanın sonunda ciddi bir öğrenci popülasyonunun kaygılı, telaşlı ve nasıl sakinleşeceklerini bilmez halde oldukları anlaşılınca, konu bir anda önem kazandı.

11. sınıf öğrenci velilerinden Pam Webb, “Özellikle gece uyku süreleri kırmızı alarm vermeye başlamıştı. Çocuğum ortalama olarak 6.4 saat uyuyordu ve bu beni çok endişelendiriyordu” diyor.

Araştırma sonuçlarını gören, Dover – Sherbon Lisesi yöneticileri, bir çözüm arayışına girdiklerinde yolları Başarıya Meydan Okuyun ile keşiyor. Proje, Standford Üniversitesi temelli ve tamamen konuyla ilgili araştırmalara dayanıyor. Başarıya Meydan Okuyun projesi, 2007 yılından bu yana başarıya ulaştıran davranış biçimleri üzerine düşünen ve öğrencilerin günlük iş yükünü azaltmayı hedefleyen toplam 120 okulla birlikte çalıştı. En temel hedeflerden biri ise her seferinde ödev oldu.

Ödev için ideal süre ve miktara karar vermek kolay değil, ancak fikir birliğine varılan kimi kararlar var. Bunların ilki ’10 dakika kuralı’. Bu yöntem, öğrencilerin her akşam ödeve ayırmaları gereken süreyi, bulundukları sınıf düzeyini 10 ile çarparak belirlemeyi tavsiye ediyor. Ödev süresi lise son sınıfta 120 dakika ile en üst seviyeye ulaşıyor. Bu sürenin dışına çıkan öğrenciler uykularından fedakarlık yaparak daha uzun süreler çalışıyor ancak bu, akademik olarak başarılı olmalarını sağlamıyor. Pek çok okuldaki öğrenci, özellikle rekabetin fazla olduğu ve çok sayıda ekstra etüt sınıflarının yer aldığı okullarda, bundan çok daha fazla süre ödev yapıyor.

Dover-Sherborn Lisesi öğrencilerinden Andrew Mallet sıradan bir gününü “Spora gidiyorum, eve geliyorum, yemek yiyorum, biraz dinleniyorum ve ardından ev ödevlerime başlıyorum” diyerek anlatıyor. Okulunda üç ekstra etüt sınıfa birden katılan Andrew’ün yatma saati genellikle on bir buçuk.

Pope’e göre ödev verme telaşı yanlış fikirlerden kaynaklanıyor: Aileler çok sayıda ödevin çocuklarını üniversite için daha hazır hale getireceğini düşünüyor. Öğretmenler ise çok fazla ödevin, öğrencilerin dersleri hakkında ciddi olduklarının göstergesi olduğunu düşünüyor.

Başarıya Meydan Okuyun, okullarda oluşan bu tarz düşünceleri değiştirmeyi hedefliyor.  Projenin temelinde yer alan araştırmalar, projeyi çevremize kabul ettirmemizi kolaylaştırdı” diyor Pope. Başarıya Meydan Okuyun, öğretmenlere ödev miktarının artmasının, ödevin kalitesini artırmadığını anlatmak ve usta bir politika yürüterek öğrencilerin iş yüklerini azaltmak için çalışıyor: Şükran Günü tatilinde gerçekleşecek olan ödevsiz haftasonu uygulaması, öğretmenleri ödev sayısını azaltma konusunda cesaretlendirerek mesela 25 yerine 10 tane matematik problem ödevi vermelerini sağlamak, ortak bir ödev takvimi oluşturarak öğretmenlerin ödevleri koordine etmelerini sağlamak ve öğrencileri aynı gün içerisinde çok sayıda test çözmek ya da proje hazırlamak zorunda bırakmamak gibi uygulamalar bunlardan sadece bazıları.

Aşırı ders çalışan öğrencilerin yükünü biraz olsun hafifletmeye çalışmak çok mantıklı olabilir, ancak bu da kendi içinde farklı bir kaygı yaratabiliyor.

Ödev konusunda önde gelen araştırmacılardan biri olan Duke Üniversitesi psikologlarından Harris Cooper, Başarıya Meydan Okuyun projesinin ana fikri ile aynı düşüncede olmasına rağmen, “Eğer 30 matematik problemi yerine, sadece 15 tane çözerseniz, bu durum ebeveyn üzerinde diğer çocuklar daha fazla ders öğreniyor stresi yaratabilir. Kimi ebeveynler ödevleri az, kimileri de çok bulacaktır. Eğitimciler için en büyük zorluk, daha fazla sayıda insanı memnun edecek ama her halükarda eşit sayıda insanda da memnuniyetsizlik yaratacak olan çözümü bulmaktır”diyor.

Pope’un aktardığına göre, ev ödevlerini azaltma fikri Dover-Sherborn Lisesi’nde epeyce tartışılmış: “Hepimiz çocuklarımızın gerçek gelişimlerini engelliyor olmaktan ölesiye korkuyorduk. Bir türlü bu delice düşüncelerden uzaklaşamıyor ve sürekli çocuklarımızın diğerlerinden geri kalacağını düşünüyorduk”

Şayet araştırma sonuçları, iki saatten fazla ödev yapıyor olmanın gerçek bir faydası olmadığını gösteriyorsa, okullar, akademik kaliteden vazgeçmeden ev ödevlerini azaltmaya bir şans vermeliler. Dover-Sherborn Lisesi yalnızca başarılı olmanın yöntemini sorgulayarak değil, aynı zamanda başarının tarifini de değiştirerek samimi bir şekilde hedefe ulaşmayı amaçlıyor.

Ev ödevlerini azaltma önerisi, okullardaki mevcut alışkanlıkları göz önüne alınca hemen benimsenecek bir fikir gibi gözükmese de en azından bazı okullarda tartışılmaya başlanmış durumda.

Elizabeth Owen isimli öğrenci, programın okulda gerçekten ne öğrenmek istediklerini anlamalarına yardımcı oldugunu düşünüyor ve ekliyor: “Daha az ödev yapmak okula olan bakış açımızı tekrar gözden geçirmemizi, kalıplaşmış davranışlarımızın değişmesini ve ders dışı zamanlarda nelere öncelik vermemizi anlamamızı sağladı.”

Çeviri: Eda Çizioğlu Özel

Kaynak: https://www.bostonglobe.com/ideas/2015/11/08/what-teachers-just-don-get-about-homework/bZaIQdRhoVfKVVMQnRBfON/story.html

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber