Bu haber kez okundu.

Ödev: Bir Veli Kâbusu

Ödevle ilgili yazılan yazılarda ele alınan konu başlıklarının genelde; ödev vermenin gerekli olup olmadığı, ödevin, öğrenmeye ve başarıya olan etkisi, verilen ödev miktarının ne olması gerektiği, ödev içeriğinin, öğrenci gelişimine katkısı olup olmadığı gibi daha çok teknik konuları kapsadığını görüyoruz. Hâlbuki bu noktada göz ardı edilen çok önemli bir figür var: Veliler. Ödevlerin yapım aşamasında oynadığı rol ile çocuğun ödeve, derslere, okula ve okumaya karşı tutumunu şekillendiren veliler.

Bu yazıda, yukarıda söz ettiğim teknik konulara girmeden (her biri ayrı bir yazı konusu zira), anne-babaların çocuğa ödev yaptırma noktasında nasıl hareket etmeleri gerektiği üzerinde duracak, bunu yaparken de ekseriyetle ilkokul ve ortaokul öğrenci velilerine dönük kimi tavsiyelerde bulunmaya çalışacağım. Veli görüşmelerinde ve seminerlerde, çocuğa ödev yaptırırken uyulması gereken beş kuraldan söz etiğimde, bu kuralları uygulamanın çok zor olacağını düşünen bazı velilerin “Hocam çocuğunuz var mıydı?” sorularına maruz kalırım. Bu sorunun altında yatan, “Böyle anlatması kolay, çocuğun olsun, okula başlasın o zaman görürsün” tarzındaki imayı sezmemek mümkün değil. Neyse ki kızım bu yıl ilkokul birinci sınıfa başladı da velilere sunduğum bu beş kuralı uygulama fırsatım oldu. İşte velilere anlattığım ve kızım için de geçerli olan o beş kural:

Kural 1: Okuldan eve gelen çocuğu, sevgiyle karşılamak, (ödevden ve diğer her şeyden öncelikli olarak) onunla sohbet etmek, hemhal olmak, ona, okulunun nasıl geçtiğini, neler yaptığını sormak, bunun yanı sıra kendi günümüzü, neler yaptığımızı anlatmak.

Böylelikle çocuğumuza “Sen benim için diğer her şeyden daha önceliklisin” mesajını vermiş oluruz. Bu da, onun kendini değerli hissetmesini sağlayacaktır. Eve gelir gelmez ödev yapmaya zorlamak, çocuğu ödev yapma makinesi olarak gören anne babaların ortak sorunudur. Böyle olunca çocuk kendisinin değil ödevlerinin ve derslerinin daha önce geldiğini düşünerek değersizlik duygusu yaşar. Unutmayın, çocuk hep önce gelir. Uçaklardaki oksijen maskeleri dışında :)
Kural 2: Çocuğa, “Ödevini yap”, “Ödevinin başına”, “Hadi dersini çalış” gibi cümlelerle ödev yaptırmaya çalışmamak.

(Ödevlerini yapması ve diğer sorumluluklarını yerine getirmesi istenirken, çocuğa bu tür emir cümleleriyle komut vermenin yol açacağı sorunlardan önceki yazımda söz etmiştim. Bkz. Çocuklarla İletişimde Bir Sorun: Emir Cümleleri)

Bunun yerine “Bugün ödevin var mı?” yahut “Bugün öğretmenin ödev verdi mi” gibi soru cümleleri kurmak daha sağlıklı olacaktır. Ardından ödevini ne zaman yapmayı planladığını sormanız, gerekirse bu planlamada ona yardımcı olabileceğinizi söylemeniz önemlidir. Çünkü böylece çocuk sorumluluğun ve kontrolün direkt olarak kendisinde olduğu mesajını alacaktır.

Kural 3: Çocuğun ödevini yaptığı zaman diliminde ne olursa olsun televizyonu kapalı tutmak.

Velilerin, uygulamakta en çok zorlandıkları kural genelde bu, çünkü çoğu veli, kendisi TV (genelde dizi) seyrederken çocuk da paşa paşa ders çalışsın, ödevini yapsın ister, fakat o sırada çocuğun haksızlığa uğramışlık duygusuyla şöyle düşünme ihtimalini unutur: “Herkes içeride TV seyrediyor, beni burada tutan şey ne? Dersler ve ödevler.” Şimdi bir düşünün. Her gün bu şekilde ders çalışmak, ödev yapmak zorunda kalan bir çocuğun, derslere ve ödevlere karşı tutumu olumlu mu olur yoksa olumsuz mu? Akşamları bir iki saatliğine de olsa televizyonu kapalı tutmaya çalışmak size çok fazla bir şey kaybettirmeyecektir ama çocuğa mutlaka bir şeyler kazandıracaktır.

Kural 4: Ceza tehdidiyle ödev yaptırmamak.

Çocuğa ceza tehdidiyle ödev yaptırmaya ve ders çalıştırmaya kalkarsanız, çocuğa o işi yapmama hakkını kendi ellerinizle vermiş olursunuz. Örnek olarak; “Ödevini yapmazsan, tabletle oynayamazsın” dediğinizde, çocuk “Peki tabletle oynamam böylece ödevimi de yapmak zorunda kalmam” diyebilir. Ödevi yapmamasını meşrulaştırmış olursunuz. Velev ki ceza tehdidi karşısında çocuk ödevini yaptı. Aile zafer duygusu yaşayabilir ama çocukta kırgınlık, öfke ve değersizlik duyguları hâkim olabilir. Ödev yapmadığı için çocuğa ceza vermek yerine neden ödev yapmadığını anlamaya çalışarak bu nedeni ortadan kaldırma yoluna gitmeliyiz.

Kural 5: Ödül ile ödev yaptırmamak.

Çocuğa ödülle ödev yaptırmaya çalışır da “Ödevini yaparsan, tabletle oynayabilirsin” gibi şart cümleleri kurarsanız, çocuk ödevi araç olarak görmeye başlayacaktır. Tabletle oynamak ise çocuğun asıl amacı olacaktır. Ödevini yapmak zaten çocuğun sorumluluğunda olan bir şey. Ödül verildiğindeyse, çocuk ödevi sorumluluğu olarak görmemeye başlar. Ödüle karşı olduğum anlaşılsın istemem fakat sunulma şekline dikkat edilmezse, ödülün çocuk için bir rüşvete dönüşme tehlikesine ve çocukta amaç haline gelmesine karşı anne babalara uyarıda bulunmak isterim.

Genel olarak bakıldığında, çocuğun ödeve, derslere, okumaya ve okula bakışını şekillendiren bu beş kuralın da veli tutumlarıyla ilgili olduğu görülür. Anne baba olarak çocuğunuzun ödeve, derslere ve okula karşı tutumunda bazı problemler olduğunu düşünüyorsanız, bunda kendi tutumunuzun izlerini aramakla ve bir tutum değişikliğine gitmekle işe başlayabilirsiniz. Sonuçta, çocuğu geleceğe hazırlarken biz geçmişte (geçmişin yöntemlerinde) kalamayız değil mi?

Recep Karataş

Kaynak:egitimpedia.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
ödev veli kâbusu

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber