Bu haber kez okundu.

O VELİDEN KORKMAMALIYDIM
Biliyorsunuz ben yaşanan olaylardan sonra karşıdakini suçlayan bir yapıda değilim. Daha çok olayı analiz edip öz değerlendirme yapmaya çalışırım çünkü hemen her olayda olduğu gibi hiçbir şeyin tek taraflı olmadığını, en az yüzde ellisinin bana ait olduğunu peşinen kabul ederim.
Neyse öğle saati çocukları aileleri alırken görmek istediğim ve şahsen teslim etmeyi çok önemsediğim için gidiş saati kalabalığı içinde koridordaydım. Veliler için olmayan kapıyı gördüm. Bir baba bekliyordu. Yaklaştım yanına;
“Affedersiniz ama bu kapı çocuk çıkışı için kullanılmıyor. O yüzden size zahmet olmazsa bahçeden dolaşıp diğer kapıya gelin lütfen.” dedim. 
Anlamamış gibi bakıyordu yüzüme, o yüzden aynı kelimelerle bir daha tekrar ettim. Şöyle bir döndü gitmeye yöneldi ama aynı anda geri döndü. Bana bağırmaya başladı;
“Ne affedersiniz, ne zahmet olmazsa, ne zahmeti ha ne zahmeti haaa…”
Sinirden titriyordu bunları söylerken ve ellerini kollarını savuruyordu. Şaşırdım ama açıklamaya devam ettim;
“Bu kapı çocuk çıkış kapısı değil. O yüzden diğer kapıya geçmenizi rica ediyorum.”
“Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Daha önce geldiğimde bu kapıdan vermiştin. Şimdi niye vermiyorsun?”
Haklıydı…Daha önce bir kez daha gelmişti aynı kapıdan. Haline baktım, üstü başı çimento veya alçı gibi şeylerle dolu, ayağında yırtılmış bir terlikle son derece perişan ve yorgun görünüyordu. Çocuğun bilgilerinden inşaat işçisi olduğunu okumuştum zaten. O halini görünce üzüldüm ve adamcağızı bir de ben uğraştırmayayım diye bir şey söylemeden vermiştim. Ama bunları ona söyleyemedim. Halinize üzüldüm o yüzden uyarmadım diyemedim.
“Geçen sefer ilk kez olduğu için uyarmamıştım sizi. Genellikle annesi geliyor, o hep diğer kapıyı kullanıyor. Eğer siz de sık sık gelecekseniz doğru kapıyı öğrenin diye söyledim.” gibi şeyler söylüyordum ki baba üstüme yürümeye başladı. Öfkeden deliye dönmüş, kıpkırmızı halde sanırım artık vurmaya falan hazırlanıyordu bana. Korktum resmen…Korktum ve geriye çekildim.
O sırada hizmetliler yetişti yanıma. Adamı durdurmaya çalıştılar ama bir yandan da bağırıyorlardı;
“Ne biçim adamsın sen, öğretmene böyle davranılır mı?” gibi şeyler söylüyorlardı.
Bu arada çocuğu gördüm, sınıfın kapısına büzülmüş izliyordu olan biteni. Hemen koştum çocuğa sarıldım, bu kez ben kavganın arasına girdim ve durdurdum. Babaya;
“Bir dakika bekle lütfen, sonra hemen vereceğim çocuğunu sana.”
Korkuyla bakan minik öğrencimi aldım yanıma;
“Korktun biliyorum ama sadece babanla birbirimizi yanlış anladık. Endişe etme sen. Ben şimdi babanla tekrar konuşur anlaşırım. Sen korkma lütfen.” dedim. Babasının yanına gittim ve sakin olmasını söyledim ama beni dinlemiyordu bile. Çocuğunu benden çekiştirip aldı ve gitti.
Diğer birkaç veli ve hizmetliler olayın kızgınlığı ve şokuyla adama sayıştırıyorlardı arkadan. 
“Lütfen susun.” dedim ama konuşuyorlardı hala.
“Hocam nasıl kızmıyorsun sen. Adamın yaptıklarına baksana. Kaba …….bir adam.”
“Bakın. Sizce bu adam bana mı kızdı gerçekten? Ben ona kızmasına sebep olacak bir şey söyledim mi?”
“Tamam işte hocam o yüzden zaten biz de kızıyoruz ya…”
“Kızılacak bir şey yok ortada. Adamcağızın hali ortada. İnşaat işçisi ve üç çocuğu var. Geçinmek ve barınma derdiyle beraber üç çocuk doyurmak ve okutmak derdiyle uğraşıyor. Elbette hiçbir yerde de saygı görmüyordur. Böyle bir yaşam bir insanı ne hallere getirebilir anlamak lazım.”
“E hocam ne yapalım anlıyoruz da aferin mi diyelim bir de? Yapmamalıydı bunu.”
“Tamam yapmamalıydı ama hayatın ağır şartları altında bir şekilde var olma mücadelesi verdiğini unutmamalı. Bir insanın, saygın bir insan şartlarında yaşama şansı elde edememiş ve maalesef buna kendi seçimi olmadan mecbur kalmış bir insanın duygularını anlamalı. Ben bunu öngörüp daha dikkatli ve farklı yaklaşmalıydım.”
“Hocam sen bir şey yapmadın ki?”
“Evet işte bir şey yapmadım. Adam sinirlenince korktum ve geri çekildim. Halbuki çok daha farklı davranabilirdim.”
“Ne yapacaktın acaba Hocam?”
“Korkmamalıydım, sinirlendiği anda ve muhtemelen hayatı boyunca karşılaştığı aşağılamalar veya değersizleştirmeler sonucu yaşadığı duygu patlamasını daha cesurca karşılamalıydım. Ona değer verdiğimi, duygularını ve yaşam mücadelesini anladığımı, bunun zorluğunun farkında olduğumu hissettirmenin bir yolunu bulmalıydım.”
“Bunu niye yapacakmışsın ki Hocam? Oooo sen herkese böyle yaklaşırsan işin iş…”
“Bunu niye yapmalıydım biliyor musunuz? Çünkü şimdi bu sinirle çocuğunu alıp giden baba, bu siniri ile ne yapacak sizce?”
“Ya çocuğu ya karısını dövecek. Muhtemelen sinirini onlardan çıkaracak.”
“Evet maalesef. İşte bu yüzden korkmadan ona değer verdiğimi ve hislerini anladığımı anlatmanın bir yolunu bulmalıydım.”
Bugün geldi benim tatlı öğrencim. Evde ne oldu, bitti soramadım kimseye. Ama minik yavrum benimle hemen hiç konuşmadı, daha düne kadar sakince ve uyumlulukla davranan çocuk bugün hemen hiçbir şeye katılmadı ve uyum göstermedi. Sizce neden?
Not : Hani öğretmenlerle ilgili yazılarıma kızan ve beni oturduğu yerden ahkam kesmekle suçlayan meslektaşlarım oluyor ya bazen. Bu yazımla ne koşullarda çalıştığımı ve nasıl insanlarda bir değer ve eğitim farkı yaratmaya çalıştığımı anlarlar umarım.
Bir de; evet benim çocuklarım özel okulda okuyorlar. Çok şükür bunu karşılayabilecek ve hatta bugün istesem çalışmayı bırakabilecek şartlara sahibim ama böyle okullarda çalışmaya ve bu insanların çocuklarını eğitmeye gönüllü oldum hep. Sizce neden?
Sevgilerimle...

Kaynak: Sema Deniz-Eğitim Uzmanı Anne
 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
veliden korkmamalıydım

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber