Bu haber kez okundu.

Neden Çocukların Hareket Etmeye, Dokunmaya ve Keşfetmeye İhtiyacı Var?

Öğrencilerin öğrenme sürecinde bedenlerini kullanmaları, bu her ne kadar aptalca ya da ulaşılmak istenen öğrenme hedefiyle bağlantısız gibi görünse de, aslında çok büyük bir etkiye sahip. Araştırmacılara göre öğrenciler matematiksel hikaye anlatımı yaparken (örneğin sözlü problemler gibi) bedenlerini kullandıklarında matematik hakkındaki düşünceleri değişiyor. “Eğer yaptığımız hareketlerle bağlantısını kurabilirsek, dili çok daha zengin ve dolu bir şekilde anlıyoruz” diyor Chicago Üniversitesi psikoloji profesörü Sian Beilock.
Şu sözlü problemi ele alalım:
Hayvanat bahçesinde iki suaygırı ve iki timsah var. Hayvanat bahçesinin bekçisi Pete, her bir suaygırına yedi balık veriyor. Timsahlara ise dört balık veriyor.
Üçüncü sınıflar üzerinde yapılan bir deneyde öğrenciler iki gruba ayrıldı. Bir grup problemi iki kez okudu. İkinci grup hikayeyi aynı zamanda canlandırdı. Yani problemi okurken fiziksel olarak suaygırlarını ve timsahları balıklarla besliyor gibi yaptılar. Her iki gruptaki öğrencilere de bekçinin hayvanları toplamda kaç balıkla beslediği soruldu.
Sonuç şu oldu:
“Hikayeyi canlandıran çocuklar problemi daha fazla çözdü” diyor Beilock. Problemi okuyan çocuklar genellikle “on bir” sonucuna ulaştılar. Çünkü problemdeki “her bir” kelimesini gözden kaçırdılar. Ancak problemi canlandıran çocuklar her bir suaygırına yedi balık vermeyi tek tek fiziksel olarak gösterdikleri için aradaki fark akıllarına yerleşti.
“Burada önemli olan, kelimeleri belli hareketlerle eşleştirmek. Tam öğrenmeye sebep olan şey bu” diyor Beilock. “Ve bunu bir kez harekete döktükten sonra artık kafalarında da canlandırabilirler ve yine aynı faydayı görebilirler.”
Beden ve Beyin
Nörobilimciler insanların nasıl öğrendiğini araştırırken genellikle yeni becerilerin ve yeteneklerin, beyinde aynı zamanda temel beden fonksiyonlarını da kontrol eden bölgelerde bağlantılı olduğunu bulmaya devam ediyor. “Öğrencilerimizin gerçekten öğrenmesini ve en iyi performansı göstermelerini sağlamak için kafalarının içinde olup bitenin ötesine geçmeliyiz” diyor Beilock katıldığı Öğrenme ve Beyin Konferansı’nda.
“Somutlaşan öğrenme” adı verilen bu alan pek çok eğitimci için yeni bir şey değil. Maria Montessori 1966 yılında yazdığı Çocukluğun Sırrı adlı kitabında zihin ve beden arasındaki ilişkiyi şöyle vurguluyor: “Hareket ya da fiziksel aktivite, zihinsel gelişim için temel bir faktördür. Hareket yoluyla dışsal gerçeklikle temas kurarız ve bu temaslar sayesinde sonunda soyut fikirler bile ediniriz.”
Bilim insanları giderek artan bir şekilde Montessori’nin haklı olduğunu kanıtlıyor. Araştırmacılar 6 aylık ile 4 yaş arasındaki küçük çocukların beden hareketlerini inceledi ve daha sık hareket etmenin gelecekteki akademik öğrenme ile bağlantılı olduğunu buldu. Dik oturabilen, yüzüstü konumlarını daha uzun süre koruyabilen ve yürüyebilen küçük çocuklar ile gelecekteki akademik başarıları arasında bir korelasyon bulunuyor. Üstelik araştırmacılar, sosyoekonomik durumun, ebeveynlerin eğitim durumunun ve gelecekteki eğitimin türünün bu durum üzerinde hiçbir etkisi olmadığını dile getiriyor.
“Akademik başarının en güçlü belirtilerinden biri, çocukların çok küçük yaşlarda nasıl hareket ettikleri ve dünyalarını nasıl keşfettikleridir” diyor Beilock. “Küçük çocuklar hareket ettiğinde ve dünyalarını keşfettiklerinde, dokunarak öğreniyorlar. Çok küçük yaşta iki eli kullanarak yapılan “çalışmalar” ile corpus callosum’un (beyinde, sol ve sağ beyin arasındaki hızlı iletişimi sağlayan bölüm) sağlamlığı arasında bir korelasyon bulunuyor” diye devam ediyor Beilock. Ellerini kullanma ile beyindeki hızlı iletişim arasındaki bağ, müzik aleti çalmayı öğrenmek ile matematik becerisi arasında kurulan korelasyonun sebeplerinden birisi olabilir.
“Matematik yeni bir kültürel buluş” diyor Beilock. Beynin, “sayısal temsil”den sorumlu olan bölümü aynı zamanda parmak hareketlerini de kontrol ediyor. Pek çok çocuk önce parmakları ile saymayı öğreniyor. Bu, bu bağlantının fiziksel bir tezahürüdür. Küçük yaşlardaki öğrenciler üzerinde yapılan çalışmalar, Beilock’un akademik öğrenmenin doğuştan bedenle bağlantılı olduğu inancını kanıtlar nitelikte.
“Bedenlerimizin gücünü, elimizden gelen en iyi şekilde öğrenmek, düşünmek ve performans göstermek için kullanmaya başlamalıyız” diyor Beilock. Öğrenciler neredeyse sürekli olarak ve saatlerce, bazen yeterli süre teneffüs bile yapamadan sınıfların içinde tutuluyorlar. Ve bedenlerinin sınıflarda ne kadar güçlü birer öğrenme aracı olabileceği fikrine neredeyse hiç ilgi gösterilmiyor.
Bu yazı BÜMED MEÇ OKULLARI tarafından desteklenmektedir.

 
 
 
 
 
Kaynak: http://ww2.kqed.org/mindshift/2015/03/26/why-kids-need-to-move-touch-and-experience-to-learn/

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber