Bu haber kez okundu.

Nasıl Sorgulayan Bir Çocuk Yetiştirebilirsiniz?

Konuk Yazar – Dr. Bahar Eriş

 Anne, bu bir rüya mı?

- Değil.

- Neden? Nasıl biliyorsun?

- …………………….

 Bu diyalog, arkadaşım Özge’yle 3, 5 yaşındaki oğlu Kaan arasında bugün geçmiş.

“Düşünüyorum, demek ki varım” sözüyle ünlü filozof Descartes da, Kaan’dan çok daha ileri bir yaşta, Kaan’la aynı soruyu sormuş: “İnsan rüya görmediğinden nasıl emin olabilir? Dünya gerçekten bize göründüğü gibi mi?”

Arkadaşımla şakalaştık. “Bir sonraki kitap adım belli oldu” dedim: “Her Çocuk Filozoftur”.

Gerçekten de buna inanıyorum. “Filozof” sözcüğünün anlamı, “bilgiyi seven”. Çocuklar her şeyi merak eden, sorgulayan, bilmek isteyen küçük filozoflar.

Tartışamayacakları hiçbir konu ya da kavram yok. Etrafımızdaki dünyaya dair oluşturduğumuz büyük kavramlar ve büyük isimler, küçük bedenlerin ve küçük beyinlerin bunları düşünemeyeceği yanılsamasını yaratıyor.

Oysa bu sadece bir yanılsama: “Tanrı var mı?” “Her şeyi Tanrı yarattıysa Tanrı’yı kim yarattı?” “Ben nasıl doğdum?” “Dünyadaki en değerli şey nedir?” “İlk insanlar konuşamıyorsa konuşmayı nasıl öğrendik?” “Anneannem ölünce nereye gitti şimdi?” “Anne, bu bir rüya mı?” Çocuklar bize sürekli metafizikle, dille, değerlerle, var oluşla ilgili sorular soruyorlar.

Çoğu zaman bu sorulara bizim de bir cevabımız yok. Ya varmış gibi yapıyoruz, ya gerçekten var olduğunu sanıyoruz, ya da şarkıdaki gibi “düşünme hiç, neden diye yorulma” diyerek geçiştiriyoruz.

Küçükken bazen annem ve babam odadan çıkınca düşünürdüm: Odadan çıktıkları anda acaba var olmaya devam ediyorlar mı? Yoksa buharlaşıp yok mu oluyorlar? Bunu sorduğumda etrafımdakiler “saçma sapan şeyler düşüneceğine git yat uyu” deyip geçerdi. Ben de bir süre sonra sorgulamayı bıraktım.

Bunun bir felsefe akımı olduğunu çok sonra öğrendim. İrlandalı filozof George Berkeley de meğer benimle aynı soruyu sormuş: “Gözlemlenmeyen bir şey var olmaya devam eder mi?” “Ya gördüğün şeyler sen arkanı döndüğünde yok oluyorsa?” Demek ki ona birileri “git yat uyu” dememiş. Dediyse bile o uyumamış. Demek ki benim sorum o kadar da saçma değilmiş.

Geçenlerde 5 yaşındaki yeğenim Ali ile oyun oynuyorduk. Ali durup dururken “Geleceğimiz geçmişimizi güzelleştirir” dedi. Çok enteresan bir bakış açısı diye düşündüm.

Çünkü “geçmişimiz geleceğimizi güzelleştirir” daha alışılmış olan düşünce sıralaması.

O sırada ortamda bulunan komşu Türkan Teyze, Ali’yi düzeltmekte gecikmedi:

– Oğlum, o öyle değil. Geçmişimiz geleceğimizi güzelleştirir olacak.

Türkan Teyze adını tarihe altın harflerle yazdırmış bir filozof değil. Ama kendi düşüncesini Ali’nin beynine altın harflerle yazmaya kararlı görünüyordu.

Neyse ki Ali’nin ablası Zeynep araya girdi. 9 yaşında henüz tam “yetişkinleştiremediklerimizden” kıvamındaki beyni, hakemlik yapmak için idealdi. Çocukluğun sorgulayan dünyası ile yetişkinliğin sorgulamayı bırakan ve bıraktıran dünyası arasında, araftaki yeğenim, filozof kardeşini savundu:

– Türkan Teyze, bence Ali şöyle demek istedi: Bugün iyi bir şey yaparım. Yaptığım bu iyi şey sayesinde yarın daha güzel olur. Yarın, bugün yaptığım şey geçmiş olacak. Yani geleceğimi düşünerek geçmişte güzel bir şey yapmış olurum. Geleceğim geçmişimi güzelleştirir.

Çocukların bu muhteşem beyin jimnastiğini merakla izlerken, “büyük Türk düşünürü”, sevgili Türkan Teyze yine araya girdi:

– Öyle değil o. Yanlış. Geçmişimiz geleceğimizi güzelleştirir olacak.

9 yaşımdaki yeğenimle birbirimize bakıp “ne desek boş” dercesine gülümsedik. Türkan Teyze asla kötü niyetli değildi, o da tüm iyi niyetiyle kendince doğru yolu göstermeye çalışıyordu. Ama ne yalan söyleyeyim, yeğenimin Türkan Teyze’nin değil de benim safımda olduğunu bilmek beni bir hala olarak müthiş gururlandırdı. Ali ise çoktan oyuna geri dönmüş, hayali kahramanlar yaratarak yaşadığı anı güzelleştirmekle meşguldü.

Çocuklar sürekli hayatı sorgulayan küçük birer filozof. Kafalarında tuhaf sorular dönüp duruyor. Sonrasında ne olduğu malum: Ya bir Türkan Teyze çıkıp onlara yanlış düşündüklerini söylüyor, ya bir başkası saçmalama yat uyu diyerek düşünceyi uyutuyor, ya evde kaçan fırsatı okul yakalayıp telafi ediyor ve çocuklar okulda sorgulamayı bırakıyorlar, ya da tüm engelleri aşarak hayatı filozofça sorgulamaya devam ediyorlar.

Facebook’ta arkadaşımın oğluyla diyaloğunu yazdığı kısmın altına, şu yorumu yazdım:

“Her çocuk filozoftur, ta ki…”. Haydi bu cümleyi tamamla.

Cevap, çok geçmeden Kaan’ın felsefe öğretmeni olan anneannesinden geldi.

“Bu cümleyi Karl Jaspers şöyle tamamlamış: “Ta ki biz onları sorgusuzluk zindanına kapatıncaya dek”.

Nokta.

Anneanne felsefe öğretmeni olunca, anne de düşünen ve sorgulayan bir anne oluyor. Çocuk da büyük olasılıkla düşünen ve sorgulayan bir çocuk olarak büyümeye devam ediyor. Üstelik Kaan Maximilianus Kaiser gibi iddialı da bir ismi varsa, ileride de filozof olmaması için hiçbir sebep yok!

Bunlar yoksa, hayata Schopenhaur gibi düşünerek başlayıp, “shopping hour”u düşünerek devam ediyor!

Sokrates “sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez” demiş. İnsanın filozof doğup koyun ölmemesi için sürekli sorgulamaya devam etmesi gerek.

Bunu sağlayabilmek düşündüğünüz kadar zor değil. Aşağıdaki birkaç basit ve etkili yöntemle işe başlayabilirsiniz:

“Yanlış düşünüyorsun” demeyin. Siz siz olun Türkan Teyze olmayın. Çocuk sizce mantıklı olmayan tuhaf bir soru sorar ya da farklı bir şey söylerse, “yanlış” diyerek düşünme ve sorgulama kanallarını tıkamayın. Hatta sadece susmak bile yanlışsın demekten çok daha büyük bir iyilik olur.

Pası çocuğa atın. “Anne, bu bir rüya mı?” Çocuk size bu soruyu sorduğunda ona “Bilmiyorum, sence?” sorusunu sorabilirsiniz. Bu soruyu sormak çocuğun düşüncesini belli bir kalıba sokmaktansa, düşünmeye devam etmesi için yolu açmaktır. Çocuğunuza, Sokrates gibi sürekli sorular sorarak sadece düşünmesini sağlamakla kalmazsınız, aynı zamanda kendi düşüncelerinizi de taze bir beynin bakış açısından yeniden değerlendirebilirsiniz.

Cevapsızlık kötü bir cevap değil: Arkadaşımın oğlunun sorusu karşısında hiç bir şey söyleyememesi son derece doğal bir tepki. “Yanlış” ya da “saçma” gibi kesin bir yargıdansa, tereddüt daha iyi ve dürüst bir cevap. Çocuk soru sorunca bir cevap veremeyebilirsiniz. Bu, “birlikte düşünelim, birlikte araştıralım, birlikte okuyalım” gibi bir adımla devam edebilir.

“Ne düşünüyorsun?” sorusunu siz sorun. Çocuğun size bir şey sormasını beklemeden ona belli konularda ne düşündüğünü sormak, “düşünen ve sorgulayan bir birey” olarak yetişmesinde basit ama etkili bir yöntem.

Çocuklara yönelik felsefe kitaplarından destek alın. Bu tarz kitaplar, cevaplamada yetersiz kaldığınız yerlerde destek sağlayabilir. Ayrıca bu kitapları birlikte okuduğunuzda, büyük filozofların büyük düşüncelerinin sizin küçük filozofunuzun büyük düşünceleriyle ne kadar benzer olduğunu da göreceksiniz.

Neden, nasıl soruları evinizden, sınıfınızdan eksik olmasın. Özellikle felsefe kitabı okumasanız da, okuduğunuz her hikayede, konuştuğunuz her konuda, başınıza gelen her olayda “neden ve nasıl” sorularını sormak, çocuğunuzun sorgulamayı bir alışkanlığa dönüştürmesini sağlayacaktır. Fazla merak iyi değil diyorsanız bütün bunları konuşmamızın da fazla bir anlamı yok elbette!

Picasso, “Her çocuk bir sanatçıdır. Sorun büyüyünce nasıl sanatçı kalabildiğimizde” demiş.

Aynı zamanda her çocuk bir filozoftur. Mesele filozof kalabilmekte.

Dipnot: Yazıya ilham veren Özge Kaiser ve Kaan Maximilianus Kaiser’e teşekkürlerimle…

Dr. Bahar Eriş

Kaynak: www.bahareris.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber