Bu haber kez okundu.

NEDEN SOSYAL MEDYADA ÇOCUĞUNUZUN FOTOĞRAFLARINI PAYLAŞMAMALISINIZ ?
Yazar: Psikolog Zeynep KAYA

 Paylaşmak güzeldir kültürünü abarttığımız şu günlerde özel hayatımıza ait her şeyi sosyal medya kanallarını kullanarak herkes ile paylaşıyoruz ve bundan keyif duyuyoruz. Bazen bununla yetinmiyoruz. Kontrolün bizde olduğunu düşündüğümüz için çocuğumuza ait bilgi ve resimleri de sosyal medya ortamında kolayca paylaşabiliyoruz.
Önceleri çocuklar için yararlı bilgileri paylaştığımız bu platformların bir anda hesapları daha cazip hale getirmek için daha sınırsız paylaşımların yapıldığı platformlar haline geldiğini görüyoruz. Çocukların her anını görüntüleyip paylaşmak elbette her ailenin hakkı fakat bu paylaşımın herkes tarafından görülmesi bazı sakıncalar içermektedir.

Çocuğunuzun mahremiyetiyle ilgili görselleri, ona sormadan izinsiz bir şekilde, üstelik bazen dozunu kaçırıp görselleri daha ilgi çekici hale getirmek için onlara eklemeler yaparak da paylaşılabiliyoruz. Örneğin, kız çocuklarını daha feminen giydirip, yetişkin imajıyla paylaşmak gibi.

Çok basit bir empati cümlesiyle kendinize hiç şunu sordunuz mu? Biri benden önce benim adıma bir hesap açsa, benim en güzel, en özel anlarıma kendi karar verse ve bunları herkesle paylaşsa bu beni ne kadar mutlu eder?

Dozu Kaçan Paylaşımlar, Çocukları Hedef Haline Getiriyor
Çoğu sosyal medya kullanıcısı için sosyal medya bir depolama alanı. Sorun ise bu depolama alanın gizliliğinin ihmal edilmesi. Özellikle Facebook, Instagram gibi mecralarda gizlilik kilidi olmadan paylaşılan verilerin başkaları tarafından da depolanma olasılığını göz ardı etmemek gerekir. Dijital çağ pek çok açıdan bizlere avantajlar, kolaylıklar sunarken bir yanda da kötüye kullanılma risklerini içinde barındırdığı için bizlere dezavantajlarını hatırlatmakta. Birçok verinin kolaylıkla kopyalanabilmesi, kötü amaçlar doğrultusunda kullanılma riskini ortaya çıkarmaktadır.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de pedofili, çocuk pornosu çözümü zor sorunlardan biri. Bununla baş etmenin en iyi yolu ise bireysel önemler. Sosyal medya hesaplarında paylaşılan bu paylaşımlar çocukların resimlerinin kötü amaçlar doğrultusunda kullanılmasına neden olabilir.

Özellikle yaz mevsimlerinde dozu kaçan paylaşımlar çocukları hedef haline getirebilmekte. Çıplak ya da mayolu resim paylaşmak çocuğun mahremiyet alanı hiçe saymak bir yana çocuğu tehlikelere karşı daha açık hale getirebilmektedir.
Özellikle aile paylaşımlarının çocuğun ergenlik döneminde, bireyselleşme çabası içinde olduğu dönemde onu kötü etkileyebilmekte, arkadaş ilişkilerinde alay konusu olabilmektedir. Duygusal gelişimi gerileten bu olay size göre, basit bir ‘an’ı paylaşma ona göreyse kimliğinin yok oluşu anlamını taşıyabilir. O an eğlenceli olan gülüp geçtiğini videolar ergen için kabus olabilir.

Paylaşımları sadece ebeveynler değil, öğretmenlerde zaman zaman yapabilmekte.
Evde veya okulda çocukların görselleri kendi kişisel hesaplarından ya da whatsapp gibi toplu konuşmaların yapılabildiği çocuğun ailesinin dışında kişilerinde olduğu mecralarda paylaşabilmektedirler. Sosyal- medya kullananların yaşının düştüğü şu dönemde mahremiyet duygusunun gelişmesi çok önemli. Aile ise bu algının gelişmesi için önce rol model olmalı, özel hayata dair paylaşılan bilgilerin kiminle ve hangi sınırlar doğrultusunda paylaşılmasını konusunda öncü bir rol üstlenmeli.

Paylaşmak elbette güzel. An’ı ölümsüzleştirmek belki de teknolojinin bize sunduğu en güzel nimet. Fakat ölümsüzleştirdiğiniz bu ‘ an’ ları tanımadığınız kişilerde paylaşırken bir daha düşünün.  
Kısa Bağlantı : http://clss.link/1WpKSL2
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber